Bir dil, bir ders ve 14 yıl: Zazacanın MEB serüveni

Dr. Murat Varol Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

David Crystal, Dillerin Katli kitabında, "Tehlikedeki dil eğer konuşmacıları eğitim sisteminde güçlü bir varlığa kavuşursa gelişecektir" der. Sonrasında ise bir şeye daha dikkat çekerek bir eğitim programının iyi bir müfredat ve iyi bir müfredatın da onu öğretecek iyi öğretmenler olmadan başarıya ulaşamayacağını belirtir.

Zazaca gibi eğitim hayatına yakın bir zamanda başlamış ve aynı zamanda yok olma tehlikesi altında olan bir dil için eğitimin önemi ve değeri kuşkusuz daha fazla ve daha farklı olur.

Zazacanın dil/lehçe dikotomisi bütün varlığı ile yekvücut olarak karşımızda durmaya devam ederken, birçok şey bunun gölgesinde kalmakta ve asıl yapılmak istenen ile yapılan şey çoğu zaman birbirinin yerini alabilmekte.

2012 yılında ilk defa MEB'e bağlı okulların kapısından içeri giren Zazaca için belki de bu süreçten sonra artık birçok şeyin değiştiği bir dönem de başlamış oldu. Bu mesele tek başına önemli bir adım ve büyük bir devrimdi.

Yaşayan Diller ve Lehçeler Dersi adı altında kendine yer bulan Zazaca için ilk dönemlerde Kürtçe ile beraber -ki bunun Türkiye'deki karşılığı Kurmancca olarak bilinir- ortak bir öğretim programı kapsamında ders kitapları hazırlandı ve okutulmaya başlandı. Ancak ilk dönemlerden itibaren buna hep itiraz edildi; sivil toplum kuruluşları, yazarlar, akademisyenler bunun değişmesi gerektiğini ifade ettiler.

Zaman zaman dönemin Millî Eğitim Bakanları bile bunun hatalı olduğunu ifade ettiler, değişeceğini dile getirdiler; ancak bu mümkün olmadı. Zira mesele her ne kadar eğitim olsa da Zazaca mevzubahis olduğunda bunu siyaset dışı düşünmek bazı kesimler için oldukça zordu.

2012 yılında başlayan bu ilk süreç 2017 yılında ilk değişimini yaşamaya başladı. 2017 yılında Bingöl Üniversitesi ve Bingöl İl Millî Eğitim Müdürlüğündeki akademisyen ve öğretmenlerden oluşan bir komisyon tarafından Zazaca ders kitapları yeniden yazıldı; kitaplar yeniden yazılsa da öğretim programı hâlâ ortaktı. Bu süreçte ders kitaplarının yazım aşamasında da öğretim programının değişmesi gerektiğine dair gerekli itirazlar yapıldı; ancak süreç sadece ders kitaplarının yenilenmesi olduğu için öylece kalmış oldu.

2024 yılında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim modeli olarak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli benimsendi; buna bağlı olarak bütün derslere ait öğretim programları yenilenmeye ve ders kitapları da bu yeni öğretim programlarına göre her yıl bir kademe olmak üzere yeniden hazırlanmaya başlandı.

Bu bağlamda, 2025 yılının sonu ile 2026 yılının başında seçmeli dersler ile ilgili süreç de başlamış oldu. Buna göre Yaşayan Diller ve Lehçeler Dersi kapsamında olan dersler için öğretim programlarının yenilenmesi ve yenilenecek öğretim programına göre yeni ders kitaplarının hazırlanması gündeme gelmiş oldu.

Bu süreçte Millî Eğitim Bakanlığı ile yapılan görüşmelerin ardından Bingöl, Munzur ve Ankara Üniversitelerindeki Zaza Dili ve Edebiyatı alanında çalışan akademisyenler ile Bingöl İl Millî Eğitim Müdürlüğünün Zazaca öğretmenlerinden oluşan bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyon hem yeni öğretim programını hazırlayacaktı hem de programın onaylanmasından sonra yeni programa göre Zazaca ders kitaplarını da yeniden yazacaktı.

İşte bütün tartışmaların odağındaki asıl mesele öğretim programının değişmesiydi; çünkü önceki öğretim programında Zazaca, Kürtçenin içerisinde yer alıyordu. Zazaca için ayrı bir öğretim programının hazırlanması demek, kitapların hazırlanmasından tutun öğretmen atamalarına kadar her yönüyle Millî Eğitim Bakanlığındaki iş ve işleyişlerde Zazacanın tamamen ayrılması anlamına gelecekti.

Meseleyi bir an için tüm tartışmaların dışında değerlendirip, aşağıdaki sorunlara baktığımızda aslında nelerin olduğunu daha iyi görmüş olacağız.

Mesela bugüne kadar hiç kimse Şırnak'ta hiç Zazaca dersi açılmadığı hâlde oraya neden Zazaca öğretmeninin atandığını sormadı.

İki branş öğretmenliğinin farklı olmasına rağmen ilk dönemlerde Zazaca öğretmenliği branşı için bir Kürtçe öğretmeninin de neden başvuru yapabildiğini kimse önemsemedi.

Kürtçe dersinin seçildiği bir okula, Kürtçe öğretmeni yerine Kürtçe bilmediği hâlde bir Zazaca öğretmeninin neden gönderildiğini kimse umursamadı.

Ders seçim modülünde Kürtçe yerine Zazaca, Zazaca yerine Kürtçe dersi sehven veya bilmeyerek seçildiğinde, bunun neden olduğunu kimse merak etmedi.

Zazaca norm kadroları ile Kürtçe norm kadroları için hatalar yapıldığında, bu hataların nasıl giderileceğine dair kimse çözüm üretmedi.

Aslında bu ve buna benzer tüm hata ve yanlışlar, öğretim programının ortak olmasından kaynaklanıyordu; çünkü resmiyette dersin adı Yaşayan Diller ve Lehçeler Kürtçe (Kurmancca, Zazaca) diye geçiyordu. İşte bu durumdan dolayı iki ders, tek bir ders gibi değerlendirilmiş; öğretmen atamaları, ders seçim modülü, norm kadro işlemleri hep iç içe hatalarla dolu olarak günümüze kadar devam etti.

İşte şimdi dersin adının "Yaşayan Diller ve Lehçeler Dersi Zazaca" şeklinde değişmesi yukarıda bahsedilen tüm hataları ve yanlış uygulamaları da ortadan kaldırmış olacak. İşin bu eğitim ve teknik yönü hep göz ardı edildi ve mesele sadece Zazacanın dil/lehçe ekseninde görüldü.

Peki şimdi ne olacak?

Yeni süreç ile beraber artık Zazaca, Millî Eğitim Bakanlığı ders ve öğretmen işlemlerinde yeni bir öğretmenlik branşı ve ayrı bir dil olarak tanımlanmış oldu. Zazaca ders kitapları yeni öğretim programına göre özgün, dil öğretme yapısına uygun bir şekilde yeniden hazırlanacak.

MEB'in ders seçimi ve öğretmenlik alan branşları gibi bütün iş ve işlemlerinde Zazaca ayrı olarak görünecek. Artık sadece Zaza Dili ve Edebiyatı mezunları Zazaca öğretmeni olacak. Norm kadro ve diğer işlemlerde Zazaca ayrı değerlendirilecek.

İşin bir diğer önemli tarafı ise dersin öğretim yöntemi, ders kitaplarının içeriği ve bunların ele alınış biçimi olacak. Hazırlanan yeni Zazaca öğretim programında her ders için dört tema belirlendi ve her bir tema öğrencilerin sınıf düzeylerine uygun olarak seçildi. Öğrenciler 5, 6, 7 ve 8. sınıflarda kademe kademe dili öğrenecek; Zazacayı okuma, yazma, konuşma ve dinleme şeklinde dört temel beceriyi her yönü ile öğrenmiş olacaklar.

Zazaca için kazanılmış her hak, bir başka dilin gasp edilmiş bir alanı olarak görülmemeli; Zazacanın daha çok desteklenmeye, daha çok sahip çıkılmaya ve daha çok görünür olmaya hakkı var.

Zira mevcut süreç devam ederse, yok olma tehlikesi altındaki Zazaca yakın gelecekte yok olmuş olacak ve Maurice Olender'in Cennetin Dilleri'ne bir halka daha eklenecektir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU