Saksonya-Anhalt depremi, ulusal anketler, Merz'in silahlanması ve Trump-Putin hattı aynı sahada çarpışıyor. Almanya artık yalnızca bir iç seçim laboratuvarı değil; Avrupa güvenlik mimarisinin kırılma noktasıdır.
6 Eylül 2026, Almanya'nın doğusunda sıradan bir eyalet seçimi değildi. Saksonya-Anhalt'ta Almanya için Alternatif (AfD) yüzde 43,8 oy aldı; 83 sandalyelik mecliste 39 sandalye kazandı. Mutlak çoğunluk için gereken 42 sandalyeye üç sandalye kaldı. CDU yüzde 17,2'ye düştü, tek bir doğrudan vekillik bile kazanamadı. Katılım yüzde 77,8'e çıktı. Şansölye Friedrich Merz sonucu "yalnızca Saksonya-Anhalt'ı değil, Almanya'nın tamamını değiştirdi" diye niteledi ve "hepimiz derin bir şok içindeyiz" dedi.
Bu rakamlar bir parti zaferinden fazla şey anlatır. Federal seçim 23 Şubat 2025'te yapılmış, CDU/CSU yüzde 28,5 ile birinci çıkmış, Merz SPD ile büyük koalisyon kurmuştu. AfD o gün yüzde 20,8 almıştı. On sekiz ay sonra ulusal anketlerde AfD yüzde 27–29 bandında birinci, Union yüzde 19,5–21'e gerilemiş durumda. 20 Eylül'de Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin sandığa gidecek. Doğu'daki ivme durmuş görünmüyor.
Tartışmanın gürültüsü "aşırı sağ yükseldi" cümlesinde boğuluyor. Asıl mesele başka yerde duruyor: Almanya aynı anda Avrupa'nın en hızlı silahlanan ülkesi ve en kırılgan siyasi laboratuvarı haline geldi. Seçim, savunma, Ukrayna savaşı ve transatlantik kırılma artık ayrı dosyalar değil. Tek bir durum değişikliğinin katmanları.
İki hat, iki Avrupa
Merz, Bundestag'da Rusya'nın NATO, Avrupa Birliği veya Almanya tarafından tehdit edilmediğini; Putin rejimini asıl tehdit eden şeyin "demokrasinin ışığı" ve Ukrayna'nın Avrupa demokratik ailesine yönelmesi olduğunu savundu. AfD'ye dönerek "bunu bildiğinizi biliyorsunuz" dedi. Alice Weidel ise aynı salonda ABD'nin savaşı bitirme girişimini överken Merz'i çatışmayı tırmandırmakla ve kendi başarısız sicilini örtmekle suçladı. Trump, Saksonya-Anhalt sonucunu tebrik etti.
Bu iki konuşma Avrupa'nın istikamet tartışmasının özetidir. Bir hat Trump–Putin formülüne yakındır: Zelenski çekilmeli veya yeni meşru bir liderle masa kurulmalı, Ukrayna ile Rusya ateşkese oturmalı, yaptırımlar ve enerji hattı yeniden konuşulmalıdır. AfD bu formülü iç siyasete taşır. Diğer hat Merz'in temsil ettiği Avrupa'dır: Rus tehdidi, değerler dili, Ukrayna'ya silah ve mali destek, Almanya'nın yeniden güçlü ordu kurması.
8 Eylül'de Trump ile Putin bir saatlik "açık ve yapıcı" telefon görüşmesi yaptı. Kremlin özetine göre Trump savaşın bir an önce bitmesini, bunun ABD–Rusya ilişkilerini ve ticareti "muazzam ölçekte" toparlayacağını söyledi; kırılmayı kendi başkanlık döneminde istiyor. Putin sahayı kendi anlatısıyla aktardı, ateşkes için Washington'ın "gerçekte ne yapabileceğini" sıraladı ve Avrupa'ya karşı saldırgan planı olmadığını iddia etti. Aynı saatlerde Kiev'e füze ve İHA dalgası yeniden indi. Diplomasi ile ateş paralel yürüdü.
Avrupa'nın bir kısmı hâlâ "savaş sürsün ki Rusya yıpransın" refleksindedir. Washington ise kış öncesi de-eskalasyon ve üçlü masa arıyor. Almanya bu ayrışmanın tam ortasında duruyor. Çünkü Almanya hem Ukrayna'nın en büyük Avrupalı destekçilerinden biri hem de seçmeninin giderek daha büyük bir kesiminin bu hattı reddettiği ülkedir.
Silahlanan Berlin, sarsılan Berlin
Merz hükümeti 2025'te anayasal borç frenini savunma harcamaları için istisna haline getirdi. 2026 savunma taahhüdü kabaca 108 milyar avro bandındadır. Hedef, Avrupa'nın en güçlü konvansiyonel ordusunu kurmak ve 2029'a doğru NATO'nun yeni eşiklerine ulaşmaktır. Bundeswehr personeli genişliyor; uzun vadede 240 bin aktif kuvvet ve 200 bin yedek konuşuluyor. F-35, Leopard 2A8, hava savunması ve uzun menzilli sistemler alım listesindedir. Alman savunma sanayii sipariş stokuyla büyüyor.
Bu, Scholz'un Zeitenwende'sinin borç ve sanayi ölçeğinde sertleştirilmiş halidir. Karşı propaganda iki kaynaktan gelir: biri tarihsel refleks — "İkinci Dünya Savaşı öncesine dönüş" — diğeri Moskova'nın bilişsel hattı. İkisi birbirini besler. Polonya gibi komşular silahlanan Almanya'yı ister; aynı Almanya'nın Rusya'ya yumuşak bir AfD ile yönetilme ihtimalini ise tarihsel bir risk olarak okur. Brandmauer, yani AfD ile koalisyon yasağı, federal düzeyde duruyor. Saksonya-Anhalt'ta ise AfD 39, CDU–SPD–Yeşiller–Sol toplamı da 39 sandalyede. BSW 5 sandalye ile kilit konumuna yaklaştı. Matematik, duvarı zorluyor.
AfD'nin dış politika omurgası açıktır: Ukrayna'ya silah yardımının kesilmesi, yaptırımların gevşetilmesi, Rus enerjisinin geri gelmesi, Ukrayna'nın NATO ve AB dışında nötr statüsü. Doğu'daki seçmen tabanı bunu hem kimlik hem ekonomi üzerinden okur. Ucuz enerji kaybı, sanayi erimesi, göç ve Berlin'deki koalisyonun meşruiyet açığı aynı sandıkta birleşti. AfD 218 belediyenin tamamında birinci çıktı. Bu, protesto oyu değil; coğrafi olarak yerleşmiş bir çoğunluk dilimidir.
Ukrayna dosyası masanın üzerinde
Savaş 1.659. gün civarındadır. Kara cephesi metre mertebesinde ilerler; asıl savaş hava, enerji, derin vuruş ve diplomatik takvimdedir. Zelenski görevdedir. Witkoff ve Kushner önce Moskova'da Putin'le, sonra Kiev'de onunla görüştü. Zelenski bazı önerileri "değerli" buldu, üçlü formatı Eylül–Ekim'de istiyor, 20 Eylül civarında Trump ile görüşmeyi bekliyor. Gündeminin başında Patriot ve kış paketi vardır. Aynı anda savaşı kışa hazırlar. Donbas'ı "bu savaşın meselesi" diye tanımlar; toprak sorununun ancak devlet başkanları düzeyinde çözüleceğini söyler.
Putin'in şartı değişmedi: Donetsk'te Ukrayna'nın elindeki şeridin teslimi, NATO üyeliğinden vazgeçiş, ordu küçültme, "kök nedenler". Kiev bunu teslimiyet sayar. Trump hattı Zelenski'nin konumunu baskı altına alır; Avrupa'nın Merz kanadı ise Kiev'i ayakta tutmaya çalışır. Almanya seçimi bu denklemde çarpan olur. Çünkü Berlin'in siyasi kapasitesi zayıflarsa Avrupa'nın Ukrayna'ya silah, para ve siyasi irade aktarımı da zayıflar.
Durum değişikliği
Klasik soru yanlıştır: "Kim kazandı?" AfD bir eyalette birinci oldu, hükümet kuracak mutlak çoğunluğu alamadı. Merz federal şansölyedir, 2029'a kadar erken seçim mekaniği zordur. Yine de durum değişmiştir.
Birincisi, Almanya'nın siyasi merkezi oy kaybetmeye devam ediyor; AfD ulusal birinci parti konumunu pekiştiriyor. İkincisi, silahlanma ile iç kutuplaşma aynı anda büyüyor; güç üretilirken meşruiyet daralıyor. Üçüncüsü, transatlantik hat çatladı: Washington barış ve ticaret paketini, Berlin caydırıcılık ve değer paketini öne çıkarıyor. Dördüncüsü, Rusya bu çatlağı seçim, enerji ve bilişsel katmanda kullanıyor. Beşincisi, Avrupa'nın kendi ordusunu kurma iddiası Almanya'sız yürümez; Almanya ise kendi içinde iki Avrupa'ya bölünmüş durumdadır.
20 Eylül eyalet seçimleri bir sonraki ölçüm noktasıdır. Trump–Zelenski görüşmesi, mümkün üçlü masa ve kış paketi aynı takvime biner. Saksonya-Anhalt bir sonuç değil, bir işarettir: Avrupa güvenlik mimarisi artık yalnızca cephede değil, sandıkta da yazılıyor.
Durum değişikliği şudur: Almanya'da değişen şey, kimin birinci çıktığından çok, Avrupa'nın hangi hattı taşıyabileceğidir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish