Geçen yıl bir Yunan adasına, bu yıl da karayoluyla Selanik'e dek Batı Trakya'yı görme imkânım oldu.
Son yıllarda bizde moda olan komşu Yunanistan'da tatil yapmanın hangi cazibe ve gerekçelere dayandığını kendimce gözlemleme şansım oldu.
Her şeyden önce Yunanistan, yönetim ve işletmeci düzeyinde Türk halkının bu teveccühünden çokça memnun. Nasıl olmasın ki! Hatırı sayılır miktarda döviz kazanıyorlar.
Bu ülkede, adalarda olsun ana karada olsun, birçok Türk turisti görmek mümkün! Hatta bu bazen o kadar fazlalaşıyor ki insan kendini ciddi manada ülkemizdeki bir sayfiye bölgesinde zannediyor.
Yemek, müzik, giyim vb. öğeler iki ülke arasında rahat hareket etmede önemli bir faktör!
Bazıları şimdi yazacağım cümleye kızabilir ama Yunanistan'a olan ilginin nedenlerinden biri Türkiye'de orta sınıfın yurt dışında tatil yapabilme olanağına ulaşması.
Bahsettiğim ülkenin çok yakın olması, ulaşım maliyetlerinin düşük olmasını anlıyorum ama belli bir kesimin -ki bunda orta sınıfa da var- refah düzeyini görmezden gelemeyiz.
Örneğin azımsanmayacak derecede öğretmen, esnaf, memuru Yunanistan'da görebiliyoruz. Bu konunun çok tartışma kaldırabileceğini tahmin ettiğim için burada kesiyorum.
Bir kısım esnafımız da bu serüvenin baş müsebbiplerinden biri. Bütün mali konsantrasyonunu yaz aylarında kazanacağı paraya veren bu esnaf tipi hem yerli hem yabancı turiste hizmet, memnuniyet açısından değil de tümüyle paranın vücut bulmuş şekli olarak davranıyor.
Tabii dediğim gibi tüm Türk esnafını bu kategoride değerlendiremeyiz ama bu meslek grubundaki arızaların giderilmemesi yurt dışına çıkışın devamını, sorunun da kangrenleşmesini bize gösterecektir.
Yunanistan bizdeki bu eksikliği gördü ve hizmet sektöründe bu konuda sıkıntı olmamasına dikkat ediyorlar. Her şeyin şeffaf olması, fiyatların uygun olması çok önemli bir kriter! Belki de en önemlisi!
Servis ücreti adı altında bizdeki bazı işletmelerin uygulaması vatandaşı oldukça rahatsız ediyor. Üstelik Yunanistan'da hizmet sektöründeki personelin geneli "bir an önce mesaim bitsin de gideyim" hâlet-i ruhiyesinde ve simasında değil!
Özellikle adalara vize konusunda Yunanistan'ın sağladığı kolaylıkları da göz ardı etmemeliyiz. Kapıda vize uygulaması adalara gidişi büyük ölçüde kolaylaştırıyor.
Nüfusunun neredeyse 4 katı turist toplayan Yunanistan, Avrupa ülkelerine de başarılı bir pazarlama yapıyor.
Helen kültürünü kullanarak aslında Türk kökenli olan birçok motifi kendi menbaından gösterme konusunda da başarılı olduklarını kabul etmek gerekir.
Son birkaç yılda döviz kurlarının enflasyonun altında seyretmesi komşu ülkeyi ziyarette yadsınmaz bir gerçek! Etrafımızdaki ülkeler bizim için pahalı olmaktan çıktı.
Geçmişte bizim ekonomimizde görülen döviz ataklarında yurt dışına olan talebin nasıl bıçak gibi kesildiğini biliyoruz. Düşük döviz kuru Yunanistan'a sadece turistik amaçlı değil, günübirlik market ticaretini bile işler durumda tutuyor.
Yoksa Yunanistan, Türkiye'den doğal güzellikler, tarihî ve kültürel zenginlikler yönünden daha iyi değil! Türkiye'nin altyapısı kuşkusuz daha iyi!
Hatta İpsala Gümrük Kapısı'nın Yunanistan tarafı köhne bir haldeyken Türkiye tarafı modern bir yapıda! Yunan otoyolları hâlâ Türkiye'deki sistemin gerisinde! Otantik mimariyi koruma ve ticari pozisyonda ilerletme konusunda başarıları var! S
onuçta Yunanistan 9-10 milyon, Türkiye ise 90 milyona göre dizayn edilmiş bir ülke! Yaşamın yavaşlığını bu şekilde açıklamak mümkün!
Hasılı, dışa açık yapısı içinde Türk vatandaşlarının Yunanistan'a olan ilgisi yukarıdaki gerekçeler yürürlükte olduğu sürece devam edecek gibi gözüküyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish