Mevsim döndü, güneşin feri azaldı, okullar açılıyor, öğretmenler ve öğrenciler işbaşı yapacak.
Ayvalık'ın içi ve sahilleri bu yıl da kalabalıktı. Orada 84 evlik bir tatil sitesinde bizim de 1994'ten beri bir yazlığımız var. Ağustos ayında orada bulunuyoruz.
Bu yıl da eşim ve büyük oğlumla Ankara'dan yola çıkıp 2 Ağustos günü akşamı Ayvalık'a ulaştık. Birkaç gün sonra bir hafta kadar Yunan adalarında tatil yapan Macar gelinimizle Macaristan'dan gelen küçük oğlum da geldi. Beş kişi, herkes kendi programını uygulamak üzere bu yaz tatilini orada geçirdik ve 5 Eylül günü Ankara'ya döndük.
Bu süre içinde sert rüzgâr olmadığı günler yarım saat kadar deniz kıyısında güneşlendim ve yüzdüm. Dört siteden kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı insanların sağlık aradığı bu "plaj" ne yazık ki kumsal değil. Denizin kıyıları da çoğu yerde çakıllı ve otlu. Bu gösteriyor ki herkesin yazlığı da bütçesine göre. İkindi vakitleri birkaç kez saydım, denizde 18-20 kişi, kıyıda palmiye ağaçlarının gölgesinde sandalyesinde oturanlar ise 30'dan fazla. Kıyıya demirlemiş 8-10 da motorlu deniz taşıtı var.
Sitede yaklaşık 30 yılda neredeyse yarı yarıya bir nüfus değişimi olmuş. Gidiş geliş yaptığımız bir hayli aile de siteden ayrılmış. Yerlerine yeni komşular gelmiş. Ölümler var. Beş aileye oturmaya gittik. Bunlardan dördü de bize geldi. Çanakkale'den eşi ve kızıyla Profesör Devrim Topses ve bir tanıdıklarına konuk gelen Terme'den yeğenimin kızı Elanur, eşi ve iki çocuğuyla, komşu siteden Ali Yıldırım, Şenal'ın Edremit'ten üç ve Ayvalık'tan bir arkadaşı uğradılar. İki kez Perşembe günleri kurulan zengin Ayvalık pazarına gittim. Ailece iki kez "dışarıda" yemek yemiş olduk. Birkaç kez de evde yemek olmadığı söylendiğinden site büfesinde yapılan Ayvalık Tostu'ndan yedik.
Haftada birkaç kez sebze meyve satıcıları sitenin önüne park edip satış yapıyorlar. Sitenin yanında geniş bir zeytin tarlası, onun bir kenarında ulu bir incir ağacı var. Kenardaki yaşlı dalları yerlere yatmış. Her yıl olduğu gibi bu ağaca dört kez incire gittim ve benden başka da müşterisi olduğundan toplam iki kilo incir toplamışımdır. İkide bir köyüme telefon edip fındık toplama mevsiminden haberler aldım. Bu yıl zeytin gibi fındık da iyi. Fındığı güneydoğudan gelen mevsimlik işçiler topluyorlar.
Ben, Ankara'da ne yapıyorsam, tatil sitesinde de denize girme dışında aynı şeyi yapıyorum. Okuyorum, yazıyorum. İki yıldır, site büfesine günlük gazeteler gelmiyor. Alıcıları kalmamış! Ben ise gazetesiz duramıyorum. Şehre gidenlerden rica ediyoruz, getiriyorlar. Yanımda götürdüğüm ve yazlıkta bulunan kitaplardan onunu okudum. 1967'de köy okulları şenliği için okulumuz öğrencilerinin rol aldığı, yayımlamayı düşündüğüm piyesi ve 2023 yılı günlüğümün yarısını bilgisayara geçtim. Haftalık beş yazım yayımlandı. Bir gün de Ayvalık'ta yazlığı olan Şenol Yazıcı, eşimle beni alıp Edremit Kitap Fuarı'na götürdü. Artık arabamızla gitmediğimizden eskisi gibi çevre gezisi ve ziyaretler yapamıyoruz.
Yeni Parti başarabilecek mi?
Bir araya geldiğim insanlarla sohbet konusu, herhalde her yerde olduğu gibi siyasi gelişmeler.
Bu hükümetten kurtulabilecek miyiz?
CHP'ye ne oldu?
Özgür Özel başarabilecek mi?
Kimisi benim bu konudaki ilgimin eşimin bir buçuk dönem CHP milletvekili olmasından kaynaklandığını sanıyor. Bu kanaat biraz ağırıma gitmekle birlikte beni tanımamalarına yorup üstünde durmuyorum. Yazılarımda paylaştığım görüşlerimi aktarıyorum: Gelecek seçimleri kazanamayacağı korkusuna kapılan iktidar partisi, ana muhalefet partisini parçalamak ve etkisizleştirmek için yargıyı kullanıyor.
Her yanda büyük yolsuzluklar yapıldığı, kendi bakanları da bir tarihte halk nazarında kepaze olduğu halde onlardan yargı yoluyla hesap sormayan iktidar, yargıyı tek taraflı kullanıyor ve muhalefetin üzerine sürüyor. Ne var ki ana muhalefetin bazı önderleri de buna çanak tutarcasına zamanından önce bir erken seçim talebiyle iktidarı üstlerine çektiler. CHP'yi, bu cumhurbaşkanı adayının partisi haline getirdiler.
Kemal Kılıçdaroğlu, partiyi ellerinden almalarını onuruna yediremeyecek butlan davası açtı. Siyasi geleceğini tamamıyla kaybetti. Partisinin alacağı oy, eğer kapanmazsa yüzde 2-3'ü geçemez ve bu Yeni Parti oylarının bölünmesi demektir. CHP Kongresi'ni dava etmeyip mücadelesini içerden verseydi daha iyi idi.
Özgür Özel, çok cevval ve yetenekli biridir. Kararlı bir muhalif kitleyi arkasına takmıştır. Geleceğin bir sosyal demokrat iktidarı için umut vericidir.
Sohbet ettiğimiz gruplarla anlaşamadığımız bir nokta var. AKP 25 yıldır neden seçim kazanmaktadır?
Hemen herkesin buna yanıtı 1) din olgusunu kullandığından, 2) seçimlerde pusulasız oy kullanıldığından, hile yapıldığındandır. Onlara, AKP'nin toplumun yoksul, itilmiş tabakalarını koruyup kolladığı için onların oyuyla iktidar olduğunu bir türlü anlatamadım. Kendi köyümden, Kumru, Korgan ilçelerinin seçim sonuçlarından örnekler verdiysem de muhataplarım Nuh deyip peygamber demedi. Bu gerçeğe gözlerini kapamış, seçimleri kaybetmesine uyduruk bahaneler gösteren zihniyet gelecek için de büyük bir siyasi handikap oluşturuyor.
Komşu siteden "laikçi teyze" olduğu anlaşılan emekli bir öğretmenle sohbet sırasında onun sitesinde yazlığı olan bir arkadaşın niçin görünmediğini sordum. Bu yıl gelmediğini ve o arkadaşın gerici olduğunu söyledi. Bu kanıya nasıl vardığını sordum. Eşinin başörtülü olmasını gerekçe gösterdi. Oysa o arkadaş İstanbul'un bir ilçesinde Atatürkçü Düşünce Derneği başkanıydı ve eşinin başörtülü olmasının nedeni köy kızı olmasıydı. Geçen yıllarda da denize haşema ile giren kadınlara karşı gerici damgası vuruluyordu. Ben bunu kınayanlara diyordum ki:
Sevinmelisiniz, size özenip denize giriyor, sabredin. Bir süre sonra da mayo giyer…
Hülasa-i kelam, deniz kıyılarındaki tatil yerlerinde "çağdaş" bir toplum var. Ama onların siyasi ve kültürel yönlerden görüşlerinin sorunsuz olduğu söylenemez. Güneş ve deniz gözlükleri var ama çoğunun sınıf gözlüğü yok. Zaten bu gözlük kaç kişide kaldı ki!
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish