Irak ciddi bir devinim içerisinde.
30 Eylül tarihine kadar Irak hükümeti, Haşdi Şabi birliklerinin silahlarını teslim etmesini ve artık tam olarak Irak hükümetine bağlanmasını istedi.
Bu, esasında IŞİD sonrası Irak'ta düzenin yeniden kurulması demek.
IŞİD döneminde kurulan Haşdi Şabi, yani Halk Seferberlik Birlikleri, orduya bağlı olmayarak paramiliter bir silahlı grup gibi faaliyet göstermekteydi.
Yeni gelen Başbakan Ali Zeydi, daha devletçi ve Irak milliyetçisi politikalar izleyerek Haşdi Şabi'nin etkisini kırmaya ve artık tek bir silahlı güç oluşturmaya, Arapçasıyla “hasr-ı silah” oluşturmaya çalışıyor.
E tabii bu İran'ı rahatsız etmiş durumda. Çünkü Haşdi Şabi'nin içindeki büyük örgütlerin pek çoğu İran'a bağlı, İran yanlısı politikaları izliyor.
Ali Zeydi bunu başarabilecek mi? Zamanla bunu göreceğiz.
Ama 30 Eylül tarihinin seçilmesi epey önemli. Çünkü aynı tarihlerde Amerika da güçlerini geri çekiyor ve artık Irak'la silahlı ya da askerî iş birliğinden öte ekonomik iş birliğini ön plana koymaya çalışıyor.
Bu, Irak için sadece IŞİD sonrası değil, 2003'ten beri gerçekleşen en büyük gelişmelerden biri.
Artık Irak savaş alanı olarak anılmayacak. Belki de artık ekonomik iş birlikleriyle ön plana çıkacak.
Ali Zeydi'nin çalışmaları şimdiye kadar iyi sonuçlar vermişe benziyor. Hatta konuşulanlara göre Irak dinarını dahi değiştirecek. Sıfırları atacak, artık Irak dinarı daha yalın bir hâle gelecek. Sıfırsız bir hâle gelecek.
Ama burada ekonomik güdülerden çok yolsuzluk ön plana çıkıyor. Çünkü Irak Merkez Bankası'ndan çalınan Irak dinarlarını devre dışı bırakmak için sıfırları atıp o paraları kullanılmaz hâle getirmek istiyor.
Nitekim kendince de haklı.
Irak'ta tek bir silahlı güç arayışı
Haşdi Şabi'nin Irak ordusuna bağlanması, Irak hükümetine tam bağlılığı konusunda geri dönecek olursak, bu esasında Irak'ın kendi güvenliği açısından da epey önemli.
İran, İsrail ve Amerika arasındaki çatışmalarda gördüğümüz üzere Irak da ön plana çıkmış, Irak topraklarına saldırılar düzenlenmişti.
Hatta Haşdi Şabi birlikleri Kuveyt'e saldırmakla Kuveyt'i tehdit etmişti. Tam barışın yapılacağı gün Kuveyt'in Basra Konsolosluğu basılmış ve bu, Kuveyt ve diğer Körfez ülkeleri tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Aslında Ali Zeydi, Haşdi Şabi'yi kendine bağlayarak bir şekilde kendini savaş dışı bırakmak istiyor.
Nitekim yaptığı şey kendince doğru ama bu, göründüğü kadar kolay olmayabilir.
Şimdiye kadar Sadr grubu sessiz bir şekilde beklese de Irak milliyetçisi politikalarıyla bilinen Mukteda Sadr muhtemelen buna karşı çıkmayacak. Kendi özelliğini korumak isteyecektir elbette ama yine de Irak milliyetçisi tavrını düşünürsek bu karara karşı çıkacağını pek düşünmüyorum.
Diğerleri; Bedir Tugayları, Ashab-ı Ehl-i Hak, Hareket-i Nujaba, Hizbullah ve Irak Hizbullahı ise muhtemelen, şimdiye kadar da gördüğümüz üzere, bu karara tepkililer.
Kendilerince çözüm bulmaya çalışıyorlar.
Çözümlerden biri de, dediklerine göre, faaliyetlerini dondurmak. Yani silahlarını Irak ordusuna teslim etmeyecekler, kendi faaliyetlerini donduracaklar.
Bunda da ön planda bölgedeki çatışmaları gösteriyorlar.
Doğru, bölgedeki çatışmaların varlığı inkâr edilemez. Ama Irak'ın tek bir politikayla gitmesi yerine Haşdi Şabi'nin ve Irak ordusunun farklı politikalar izlemesi belki de en çok Irak halkına zarar verecek.
Burada şuna da dikkat çekmek istiyorum: Irak Hizbullahı drone üretecek seviyeye geldi. Bunu artık uluslararası kaynaklar da yazıyor. Bu artık toplumun, bütün kamuoyunun bildiği bir şey.
Yani Irak içerisinde, Irak ordusundan ve hükümetinden bağımsız, herhangi bir ilgisi olmadan bir grup silah üretiyor ve bu silahlarla diğer Körfez ülkelerine saldırılar düzenleyebiliyor.
Bu elbette ki Irak'ın savunması ve Irak'ın bölgedeki politikalarına ters düşen bir durum.
Hizbullah'ı ve Haşdi Şabi'nin tamamını Irak ordusuna bağlayarak Ali Zeydi bunun önüne geçmeye çalışıyor.
İran'a alternatif arayışı
Ali Zeydi'nin İran dışında alternatifler üretmeye çalıştığı çok açık ve net.
İran'la da ilişkileri koparmak istemiyor. Nitekim başbakan seçildikten kısa bir süre sonra İran'a ziyaret düzenledi. İran'ın hâlen daha müttefiki olduğunu, İran'la dostluklarını kaybetmek istemediğini üzerine basa basa söylüyor.
Ama esasında Irak'ı da İran etkisinden çıkarmaya çalışıyor.
Ali Zeydi'nin bir Şii Arap olduğunu unutmayalım. Yani bütün Şiiler, bütün Irak'taki Şiiler İran yanlısı değil.
Az önce bahsettiğimiz Mukteda Sadr belki de en büyük İran karşıtlarından biri.
Bunu yan yana getirdiğimizde Ali Zeydi'nin artık farklı bir yol, Irak Şiileri için ya da Irak halkı için, Irak halkının tamamı için farklı bir alternatif üretmeye çalıştığını görebiliyoruz.
30 Eylül silah bırakma tarihi için belki çok erken olabilir. Nitekim ben erteleneceğini düşünüyorum ama ileri safhalar için bize çok önemli bir şey gösteriyor:
Artık Irak'ta tek bir ordu olacak, artık Irak'ta tek bir yönetim olacak.
Ve bu yönetim şimdilik, en azından gördüğümüz kadarıyla, yolsuzluklarla sert bir şekilde mücadele ediyor.
Yoksa daha önceki zamanlarda, yolsuzlukları da geçersek, Lübnan gibi bir durum ortadaydı. Yani Lübnan'da nasıl ki Lübnan'ın ordusu Hizbullah varken, Irak'ta da bir ordu ve Haşdi Şabi vardı.
O Haşdi Şabi birliklerinin vergi aldıkları, zaman zaman kendi gümrük istasyon noktalarını, zaman zaman kendi kontrol noktalarını kurduklarını görüyoruz.
Bu, hâlihazırdaki merkezi yönetimi rahatsız ediyor.
Ama Haşdi Şabi'nin silah bırakması, Irak'ın bağımsızlığı ya da Irak'ın tek başına artık bir güç olduğunun göstergesi olmayabilir. Ama bunun için çok büyük bir adım.
Irak için bundan birkaç sene önce Haşdi Şabi'nin silah bırakması ya da Haşdi Şabi'nin tamamen Irak ordusuna bağlanması konuşulamazken, şimdilik böyle bir adım atılmış olması bence Irak için umut verici.
Irak'ın yeni alternatifleri
Ali Zeydi, dediğimiz gibi, farklı alternatifler arayışında.
Bunun için Türkiye ile de yakınlaşıyor. Suudi Arabistan ile de yakınlaşıyor. Körfez'in diğer ülkeleriyle de yakınlaşıyor.
Ama benim gördüğüm, burada en büyük alternatif Türkiye.
Türkiye de şimdiye kadar sıkı bir şekilde Ali Zeydi'nin arkasında duruyor. Ali Zeydi'ye yardımcı olmaya çalışıyor.
Haşdi Şabi'nin Irak ordusuna bağlanması, Irak'ta tek bir silahlı gücün olması Irak halkı için oldukça önemli.
Ben bunu bölge için barış umudu olarak da görüyorum.
Bölgede paramiliter örgütler kendi çıkarlarını öne çıkarıp halkının ya da o devletin çıkarlarını hep arka plana bırakmışlardı.
İran'ın zayıfladığı bu günlerde Haşdi Şabi'nin de ortadan kaldırılması ya da Irak ordusuna bağlanması demek, bir yandan Türkiye için ve bölge için de barış, istikrar demek.
Nitekim tek bir emir-komuta zinciri içerisinde ilerleyen bir ordu, paramiliter bir örgütten elbette daha iyidir.
Ümidimiz Irak'ın daha güçlü, daha refah günlere kavuşması, Türkiye ile daha iyi ilişkiler kurması ve bölgenin barışa gitmesi.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish