Dakar'da 22 Mayıs gecesi gelen haber, Senegal siyasetinde uzun zamandır biriktirilen gerilimi bir anda görünür kıldı. Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye, Başbakan Ousmane Sonko'yu görevden aldı ve hükümeti feshetti.
Kâğıt üzerinde bakınca bu bir kabine kararı gibi durabilir. Afrika siyasetini dışarıdan izleyen biri için "bir başbakan gitti, yenisi gelir" denilebilir. Ama Senegal'de kimse bunu böyle okumuyor.
Çünkü Faye ile Sonko'nun ilişkisi sıradan bir siyasi ortaklık değildi. Biri seçimi kazanan cumhurbaşkanıydı. Diğeri ise o seçimi mümkün kılan dalganın en güçlü ismiydi. Biri devletin kapısından içeri girdi. Öteki hâlâ meydanların, gençlerin ve PASTEF tabanının hafızasında duruyordu.
Bu yüzden Dakar'da alınan bu karar, bir hükümet değişiminden çok daha fazlasını anlatıyor. Senegal'de iktidarın gerçek merkezinin neresi olacağı sorusu artık ertelenemiyor.
Faye artık kendi hikâyesini yazmak istiyor
Faye uzun süre Sonko'nun açtığı yoldan yürüyen bir lider gibi görüldü. Bu algının tamamen haksız olduğunu söylemek zor. Sonko o seçim döneminde aday olamadığı için Faye öne çıktı, seçim kazanıldı ve ardından Sonko da başbakanlık koltuğuna oturdu.
Senegal sokaklarında bu hikâye daha sade bir cümleyle anlatılıyordu: Faye kazandı ama bunu Sonko getirdi.
Bu cümle eksik olabilir. Hatta Faye açısından rahatsız edici de olabilir. Lakin siyasette bazen algı resmî sonuçlardan çok daha güçlüdür.
Cumhurbaşkanlığı sarayında oturan bir lider için en zor şey, kendi iktidarının başka bir ismin gölgesinde anlatılmasıdır. Hele o isim Sonko gibi sokakta karşılığı olan, gençlerle bağ kuran, mağduriyet hikâyesi üzerinden büyümüş bir figürse.
Cumhurbaşkanı Faye'nin kararı burada anlam kazanıyor.
Zira Faye, artık "devlet benim sorumluluğumda" demek istiyor. Ve bunu uzun bir konuşmayla yapmak yerine oldukça sert ve ciddi bir kararnameyle yaptı.
Bu hamle bir yönüyle cesur. Çünkü Faye kendi otoritesini netleştiriyor. Ancak diğer yönüyle riskli. Çünkü Sonko hükümetin dışına çıktı ama siyasetin dışına çıkmadı. Hatta dışarıda kaldıkça, içeride olduğundan daha rahat konuşma imkânı bulabilir. Bu da Faye'nin yararına olmaz.
Ekonomi sıkışınca ortaklık da zorlaşıyor
Senegal'deki kopuşu iki liderin kişisel rekabetiyle açıklamak kolay olur. Ama bu, hikâyenin yarısını dışarıda bırakır.
Ülkenin önünde ağır bir ekonomi dosyası var.
Askıya alınan 1,8 milyar dolarlık IMF programı, kamu maliyesine dair tartışmalar ve milli gelire oranla yüzde 132 seviyesine çıktığı belirtilen borç yükü, Dakar'ın elini önemli ölçüde daraltıyor.
Bu rakamlar dışarıdan bakınca kuru ekonomi başlıkları gibi görünse de sokaktaki karşılığı başka. Sokaktaki insan borç oranı konuşmaz. Pazardaki pirince bakar. Yakıt fiyatına bakar. Elektrik faturasına bakar. Üniversite bitirmiş ama iş bulamamış çocuğuna bakar.
Sonko bu dili oldukça iyi bilen ve halktan gelen bir siyasetçiydi. Sübvansiyonlar, yakıt fiyatları, borç yapılandırması ve halkın geçim yükü konusunda daha yavaş ve toplumu kollayan bir çizgi istiyordu.
Faye ise devlet kasasının sesini duyuyor. Kimi kararların ertelenmesi sokakta sempati uyandırabilir. Ama devletin mali duvarı daralıyorsa o ertelemenin bedeli giderek büyür.
İşte ayrışmanın ilk etapta burada başladığını söyleyebiliriz. Sonko halkın sabrını, Faye ise devletin sınırlarını öne çıkardı. Bu iki bakış ilk günlerde yan yana yürüyebilir. Fakat kriz derinleşince birbirine çarpar.
Senegal'in yeni petrol ve gaz dönemi de beklentiyi artırıyor. İnsanlar doğal olarak şunu soruyor: Ülke kaynak buluyorsa bizim hayatımız niçin hâlâ zor ve neden ekonomi hâlâ iyi değil?
Bu soru hafife alınacak bir soru değil. Enerji gelirleri halkın sofrasına, işine, ulaşımına ve geleceğine dokunmazsa umut hızla öfkeye dönüşür. Faye şimdi tam da bu öfkeyi yönetmek zorunda.
PASTEF'in içinde artık herkes pozisyon alacak
Faye'nin kararı en çok PASTEF'i sarsacaktır. Zira PASTEF klasik bir parti gibi büyümedi. Birçok kişi için bu hareket gençliğin öfkesi, yolsuzluk karşıtı tepki, egemenlik arayışı ve Sonko'nun kişisel hikâyesiyle büyük bir anlam kazandı.
Partinin içinde iki farklı duygu var. Bir taraf "artık devleti yönetiyoruz, dikkatli olmalıyız" diyor. Diğer taraf ise "biz buraya sistemi biraz düzeltmek için gelmedik" diye düşünüyor.
Bu iki ses bir süre yan yana durdu. Ama şu anda Faye'nin kararı aradaki mesafeyi açabilir.
Sonko açısından bakarsak, hükümetten çıkmak her zaman bir kayıp anlamına gelmez. Başbakanlıkta kalsaydı, krizin faturasını birlikte taşıyacaktı. Şimdi o faturayı Faye'nin önüne koyabilir. Üstelik seçim düzenlemelerinde yapılan son reform 2029 ihtimalini çok canlı tutuyor.
Bu ihtimal artık Senegal siyasetinin arka planında sürekli olarak duyulacaktır. Faye yeni hükümeti kurarken bakan seçmekten fazlasını yapacak. PASTEF'in nereye yöneleceğine de karar vermeye çalışacak.
Teknokrat ağırlıklı bir kabine piyasaları rahatlatabilir. Ama PASTEF tabanında soğukluk yaratabilir. Hareketin içinden gelen sert siyasi isimler tabanı tutabilir. Bu kez de dış finans çevreleri ve Senegal'in dengeli ülke imajı rahatsız olabilir.
Yani Faye hangi yolu seçerse seçsin, bir kesimi kaybedecek. Soru şu: Hangisini göze alabilir?
Bazen parti içi krizler büyük toplantılarda başlamaz. Bir milletvekilinin sessiz kalışında, bir gençlik kolunun açıklamasında, bir belediye başkanının tercihlerinde büyür. PASTEF de şimdi böyle bir döneme giriyor.
Ordu görünmüyor ama herkes onu hesaba katıyor
Senegal'i Sahel'deki birçok ülkeden ayıran en önemli özelliklerden biri ordunun doğrudan siyasetin merkezine yerleşmemesidir. Mali, Burkina Faso ve Nijer'de üniforma iktidarın dili haline geldi. Dakar ise bu dalganın dışında kalmayı başardı.
Bu durum Senegal'in en büyük avantajlarından biri. Fakat Faye-Sonko gerilimi büyürse güvenlik bürokrasisinin rolü daha da hassas hale gelebilir.
Faye döneminde Fransız askerî varlığının sona ermesi ve son birliklerin ülkeden ayrılması, egemenlik söylemini ciddi anlamda güçlendirdi. Dakar bunu sert bir kopuşa dönüştürmedi. Daha kontrollü, daha hesaplı ve daha diplomatik bir yol seçti.
Bu Senegal usulü bir mesafe koyma biçimiydi.
Ne var ki, içeride sokak hareketlenirse devletin ilk teması polis üzerinden kurulacak. Gerilim büyürse ordu sahnenin kenarında daha görünür hale gelebilir. Senegal'in dikkat etmesi gereken yer işte tam burası.
Çünkü bu ülkenin gücü ordunun geri planda kalma alışkanlığından geliyor. O alışkanlık korunursa kriz sivil siyaset içinde yönetilebilir. Kaybolursa Senegal, bölgenin son yıllarda yaşadığı sert güvenlik atmosferine yaklaşabilir.
Casamance meselesi, kaçakçılık hatları, düzensiz göç, enerji altyapısının güvenliği ve Sahel'den batıya doğru uzanabilecek radikal ağlar zaten ordunun gündeminde önemli bir yer işgal ediyor. İç siyasi gerilim bunların üzerine eklenirse devletin refleksleri sertleşebilir.
Faye'nin başarısı bu yüzden yalnızca hükümeti yenilemesine bağlı olmayacak. Orduyu sahnenin gerisinde tutabilmesi de belirleyici olacak.
Sokak bazen susar ama unutmaz
Senegal sokakları son yıllarda siyaseti izleyen pasif bir alan olmaktan çıktı. 2021'den 2024'e uzanan protestolar, gençlere başka bir şey öğretti: Sandık önemli ama meydan daha da önemli.
Sonko'nun gücü burada yatıyor. O birçok genç için eski düzene direnen, bedel ödeyen, haksızlığa uğrayan ve yine de ayakta kalan bir figür. Böyle isimler görevden alınınca hemen zayıflamaz. Bazen tam tersine, hikâyeleri daha net hale gelir.
Faye bunu hafife alamaz.
2024'te sandığa giden gençler lider değişimiyle yetinmek istemedi. İş istedi. Gelir istedi. Temiz yönetim istedi. Fransa sonrası daha onurlu bir dış politika istedi. Enerji gelirlerinin dar bir çevrede kaybolmamasını istedi.
Bu beklenti hâlâ orada duruyor.
Yeni hükümet halka soğuk bir kemer sıkma diliyle seslenirse Sonko için geniş bir alan açılır. Faye fiyatları, istihdamı, enerji beklentisini ve gençlerin umudunu yönetebilirse Sonko'nun dışarıdan kuracağı baskı sınırlı kalabilir.
Bence Senegal artık yeni bir güç mimarisi kurma sürecine girdi. Bir tarafta Faye'nin devlet merkezli liderliği var. Öte yanda Sonko'nun sokakta karşılığı olan siyasi hafızası duruyor. Ordu geride bekliyor. Sokak ise ikisini de izliyor.
Dakar'daki 22 Mayıs kararı bu nedenle basit bir görevden alma hamlesi olarak okunamaz. Bu karar, 2024'te kurulan ortaklığın eski hâliyle yürümeyeceğini gösterdi.
Önümüzdeki dönemde Faye borç krizini yönetir, PASTEF'i koparmadan disipline eder, orduyu geri planda tutar ve gençlere elle tutulur sonuçlar sunarsa liderliğini güçlendirebilir.
Aksi halde Sonko, görevden alınmış eski başbakan olarak kalmaz ve 2029'a doğru yürüyen en güçlü siyasi hikâyeye dönüşür.
Senegal'in geleceği biraz da burada belli olacak. Faye devleti kendi adıyla yönetmek istiyor. Sonko ise hareketin hafızasını elinde tutuyor. Sokak ise ikisini de sessizce tartıyor.
Eğer bu 3 güç arasında yeni bir denge kurulamazsa, Dakar'da 22 Mayıs kararı bir hükümet krizinin tarihi olarak kalmaz. Senegal siyasetinde uzun sürecek yeni hesaplaşmanın başlangıcı olarak hatırlanır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish