Ülkemizin siyasi ve kültürel geçmişine damga vuran 1968’liler, daha çok emperyalizme karşı mücadeleleri ile hatırlanıyor. Oysa 68’liler aynı zamanda sosyalist idiler. Sınıf gerçeğine, sınıf mücadelesine sık sık vurgu yaparlar ve dünyaya bilinçli bir emekçinin gözüyle kakarlardı. Kendilerine ve halka güvenirler, gelecekten de emin bulunurlardı. Aşağıda Fatsa’da Zeki Şahin ve Ziya Yılmaz’ın sahipliğini yaktıkları haftalık Yeşil Fatsa gazetesinin 7 Ekim 1968 tarihli 386. Sayısında, Gazi Eğitim Enstitüsü 2. Sınıf öğrencisi iken yayımlanan bir yazımı aktarıyorum. Kaynağa ulaşmamı Miraçhan Yılmaz sağladı.
Sosyalistlerin Programı
Her sosyalist aşağıdaki programa göre hareket eder. Bu programa uymayanlar, sosyalist geçinmeyip kendilerine başka ad bulmalıdırlar.
Madde Bir: Türkiye’de insanlar ellerine geçen paraya göre sınıf sınıftır. Komprador burjuvalar, tefeciler, toprak ağaları, işçi ve köylü sınıfı vardır. Bunların yanında asker, memur, öğrenci gibi tabakalar da vardır.
Madde İki: Türkiye’de kazanç düzeni adaletli değildir. Çünkü “Kim daha çok çalışırsa o daha çok kazansın” esasına göre kurulmamıştır. çok çalışan dağıl, faizci, vurguncu, zorbalıkla tarla sahibi olanlar, devlet eliyle avantadan zengin edilenler, ithalatı, ihracatı ellerinde tutanlar daha rahat yaşamaktadırlar.
Madde Üç: Bu adaletsiz düzenin bekçiliği devlet teşkilatına yaptırılmaktadır. Devlete ve dolayısı ile sistemin bütün dallarına sömürücü sınıflar hâkimdir. Genel zenginliğimizin aslan payını , hiç de yorulmadığı halde kompradorlar, sanayiciler, faizciler, ağalar almaktadır.
Madde Dört: Köylü ve işçi sınıfı ezilmektedir. Emeğini haramzadelere kaptırmaktadır. Bütün bozukluların, sızlanmaların, cinayetlerin, hapislerin, öfkelerin, kavgaların altında yatan temel sebep budur. Yani toplumun sınıf sınıf ayrılması, işçilerle köyülerin ezilmesi.
Madde Beş: Herkesin emeğinin karşılığını alabileceği sınıfsız bir düzeni ancak ce ancak emekçi sınıflar kurabilir. Bunun dışında başka herhangi birinden veya bir gruptan emekçilerden yana iktidar beklemek boş bir rüyadır. Öğrenciler, küçük memurlar, sosyalist aydınlar, emekçileri iktidara yürümek için uyartırlar.
Madde Altı: İşçilerle köylüler, henüz uyumakta ve emeklerinin çar çul edilmesine rıza göstermektedirler. Onlar canlanıncaya kadar kendi siyasi teşkilatlarında birleşinceye ve iktidara yürüyünceye kadar çok anlatılacak, çok kavgalara girilecektir. Sosyalistler, bıkmayacak, usanmayacak, umutsuzluğa kapışıp yollarından dönmeyeceklerdir.
Madde Yedi: Türkiye’nin tam bağımsızlığa kavuşmadı da ancak emekçi sınıfların yönetimi ele almasıyla mümkün olabilecektir. Emekçiler, devlet çarkının başına geçince önce Türkiye’yi yabancılardan temizleyeceklerdir. Üsleri tesisleri, şirketleri, halkın ortak zimmetine geçireceklerdir.
Madde Sekiz: İkinci olarak derhal toprak reformu yapılacak. Bankacılık, sigortacılık, dış ticaret, ağır sanayi, yar altı ve yer üstü kaynakları da halkın üstüne tapulanacaktır.
Madde Dokuz: Çalışma kazanma, insanlar arasındaki münasebetler, baştan ayağa yeniden düzenlenecektir. Fabrikalar, işletmeler, yani üretim kaynakları ve üretim araçları, zenginlerin mülkiyetinden alınarak toplumun mülkiyetine geçirilecektir. Kimse çalıştığından daha fazlasını alamayacak herkesin emeği kendisine kalacak, kimse kimseye horozlanamayacaktır.
Madde On: Ancak bunlar yapıldıktan sonradır ki, okumak isteyen herkese okuyabildiği yere kadar kapılar açık olabilecek, herkes en iyi şekilde tedavi olabilecek, herkes aynı ekmeği yiyebilecek, kimsenin baskısı olmadan düşüncesini açıklayabilecektir. Kısacası başkalarını düşünme hürriyeti hariç topumda tam bir hürriyet kurulabilecektir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish