Korkarım Donald Trump tam da en başından beri istediği şeyi elde etmek üzere

Panik halindeki Avrupalılar bir kez daha ABD'nin gümrük vergisi tehditlerinden korkarken, Trump'ın pazarlık çalışmalarının Kuzey Kutup Dairesi'ndeki kısmı tamamlanmış gibi ve her zamankinden daha da memnun görünmesi endişe veriyor

Kendini iflah olmaz bir pazarlıkçı olarak gören Trump, gözünü Avrupa'ya dikti (AFP)

Ulusal liderlerle dolu Gazze "Barış Kurulu" platformunu sunan ve alelacele çağrılan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'yle daha fazla görüşme yapan Donald Trump, kendisinin adlandırmasıyla, barış gündemine geri döndü. Bu tanıdık sahneler ışığında, ABD'nin pazardan çarşambaya kadar Grönland'ı ilhak etme tehditlerinde hiç bulunmadığına inanmak neredeyse mümkündü.

Ancak bunlar yaşandı ve muhtemelen Süveyş'ten bu yana transatlantik ittifakın en şiddetli krizi meydana geldi; hatta ittifakın kendisinin ve Birleşik Krallık'ın (BK) savaş sonrası zayıflığının o dönemde nispeten yeni olgular olduğu düşünüldüğünde, belki de bu olay daha ciddiydi. Bu nedenle bu olayın ortaya çıkardığı soruların yanıtlanması gerekiyor, toplumsal hafızadan silinip atılması değil.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Burada gerçekte neler yaşandığını ortaya çıkarmak günler, aylar, hatta yıllar alabilir. Trump'ın bir Avrupa müttefikinin topraklarına yönelik açık güç kullanma tehdidine eklenen yeni gümrük vergisi tehditleri mi istediğinin çoğunu elde etmesini sağladı? Gerçekte ne istiyordu ve bunun ne kadarını elde etti? Yoksa (Avrupalıların yorumladığı gibi) Danimarka'yla dayanışmaları ve ABD'nin, bir müttefiki istila etmesinin daha geniş kapsamlı sonuçlarının farkına varması karşısında Trump geri adım mı attı?

Her zamanki gibi, Trump'ın iflah olmaz bir pazarlıkçı olduğu fikri kilit nokta olabilir; başlangıçtaki tırmandırma siyaseti ve ardından görünürdeki U dönüşü, İran'daki fiili durumda bir değişim olduğu algısını ve/veya ABD'nin ulusal çıkarları bağlamında risk-ödül oranının yeniden değerlendirilmesini yansıtıyor olabilir. Ancak NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle müzakere edildiği söylenen "çerçeve"nin şartları ne olursa olsun, Grönland'ın durumunun değiştiğini belirtmek gerekiyor. Aralarında BK'nin de yer aldığı Avrupa ülkelerinin ısrar ettiği gibi, son sözü Grönlandlılar ve Danimarkalıların söylemesi de olası değil.

Washington'dan bakıldığında, ABD'nin Grönland'a "sahip olmayı" istemesine gerekçe olarak Trump'ın sunduğu nedenlerin en azından bir kısmı tamamen temelsiz sayılmaz. Bunlar arasında coğrafya ve Arktika ticaret yollarının açılmasıyla gündeme gelen seyir güvenliği soruları gibi nedenler var. Trump gibi güncellenmiş bir Monroe Doktrini'ne bağlı olunca bunlar daha da önem kazanıyor. Belki de bu toprakların doğrudan ABD kontrolü altında olması halinde, Grönland ve Atlantik'in bu bölgesindeki NATO'nun savunmasının daha etkili biçimde sağlanabileceği ve böyle bir değişikliğin NATO'yu veya Danimarka'nın egemenliğini tehlikeye atmadan anlaşma yoluyla gerçekleştirilebileceği de savunulabilir.

Olaylar dizisi klasik senaryoya benziyor. Trump, pazarlık kozu olarak maksimalist tutumunu ortaya koydu, çoğu Avrupalı bu tutuma haddinden fazla anlam yükleyerek onun son sözünü söylediğini düşündü ve bu da taraflarda panik yaratarak Avrupalıların Grönland'a acil askeri sevkiyat yapmasına ve Rutte'nin müdahalesiyle ortalığın yatışıp anlaşmanın sağlanmasına yol açtı. Anlaşmada ABD'nin Grönland topraklarının bir kısmını uzun vadeli kiralamasının öngörüldüğü düşünülüyor.


Ancak Avrupa açısından bakıldığında, krizin aciliyeti geçse bile göz ardı edilemeyecek olan en büyük tehlike NATO'ya yönelik sonuçlardı. ABD'nin bir müttefike karşı güç kullanmayı aklının ucundan bile geçirmesi ve Avrupalılara yönelik bir dereceye kadar küçümsemeyi ele veren ABD söyleminin tonu, Avrupa'ya dikkate alınması gereken bazı mesajlar veriyor.

Avrupa'ya seslenen Zelenski, ciddiye alınmak istiyorlarsa uyanıp "Grönland modundan" çıkmaları gerektiğini söyledi. Trump'ın, Avrupalıların gerektiğinde kıtalarını savunma veya müttefiklik görevlerini yerine getirme yeteneklerine hâlâ biraz inancı olduğu ortada. Meşhur 5. Madde'de yer alan karşılıklı destek ilkesine artık her iki taraf da ciddi şüpheyle bakıyor olmalı. Trump'ın, Danimarka'nın Nazilere karşı kısa ömürlü direnişine yaptığı küçük atıf, bu köklü tarihsel gerçeğin, ABD öncülüğündeki Afganistan müdahalesinde Danimarka'nın daha yakın zamanda verdiği kayıplardan daha ağır bastığını gösteriyor; özellikle (sadece onlardan ibaret olmasa da) Trump'ın kuşağındaki Amerikalılar için durum böyle.

Bundan çıkarılabilecek mantıklı sonuç, Avrupalıların ABD'nin güvenlik şemsiyesinin artık olmadığı bir dönemi düşünmeleri, savunma çalışmalarına çekidüzen vermeleri veya Avrupa için kendi güvenlik düzenlemelerini gündeme getirmeleri gerektiği. Daha kısa vadeli bir yanıt, ABD Yüksek Mahkemesi kararları, ABD Kongresi ara seçimleri ve son olarak 2028'de Trumpist olmayan bir başkanın zaferinin birleşimiyle Trump ve Trumpizm'in güçsüzleştirileceği umudunda yatabilir.

Ancak bu umutlar muhtemelen boşa çıkacak. Trump demokratik bir yetkiye sahip ve Avrupa'nın gerilediği ve yük teşkil ettiği, Batı Yarımküre'nin ABD'nin önceliği olduğu ve Rusya'nın değil Çin'in potansiyel tehdit yarattığı görüşleri, kendisinin MAGA seçmen tabanını aşıyor. Bu nedenle Macron tarzı stratejik özerkliğe (Trump hızına yakın bir tempoyla) hazırlanmak Avrupalılar için daha iyi bir seçenek olabilir.

Bu, hem özel ilişkilerin getirdiği her şey nedeniyle Birleşik Krallık için hem de 5. Madde'ye inançları NATO'ya katılmalarında büyük rol oynayan "yeni" Avrupalılar için özellikle zor olacak. Ancak yine de yapılması gerekebilir. Brüksel'deki NATO Genel Merkezi ve Avrupa Komisyonu'nun, hatta Londra'daki Savunma Bakanlığı'nın önüne yerleştirilecek Grönland şeklinde bir anıt, yeni gerçekliğin iyi bir hatırlatıcısı olabilir.



independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU