Emmeline Pankhurst, bunun için mücadele etmedi

Her 4 ülkeden biri kadın haklarında geri adım atarken ve sadece 7 parlamento toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmışken Helen Pankhurst, süfrajet olan büyük büyükannesine Dünya Kadınlar Günü için bir mektup yazıyor

"Kadın hakları sadece sözlerle ayakta kalmaz": Helen Pankhurst (sağda) ve heykeltıraş Hazel Reeves, 2018'de Manchester'daki "Rise up, Women" (Ayağa Kalkın Kadınlar) adlı heykelin açılışında (Wikimedia)

Sevgili büyük büyükannem Emmeline,

Kadınların tam yurttaşlık haklarına sahip olabilmesi için hapse girdin. Kadınların oy kullanabilmesi, seçimlerde aday olabilmesi ve hayatlarını yöneten yasaları şekillendirebilmesi için zulme katlandın. Süfrajet hareketinin lideri olarak, dönemin için aynı derecede radikal olan bir şeyi de anlamıştın: Kadınların özgürlüğü asla ülke sınırlarıyla kısıtlanmamalı.

Bir keresinde "Kız kardeşlik bağı, milliyet bağından daha güçlüdür" demiştin. Başka ülkelerdeki kadınlar ezilmeye devam ederken Britanyalı kadınların asla tam anlamıyla özgür olamayacağını savunmuştun. Oy hakkının mücadelenin sonu değil, başlangıcı olduğunu ısrarla vurgulamıştın.

Her ne kadar durum değişse de bu gerçek bugün hâlâ o zamanki kadar geçerli. Bu yüzden bir asırdan uzun zaman geçtikten sonra kendimi şunu sorarken buluyorum: O küresel bağa ne oldu? O dayanışmaya ne oldu?

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu Dünya Kadınlar Günü kutlama yapma zamanı olmalıydı. Ve birçok yönden de öyle. Sen ve eşitlik mücadelesini sürdüren nesiller sayesinde Birleşik Krallık (BK) üç kadın başbakan gördü. Bugün parlamentoda 264 kadın milletvekili var; yüzde 41'le tarihimizdeki en yüksek oran. Ancak bu hâlâ eşit temsil anlamına gelmiyor. Bu nedenle, Centenary Action aracılığıyla ben ve birçok kişi, gerçek anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğine sahip bir parlamento için kampanya yürütüyoruz.

Küresel çaptaki ilerleme çok daha kırılgan. Sadece 22 ülke (yani yüzde 11'i) bir kadın tarafından yönetiliyor. Dünya genelinde sadece 7 parlamento toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmış durumda. İlerleme yavaşladı, durdu ve birçok yerde tersine dönmeye başladı.

Birleşmiş Milletler halihazırda 4 ülkeden birinin kadın haklarına yönelik dirençle karşı karşıya olduğunu bildiriyor. Eşit olmasa da onlarca yıldır süren istikrarlı kazanımların ardından, kadınların siyasetteki temsili duraklama dönemine girdi. Ekonomik alanda kadınlar erkeklerin kazandığı her 1 dolar başına hâlâ sadece 52 sent kazanıyor ve ücretsiz emek hesaba katıldığında bu rakam 32 sente düşüyor. Diğer yanda sorumsuz teknoloji milyarderlerinden oluşan küçük bir grup gücü elinde topluyor, kadın düşmanlığını körüklüyor, eşitsizliği artırıyor ve demokratik normları zayıflatıyor.

Kadınların güvenliği bilhassa krizde. Dünya çapında her üç kadından biri hayatının bir noktasında fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Yalnızca 2024'te 50 bin kadın mevcut veya eski partnerleri ya da akrabaları tarafından öldürüldü. Bu, her 10 dakikada bir kadının öldürüldüğü anlamına geliyor.

Bunlar münferit trajediler değil. Bunlar, yapısal olarak eşitsizliği sürdüren bir dünyanın ve bu eşitsizliğe meydan okumak yerine onu pekiştiren siyasi tercihlerin belirtileri.

BK sorumluluktan muaf değil. Kadın ve kız çocuklarını destekleyen programlara yönelik yurtdışı yardımlarını bu neslin gördüğü en düşük seviyeye indiren Britanya, senin hayati önem taşıdığına inandığın uluslararası feminist dayanışmayı aktif bir şekilde zayıflatıyor. Care International UK'in verileri, kesinti yapıldığında ilk ve en çok etkilenenlerin kadınlar ve kız çocukları olduğunu gösteriyor. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı klinikleri kapanıyor, şiddet mağdurlarına yönelik hizmetler ortadan kalkıyor, krizlerde genellikle ilk müdahaleyi yapan taban kadın örgütleri kapılarını kapatmak zorunda kalıyor.

İlerleme kendi kendini korumaz. Kadın hakları sadece sözlerle ayakta kalmaz. Hükümetler eşitliğe gözden çıkarılabilir bir şey olarak bakmak yerine bunu finanse ettiğinde; diplomasi, hakları görmezden gelmek yerine savunduğunda; liderler, kadınları yoksulluğa, çatışmaya ve şiddete en çok maruz bırakan sistemlerle yüzleştiğinde ayakta kalır.

Bir asır önce, hakların hiçbir zaman hediye edilmediğini, kazanıldığını ve savunulması gerektiğini gösterdin. Bu ders bugün acı bir şekilde güncelliğini koruyor.

Keşke sana tarihin akışının hâlâ emin adımlarla adalete doğru ilerlediğini söyleyebilseydim. Ancak dünyanın dört bir yanındaki kadın hakları savunucuları bunun tam tersini görüyor. Kapının açılmak yerine kapandığı hissi giderek artıyor.

Bu nedenle bu Dünya Kadınlar Günü bir anma olmanın ötesine geçmeliydi. Memnun hissetmekten uzak durma kararı olmalı. Geriye dönüşe karşı cephe alma, kazanımları koruma ve eşitsizlik baktığımız her yerde varlığını sürdürdüğü için kadın haklarının daralmak yerine genişlemesini ısrarla talep etme taahhüdü olmalı.

1912'de Birleşik Devletler'deki bir konferans turunda "Dünyanın kadınları uyanıyor ve büyük bir özgürlük hareketinde bir araya geliyor" demiştin. Bu hareket hâlâ yaşıyor ancak ihanete değil, desteğe ihtiyacı var.

O zaman olduğu gibi şimdi de ya birlikte ayağa kalkarız ya da hiç kalkamayız.



independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU