NATO, ABD olmadan da Putin'i caydırıp Körfez'deki petrol akışını sürdürebilir mi?

Trump'ın Batı ittifakını "kağıttan kaplan" diyerek küçümsemesi ve onu terk etmeyi düşündüğünü gözünü kırpmadan belirtmesiyle, Avrupalı ​​liderlerin "NATO'dan sonraki gün"e hazırlanmaya başlamasının vakti geldi

Trump, "NATO beni hiç çekmedi. Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum" dedi (Reuters)

Donald Trump bir kez daha gündeme bomba bıraktı. Şubatta İran'a yönelik hava saldırılarının aksine bu tamamen sürpriz sayılmazdı ancak dünya düzeni için bir o kadar yıkıcıydı.

"Kağıttan kaplan" diyerek NATO'ya saldıran ABD Başkanı, Ortadoğu'daki yanlış varsayımlara dayanan girişimlerinde üye ülkelerin kendisine katılmaması (yani yardımına koşmaması) üzerine ABD'yi NATO'dan çekmeyi "ciddiyetle değerlendirdiğini" açıkladı.

NATO, Donald Trump'ın felaket niteliğindeki Körfez savaşının ikincil hasarı haline gelebilir mi? Şüphesiz ki onun bu tehdidi, 80 yılı aşkın süredir inşa edilen devasa küresel ittifaklar ağını çökertme riski taşıyor. Ancak NATO daha önce de varoluşsal bir krizle karşılaşmış ve bundan sağ çıkmıştı.

35 yıl önce, Soğuk Savaş bittikten ve Sovyetler Birliği çöktükten sonra Belçika'nın Mons kentindeki NATO karargahında slogan "Ya alan dışına yayıl ya da yok ol" olmuştu. ABD Senatörü Richard Lugar'a atfedilen bu sözde, örgütün varlığını haklı çıkarmak için eski kıtanın çok ötesinde yeni görevlere ihtiyaç duyduğu, ya çeşitlenmesi gerektiği ya da yok olacağı belirtiliyordu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Öyle de yaptı. Ancak daha sonra büyük ölçekli geleneksel savaş geri döndü; önce II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'daki en büyük silahlı çatışma olan Ukrayna'nın topyekun istilasıyla ve şimdi de ABD ve İsrail'in Körfez'deki müdahaleleriyle.

Trump'ın tüm tehditlerine ve protestolarına rağmen NATO, Tahran baskınlarına tamamen kayıtsız kalmadı. İspanya, Fransa ve İtalya gibi kilit oyuncular hava sahası kullanımı ve yakıt ikmalini reddederken, birçok NATO üyesi ülkeyse yardım etti. Birleşik Krallık, İran'ın "savunma" amaçlı bombalanmasında kullanılmak üzere Diego Garcia da dahil yerel RAF (Kraliyet Hava Kuvvetleri) üslerinin Amerikan kullanımına açılmasına izin verdi. Almanya, Ramstein hava üssünün Körfez'den yapılacak lojistik ve tıbbi tahliyeler için kullanılmasına müsaade etti. Danimarka, Hürmüz Boğazı'nı açmaya yönelik olası bir operasyonun ardından temizlik yapılması için mayın tarama gemilerini teklif etti.

Ancak Avrupa'nın, bu keyfi savaşına katılmayı reddetmesi karşısında Trump'ın sergilediği huysuzluk, ABD'li stratejik düşünürlerin NATO'daki maliyetli rollerinden dolayı uzun süredir yaşadığı hayal kırıklığını maskeliyor.

Trump'ın Beyaz Saray'dan ayrılmasına gün sayan iyimserler, kendisi göreve gelmeden önce 2024'te kabul edilen ve Amerikan başkanının Senato'nun onayı olmadan bir antlaşma ittifakından çekilmesini yasaklayan yasayı hatırlatmayı seviyor. Bu yasa Trump'ın NATO'dan resmen çıkmasını zorlaştırsa da başkan, işbirliğini fiilen geri çekebilir. Örneğin bir Baltık ülkesi Rusya saldırısına uğrarsa, Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. Maddesi uyarınca harekete geçme iznini vermeyi reddedebilir.

NATO'nun temel taşı olan ve birine yapılan saldırının hepsine yapılmış sayılacağını belirten 5. Madde, üyelerin her birinin sadece uygun gördüğü şeyi yapmasını gerektiriyor. Başkan Trump hiçbir şey yapmamanın uygun olduğuna karar verebilir.

Trump, NATO'nun Avrupalı üyelerini "kağıttan kaplan" diyerek küçümsediğinde, "Putin de böyle düşünüyor" diye uğursuzca ekledi. Dile getirilmeyen soru şu: NATO'nun nükleer caydırıcılığa sahip diğer iki gücü, (Trump'ın "donanması bile yok" dediği) Britanya ve Fransa, Washington'ın nükleer şemsiyesinin yerini doldurmaya yeter mi? Washington olmadan Londra veya Paris, Tallinn veya Riga için nükleer yok oluş riskini göze alır mı?

Trump dünya meselelerinde o kadar baskın bir figür ki, ABD'nin İran savaşına destek vermeye yönelik Avrupa'nın sergilediği isteksizliğin, NATO üyeliğinin gözden geçirilmesini olası kıldığını söyleyen tek üst düzey yönetim yetkilisi olmadığı kolayca unutulabiliyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, son birkaç günde verdiği çeşitli röportajlarda bu uyarıyı defalarca yaparak eskiden NATO'ya verdiği yüzde 100 desteğinden vazgeçti.

Biz Avrupalıların, 2028 başkanlık seçiminden sonra NATO operasyonlarının normale döneceğini varsaymamız akıllıca olmaz. Beyaz Saray'da Trump'ın yerine bir Demokrat geçse bile Washington'ın, Birleşik Krallık da dahil Avrupa'nın ittifaka çok daha fazla katkıda bulunması arzusu ortadan kalkmayacak. Sadece zorlama daha kibar yapılacak.

Avrupa'da tutarlı ve etkili bir NATO alternatifi yaratmak, hatta sadece ABD'ninkine eşdeğer bir alternatif sağlamak bile ne ucuz, ne kolay, ne de hızlı olacak. 28 Şubat olaylarından önceye kıyasla Avrupalılar için çok daha elverişsiz bir dünya ekonomisinde, kitlesel drone ve drone-savar üretiminden uydu gözetleme ekipmanına kadar her şeye ihtiyaç duyulacak.

Avrupalıların, Trump'ın Körfez savaşından sonraki hayata hazırlanırken (Trump gazete röportajında ​​ABD'nin iki veya üç hafta içinde İran'daki "işi bitirebileceğini" söylemişti) NATO'dan sonraki güne hazırlanmaya başlaması gerekiyor.

Tek başlarına Rusya'yı caydırabilirler mi, Körfez'deki gemi trafiğini güvence altına alabilirler mi, hatta Amerikalılar olmadan Grönland'ı koruyabilirler mi? Rahatsız edici gerçek şu ki, bunu çok geçmeden denemek zorunda kalabilirler.

Mark Almond, Oxford'taki Kriz Araştırmaları Enstitüsü (Crisis Research Institute) direktörüdür



independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU