Yapay zekadan değil, herkes bir şeyler yaratabildiğinde olacaklardan korkuyorum

Üretken yapay zeka, Birleşik Krallık'ın 150 milyar sterlinlik yaratıcı endüstrilerini altüst ediyor ve bunu işleri ortadan kaldırarak değil, sektörü filtrelenmemiş içerikle doldurarak ve sinyalle gürültü arasındaki sınırı silerek yapıyor

Protestocular Londra'daki Google Deepmind ofislerinin önünde toplanıyor (AFP)

Harry Potter. Mr Bean. Adele. Peppa Pig. Downton Abbey. Vivienne Westwood.

Britanya yaratıcılığının kuvveti, kültürümüzün ve halkımızın yumuşak gücünü küresel sahnede sergilemekle kalmıyor; her yıl Birleşik Krallık (BK) ekonomisine 150 milyar sterlin (yaklaşık 9,2 trilyon TL) kadar katkı sağlıyor. Bu, toplamın yaklaşık yüzde 6'sına denk geliyor. Yaratıcı endüstrilerimiz bize sadece nüfuz kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda istihdam da sağlıyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ancak kültür işçileri için çalkantılı zamanlardan geçiyoruz. Havada değişim bulutları geziyor; teknolojik dönüşümün soğuk rüzgarı, geçmişin kesinliklerini yavaş yavaş aşındırıyor. Kimse sanat alanındaki bir işin güvenli bir bilet olduğunu hiçbir zaman düşünmese de uzun ve sancılı bir süreçle edinilen yaratıcı becerilerle deneyimin bir değeri olması gerektiğini hep varsaydık; güvenlik olmasa bile en azından nadirlikten gelen bir değerdi bu.

Endüstriler geleneksel olarak nadirlik üzerine inşa edilir: yetenek, araç veya kaynak, erişim veya temsilcilik gibi. Talep, arzı her zaman aşmalı. Kıtlık ortadan kalkınca iş modeli sarsılmaya başlar ve bekleneceği üzere bu modelin desteklediği insanlar da sarsılır.

Üretken yapay zeka bu vazgeçilmez kıtlığı tehdit ediyor. Ve sadece işleri tehdit etmekle kalmıyor; en başında bu işleri meşrulaştıran mantığı da tehdit ediyor. Bu, kameranın ressamın yerini almasından daha fazlası; daha tuhaf bir şey: Çıraklar, loncaların yerini alıyor.

Ama bu filmi daha önce izledik.

Rönesans İtalyası'nın şehir devletlerinde de benzer bir istikrarsızlık yaşandı. Yeni teknolojilerle yeni malzemelerin ortaya çıkışı, finansal yenilikler ve değişen himaye yapıları, geleneksel zanaatkarların tekelini yıprattı.

Bilgi, Floransa ve Siena'nın kaynayan, bağımsız atölyelerine sızdı. Teknikler yayıldı. Yalnız dehanın gizemi dağılarak daha işbirlikçi, daha sistematik ve o dönemdeki pek çok kişiye göre daha tehditkar bir şeye dönüşmeye başladı.

En nihayetinde bir çırak sizin tarzınızı taklit edebiliyorsa, satacak neyiniz kalır ki?

Üretken yapay zeka da ürkütücü derecede benzer bir şey yapıyor. Bir zamanlar profesyonel denetimle korunan faaliyetleri alıp bir komut kutusuyla belirsiz bir fikri olan herkesin erişimine açıyor.

Floransa atölyesi gibi ustalık kazanmadan taklit etmeyi, özgünlükten önce üretimi ve izin almadan katılımı mümkün kılıyor.

İçgüdüsel tepkiyse panik oluyor: Eğer herkes bir şeyler yaratabiliyorsa, yaratıcılığın kendisi de elbette değersiz hale gelir. Ancak Floransa tam tersini gösteriyor.

Daha fazla insan bir şeyler üretebildiğinde değer ortadan kalkmaz, yer değiştirir. Uygulamadan muhakemeye, beceriden zevke, üretmekten neyin üretilmeye değer olduğuna karar vermeye kayar.

Asıl risk yaratıcılığın demokratikleşmesi değil, yönetimsiz bırakılması; filtrelenmemiş gürültü bataklığına yayılmasına izin verilmesi.

BK'deki yaratıcı ajanslarda yapılan araştırmalara göre mevcut durum böyle görünüyor. Yapay zeka dönüşümü danışmanlığı şirketi Spark AI'ın yayımladığı 2026 Spark Raporu, incelenen ajansların yarısından fazlasında yapay zeka kullanımının resmi bir yönetim olmadan gerçekleştiğini ortaya koyuyor; beyaz listeye alınmış araçlar yok, veri işleme eğitimi yok, politika yok. Personel tek başına inovasyon yaparak ajanslarının yasal ve fikri mülkiyet risklerini yükleniyor.

Diğer yandan araştırmaya katılan stüdyoların yüzde 47'si yaratıcı fikir oluşturma ve üretimde üretken yapay zeka kullanıyor; bu oran sadece 6 ay önce yüzde 27'ydi.

Bu "yönetim boşluğu" karşısında 600 yıl önce Floransa'da yaşanan örneği dikkate almamız yararlı olabilir. Çünkü Rönesans, herkesin kafasına göre hareket ettiği bir dönem değil, kontrollü bir dönüşümdü. Loncalar standartları uyguluyordu. Medici ailesi gibi himayeciler, riski finanse ederken aynı zamanda ortaya çıkan eserleri de denetliyordu. Kısıtlamalar yaratıcılığın düşmanı değil, iskeletiydi.

Üretken yapay zeka bize Floransa düzeyinde bir yapı olmadan Floransa düzeyinde bir erişim imkanı sunuyor. Teknoloji, atölyeleri demokratikleştirdi ancak loncayı yeniden kurmamız gerekiyor.

Ve bunu yapana kadar tam da Floransa'nın kaçınabildiği şeyi beklemeliyiz: Yaratıcılığın ölümünü değil de onun ezici fazlalığını... Zira neyin ayakta kalacağını kestirmenin net bir yolu yok.


independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU