Trump'ı uyardılar, "Churchill'in Çanakkale-Gelibolu'da yaşadığı yenilgiyi Hürmüz'de yaşarsın"

Gürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

Amerikan Başkanı Trump, savaşa ara verdiğinde İran’a karşı tehdit dilini kullanarak zorlayıcı, baskıcı diplomasi yönetimini devreye sokuyor.

Oysa bu yöntem İran’a karşı etkili olmuyor.

Trump ise ya bunu görmüyor ya da görmezden geliyor. 

Çünkü İran baskıyı, zorlamayı yumuşatma, absorbe etme tecrübesi ve kapasitesi olan ender ülkelerden biri.

Yaklaşık 47 yıldır birçok kaynaktan gelen baskılara alışmış bir İran’a, Trump’ın yönteminin etkili olması beklenemez.

Geçtiğimiz 28 Şubat’ta başlayan ve 40 gün süren savaşa Trump’ın nasıl evet dediğine bakarak devam edelim.

Netanyahu ve Mossad Başkanı Barnea, Trump'ı şöyle ikna ediyor:

Venezuela'da harika bir iş yaptınız. Acısız, zahmetsiz ve muhteşem bir şekilde rejimi değiştirdiniz. Şimdi sıra İran'da. Rejim dalından düşmeye hazır olgunlaşmış bir meyve haline geldi. Sadece ona dokunmanızı bekliyor.


Duydukları karşısında keyfi yerine gelen Trump, "İşi kaç günde bitiririz?" diye soruyor. 

Mossad Başkanı Barnea, kendinden emin bir şekilde yanıtlıyor:

İran ekonomisi perişan, halk isyanın eşiğinde. Devrim Muhafızları kontrolü kaybediyor. İran'da yaşam çekilmez halde. Birlikte rejimi devirebilir, savaşı 3-4 günde kazanırız.

 
Evet Trump hayatının kazığını Netanyahu ve MOSSAD’dan yedi. 

Dolduruşa gelerek girdiği savaştan 75 gündür çıkamıyor. 

Barış için İran'a verdiği tavizler ise Netanyahu'yu çılgına çeviriyor.

İran’ın şartları şöyle:

  1. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürmeli
  2. ABD, İran’a uyguladığı petrolle ilgili tüm yaptırımları kaldırmalı
  3. ABD, İran’ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmalı. 

Trump her ne kadar “Bunları kesinlikle kabul edemem” dese de Pakistan aracılığıyla müzakere etmeye çalıştığı biliniyor.

Ayrıca, İran elindeki uranyum stoku konusunda da bir çıkar yol bulmuşa benziyor.

İran, uranyum stokunu Pakistan’a göndererek bu kozu çok iyi oynamaya hazırlanıyor.

Aslında Trump, İran savaşıyla 3 büyük kayıp yaşadı:

  1. Rejim yıkılmadı, tam tersine daha güçlendi ya da ömrü uzadı,
  2. Füze programından vazgeçmedi,
  3. Hürmüz Boğazının kontrolü fiilen İran’ın eline geçti.

Trump’ın kayıpları bunlarla da sınırlı değil.

Özellikle Körfez Arap ülkeleriyle olan müttefiklik ilişkisi büyük zarar gördü.

Bu ülkeler, ABD’nin kendilerine verdiği güvenlik sağlama sözünü yerine getiremediğini yaşayarak anladı.

Ancak bu ülkeler arasında Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) ayrı bir yere koymak gerekiyor.

BAE, ABD’ye olan bağlılığını, İsrail’le yürüttüğü ilişkileri özellikle askeri alanda derinleştirerek başka bir aşamaya taşıdı.

İran, savaş sırasında İsrail’den sonra en çok BAE’yi hedef aldı.

Topraklarını sadece ABD’ye değil İsrail’e de kullandıran bu ülkeye, 427 balistik füze, 2 bine yakın İHA, 20 seyir füzesi gönderdi. 

Savaş öncesi Dubai’de turizm patlaması yaşanırken, otel doluluk oranları yüzde 80-90 arasında değişirken, bugün bu oran yüzde 10’un altına düştü.

Daha önce verdiğimiz bazı bilgileri de tekrarlamak gerekirse, Dubai ve Abu Dabi borsalarında yaklaşık 120 milyar dolarlık bir kayıp yaşandı.

40 bine yakın uçuş iptal edildi ve gayrimenkul endeksi yüzde 19 oranında düşüş kaydetti.

Bu arada 150 bin yabancının da BAE’yi terk ettiğini hatırlatalım.

Trump, Hürmüz Boğazı’na abluka uygulayarak aslında kendi kalesine gol attı.

Bu golün bir bölümünü Körfez Arap ülkelerinin yaşadığı ciddi ekonomik kayıplar oluşturuyor.

Ancak başka önemli kayıplar da var.

Basra Körfezi’nde 1500 gemi-tanker ve 22 bin mürettebat mahsur kaldı.

Dünya son 2 ayda 1 milyar varil petrol arzını kaybetti.

Avrupalı havayolu şirketleri, jet yakıtı fiyat artışı nedeniyle 13 binden fazla uçuşu iptal etmek zorunda kaldı.

Trump’ın Amerikan Deniz Piyadelerini Hürmüz’deki adalara çıkarıp, Boğazı kontrol etme düşüncesi ise askeri uzmanların, “Büyük kayıplar yaşarız” uyarısına takıldı.

Amerikan askerlerinin adalara çıkması durumunda, hiçbir kamuflajı, korunağı, siperi olmayan arazide, İran füzelerinin, İHA ve dronlarının hedefi olacağı Trump’a anlatıldı.

Ve Trump’a, Gelibolu-Çanakkale Savaşı örneği verildi.

Adalara çıkarma kararı alması durumunda 1915’de Churchill’in düştüğü hataya düşeceği söylendi.

Trump’ın Gelibolu’sunun da Hürmüz Boğazı olacağı anlatıldı.

Amerikan istihbarat servisi CIA’nın verdiği rapor Trump’a uyarı niteliğindeydi.

Rapora göre, İran füze kapasitesinin yüzde 70’ini hala koruyor.

CIA, İran’ın ABD tarafından uygulanan Hürmüz ablukasına 4 ay daha dayanabileceği yönünde.

Bu durumda Amerikan ekonomisi ve dünya ekonomisi 4 ay daha dayanabilecek mi?

Zaten Trump’ın savaşı acilen sonlandırma nedenlerinin başında dünya ekonomisindeki sıkışmışlık geliyor.

Trump sürdürülebilir olmayan bu durumdan kurtulmak ve kasım ayında yapılacak seçimlerde daha büyük kayıplar yaşamamak için kamera önünde şahin, perde arkasında müzakereci davranıyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU