Nâzım Hikmet'ten…

Celalettin Can, Independent Türkçe için Nâzım Hikmet'in Türkiye'de kitaplarına girmeyen yazısına yer verdi

Şiirleri 50'den fazla dile çevrilen ve eserleri birçok ödül alan Türk şair ve yazar Nâzım Hikmet Ran / Fotoğraf: Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı 

Farz ediniz ki, annem beni bir sinema salonunda doğurdu…

Farz ediniz ki, ben doğar doğmaz filmlerden anlayacak kadar zeki bir vatandaşım… Ve işte perdede oyun başladı:


Birinci film: Harbi Umumi’de Amerikan askerleri muharebeye gidiyor. "Yaşasın Amerika!" diye bağrışıyorlar…

"Amerikan ordusu, hürriyet ordusu!" diye haykırışıyorlar. Amerikan bayrağı dalgalanıyor… Amerikan kızları şarkı söylüyorlar…

Amerikan papazları herkese yardım ediyor… Amerikan delikanlılarıyla Amerikan dilberleri öpüşüyorlar…

Perdede 2 saat "Yaşasın Amerika" propagandası yapıldı.

Demek ki beni annem, Amerika’da bir sinema salonunda doğurmuş.


İkinci film: İngiliz ordusu Sudan’ı istilaya gidiyor. "Yaşasın İngiliz ordusu" diye bağrışıyorlar…

İngiliz zabitleri dünyanın en iyi insanlarıdır. Sudanlılar hunhar vahşilerdir. İngiliz bayrağı dalgalanıyor.

İngiliz zabiti, İngiliz dilberleriyle öpüşüyor. Sudanlılar mağlup oluyor…

Demek ki annem beni İngiltere’de bir sinema salonunda doğurmuş.


Üçüncü film: Fransız ordusu Arapları kovalıyor. Fransız bayrağı dalgalanıyor, Fransızca konuşuluyor…

Fransızlar Arapları yeniyorlar, Fransızlara dost olan Arap şeyhleri iyidir…

"Fransızlarla kavga eden Araplar kahrolsun! Yaşasın Fransa!"

Demek ki annem beni Fransa’da bir sinemada doğurmuş…


Fakat hayır iki gözüm, ne Amerika’da, ne İngiltere’de, ne Fransa’da doğurmadı annem beni.

Beni annem Türkiye’de, İstanbul’da Beyoğlu sinemalarından birinde doğurdu…

Bir sinema salonunda doğurdu…


Ve bana mütemadiyen:

"Yaşasın Amerika!.. Yaşasın Fransa!.. Yaşasın İngiltere!" diye Türkiye’de, İstanbul’da Beyoğlu sinemalarında bağırdılar…

Fakat çok şükür ki benim bir sinema salonunda bağırdığım faraziyededir…

Fakat ne yazık ki, ne ayıp ki, 7'sinden 70'ine kadar bütün İstanbul halkı bu filmlerle terbiye görüyor…

Elimden gelse bu filmleri bir casus gibi tevkif eder, kurşuna dizerdim…

 

 

*Nazım Hikmet’in Türkiye’de yayınlanan kitaplarında yer verilmeyen yazısı… Yenigün, 2/5/1931… Eylem Günlüğü

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU