MİT'in eşik yönetimi

Cihad İslam Yılmaz Independent Türkçe için yazdı

Ankara'nın Etimesgut ilçesinde bulunan ve "Kale" olarak adlandırılan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) hizmet binası / Fotoğraf: AA

Bir devletin tehdide tepki vermediği anlarda ne yaptığı, tepki verdiği anlardaki kadar stratejik anlam taşır.

Güvenlik analizinin kronik körlüğü tam burada başlar: Gözlemlenebilir olan eylemdir; oysa strateji çoğunlukla eylemin ertelenmesinde gizlidir.

Kamuoyu bir operasyonu görür, bir açıklamayı duyar, bir sonucu değerlendirir.

Ama devletin o sonucu mümkün kılan bekleme sürecini, o süreçte yönetilen hesabı ve zamanlamayı bilinçli olarak neden o noktaya taşıdığını nadiren görür.

Eşik yönetimi, bu görünmez sürecin kavramsal adıdır.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Modern güvenlik yazınında devlet davranışı büyük ölçüde bir tepki mantığıyla kodlanmıştır. Tehdit gelir, devlet karşılık verir.

Bu şema hem analitik hem de normatif bir beklentiyi içerir: karşılık hızlı olmalı, görünür olmalı ve orantılı olmalıdır.

Kamuoyunun güvenlik kurumlarına biçtiği rol de büyük ölçüde bu şemaya uygundur. Yavaş tepki, zayıflık işareti; gecikmeli müdahale, başarısızlığın kanıtı olarak okunur.

Oysa bu okumanın gözden kaçırdığı bir gerçek vardır: En maliyetli müdahaleler, zamanlaması yanlış seçilmiş müdahalelerdir.

Erken müdahale, hedefi uyarır; ağı dağıtır, kanıt zincirini koparır, sempati havuzunu genişletir.

Geç müdahale ise zararın geri dönüşsüz büyüdüğü bir noktada devreye girer ve siyasi maliyeti katlamış olur.

Eşik Yönetimi, bu iki ucun arasındaki o dar ve hassas aralığı bilinçli olarak yönetme sanatıdır.

Mesele zamanlama değil, doğru zamanlamadır. Ve bu fark, stratejik kültürün olgunluğunu belirleyen en temel ölçüttür.


Erken müdahalenin paradoksu

Bürokratik kültürlerinde "erken müdahale" çoğunlukla erdem olarak kodlanır. Tehdit tomurcuk hâlindeyken bertaraf edilmeli, büyümeden kesilmelidir.

Bu sezgi, belirli durumlarda tamamen geçerlidir; terör eylemini önceden engellemek, gerçekleşmesine izin vermekten her zaman daha değerlidir.

Ancak erken müdahalenin kendi içinde taşıdığı paradoks çoğunlukla göz ardı edilir: Bir ağı erken kapatmak, o ağın tamamını görünür kılmadan önce hareket etmek demektir.

Yani devlet, buz dağının görünen kısmına müdahale ederken görünmeyeni yerli yerinde bırakmış olur.

Süreç tamamlanmadan önce tetik çekilmiş, ağın tüm bağlantıları izlenmeden yapı uyarılmıştır.

PKK'nın kentsel yapılanma süreçlerinde buna dair somut örnekler gözlemlenebilir.

2000'lerin ortasında bazı hücre yapılarına erken operasyon yapıldığında, üst kademenin uyarılması ve ana ağın yer değiştirmesi kaçınılmaz olmuştur.

İstihbarat açısından daha sabırlı bir izleme, hem ağın tamamlanmış haritasını verebilir hem de müdahalenin bütünü birden kapsamasına olanak tanıyabilirdi. 

Bu paradoks Eşik Yönetimi'nin temel gerekçesidir: Müdahale edebilecek olmak ile müdahale etmenin optimal zamanı arasındaki mesafeyi bilinçli olarak açık tutmak.
 


Eşiğin içeriği: O aralıkta ne yapılır?

Eşik Yönetimi'ni pasiflikten ayıran şey, bekleme sürecinin içeriğidir. Devlet beklemiyor değildir; beklemenin kendisini stratejik bir faaliyet olarak örgütlemektedir. Bu aralıkta birkaç kritik süreç eş zamanlı işler.

Ağ haritalama derinleşir. Müdahale edilmediğinde tehdit aktörü hareket etmeye devam eder ve her hareketi yeni veri üretir. Finansman kanalları görünür hale gelir, irtibat kişileri netleşir, operasyonel ritim anlaşılır.

Devlet, beklerken aslında bilgiyi kıymetlendirmektedir. Müdahalenin maliyeti zamanla artabileceği gibi, getirisi de artmaktadır: çünkü artık daha büyük, daha kapsamlı, daha geri dönüşü olmayan bir operasyon mümkün hale gelmiştir.

Hukuki ve siyasi zemin hazırlanır. Her müdahalenin bir meşruiyet altyapısına ihtiyacı vardır. Kamuoyuna açıklanacak gerekçe, yargı süreçlerine taşınacak delil zinciri, uluslararası ortakların bilgilendirilmesi ve varsa diplomatik hazırlık: bunların tamamı zaman ister.

Eşik aralığında bu altyapı sessizce inşa edilir. Müdahale geldiğinde hem hızlı hem de sağlam zemine basıyor görünür; oysa o sağlamlık, görünmez bir hazırlık sürecinin ürünüdür.

Rakip yanıltılır. Tehdit aktörü, takip edilmediğini ya da fark edilmediğini düşündüğü sürece savunma mekanizmalarını düşürür. Eşik aralığı bu yanılgının yönetildiği dönemdir.

Devletin haberdar olduğu sinyaller kasıtlı olarak baskılanır; aktörün rahatlaması, hatta genişlemesi bırakılır. Nihayetinde yapılan müdahale, rakibin en hazırlıksız anına denk gelir.

Pasiflik ve stratejik sabır ayrımını doğru çizmek, hem analitik hem de normatif açıdan kritiktir. Zira ikisi dışarıdan aynı görünür; her ikisinde de devlet hareketsizdir. Farkı belirleyen, hareketsizliğin kasıtlılığı ve içeriğidir.

Pasiflik, tehdidin farkında olunmamasından ya da ne yapılacağının bilinmemesinden kaynaklanan hareketsizliktir. Kurumsal yetersizlik, siyasi irade eksikliği ya da bürokratik felç; pasifliği üretir. Bu durumlarda bekleme bir tercih değil, bir sonuçtur.

Stratejik sabır ise tam tersi bir iç yapıya sahiptir: tehdit bilinmektedir, kapasite mevcuttur, müdahale kararı verilmiştir; ancak zamanlama bilinçli olarak kontrol edilmektedir.

İçeride yoğun bir faaliyetler bütünü işlerken dışarıya hareketsizlik yansıtılmaktadır. Görünürlük yoktur çünkü görünürlük istenilmemektedir.


MİT'in eşik yönetimi

MİT'in operasyonel pratiğine bakıldığında, Eşik Yönetimi'nin en belirgin biçimiyle dış kaynaklı tehdit ağlarında uygulandığı görülür.

Suriye iç savaşının yarattığı konjonktürde, Türkiye sınırı boyunca kurulan YPG/PKK bağlantılı yapılanmalar yıllarca izlenmiş; müdahale belirli operasyonlara değil, stratejik dönüm noktalarına denk gelecek şekilde planlanmıştır.

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Pençe serisi operasyonlarının her birinin zamanlaması, salt askeri gerekçelerle değil diplomatik konjonktür, iç kamuoyu iklimi ve uluslararası aktörlerin pozisyonu birlikte değerlendirilerek seçilmiştir.

Bu seçim Eşik Yönetimi'nin somutlaşmasıdır: Devlet çok daha önce müdahale edebilirdi. Kapasitesi mevcuttu, gerekçesi hazırdı.

Ama her defasında bekledi ve bekleme sürecini aktif olarak yönetti. Sonuç olarak her operasyon, hem askeri hem de siyasi açıdan daha güçlü bir zemine basarak gerçekleşti.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU