Zaten kırılgan ve belirsizlik içinde olan iş dünyası daha da kırılgan ve belirsiz hale geldi.
Dubai ve Bahreyn'deki lüks otel ve konutların alevler içinde kalması derin bir şok yarattı. Drone çağında yaşıyoruz, savaşlar değişti ve İran'ın güvenlik ve lüksüyle kendilerini pazarlayan yerlere saldırma kabiliyeti bölgeyi sarstı. Körfez ülkeleri tesislerini ABD uçaklarının kullanmasına izin vermeyerek sınır çizmeye çalışsa da Amerikan üsleri ve enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları öngörülebilirdi.
Öngörülemeyen şey, patlamaların duyulduğu ve ikonik kulelerin alev aldığı sırada Dubai Uluslararası Havalimanı'ndaki yolcular ve personelin güvenli bir yere ulaşmak için koşmasıydı. Son teknoloji olduğu öne sürülen hava savunma sistemleri intihar drone'larının bazılarına karşı koymayı başarsa da hepsiyle başa çıkamadı. Herkes bu bölgenin istikrarsız olduğunu biliyordu, elbette biliniyordu ama diğer yandan da buralar kendilerini güvenliğiyle pazarlıyordu ve bu vaat aniden, çok çarpıcı bir şekilde boşa çıktı.
Uçuşlar durduruluyor, turistler ülkeden çıkamıyor ve finans, profesyonel hizmetler ve diğer sektörlerde çalışmak ve yaşamak için oraya giden gurbetçiler sığınak aramak zorunda kalıyor. Vergi sığınağından yararlanmaya gittiler, bomba sığınağından değil.
Savaş, Ortadoğu'nun ışıltılı kentlerine ve finans şehirlerine geldi ve yuvaya hızla ulaştı. İran, Hürmüz Boğazı'nın bir mücevher, bir pazarlık kozu olduğunu biliyor. Aynı şekilde ABD ve askeri planlamacıları da bu blokaj noktasının önemine dair herhangi bir yanılsama içinde değil. İran kendini tehlikeye atarak boğazla oynuyor.
ABD - İsrail saldırılarına dair haberler ortaya çıkar çıkmaz sigortacılar savaş riskine dair istisnaları gerekçe göstererek bu savunmasız kanaldan geçen gemilerin poliçelerini derhal iptal etti. Bunu bir cumartesi, anında, sigortacıların masalarına pazartesi günü oturmasını beklemeden yaptılar. Dolayısıyla sigorta piyasası açılınca prim maliyetleri bazı tahminlere göre yüzde 50'ye kadar sıçrayacak. Artışın ne kadar fazla olacağı ve hatta herhangi bir sigortanın mevcut olup olmayacağı ve bu durumun ne kadar süreceği, sırada neyin olduğuna bağlı.
Geçen haziranda İran'a İsrail tarafından ateş açıldığında dünya 12 gün boyunca nefesini tutmak zorunda kalmıştı. Bu raunt daha kısa veya daha uzun olabilir, bir şey söylemek için henüz çok erken.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Piyasalar, Donald Trump'ın beklemeleri için uyardığı ve gerçekleşebileceğini düşündükleri bir şeyin beklendiği gibi gerçekleştiğini bilerek işlemlerini sürdürecek. Bu bir dereceye kadar rahatlık sağlasa da kayıtsızlık çok az olacak. Kimse halinden memnun değil, işlerin her zamanki gibi yürümeyeceği kesin.
Dünyanın dört bir yanındaki ofislerde ve işlem ekranlarının önünde olacak olan şey, kafalar karışıkken endişeli bir halde izleyip beklemektir. İran'ın, liderlerinin ölümüne verdiği tepki kısa sürerse, ABD ve müttefiklerine daha uyumlu bir yönetim başa geçerse, şahinler kaybolursa, önceki rejimin müttefikleri dışarıda kalmayı seçerse, petrol akmaya devam ederse ve Hürmüz Boğazı açık kalırsa, BAE ve Körfez'deki komşuları tekrarlanan saldırılara maruz kalmazsa...
Bu belirsizlikler sadece başlangıç. Çok daha fazlası da var. Şu anda cevapları bildiğini söyleyen herkes yalan söylüyor.
Yatırımcılar durum değerlendirmesi yapacak. Altın ve gümüş fiyatları aylardır olduğu gibi yükselecek, hisse senetleri düşebilir ama savunma hisselerinin değer kazanması kesin gözüküyor. Ortadoğu'yla ilgili her şey tartışmaya açık olacak. Çin, Tayvan'ı istila etmek için cesaretlendirilecek mi? Bağlayıcı kararlar muhtemelen her yerde ertelenecek. Gerçekten bilgi sahibi olana kadar.
Petrolün fiyatı artacak, biz de petrol için daha fazla ödeme yapmayı bekleyebiliriz. Böyle bir şeyin gerçekleşeceği beklentisiyle yıl başından bu yana varil başına 10 dolar zamlandı. Bu, fiyatının daha fazla sıçramayacağı anlamına gelmiyor. Aksine bu artış, sektörün böyle bir olayın gerçekleşme olasılığını ne kadar ciddiye aldığının bir göstergesiydi. Olay şimdi gerçekleştiğine göre daha fazla artış bekleyebiliriz.
Belirli bir ölçüde, korkulduğu kadar kötü olmayabilir. Dünyanın en büyük 4. ham petrol rezervlerinin üstünde olan İran, diğer yandan uluslararası yaptırımlara maruz kalıyor. Endüstrisi sermaye yatırımından yoksun ve verimsiz. Sonuç olarak Uluslararası Enerji Ajansı'na göre ülkenin sıralamadaki yüksek derecesine rağmen İran petrolü, mevcut küresel arzın yüzde 3'ünden daha azını oluşturuyor. Ambargoyu hiçe saymaya hazır tek bir büyük müşterisi var, o da Çin: Malezya açıklarındaki denizlere giden "karanlık" tankerlerden İran petrolünü alan Çin gemileri, yasadışı kargolarını ülkelerine teslim ediyor. Bu tertip, Çin'in deniz yoluyla yaptığı ithalatın yaklaşık yüzde 13'ünü oluşturuyor.
ABD - İsrail füze saldırılarının, Ayetullah'ın ölümünün ve ardından gelen kaosun Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi çok daha büyük bir endişe kaynağı. Tankerler için hayati önem taşıyan bu nakliye rotasının kapatılması durumunda Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve BAE kaynaklı petrol akışı kesilecek. Etkisi yıkıcı olur, dünya enerji fiyatlarında ani bir artışa yol açar ve hızlı, "hiper" enflasyonu kışkırtır.
Yetkililer her şeyin yolunda olduğu ve bu durumun tekrarlanamayacağı izlenimini yaratmak için çok zorlanacak. Gümrük vergileri, yapay zekanın ilerleyişi ve iklim değişikliğiyle çalkalanan bir dünya daha da büyük bir çalkantıya itiliyor.
Independent Türkçe için çeviren: Eren Umurbilir
© The Independent