Atom bombası yarışını aratmayan bir rekabet; yapay zeka (2): Yatak odanızın üç boyutlu haritası şu an Pekin'de!

"Çinli bir mühendisin, Rus bir subayın, Amerikalı bir CEO'nun ortak bir sırrı var: Sizin akıllı süpürgenizin odanızda ne gördüğünü biliyorlar. Siz bilmiyorsunuz"

Görsel: ChatGPT/Independent Türkçe 

Evet, yanlış okumadınız.

Salonunuzun köşesinde mırıldanarak dolaşan o şirin robot süpürge, sadece tozunuzu almıyor.

Duvarlarınızın uzunluğunu ölçüyor. Kapılarınızın açısını kaydediyor. Çocuğunuzun odadaki yatak pozisyonunu, eşinizin gece kaç kez tuvalete kalktığını, köpeğinizin hangi köşede uyuduğunu not ediyor.

LIDAR sensörleri dönüp duruyor; eviniz milimetrik olarak taranıyor.

Veriler, Pasifik'in altından geçen fiber kablolarla Şanghay'daki bir sunucuya akıyor.

Orada bir algoritma, sizinle beraber milyonlarca başka evin planını işliyor.

Neden mi?

Bu sorunun cevabını vermeden önce, sizden 2 yıl geriye gitmenizi rica edeceğim.

Ocak 2024'te, bu köşede bir yazı kaleme almıştım:

"Atom bombası yarışını aratmayan bir rekabet: Yapay zeka."

O yazıyı yazdığımda, belki de Türkiye'de ilk kez biri yapay zeka rekabetini Manhattan Projesi'ne benzetiyordu.

O zaman insanlar hâlâ ChatGPT'ye "Bana kedi şiiri yaz" diye seslenmenin hayranlığındaydı.

2 yıl geçti.

Ben o zaman endişeliydim. Bugün korkuyorum.

Çünkü o yazının sonunda sorduğum soru hâlâ yanıt bekliyor:

İnsanlık bu savaşın neresinde?

Cevabını bugün biliyorum: Maalesef orta yerinde.

Üstelik silahsız. Hatta silah olduğunu bilmediği şeyler elinde.


Wuhan'daki laboratuvardan DeepSeek'in sarsıntısına

Geçen yazıda "Wuhan kentinde bir laboratuvar varsa burada ChatGPT yapmadıklarından eminiz" demiştim.

Çin, Ocak 2025'te cevabını verdi.

DeepSeek adında, neredeyse bedava bir yapay zeka modeli ortaya çıkardılar.

OpenAI'nin yüz milyonlarca dolara yaptığı işi, onda biri maliyetle yapıyordu.

Üstelik kodu açık kaynak olarak yayımladılar.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Dünya 3 gün şoktaydı.

Wall Street tökezledi.

Nvidia, tek günde 600 milyar dolar kaybetti; bu, tarihteki en büyük tek günlük borsa kaybıydı.

Silikon Vadisi'nin uykusu kaçtı.

Amerika'nın ambargoyla durdurmaya çalıştığı Çin, tam da o ambargoların yarattığı baskı altında yeni bir yöntem bulmuştu.

Çinliler, yasaklı Nvidia çiplerini kullanamadıkları için daha az kaynakla daha çok iş yapmayı öğrenmek zorunda kaldılar.

Napolyon'un bir sözü vardır:

Düşmanına asla 2 kez aynı hatayı yapma fırsatı verme.


Çin, Amerika'ya bu fırsatı vermedi.

DeepSeek yalnız değil.

Alibaba'nın Qwen modeli, Baidu'nun Ernie'si, Moonshot'un Kimi'si, ByteDance'ın Doubao'su… Bir ordu var.

Mart 2025'te piyasaya çıkan Manus, kendi kararını kendi veren bir yapay zeka ajanıydı; Amerika tam benzerini henüz konuşurken Çin'in vitrininde hazır duruyordu.

Huawei ise ambargoya rağmen Ascend 910C çipini piyasaya sürdü.

Amerika, 3 yıl önce, "Çin asla kendi çipini yapamayacak" diyordu.

Bugün o çipler, Shenzhen'deki tesislerde sessiz sedasız üretiliyor.

Kısaca: Biz OpenAI ile Google'ın kavgasını reality show gibi izlerken, Çin sahnenin arkasında kendi tiyatrosunu kurmuştu.
 

İllüstrasyon: Monique Woo/The Washington Post
İllüstrasyon: Monique Woo/The Washington Post

 

Akıllı süpürge, akıllı saat, akıllı televizyon… Akılsız kullanıcı

Şimdi salonunuza geri dönelim.

Xiaomi'nin ürettiği robot süpürge, Roborock'ın, Ecovacs'ın, Dreame'nin, Narwal'ın, her şeyin başındaki o küçük yuvarlak arkadaş - hepsi Çin malı.

Ve hepsi, Çin'in 2017'de çıkardığı Ulusal İstihbarat Yasası'na tabi. O yasa, her Çinli şirketi -istisnasız- devletin istihbarat kolu yapıyor.

Pekin "ver" dediğinde, şirket "veremem" diyemiyor.

Yani, robotunuz casus değil. Casusların taşıdığı çantadır.

Listeyi uzatayım:

Aliexpress'ten aldığınız o ucuz akıllı saat, nabzınızı, uyku düzeninizi, adım sayınızı, hangi saatte cinsel ilişkiye girdiğinizi (evet, nabız verisinden bu bile çıkarılıyor) Pekin'e yolluyor.

TikTok, yüzünüzü; yürüyüşünüzü; sesinizin tonunu; mimiklerinizi biriktiriyor. Çocuğunuzun okula giderken söylediği şarkıyı bile.

2024'te ABD Kongresi, TikTok CEO'su Shou Chew'u 5 saat boyunca sorguladı.

Adam "Biz veri toplamıyoruz" derken, milyonlarca Amerikalı gencin parmak izi, yüz taraması ve biyometrik verisi çoktan Şanghay'daki bir veri merkezinde dinleniyordu.

Temu'dan aldığınız şu 3 dolarlık kablosuz kulaklık - konuştuğunuz her kelimeyi duyuyor.

"Ama ben önemli bir şey konuşmuyorum ki" dediğinizi duyuyorum.

Önemli olan sizin konuştuğunuz değil, milyonlarca insanla birlikte sizin konuştuğunuz.

Bir kişinin konuşması veri değil; 100 milyon kişinin konuşması patronludur.

"Bu bilgiler ne işe yarar" diye soracaksınız; bir düşünün:

Milyonlarca evin planı.
Milyonlarca insanın yürüyüşü.
Sesi.
Kalp ritmi.
Uyku düzeni.
Alışveriş tercihi.
Siyasi görüşü.
Cinsel yönelimi.
Alerjisi.
Korkuları...

Bunu bir yapay zekaya verin;

Size insanlığın zayıf noktalarını sunar.

Bir salgın çıkarmak isterseniz, hangi mahallelerden başlayacağınızı söyler.

Bir seçimi kaybettirmek isterseniz, hangi kararsız seçmenlere hangi videoyu izleteceğinizi fısıldar.

Bir ülkeyi içeriden çökertmek isterseniz, hangi sosyal faylarını kullanacağınızı haritalandırır.

Bir ordunun subaylarını tek tek bulmak isterseniz, karılarının Pinterest'te hangi mutfağı beğendiğine bakarak adreslerini bulabilir.

Çin bunu "istiyoruz" diye yapmıyor.

"Yapabiliyoruz" diye yapıyor.

Ve Sun Tzu'nun dediği gibi:

En büyük zafer, savaşmadan kazanılandır.

Pekin, savaşmadan kazanıyor.
 

Rusya cephesi: Ukrayna, bir oyun parkına dönüştürüldü

Çin'in yanına Rusya'yı koyunca tablo tamamlanıyor.

Putin, 2017'de şöyle demişti:

Yapay zekada lider olan, dünyanın lideri olur.


Söylediği gün herkes güldü.

"Rusya mı?" dediler.

"Bunlar henüz Lada üretiyor" dediler.

Bugün kimse gülmüyor.

Rusya, Ukrayna sahasını devasa bir laboratuvar olarak kullanıyor.

Lancet-3 insansız hava araçları, hedefi kendi seçiyor.

Yapay zeka, bir Leopard tankını bulup tankın en zayıf yerine -tareti ile gövde arasındaki o iki santimlik boşluğa- kendi dalıyor.

Operatör sadece "evet" butonuna basıyor. Çoğu zaman o bile gerekmiyor.

Shahed-136'lar artık bir sürü halinde uçuyor, havada birbirleriyle konuşuyorlar; biri düşürülünce diğerleri rotasını değiştiriyor.

Bir insan karar vermiyor.

Bir algoritma karar veriyor.

Dün "Terminator" diye izlediğimiz filmin senaryosu, bugün Bakhmut'un semalarında canlı yayında.

Rus dezenformasyon savaşı başka bir vitrin.

GRU'nun meşhur 74455 numaralı birimi, bugün artık klavyeye değil prompta basıyor.

Stable Diffusion ile dakikada binlerce sahte görsel üretiliyor.

Zelenski'nin teslim olduğu bir deepfake video 2022'de yayımlandı; 30 saniye sürdü, etkisi hâlâ sürüyor.

Çünkü bir kere gördünüz, silinmiyor.

Beynimiz görüntüye inanmak üzere evrilmiş; milyonlarca yıl boyunca gözlerimiz yalan söylememişti.

Artık söylüyor.

Bir ressamın fırçası, bir bestecinin notası, bir şairin kalemi vardı.

Şimdi herkesin bir GAN modeli var.

Gerçeğin öldüğü bir dünyada yaşıyoruz.

Orwell'in "1984"ünde Büyük Birader bizi izlerdi.

2026'da Büyük Birader bizim yerimize sahte haberler üretiyor.

Aradaki fark şu:

Orwell'in dünyasında yalan söyleyen tek bir merkez vardı.

Bizim dünyamızda yalan söyleyen herkes. Ve hiç kimse.
 

Midjourney1
Görsel: ChatGPT/Independent Türkçe 

 

Amerika: Silikon Vadisi artık Pentagon'un bahçesi

Peki Amerika ne yapıyor?

Hani "Biz iyiyiz, özgürüz" diyen taraf?

Ocak 2024'te OpenAI, sessiz sedasız bir şey yaptı.

Kullanım politikasından "Askerî amaçlı kullanım yasaktır" maddesini kaldırdı.

Sayfanın bir köşesinde, kimse fark etmesin diye.

Bir gazeteci fark etti.

Birkaç ay sonra Sam Altman, Pentagon ile sözleşme imzaladı.

Anthropic, Palantir ile el sıkıştı; "insanlık için güvenli yapay zeka" diye kurulmuş bir şirket, casusluk algoritmalarını ABD ordusuna satmaya başladı.

Meta, Lockheed Martin ile ortaklıklar kurdu.

"İnsanlık yararına çalışacağız" diye kurulan şirketler, birer birer tezgâha dizildi.

Trump, ikinci döneminde Stargate projesini açıkladı.

500 milyar dolarlık bir yapay zeka altyapı yatırımı. Oracle, OpenAI, SoftBank el ele.

Teksas çöllerinde devasa veri merkezleri kuruluyor.

Neden Teksas?

Çünkü "Dallas" dizisinin çiftliklerinin yanına şimdi GPU çiftlikleri dikiliyor.

Petrol yerine veri pompalıyorlar.

Şeyhler yerine Sam Altman var.

J.R. Ewing'in yerini Elon Musk aldı.

Hikâye aynı; dekor değişti.

Anduril diye bir şirket var.

Adını Yüzüklerin Efendisi'ndeki Aragorn'un kılıcından alıyor.

Otonom tanksavar füzeleri, kendi uçan denizaltı avcıları, gözetleme kuleleri üretiyor.

Shield AI diye bir başkası, kendi kendine uçan savaş jetleri yapıyor.

Scale AI, askeri veri etiketlemeyi bir sanayi dalına dönüştürdü.

Palmer Luckey - Oculus'u Facebook'a satıp milyarlarca dolar kazanan o genç şimdi ölüm makineleri yapıyor.

Pentagon'un Replicator programı ile 2026 sonuna kadar binlerce otonom sistemin devreye girmesi hedefleniyor.

Bu ne demek?

Deşifre edeyim:

2027'de bir savaş çıkarsa, iki tarafta da makineler çarpışacak.

İnsanlar sadece izleyici olacak.

Daha doğrusu, ölenler olacak; ama öldürme kararını verenler olmayacak.

Bu, savaşın en korkunç hali: Sorumluluğu olmayan bir şiddet.

Nvidia'nın Jensen Huang'ı bir sahnede konuşurken "dijital insan" üretiminden bahsediyor.

Sesi titriyor, heyecanlı.

Arkasındaki slaytta, yapay zekanın üç boyutlu klonladığı bir insan yüzü gülümsüyor.

İzleyenler alkışlıyor.

Kimse sormuyor:

Bu yüz kime ait?

Onun rızası alındı mı?

Öldüğünde bu yüz konuşmaya devam edecek mi?
 

Midjourney3
Görsel: ChatGPT/Independent Türkçe 

 

Peki, biz?

Boğaziçi Üniversitesi'nde bir mühendislik öğrencisi şu anda ChatGPT'ye ödevini yaptırıyor.

İzmir'de bir çocuk, Character.AI'da sahte bir sevgiliyle konuşuyor.

Ankara'da bir esnaf, Midjourney'le dükkânının tabelasını çizdiriyor.

Güzel şeyler... Masum görünüyor.

Ama Türkiye'nin bir yapay zeka stratejisi yok.

Ulusal bir modelimiz yok.

Kendi dilimizde eğitilmiş, kendi verilerimizle beslenmiş, kendi değerlerimizle hizalanmış bir yapay zekamız yok.

Olanlar, başkalarının modellerinin üstüne yapıştırılan logolardan ibaret.

Osmanlı matbaayı 280 yıl geç aldı.

Bu tarihî gecikmenin faturasını hâlâ ödüyoruz.

Yapay zekada 280 yıl beklemek mümkün değil.

Burada gecikme 280 ay bile değil; 28 ay bile olabilir. Belki de 28 gün.
 

Görmediğimiz tehlike: Biz uyurken ne oluyor?

Bütün bu olan bitenin içinde, biz ne yapıyoruz?

ChatGPT'den "kedi şiiri" yazmasını istiyoruz.

Midjourney'le ailemizin Rönesans tablosunu çizdiriyoruz.

Sora ile yıl sonu videosu üretiyoruz.

Güzel. Eğlenceli. Masum.

Ama tam da istenen şey bu.

İnsanlık tarihinde ilk defa, bir teknolojinin en karanlık yüzü bu kadar pırıltılı bir yüzle saklanıyor.

Atom bombasının bir "eğlence sürümü" yoktu.

Kitle imha silahlarıyla selfie çekemiyordunuz.

Ama yapay zekayla çekebiliyorsunuz.

Hem de binlercesini.

İşte bu yüzden tehlikesi daha büyük.

Çünkü korkulmayan şey, en tehlikelisidir.

Huxley "Cesur Yeni Dünya"da bir şey söylemişti:

İnsanları, acı çektikleri için değil; mutluluktan uyuştukları için kontrol edeceğiz.


Orwell korkardı; Huxley eğlendirirdi.

Bugün Huxley kazanıyor.

Bizi dopamin pompalayan algoritmalarla uyuşturuyorlar.

Biz de mutlu mutlu, akıllı saatlerimizin bize ne zaman uyumamız gerektiğini söylemesini bekliyoruz.

Yatağa gittiğimizde robotumuz odamızı siliyor.

Siliyor mu, yoksa dikkatle kaydediyor mu?
 

Midjourney2
Görsel: ChatGPT/Independent Türkçe 

 

Ve asıl soru

2 yıl önce sorduğum soruyu tekrar soracağım: İnsanlık bu savaşın neresinde?

Cevabı artık biliyorum.

İnsanlık bu savaşın cephesinde değil; cephaneliğinde.

Verilerimiz, yüzlerimiz, seslerimiz, evlerimizin planı, çocuklarımızın uyku saatleri; hepsi birer mühimmat.

Ve bu mühimmatı üzerimize atmaya hazırlananlar, bizden çok daha hızlı öğreniyor.

Çinli bir mühendisin, Rus bir subayın, Amerikalı bir CEO'nun ortak bir sırrı var:

Sizin akıllı süpürgenizin odanızda ne gördüğünü biliyorlar.

Siz bilmiyorsunuz.

Asıl korkutucu olan bu.

Bir sonraki yazıda, bu savaşın bireysel cephesinde ne yapabileceğimize bakacağız.

Çünkü bir savaştan kaçamazsınız ama içinde nerede duracağınızı seçebilirsiniz.

O zamana kadar küçük bir öneri:

Bu gece uyumadan önce, robot süpürgenizin fişini çekin.

Akıllı saatinizi çıkarıp çekmecenin dibine atın.

Telefonu yatak odasından uzakta bırakın.

Güneş doğduğunda dünyada bir şey değişmeyecek elbette.

Çin hâlâ verinizi işliyor olacak, Silikon Vadisi hâlâ silahlanıyor olacak, Pentagon hâlâ sözleşmeler imzalıyor olacak.

Ama en azından bir gece, oda sizin olacak.

Ve bazı savaşlar, sadece bir gecelik küçük isyanlarla kaybedilmekten kurtulur.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU