Trump bir kere daha korkup geri adım attı ve sanırım nedenini biliyorum

Sean O’Grady, bir kez daha piyasaların ABD Başkanı'nı ürkütmüş gibi göründüğünü söylüyor

(AP)

Peki Donald, fikrini ne değiştirdi? Davos toplantısındaki onun standartlarına göre bile alışılmadık derecede tekrarlayan ve uyutucu bir övünme maratonu sırasında, Birleşik Devletleri Başkanı bize en azından Grönland'ı ilhak etme takıntısıyla ilgili büyük bir haber verdi:

Güç kullanmak zorunda değilim. Zor kullanmak istemiyorum. Güç kullanmayacağım.

Ardından saatler sonra bir tane daha haberimiz oldu. Bu ateşli konuşmayı yapmasının üzerinden sadece birkaç saat geçse de, Donald Trump Grönland hakkında "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesine" erişince son gümrük vergisi tehditlerinden çark etti.

Kuzey Kutup Dairesi'nden konferans merkezine rahatlama sesleri duyulabiliyordu.

Medya oyunlarını iyi bildiği kuşku götürmeyen Trump, bu geri adımın altını çizmek için beklentileri boşa çıkarmaya dair küçük bir espri bile yaptı. Bu konuda baskı yapmak için savurduğu cezalandırıcı gümrük vergileri tehdidinden hiç bahsetmedi (Teoride bunların 1 Şubat'ta başlaması gerekiyor) ve mevcut taleplerini "acil müzakerelerle" sınırlasa da nihai hedefinin bu "buz parçasını" "almak" olduğunu yineledi.

Bu başka bir "Taco" vakası ("Trump her zaman korkup geri adım atar" anlamına gelen "Trump always chickens out" cümlesinin kısaltması) ve nedenini anlamak zor değil. Hatırlarsanız "Taco", Trump'ın geçen yıl 2 Nisan'da kaos yaratmasının ardından finans piyasalarında faaliyet gösteren nüktedan bir kişi tarafından icat edilen bir terimdi. O gün, Trump dünyanın geri kalanına yönelik mantıksız "karşılıklı tarife" planlarını açıklamıştı.

Trump o günün "Bağımsızlık Günü" olduğunu söylemişti. Bu ironikti çünkü Çin gibi büyük ticaret ortaklarıyla tahvil ve hisse senedi piyasalarının güçlü tepkisi, ABD'nin bunu sürdüremeyecek kadar yabancı sermayeye bağımlı olduğunu kanıtlamıştı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Martin Luther King Jr. Günü'nün ardından ABD piyasaları pazartesi yeniden açıldığında, hemen yüzde 2'lik düşüş kaydedildi. Bu, ekimden bu yana en kötü gün ve Trump'ın NATO'daki müttefiklerine yönelik askeri ve ekonomik tehditlerine karşı açık bir tekdir oldu. Bu net bir uyarıydı ve Trump'ın anlayabileceği, tartışamayacağı ve üstesinden gelmek için zorbalık taktiklerine başvuramayacağı bir ihtardı. Üstelik devredeki tek etken de bu değildi.

Trump, Yüksek Mahkeme'nin onlara dair vereceği karar yaklaşırken elindeki gümrük vergisi silahının giderek etkisini yitirdiğini hissediyor olmalı. Uzman dedikoduları (Böyle bir şey var) geçen yıl ithalata vurulan gümrük vergilerinin en azından bazılarının hukuksuz bulunarak iptal edileceğini ve kendisi bu durumun kaosa neden olacağını iddia etse de Trump'ın boyun eğmek zorunda kalacağını öngörüyor.

Yargıçların belirtmesine gerek yok, bu durum anayasaya aykırı davrandığı için tamamen kendi hatası olacak. Bu yüzden şu anda, örneğin Fransız şaraplarına yüzde 200'lük ithalat vergisi uygulama tehditlerinin savrulması, Emmanuel Macron ve Fransa'nın üzüm bağları için artık aynı oranda dehşete yol açmıyor.

Bununla birlikte Amerikan yönetiminin bir diğer ana direği olduğu düşünülen Kongre'deki direniş artıyor. Normalde sadakatini koruyacak Cumhuriyetçi senatörlerin, Grönland'ı istila ederek NATO'yu çökertmesi halinde Trump'ı azletmeye hazır olduğuna dair söylentiler de güçlü. Hatta bazıları onun aleyhinde konuştu ki böylesine sindirilmiş bir partide bunun gerçekleşmesi açık bir alarm sinyaliydi.

Senatörlerin yeni ortaya çıkan kararlılığı ancak diğer NATO müttefiklerinin Grönland krizi sırasında gösterdiği tavırla güçlenmiş olabilir. Bir yandan Danimarka ve diğerleri, mevcut 1951 anlaşmasının Amerika'nın Grönland'a istediği kadar asker, füze ve başka teçhizat (ki bunlara "Altın Kubbe" sistemleri de dahil) konuşlandırmasına izin verdiğini vurguluyor. 

Nordik ülkeler ve Kanada, yüksek kuzeydeki savunma kapasitelerini güçlendirmeyi taahhüt etti. Herkes Rusya ve Çin'in tehdit teşkil ettiği konusunda hemfikir oldu. Tutum olumluydu ama sert bir tarafı da vardı. Bu sefer Trump'a yöneltilen dil daha iddialıydı ve onu karşılık vermekle tehdit ediyorlardı. Macron'un AB "bazukası" dediği Amerika'yı felce uğratabilecek misilleme ve ABD devletinin borcunun büyük miktarlarda elden çıkarılması da tehditler arasında yer aldı.

Keir Starmer bile Trump'ın kendisine baskı yapmaya çalıştığını ama "teslim olmayacağını" parlamentoya söyledi. Trump gerçekten böylesine bir karşı çıkış beklemiyordu.

Anketlere göre Amerikan halkı da bu fikre sıcak bakmıyor. Trump bu hafta bir şekilde Grönland'ı ilhak etmeyi başarsaydı muhtemelen anket puanları daha da düşecekti. Grönland'ın geçim sıkıntısı kriziyle hiçbir ilgisi yok ve Trump da bunun farkında.

Her şey onun "mirasıyla" ilgili. Belki de bir istila planlamakla görevli generallerden bazılarının da operasyonun yasallığına ve hukuk dışı bir harekatla anayasa üzerine ettikleri yeminleri bozacaklarına dair şüpheleri vardı (Bu hâlâ geçerliliğini koruyan bir emniyet tedbiri zira Trump henüz kendisine kişisel bağlılık yemini edilmesini zorunlu tutmaya çalışmadı).

Dolayısıyla kriz, yaz aylarındaki buz tabakaları gibi eridi gitti ve ara seçimler yaklaştıkça Grönland meselesinin arka plana atılacağına şüphe yok. Bir ticaret savaşı, Grönland'da küçük bir gerçek savaş ve ABD müttefikleriyle soğuk savaş, Amerika'yı güvenlikten daha uzak, Amerikalıları da daha fakir hale getirecektir. Temsilciler Meclisi ve Senato'da böyle sandalye kazanılmaz. Son kertede önemli olan iç siyasi harita.
 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Eren Umurbilir

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU