Uluslararası ilişkiler disiplini, 20. yüzyılın başlarında Versay Barış Konferansı ve Milletler Cemiyeti bağlamında şekillenmiş, ağırlıklı olarak Batı merkezli bir dünya düzenini meşrulaştırmaya hizmet eden bir akademik çerçeve olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde uluslararası ilişkiler disiplini, iç çelişkileri ve sınırlarıyla yüzleşirken, dördüncü sanayi devrimi ve yapay zeka gelişmeleri karşısında önemli bir dönüşüm baskısı altındadır. Bu makale, uluslararası ilişkiler disiplininin tarihsel, teorik ve güncel sınırlılıklarını ele alarak, disiplinin bilimsel statüsünü sorgulamakta ve gerçek bilimin yapay zeka, büyük veri, enerji sistemleri ve teknolojik entegrasyon gibi somut alanlarda aranması gerektiğini savunmaktadır. Bu çalışma, mevcut literatürü (Atlantic Council, CFR, Brookings, Foreign Affairs gibi 2025-2026 kaynakları) genişleterek, uluslararası ilişkiler disiplininin teorik paradigmalarının "agentic AI" ve "post-devletçi ağlar" karşısında yetersiz kaldığını savunmakta ve bütüncül bir politika bilimi paradigması önermektedir.
Tarihsel Köken: Batı Hegemonyasının Akademik Maskesi
Uluslararası ilişkiler disiplini, 1919 "kuruluş miti" etrafında inşa edilmiş olup, sömürgecilik sonrası dönemi Batı perspektifinden yorumlamıştır. Acharya ve Buzan'ın çalışması, disiplinin Eurocentrism ve Amerikan hakimiyetine dayandığını, perifer (Global South) seslerini marjinalleştirdiğini vurgular (Acharya & Buzan, 2019)[1]. Disiplin, kökenlerini 19. yüzyıl emperyalizmine kadar geri götürür ve perifer yansımalarını bile Batı lensinden ele alır (Acharya & Buzan, 2010)[2]. Bu Eurocentrism, uluslararası ilişkiler disiplininin temel sınırlılığıdır; Batı dışı toplumların tarihsel deneyimlerini dışlayarak ideolojik bir araç haline gelmesine yol açar (Hobson, 2012)[3]. Acharya'nın 2025 çalışması, Batı'nın gerilemesi sonrası "çok katlı" dünya düzenini tartışarak disiplinin adaptasyon ihtiyacını vurgular (Acharya, 2025)[17].
Politikanın Özü ve Uluslararası İlişkilerin Sınırlılıkları: "İlişkiler" Kavramının Gerçeği Örtmesi
Politika, güç, çıkar, hakimiyet ve hayatta kalma mücadelesinin temel alanıdır; çifte standart ve güçlünün hukuku onun doğasında yer alır. Uluslararası ilişkiler disiplini, bu gerçeği "ilişkiler" kavramıyla yumuşatarak eşit taraflar arası bağımlılık ve işbirliği izlenimi verir. Disiplinin adlandırması, politikayı bilimsel bir çerçeveye oturtma çabasının en belirgin çelişkisini barındırır: Devletler arası etkileşimler, istihbarat, adalet, coğrafya, askerlik ve tarih gibi somut unsurlarla şekillenir; bunlar zorla "ilişkiler bilimi" etiketi altında birleştirilmiştir.
Bu sınırlılık, teknolojik dönüşümde daha belirgin hale gelmektedir. Yapay zeka gelişmeleri, geleneksel politika araçlarını dönüştürmekte olup, insanlığın politikasını teknoloji-enerji-süperzekâ eksenine kaydırmaktadır. Literatürde ABD-Çin rekabeti bağlamında vurgulandığı üzere, yapay zeka üstünlüğü jeopolitiği yeniden tanımlamakta, ancak klasik güç dengesi tamamen ortadan kalkmamakta; enerji bağımlılığı, altyapı ve insan faktörü gibi unsurlar devam etmektedir (Atlantic Council, 2026)[18]; CFR, 2026)[19].
Politikayı sistematik bir bilim olarak ele almak mümkündür; ancak uluslararası ilişkiler adı altında bir bilim oluşturmak sınırlıdır: Bu isimlendirme, güç asimetrilerini gizler ve disiplini ideolojik meşrulaştırma aracına dönüştürür.
Teorik Zayıflık ve Bilimsel Statü: Popper ve Kuhn Çerçevesinde Bir Değerlendirme
Uluslararası ilişkiler teorisi, realizm, liberalizm ve konstrüktivizm gibi paradigmalarla çoğulcu bir yapı sergiler; ancak bu paradigmalar, Karl Popper'ın yanlışlanabilirlik kriterine göre katı anlamda bilimsel olmaktan uzaktır. Uluslararası ilişkiler teorileri genellikle tarihsel olayları sonradan açıklamaya indirgenir ve öngörüleri test edilebilir nitelikte olmayabilir (Popper, 1959)[4]. Thomas Kuhn'un paradigmatik yaklaşımında ise bilim, normal bilim döneminde bulmaca çözme ile ilerler; anomaliler birikince paradigma kayması gerçekleşir. Uluslararası ilişkilerde realizm gibi paradigmalar uzun süre değişmeden kalır; Soğuk Savaş sonrası kaymalar, Çin'in yükselişi gibi anomaliler yeni bir paradigma doğurmaz (Kuhn, 1962)[5]. Bu durum, disiplinin sosyal bilim niteliğini gösterir; ancak ideolojik statükoyu koruma eğilimi, bilimsel ilerlemeyi sınırlamaktadır (Waever, 1996)[6]. Güncel literatürde, AI'nin "agentic" (ajan) doğasının mevcut paradigmaları aşması gerektiği vurgulanmaktadır (PMC/Bode, 2025; Foreign Affairs, 2026)[20][21].
İç Çelişkiler: Fonlanan Yapılar ve İkiyüzlülük
Düşünce kuruluşları ve elit fonlarıyla beslenen uluslararası ilişkiler kürsüleri, küresel hegemonyayı savunurken revizyonist güçleri eleştirir. Atlantic Council (yabancı fonlar 20.8 milyon dolar), Brookings Institution ve Council on Foreign Relations gibi kurumlar, fon kaynaklarıyla (Pentagon kontratçıları, yabancı hükümetler) bağlantılıdır (Quincy Institute, 2025)[7]. Bu yapılar üniversite kürsüleriyle iç içedir (Georgetown-CS IS, Harvard Belfer Center) ve akademik meşruiyet sağlar (New York Times, 2014; Politico, 2025)[8][9]. Trump dönemi, ABD'nin 66 uluslararası kurumdan çekilmesiyle bu çelişkileri ifşa etmiştir (White House, 2026; Al Jazeera, 2026)[10][11]. Yükselen güçler (Çin, Rusya) sistemi koruma rolüne soyunurken, Batı söylemi Avrasya'da yankılanmaktadır; bu, disiplinin teorik sınırlarını gösterir.
Yapay Zeka Gelişmeleri: Uluslararası İlişkilerin Dönüşümü
Yapay zeka, devletler arası dinamikleri dönüştürmekte olup, enerji talebi, çip rekabeti ve jeopolitik üstünlük gibi unsurları ön plana çıkarmaktadır (Brookings, 2026; Foreign Affairs, 2026)[22][21]. Tekilliğe yaklaşan gelişmeler, klasik araçları marjinalleştirebilir; ancak fiziksel altyapı, enerji ve insan faktörü devam eder. Bu süreç, uluslararası ilişkiler disiplinini gazetecilik düzeyine indirgemez; ancak geleneksel çerçevelerin yetersizliğini ortaya koyar (RAND, 2023; Atlantic Council GeoTech Commission, 2026)[23][24].
Bu tez, önceki çalışmalarımda da işlenmiştir (Tokmakoğlu, 2026a; 2026b)[12][13].
Geleceğe Yönelik Rehber: Non-Batı Perspektifleri ve Bütüncül Yaklaşım
Batı merkezli tartışmayı kendi döngüsüne bırakmak faydalıdır. Küresel Güney'de politika yapmanın özgün yolları (Çin ilişkisel teori, Hindistan post-kolonyal yaklaşımlar, Türk-İslam gelenekleri) vurgulanmalıdır (Qin, 2016; Behera, 2007)[15][16]. Tsinghua Üniversitesi, O.P. Jindal Global University ve All Azimuth gibi girişimler rehber olabilir (Acharya & Buzan, 2017; Acharya, 2025)[14][17]. UN Global Dialogue on AI Governance (2026) gibi platformlar, çoğulcu yönetişimi teşvik eder (UN, 2026)[25].
Yeni Politika ve Bilim: Yapay Zeka Destekli Bütüncül Yaklaşım
İnsanlık politika yapmaya devam edecek; yeni kurumsal yapılar (hibrit ittifaklar, veri konsorsiyumları, AI yönetişim konseyleri, post-devletçi ağlar) ile geliştirilecektir. Gerçek bilim burada yapılacaktır: Yapay zeka destekli politika bilimi, adalet, istihbarat, askeri strateji, tarih, coğrafya, uzay, siber alem, enerji güvenliği, büyük veri analitiği, kuantum hesaplama, biyoteknoloji entegrasyonu, iklim-jeopolitik dinamikleri ve nadir element tedarik zincirlerini bütüncül olarak kapsar. Bu yaklaşım, uluslararası ilişkiler gibi zorlama bir sentez değil, teknolojinin doğal evrimi içinde kendi tarifini bulur; yapay zeka simülasyonları, gerçek zamanlı istihbarat füzyonu ve etik karar destek sistemleriyle politika daha etkin ve öngörücü hale gelebilir (CFR, 2026; Atlantic Council, 2026)[19][18].
Sonuç: Gerçek Bilim Nerede Aranmalı?
Uluslararası ilişkiler disiplini, belirli dönemlerin ideolojik hikâyesidir. Gerçek bilim, yapay zeka ve teknolojik entegrasyonda aranmalıdır. Disiplin, çelişkilerini kabul ederek dönüşmelidir; bu, AI çağında çoğulcu ve bütüncül bir politika bilimine geçişin anahtarıdır.
Kaynakça
[1] Acharya & Buzan (2019). The Making of Global International Relations. Cambridge University Press.
[2] Acharya & Buzan (2010). Non-Western International Relations Theory. Routledge.
[3] Hobson (2012). The Eurocentric Conception of World Politics. Cambridge University Press.
[4] Popper (1959). The Logic of Scientific Discovery. Hutchinson.
[5] Kuhn (1962). The Structure of Scientific Revolutions. University of Chicago Press.
[6] Waever (1996). In International Theory: Positivism and Beyond. Cambridge University Press.
[7] Quincy Institute (2025). Big Ideas and Big Money.
[8] New York Times (2014).
[9] Politico (2025).
[10] White House (2026). Executive Order on Withdrawal from International Organizations.
[11] Al Jazeera (2026). "Which are the 66 global organisations the US is leaving under Trump?"
[12] Tokmakoğlu (2026a). Independent Türkçe.
[13] Tokmakoğlu (2026b). Independent Türkçe.
[14] Acharya & Buzan (2017). International Relations of the Asia-Pacific.
[15] Qin (2016). International Studies Review.
[16] Behera (2007). International Relations of the Asia-Pacific.
[17] Acharya (2025). The Once and Future World Order. Basic Books.
[18] Atlantic Council (2026). "Eight ways AI will shape geopolitics in 2026".
[19] CFR (2026). "How 2026 Could Decide the Future of Artificial Intelligence".
[20] Foreign Affairs (2026). "Geopolitics in the Age of Artificial Intelligence".
[21] PMC/Bode (2025). "AI Technologies and International Relations: Do We Need New Analytical Frameworks?"
[22] Brookings (2026). "The geopolitics of AI and the rise of digital sovereignty".
[23] RAND (2023/updated). "AI and Geopolitics".
[24] Atlantic Council GeoTech Commission (2026). Reports on AI geopolitics.
[25] UN Global Dialogue on AI Governance (2026). Official platform and resolutions.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish