Oral Toğa: İran askeri doktrininin tam kalbinde, asimetrik savaş konsepti vardır

Naman Bakaç, Independent Türkçe için İran Araştırmaları Merkezi’nden (İRAM) araştırmacı Oral Toğa ile konuştu

Fotoğraf: Vahid Salemi/AP

ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaş bir ayı geçmesine rağmen, savaş tüm yıkımıyla devam ediyor. Bu yıkım sadece İran’ı değil İsrail, ABD, Avrupa, Körfez ülkeleri ile dünyayı da etkiliyor. Amerikan yönetiminden gelen çelişkili açıklamalar ve stratejik belirsizliklerine rağmen İsrail, İran’a yönelik 49 yıllık istila ve rejim değiştirme hevesine abanmış görünüyor. ABD’yi de bu hevesine sürükleyerek binlerce canın ölmesine, dünya ekonomisinin türbülansa girmesine,mevcut dünya düzeninin çatırdamasına, tekno oligarklar ile savunma endüstrisine milyarlarca dolar kazandırmaya devam ediyor. Tüm bu ekonomik, jeopolitik ve siyasal krize rağmen İsrail, “Arz-ı Mev’ud” gibi hezeyanlarla dolu teopolitik ajandasını gerçekleştirmekten de vazgeçmiyor. 

28 Şubat’ta başlayan İran’a yönelik savaşın İsrail ve Amerika’ya yansımalarını, İran’ın yürüttüğü savaş stratejisinin ne olduğunu ve bu stratejinin Ortadoğu ile dünyaya yönelik yansımalarını, savaşta zarar gören İran’ın askeri kapasitesi ile altyapı sorununu, olası kara savaşının senaryolarını, bu senaryolara karşı İran’ın aldığı askeri tedbirleri, savaşın Amerikan hegemonyasını bitireceği şeklindeki argümanları ve son olarak da İran’ın savaştan nasıl çıkacağını bir düşünce kuruluşu olan İran Araştırmaları Merkezi’nden (İRAM) araştırmacı Oral Toğa ile konuştuk.
 

İran Araştırmaları Merkezi’nden (İRAM) araştırmacı Oral Toğa, Independent Türkçe için Naman Bakaç’ın sorularını yanıtladı
İran Araştırmaları Merkezi’nden (İRAM) araştırmacı Oral Toğa, Independent Türkçe için Naman Bakaç’ın sorularını yanıtladı

 

"İran'da yıllardan beri birçok süreci Devrim Muhafızları Ordusu yönetiyor"

Ali Hamaney, Ali Laricani ile komuta kademesindeki aktörlerin katledilmesinden sonra İran’ın yürüttüğü savaş stratejisi ve diplomatik hamleleri hangi kurumlar ve aktörler almış durumda?

İran’da yıllardan beri birçok süreci Devrim Muhafızları Ordusu yönetiyor. Şu anda da durum aynı. İran’da siyaset mekanizması özellikle Kasım Süleymani’nin öldürülmesi sonrası yaşanan gelişmelerle iyiden iyiye Devrim Muhafızları Ordusu kontrolünde ilerliyor. Bugün Ahmed Vahidi, Muhammed Bakır Kalibaf, Muhabbet Bakır Zülkadir, Ahmed Rıza Radan gibi Devrim Muhafızları Ordusu kökenli isimler süreci ilerletmekte. Geri kalan tüm siyasi yapı ve Dışişleri Bakanlığı, Devrim Muhafızları Ordusu’nun güdümünde hareket etmekte.


"Bu savaşta ABD'nin değil, İsrail'in stratejik hedefleri bulunuyor"

İsrail’in zorlaması ve baskısıyla Amerika’nın girdiği İran savaşında, ABD’nin kararlarında ve attığı adımlarda zikzaklar ve çelişkiler görüyor musunuz? ABD bu savaşı dünyada yaşanan enerji krizi ile küresel ekonominin girdiği türbülansa rağmen neden hala sürdürüyor sizce?

ABD’nin bu savaşta bir stratejik hedefi bulunmamakta. Bunu Trump’ın ve ekibinin açıklamalarından çok net bir şekilde görmekteyiz. İsrail’in ajandasında bazı maddeler var ve şu an bu icra edilmeye çalışılıyor. Öncelikli hedef İran’daki devlet mekanizmasının sistemik felç adı verilen bir konseptle felç edilmesidir. Buna bağlı olarak İran’ı sürekli istikrarsızlık üreten bir ülke haline getirmektir. Geçen 30 günde Netanyahu’nun yaptığı açıklamalara bakıldığında İsrail’in bir diğer hedefinin enerji ve ticaret yollarının değiştirilmesi ve İsrail üzerinden Avrupa’ya uzanması olduğu anlaşılıyor. Bu bağlamda, Körfezin istikrarsızlaşması ve işlemez hale getirilmesi de pek ala İsrail’in ajandasıyla uyumlu bir görüntü sunuyor.


"İran, asimetrik savaş doktrini ile dünyaya, bölgeye ve hasımlara bir maliyet yaratacak caydırıcılığı tesis etmek ister"

İran Araştırmaları Merkezi’nde çalışan bir uzman olarak İran’ın savaşın başlangıcından bu yana yürüttüğü savaş stratejisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Körfez ülkelerindeki ABD askeri tesislerine saldırısı neyi amaçlıyor? 

İran askeri doktrininin tam kalbinde, asimetrik savaş konseptivardır. Bütün teşkilatlanmasını ve savunma organizasyonunu asimetri üzerine kurmuştur. Dolayısıyla bu konseptle birlikte asimetriyi kullanarak dünyaya, bölgeye ve hasımlara bir maliyet yaratarak caydırıcılığı tesis etmek ister. Bütün silah sanayisi, coğrafi pozisyonlanması ve vekil güç stratejisi bunun üzerine kuruludur. İran maliyet üretmeye çalışıyor. Böylece Körfezi baskı altına almak, Körfez-ABD ilişkilerine orta vadede zarar vermek istiyor. Ancak bunu yaparken sivil altyapılara hedef almaya başlaması İsrail’in istediği bir şey olması hasebiyle hasmına yarayacak bir konu. Keza Trump’ın, savaşın maliyetini başkalarına yaymak istediği de bir gerçek. NATO ülkeleri buna dahil olmadığı gibi Körfez de savaşa dahil olmaya sürecin başından beri isteksiz. İran’ın sivil altyapılara yönelik saldırıları Trump’ın bu arzusunun yerine gelmesine sebep olabilir. Bu yönüyle İran yine hata yapmakta diyebilirim.


"İran savaşı uzatma ve yıpratma savaşına çekerek karşı tarafa zarar veren adımlar atıyor, tıpkı İran-Irak Savaşı'nda olduğu gibi"

İran’a açılan savaşta İran’ın füze ve askeri kapasitesi ne kadar zarar gördü? Savaşı aylarca sürdürebilecek bir stoku var mı? Savaş öncesi füze, dron, İHA ve zenginleştirilmiş uranyum ile ilgili bize istatistikleri paylaşır mısınız? Savaş sonrası bu istatistikler ne kadar azaldı veya ne kadar arttı?

İran konvansiyonel kapasitesinin çok büyük bir kısmını kaybetti. Ancak asimetrik kapasitesi hala sağlam bir şekilde ayakta. İran’ın asimetrik kapasitesini sayılardan ve istatistiklerden öte savaşı uzatma ve yıpratma savaşına çekerek zarar verecek adımlar üzerinden okumak gerekiyor. İran-Irak savaşı güzel bir örnek. Lübnan’da bombalı eylemlerden, gazeteci kaçırmaya kadar birçok faaliyet gerçekleştirdiğini ve İran’ın bu durumu bir pazarlık kozu olarak kullandığı hatırlanmalıdır. Dolayısıyla sahadaki vekil unsurların elindeki kapasitelere ek olarak coğrafyanın sağladığı avantajlar bu süreci uzatabilir. 


"Hiçbir sınırlı operasyon Hürmüz Körfezi'ni açmaya yetmeyecektir. Hark Adası ise savunulabilir bir ada değil çünkü ABD'ye çok maliyeti olacaktır"

Bildiğiniz gibi Amerika İran’a yönelik bir kara savaşı hazırlığında. Amerika’nın kara işgali hususunda hangi senaryoyu hayata geçireceğini öngörüyorsunuz? Olası senaryoları avantaj ve dezavantajlarıyla bizimle paylaşır mısınız?

Burada da stratejik hedefte ciddi bir belirsizlik var. Ancak şu ana kadar sevk edildiği söylenen birliklere bakıldığında bir ada çıkarması ihtimali düşük değil. Hiçbir sınırlı operasyon körfezi açmaya yetmeyecektir. Hark adası ise savunulabilir bir ada değil. Çıkarma çok maliyetli olacaktır. Bu bağlamda Ebu Musa, Büyük ve Küçük Tunb adaları ihtimali kaynaklarca da öne çıkmakta. Böylece Birleşik Arap Emirlikleri’nin hak iddia ettiği bu adalar tekrar el değiştirerek ve sürecin sonunda BAE’ne iade edilerek Körfez’deki İran kontrolü süreç içinde bir nebze de olsa kırılmak istenebilir. Bunun dışındaki senaryolar çok mantıklı gelmiyor. Huzistan ve Çabaharsenaryoları ise hızla büyüyebilecek senaryolar. Kısıtlı kalmaz.


"İran ve Hizbullah saldırıları İsrail'in güvenli liman anlatısına zarar veriyor"

İran’ın İsrail’e attığı füze, dron ve İHA’ların ne kadar etkili olduğunu düşünüyorsunuz? Bu saldırılar İsrail cephesinde neye yol açtı? İsrail Ordusu’nun çökebileceğine dair açıklamaları nasıl yorumluyorsunuz?

Kesinlikle etkisiz değil. Bu kapasitelerin hasımları için oldukça da maliyet yükselttiği ve hatta savaşın kolay bir şekilde bitmeyeceğini gösterdiğini söyleyebilirim. Ancak İran’ın aldığı darbelerin de ağırlığı göz ardı edilmemeli. Özellikle ekonomiyi ve sosyal durumu zora sokacak kadar ağır vuruşlar yaşandı. İsrail ordusunun çökme meselesi ise İsrail’deki Haredilerin hiçbir şekilde bedel ödemek istememeleri, askerlik yapmayarak bütün bedeli toplumun geri kalanına yüklemiş olmaları gibi tartışmalar ışığında görmek lazım. Keza İran ve Hizbullah saldırıları İsrail’in güvenli liman anlatısına da zarar vermeye devam etmekte. Savaş uzadıkça işin rengi İsrail toplumu için de değişmeye başlayacaktır. İnsan kaynağı, her konuda İsrail’in en büyük sorunu olmaya devam ediyor. 


"ABD yönetiminde, savaşın başından beri görülen şaşkınlık ve kaos hali hayra alamet görülmüyor"

ABD’nin İran savaşı ile hegemonyasının sarsıldığı ve olası kara işgalinde de hezimete uğrayacağı öngörülerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İmparatorlukların bu tür savaşlar sonrası tıpkı Portekiz, İspanya ve Britanya İmparatorluğu gibi ABD’nin de imparatorluk veya Trump’ın ifadesiyle Krallığı sona ereceğini düşünüyor musunuz?

Bunu süreç gösterecek. Savaşı başlatmaya siz karar verirsiniz ancak ne zaman biteceğine savaş karar verir. Dolayısıyla şu an test edilmemiş bir durum ve açığa çıkmamış stratejik hedefler üzerine hipotetik çıkarımlar yapmak doğru değil. Ancak ABD yönetiminde, savaşın başından beri görülen şaşkınlık ve kaoshali hayra alamet görülmemekte.


"İran'ın ağır bir sistemik felçle bu savaştan çıkacağı görülüyor"

İran’a yönelik savaşın nasıl sonuçlanacağını öngörüyorsunuz? İran bu savaştan nasıl bir pozisyon veya güçle çıkar? Savaş sonrası İran’a dair siyasi, askeri, jeopolitik ve toplumsal olarak bir projeksiyon çizebilir misiniz?

İran’ın ağır bir sistemik felçle bu savaştan çıkacağı görülüyor. Düşmanı caydırdığını söyleyip zafer ilan edecek olunsa da özellikle Trump’ın son tehdidinde olduğu gibi su altyapılarına kadar bir saldırı gerçekleşirse, bu durum orta ve uzun vadede İran’da büyük kaosa sebep olur. Elektriğin olmadığı bir yerde yemeklerinizi bile iki gün üst üste saklayamazsınız; kanalizasyonlarınızı arıtamazsınız; hastaneler, bankalar gibi kritik yerlerde ciddi sıkıntılar baş gösterir; gıda tedarik zinciri bozulur… bu örnekler çoğaltılabilir. 

İran’da 15.000 hedefin vurulduğu düşünüldüğünde ağır bir bunalımın kapıda olduğu söylenebilir. Buna karşın İsrail’in de umduğunu bulacağını düşünmüyorum. Bu süreçte İsrail, siyasal sermayesi başta olmak üzere birçok konudaki sermayesini ciddi şekilde harcadı. Orta ve uzun vadede İsrail’in dünyadaki konumu, ABD’deki etkisi sorgulanacaktır. İsrail’in bu hamleleri hâlihazırda Rusya’dan güvenlik tehdidi hisseden ve zor duruma düşürülen Avrupalılarda da sorgulamalara yol açacağını düşünüyorum.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU