Yüzyıllar boyunca, sanatçıların bazı geleneklere uymaları beklendi. 19. yüzyıl, önemli dönüşümlerin yaşandığı bir çağ olmuştur. Bu çağda, sanayileşme ile birlikte, Dünya’da büyük değişimler yaşanmış ve yeni toplumsal sınıflar ortaya çıkmıştır. Toplumun her alanında meydana gelen değişimler, sanat alanında da, kendini gösterdi. Sanatın anlam ve boyutu değişti ve sanat, yeni arayışların olduğu bir yöne doğru ilerledi. Modernizm ile birlikte sanatçılar, geleneksel sanat anlayışını reddederek, yeni sanat akımları yaratıp, ölümsüz eserlere imza attılar…
20. yüzyıl başlarına doğru, sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte, teknolojinin, yeni makinelerin ve malzemelerin keşfiyle, sanat anlayışı ve sanatçıların amacı da, büyük değişime uğradı. Yüzyıllar boyunca, sanatçıların bazı geleneklere ve katı kurallara uymaları beklendi. Modernizm ile birlikte, sanatçılar, geleneksel sanat anlayışına karşı çıkan, klasik estetik anlayışı ve gelenekleri reddeden sanatsal üretimler gerçekleştirdi. Bu dönemde sanat, sanatçının yaratıcılığına teslim edildi.
19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın ortalarını etkisi altına alan Modern Sanat, klasik estetik anlayıştan, bir kopuş olarak değerlendirilir. Bu dönemde sanatçı, toplumda yaşanan çelişkileri yorumlayarak, yeni bir anlatım dili oluşturdu. Çöküş dönemi olarak da, adlandırılan bu dönem, sanatta, güzel olanı dışlarken, çirkin olanı sahiplendi. Eskiden sadece soylu sınıfa hizmet eden sanat, soylu sınıfın himayesinden çıkarak, toplumsal olayları kendine konu edindi. Bu dönemde, sanatta, çirkinlik kavramına yer verilmesi anlayışı ortaya çıktı. Sanatta, çirkinin de, bir estetik değeri olduğu anlayışı önem kazandı. Sanatta, güzelin olduğu kadar çirkinin de, zengin ve soylu insanların olduğu kadar, fakir insanların da, estetik bir temsil değerinin olduğu düşünüldü.
Bu dönemde sanatçı, sipariş ve talep üzerine resim yapma zorunluluğunda değildi. Sanat, sanatçının özgür iradesine teslim edildi. Modern sanat akımlarında sanatçılar, alışılmamış, tuhaf, korkutucu ve çirkin görüntüleri kullanarak, toplumu şaşırttı ve alışılmışın dışında eserler ortaya çıkardı.
Modernizm, Avrupa geleneksel sanat anlayışını reddeden, Kübizm, Fütirizm, Dadaizm, Sürrealizm gibi modern sanat akımları ile şekillenmiş bir dönemdir. Acayip, tuhaf, alışılmışın dışında olan, çirkin görüntüler, bu dönem değer kazandı. Sanat tarihi boyunca, filozoflar ve sanatçılar, güzel kavramını sorgulamış ve farklı fikirler ortaya koymuştur. Modernizm, sanattaki klasik estetik anlayışını yerle bir etti. Sanatın özgürleştiği ve alışılmışın dışında konuların ele alındığı Modernizm ile birlikte, sanata sınırsız bir ufuk açıldı. Sanatçının sınırsız düş dünyasıyla yaratılan eserler ortaya çıkmıştır.
Paul Cezanne’ın öncülük ettiği Kübizm akımı, Picasso ve Braque’ın katkıları ile, doruk noktasına ulaştı. Çalışmalarını, bir dönem birlikte yürüten Picasso ve Braque’ın resimlerine bakıldığı zaman, hangi resmin kime ait olduğunu anlamak güçtür. Aynı apartmanda yaşamış olan iki ressam, birbirleri ile sürekli fikir alışverişinde bulunmuştur.
20. yüzyılın en meşhur sanatçılarından biri olan Picasso, Kübizm Akımının öncü sanatçılarından biridir. Kübist sanatçılara göre, dış dünyadaki nesneler, sadece göründükleri yanıyla değil, görünmedikleri yanıyla da, ele alınmalıydı. Kübist sanatçılara göre, konunun görünmeyen yönleri de, sanatta gösterilmeliydi. Kübizm Akımı sanatçılarının yarattığı eserler, çoğunlukla geometrik şekillerle düzenlenmiş gibi gözükür. Eserlerdeki nesnelerin, geometrik yapıları göze çarpar. Akımın adının ilham kaynağı da, budur.
Atık Nesnelerin Sanatta Kullanılması
Resim sanatında kullanılan malzeme anlayışı, gelenekten uzun süre kopamamıştır. Resim sanatında, boya, fırça, tuval gibi geleneksel malzemelerin kullanımı, 19. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiştir. Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi’nin yarattığı etkiler, sanatta da, radikal değişimlere neden oldu. Sanatçıların, yeni arayışlar içine girdiği bu dönemde, sanatçılar, yeni malzemeler kullanmaya başladı. Bu malzemeler arasında Atık Nesneler, en radikal olanıydı. Kübist sanatçılar, eserlerinde, gazete parçaları, kibrit çöpleri, kağıt gibi atık nesneler kullandı. Ayrıca sanatçılar, boyalarına, kum karıştırdı.
Sanat Tarihine İz Bırakan Sanatçı
Sanat tarihinin en iz bırakan ve üretken sanatçılarından biri olan Picasso, resim sanatına ilaveten, seramik, grafik ve heykel sanatına da önemli eserler bıraktı. Pablo Picasso, 1881 yılında, Güney İspanya’nın Endülüs Bölgesi’nde bulunan Malaga şehrinde doğdu. İlk resim derslerini, aynı zamanda ressam olan babasından aldı. İspanya’da mütevazi biçimde başlayan hayatı, Paris’e taşınmasıyla değişime uğradı. Dostu Georges Braque ile birlikte, Kübizm Akımı denilen, muazzam bir sanatsal devrime imza attı. Picasso, her ne kadar, hayatının büyük kısmını Fransa’da geçirmiş olsa da, hiçbir zaman, İspanyol kültür ve öğretilerini kaybetmedi. Picasso’nun hayatında, Kübizm Akımı dışında, önemli yer tutan, kadınlar olmuştur. Çoğunlukla, hayatındaki kadınlardan ilham alan sanatçı, çıplak kadın figürlerine yer verdi.
Sanatçının eserlerine baktığımızda, akademik kurallara karşı meydan okuduğu anlaşılmaktadır. Picasso, hayata hiçbir zaman tek bir açıdan bakan biri değildi. Yaşamının her alanında, yepyeni heyecanlar duyan, farklı düşünceler üreten, farklı ruh halini, eserlerine yansıtan bir sanatçıydı. Günümüzde, tüm Dünya müzelerinde yüzlerce eseri bulunuyor. Picasso’nun yaratıcılığı, ölümsüz eserleri birçok sanatçı ve sanat akımı için ilham kaynağı olmuştur.
Kaynakça:
Hodge, Susie (2024), 100 Bayşyapıtta Sanat: En Önemli Sanat Eserleri Ne Anlatıyor?, İstanbul: Say Yayınarı.
Loreti, Silvia (2025), Pablo Picasso, İstanbul: Hayalperest Yayınevi.
Trend, Nick (2024), Sanat Tarihinde İlkler: 30 Öncü Eserde Sanatın Öyküsü, İstanbul: Hep Kitap.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish