Gazze'de 100 günlük ateşkes mi? Bizim için savaş devam ediyor

Gazze Şehri'nden Nur Ebu Ayşe, İsrail ve Hamas savaşı durdurmayı ekimde kabul etse de gazete manşetlerinde okuduğunuz "barışın" kendisi gibi kişilerin sahada deneyimledikleriyle hiçbir ilgisi olmadığını söylüyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki ez-Zavayde'deki bir kadın derme çatma çadırını tamir ediyor (AP)

İsrail ve Hamas arasındaki sözde ateşkesten 100 gün sonra hissettiğim şey umut değil, sadece kasvet.

Donald Trump'ın, 10 Ekim 2025'in ilk saatlerinde ateşkesin başlayacağını açıklamasını hatırlıyorum. Ben Gazze'nin güneyindeki Mocha Cafe'de otururken sahil yolu boyunca koşuşturan kişilerin "Bu gerçek bir ateşkes, Gazze'ye koş" diye bağırdığını duydum. Gazzelilerin ateşkes konusundaki tutumuna dair bir haber yazıyordum ama neşelenmek bir yana, hem ağlıyor hem de ateşkes ilanının bu kadar kan dökülmesine gerçekten değip değmediğini sorguluyordum.

O zamandan beri hayatta kalma mücadelesi daha da zorlaştı. Buradaki herkes, gerçekten yaşadığını değil, bize dayatılan gerçeklikte hayatta kaldığımızı size söyler. Geçmişimizin ızdırabı, bilinmeyenin korkusu ve sürekli savaş tehdidinin ortasında var oluyoruz. Hiçbir zaman ateşkes varmış gibi hissetmedim. Her günün fon müziğinde, Gazze’nin doğusundaki Sarı Hat (İsrail'in ateşkes sonucu askerlerini çekmeyi kabul ettiği ve yaklaşana ateş edeceğini ilan ettiği bölge -ed.n) bombardımanının arka plan gürültüsü var.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ateşkes ilan edilir edilmez babam Gazze'nin batısına dönmeye karar verdi. Gazze Şeridi'nin güneyindeki bir çadırda yaşamak yerine, İsrail'in iki hafta öncesinde bombaladığı evimizin enkazının yanına dönüp orada yaşayacağımızı aileme bildirdi. İlk başta onlarla gitmeyi reddettim ama babamın kararına katılmaktan başka seçeneğim yoktu. Hiçbir şeyin olmadığı bir yere nasıl taşınacağımız konusunda endişeliydi: Su yok, kanalizasyon sistemi yok, internet yok fakat yine de gittik.

Harap olmuş mahallemiz Şeyh Rıdvan'a geri döndük, kuzenimin tabiriyle "sanki bir mezarda yaşıyormuşum gibi". Her şeyin griliğinden gözlerim acıyor.

Tek avantajı yanmış çatısı olan yıkık, duvarsız evimizde hayatta kalmak için savaştık ve nihayetinde bitişiğine kurduğumuz çadırımızda yaşamaya başladık. Duvarlar sık sık yırtılıyor. Onları tahtaya raptiyeleyerek sabitlemeye çalışıyoruz ama eski yatak odamın sıcaklığının anıları asla aklımdan gitmiyor. Babamın her gün onardığı naylon duvarlar arasında yaşarken soğuktan donuyorum. Yine de ödüm kopuyor: Ya barınağımız uçup giderse ve kendimi sokakta korunmasız bulursam? Uyuyabilmek maksadıyla yağmurun durması için Allah'a dua ederken çığlık atan komşularım ve drone'ların sesleriyle rüzgarların çıkardıkları birleşiyor.

Kronik soğuk algınlığım için bile bir çare bulamıyorum. Her gece merak ediyorum: Hastalık neden beni hiç bırakmıyor? Neden üzüntümü yaşayacak sıcak bir yer bulamıyorum?

Her sabah bir çalışma alanına giderek gerçeklikten kaçıyorum. Lağım sularıyla dolu sokaklarda yürürken yağmur beni sırılsıklam ediyor. Bir keresinde iki saat boyunca yağmurda mahsur kalmıştım. Gazze'de ulaşım ve kamusal sığınak yok, bu yüzden sokak satıcılarından birinin çadırında ayakta dururken dizüstü bilgisayarımı naylon bir torbaya saklamış ve hıçkırarak ağlamıştım. Bana endişelenmememi ve yağmurun duracağını söylemişti. Dört bir yandan şiddetle yağmur yağarken, normallikle aramdaki son bağı kaybetme korkusuyla dizüstü bilgisayarıma sarılmıştım.

Keşke gerçek bir ateşkes olsaydı. Drone'lardan, bombalamalardan, şehit haberleri ve çadır çökmelerinden uzakta, huzur içinde yaşayabilmeyi diliyorum. Ama Gazze'deyim, hâlâ açlık koşullarında yaşıyorum. Bu, İsrail'in Gazze'ye hangi yiyeceklerin girebileceği üzerindeki kontrolünü sürdürmesinin yanı sıra kağıt paralarımızın yıpranması ve hiçbir gelir kaynağının olmamasından kaynaklanıyor.

Gazze sakinleşmek, bilinmeyene bir son vermek ve ateşkesin ikinci aşamasına geçmek istiyor. Ancak fiilen devam eden bir savaş bizi su ve kan içinde bırakmayı hâlâ sürdürüyor.

Nur Ebu Ayşe, Gazze'de yaşayan bir serbest yazardır

 

independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Eren Umurbilir

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU