ABD'den SDG'ye son darbe: Entegrasyon zamanı, çünkü kazanan Türkiye

Umut Berhan Şen, Independent Türkçe için yazdı

20 Ocak 2026 günü ABD nezdinde 2 kritik açıklama yapıldı: Başkan Trump ve Suriye özel temsilcisi, Ankara Büyükelçisi Tom Barrack tarafından. Önce Barrack’ın yaptığı açıklamayı değerlendirmek istiyorum.

Tom Barrack’ın 20 Ocak 2026’da yaptığı son kapsamlı açıklama, Esad sonrası Suriye’nin jeopolitik mimarisinde kritik bir kırılmayı resmediyor. Barrack, “SDG’nin DEAŞ’a karşı sahadaki “birincil güç” misyonunun büyük ölçüde tamamlandığını, Kürtlerin asıl fırsatının ise Ahmed Şara liderliğindeki merkezi Suriye devleti içinde tam entegrasyon olduğunu” açıkça vurguluyor. Bu demeç, ABD’nin kuzeydoğudaki ayrılıkçı yapılara dayalı uzun vadeli bir statükoyu terk ettiğini ve “birleşik Suriye” ilkesini ön plana çıkardığını net bir dille ortaya koyuyor. Barrack’ın açıklamasındaki satır araları, 2019’da DEAŞ'ın yenilgisinden sonra SDG’nin meşruiyetinin eridiğini fiilen teyit ediyor. 

Tom Barrack’ın kritik açıklamasından 4 saat sonra ABD başkanı Trump Beyaz Sarayda yaptığı açıklamada aleni şekilde şunu söyledi: “YPG bitti. Yeni ortak ŞAM! DEAŞ’la Şam mücadele edecek.”

Tabii, Esad rejiminin Aralık 2024’te çöküşü ve Şara yönetiminin DEAŞ'a karşı kurulan Küresel Koalisyon’a katılması (2025 sonunda 90. üye olarak), tabloyu kökten değiştirdi. Şam artık DEAŞ gözaltı tesislerini, kampları ve güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de muktedir görünüyor. Kuşkusuz bu gerçeklik, ABD’nin SDG’ye olan bağımlılığını ve SDG’nin ayrı bir yapı olarak sürmesini gereksiz kılıyor. Zaten 18 Ocak 2026’da imzalanan 14 maddelik Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması, bu değişimin en somut çıktısı. Anlaşma, SDG güçlerinin Rakka ve Deyrizor’dan çekilmesini, petrol sahaları, barajlar, sınır geçişleri ve DEAŞ hapishanelerinin merkezi yönetime devrini öngörüyor.

Haseke vilayetinde ise sivil kurumların Şam’a entegrasyonu sağlanacak; askeri unsurlar bireysel olarak Suriye ordusu ve içişleri yapısına katılacak. Barrack, anlaşmanın “eski düşmanların bölünme yerine ortaklığı benimsediği” bir dönüm noktası olduğunu belirterek, ABD’nin ayrılıkçılık veya federalizmi desteklemediğini tekrarlıyor. 20 Ocak itibarıyla sahadaki son gelişmeler, entegrasyon sürecinin, SDG’ye rağmen ilerleyen bir aşamada olduğunu doğruluyor.

Suriye Savunma Bakanlığı, SDG’ye Haseke entegrasyon planı için 4 günlük süre tanıyarak ateşkes ilan etti. Haseke ve Ayn el-Arab çevresinde 19 Ocak’ta başlayan çatışmalar büyük ölçüde durdu; Suriye ordusu stratejik noktalara konuşlandı, ancak şehir merkezlerine girmeme taahhüdü korundu. Tabii bu, ateşkesin uygulanabilirliğini test eden kritik bir 48 saat oldu. Barrack’ın açıklaması da tam bu noktada geldi: SDG’nin “asıl amacı sona erdi” tespiti, ABD’nin Şam’ı DEAŞ karşıtlığında güvenilir ortak olarak gördüğünü ve entegrasyonu teşvik ettiğini resmileştiriyor. 

Türkiye açısından bu tablo, yıllardır savunduğu kırmızı çizgilerin büyük ölçüde kabul gördüğünü gösteriyor. “Terör koridoru” endişesi, terör unsurları PKK/YPG’nin ayrı bir silahlı güç olarak kalamaması ve Suriye’nin toprak bütünlüğü ilkeleri, Barrack’ın açıklamasında yankılanıyor. SDG’nin “stratejik ortak” statüsünün sorgulanması ve entegrasyon vurgusu, kuzeydoğuda kalıcı özerklik veya federasyon hayallerinin fiilen sonlandırılması anlamına geliyor. Şara’nın eşit vatandaşlığa, dil-kültür haklarına (Kürtçe eğitim, Nevruz’un ulusal bayram olarak tanınması) ve siyasi katılımına yönelik taahhütleri de bu çerçevede değerlendirilmeli: Merkezi Suriye içinde entegrasyon, ayrılıkçı riskleri minimize ederken hakları güvence altına alıyor. 

Elbette riskler sürüyor. Kırılgan ateşkesler, ara sıra çatışmalar, radikal unsurların geçmiş hesaplaşmaları yeniden ısıtma ihtimali gibi riskler söz konusu. Lakin  ABD’nin entegrasyonu desteklemesi, Şam-SDG diyaloğunu kolaylaştırması ve DEAŞ karşıtı işbirliğini önceliklendirmesi, istikrara giden yolu açıyor. Barrack’ın sözleri, ABD’nin Suriye’de “eski paradigmaları” terk ettiğini ve yeni bir gerçekliğe uyum sağladığını gösteriyor. Sonuçta bu açıklama, hemen akabinde Trump’ın bu konudaki net beyanatı ve son 48 saatin gelişmeleri, Türkiye’nin Suriye stratejisinin haklılığını teyit eden güçlü ve somut göstergeler olarak belirginleşmiş durumda. Nihayetinde, SDG’nin miadını doldurduğu tespiti, entegrasyonun “en büyük fırsat” olarak sunulması ve birleşik Suriye vurgusu, Ankara’nın uzun soluklu mücadelesinde önemli bir kazanıma işaret ediyor. Bölgesel istikrar için kritik olan bu geçiş, tüm aktörlerin akılcı davranması koşuluyla kalıcı barışa evrilebilir. Tarih, bu tür dönüm noktalarında genellikle uzlaşmayı seçenleri ödüllendirir. Çünkü askeri açıdan ve diplomasi açısından, eskisinden çok daha güçlü bir Türkiye var. 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU