Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin başkenti Düsseldorf'ta toplanan 120 delege, 30 yayınevi temsilcisi ve dünyanın dört bir yanından gelen akademisyenler, eğitimciler ile sivil toplum temsilcileri, diasporada Kürtçenin geleceğine ilişkin kapsamlı bir yol haritası çizdi.
IKB Eğitim Bakanlığı ve Kürdistan Enstitüsü iş birliğiyle hayata geçirilecek dijital öğretim projesiyle 35 ülkedeki Kürt çocuklarına yönelik sürdürülebilir bir dil politikası modeli oluşturulması hedefleniyor.
Düsseldorf'ta kurumsal bir dönüm noktası
Düsseldorf kentinde 27 Haziran günü gerçekleştirilen Uluslararası Kürt Dili Federasyonu'nun (Federasyona Zimanê Kurdî ya Navdewletî) Birinci Kongresi, yalnızca yeni bir kurumun kuruluş toplantısı olmanın ötesinde, diasporada Kürtçenin geleceğine ilişkin kurumsal bir dönüm noktası niteliği taşıdı.
Saat 10.00 ile 18.00 arasında süren kongreye Avrupa, İskandinavya, Amerika ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen 120 delege ile 30 yayınevi temsilen katılan Kürt akademisyenler, eğitimciler, yazarlar ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Kongrede yalnızca Kürtçenin muhafazasına yönelik stratejiler değil; diasporada yaşayan milyonlarca Kürdü ilgilendiren Erbil merkezli yeni öğretim projeleri, kurumsal yapılanma modeli ve uzun vadeli dil politikaları da masaya yatırıldı.
Kongre boyunca yapılan değerlendirmelerde, Kürtçenin muhafazasının yalnızca kültürel bir faaliyet olmadığı; kimliğin, toplumsal hafızanın ve gelecek kuşaklarla kurulacak bağın temel unsurlarından biri olduğu vurgulandı. Katılımcılar, bugüne kadar farklı ülkelerde yürütülen dağınık çalışmaların bütünleşik bir çatı altında toplanmasının tarihî bir adım olduğu görüşünde birleşti.
Almanya'daki Kürt nüfusu ve öğretim ihtiyacı
Kongrede yapılan değerlendirmelerde Almanya'daki Kürt nüfusuna da dikkat çekildi. Konuşmacılar, resmî verilere göre Almanya'da yaklaşık 1 milyon 700 bin Kürt'ün yaşadığını, ancak saha gözlemleri ile sivil toplum kuruluşlarının tahminlerinin bu sayının 2 milyon 100 bin ila 2 milyon 200 bin arasında değiştiğine işaret ettiğini belirtti.
Bu nüfusun önemli bir bölümünü çocuklar ve gençlerin oluşturduğu, dolayısıyla ana dil öğretimine yönelik çalışmaların yalnızca kültürel değil, aynı zamanda öğretim politikalarının da önemli bir parçası hâline geldiği vurgulandı. Özellikle Avrupa'da doğup büyüyen yeni kuşakların Kürtçeyle bağlarını güçlendirebilmeleri için klasik hafta sonu kurslarının artık tek başına yeterli olmadığı, dijital öğretim modellerinin kaçınılmaz hâle geldiği dile getirildi.
Katılımcılar, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan Kürt çocuklarının yaşadıkları ülkelerin öğretim sistemlerinden kopmadan ana dillerini de öğrenebilecekleri sürdürülebilir bir modelin hayati önem taşıdığı konusunda görüş birliğine vardı. Bu bağlamda dijital platformların, farklı coğrafyalardaki öğrencilere bütünleşik bir öğretim altyapısı üzerinden ulaşma imkânı sunduğu ve öğretmen, materyal ve müfredat konusunda standartların oluşturulmasına olanak tanıdığı belirtildi.
35 ülkede dijital öğretim projesi
Kongrenin en dikkat çekici kararlarından biri, dünyanın 35 ülkesinde yaşayan Kürt çocuklarına yönelik kapsamlı dijital Kürtçe programının tanıtılması oldu. IKB Eğitim Bakanlığı ile Kürdistan Enstitüsü tarafından yürütülecek proje sayesinde, diasporada yaşayan çocukların internet üzerinden ana dillerini sistemli biçimde öğrenmeleri hedefleniyor.
Tanıtılan uluslararası program, başta Avrupa olmak üzere 35 ülkede yaşayan çocuklar başta olmak üzere tüm Kürtleri kapsıyor. Projenin temel amacı, diasporada büyüyen çocukların yaşadıkları ülkelerin öğretim sistemlerinden kopmadan ana dillerini de öğrenebilecekleri sürdürülebilir bir model oluşturmak.
Hazırlanacak materyaller yalnızca bir lehçeye dayanmayacak. Kurmancî, Soranî, Zazakî ve diğer Kürt lehçelerini kapsayan içerikler hazırlanırken hem Latin hem de Arap alfabesi kullanılacak. Böylece farklı ülkelerde yaşayan Kürt öğrencilerin bütünleşik bir sisteme erişmesi amaçlanıyor.
Sunumlarda paylaşılan bilgilere göre dijital öğretim çalışmaları, 2022'den bu yana pilot uygulamalarla sürdürülüyor. Altışar aylık dönemler hâlinde gerçekleştirilen kurslarda ilk etapta Soranî ve Badînî lehçelerinde ders verildi. Yeni projeyle birlikte kapsam genişletilecek, daha fazla lehçe ve materyal sisteme dâhil edilecek.
IKB Eğitim Bakanlığı ile Kürdistan Enstitüsü arasında imzalanan uzun vadeli iş birliği protokolü kapsamında bugün 35 ülkedeki Kürt okul ve kursları arasında koordinasyon sağlanıyor. Sisteme binlerce öğrencinin kayıt yaptırdığı, başvuruların ise artarak devam ettiği belirtildi. Ayrıca yurt dışındaki Kürt okul ve kurslarına Latin ve Arap alfabesiyle hazırlanan kitapların ulaştırılması da projenin önemli ayaklarından biri olacak.
Bu kapsamda öğretmen yetiştirme programlarının geliştirilmesi, dijital ders içeriklerinin artırılması ve uluslararası sertifikasyon sistemlerinin oluşturulması da federasyonun öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.
Kurumsal yapılanma ve federasyonun temelleri
Kongrede yalnızca öğretim projeleri değil, federasyonun kurumsal yapılanması da ayrıntılı biçimde tanıtıldı. Kürt Diasporası Konfederasyonu; 24 federasyon, 40 merkez ve 115 dernekten oluşan geniş bir uluslararası ağ hâline gelmiş durumdadır. Avrupa'dan Amerika'ya kadar faaliyet gösteren çok sayıda Kürt kurumunun koordinasyon altında çalışması, dil politikalarının daha planlı ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesine katkı sağlıyor.
Konuşmalarda, son yıllarda IKB Hükümeti'nin desteğiyle yürütülen çalışmaların daha profesyonel bir çerçeveye kavuştuğu, farklı ülkelerde birbirinden bağımsız sürdürülen projelerin hedefler doğrultusunda koordine edilmeye başlandığı kaydedildi.
Kongrede sık sık dile getirilen "Bê ziman, nîştiman bê deng e" (Dilsiz vatan, sessizdir) sözü ise organizasyonun temel yaklaşımını özetleyen mesaj olarak öne çıktı.
Kürt yazar ve siyasetçi Bayram Ayaz, Independent Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, Uluslararası Kürt Dili Federasyonu'nun yalnızca bir dil kuruluşu olmadığını, aynı zamanda dünya genelindeki Kürt diasporasını hedefler etrafında buluşturmayı amaçlayan uluslararası bir organizasyon olduğunu söyledi.
Ayaz, konfederasyonun kuruluş sürecinin IKB eski Başkanı ve Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani öncülüğünde başlatıldığını belirterek, temel hedefin dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Kürtleri siyasi farklılıkların ötesinde bütünleşik bir ulusal kimlik etrafında bir araya getirmek olduğunu ifade etti.
Barzani'nin yıllardır yaptığı konuşmalarda da bu yaklaşımı dile getirdiğini belirten Ayaz, amaçlarının herhangi bir siyasi partiyi temsil etmek değil; demokratik ve barışçıl yöntemlerle Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel mirasının muhafazasına katkı sunmak olduğunu söyledi.
Ayaz'a göre federasyonun kurumsal temelleri, özellikle 2018 ve 2019 yıllarında, IKB'deki bağımsızlık referandumunun ardından atıldı. İlk yıllarda hazırlık çalışmalarının yürütüldüğünü belirten Ayaz, sonraki süreçte federasyonun aşamalı olarak uluslararası bir örgütlenmeye dönüştüğünü, bugün gelinen noktanın ise bu sürecin somut sonucu olduğunu ifade etti.
Diasporada yaşayan Kürtlerin kimliklerini yalnızca kültürel alanda değil, öğretimden sosyal yaşama kadar her alanda koruyabilmeleri için çalışmalar yürütülmesi gerektiğini belirten Ayaz, bunun en önemli unsurunun ana dil olduğunu söyledi.
"Kürtler yalnızca Kürdistan coğrafyasında değil, dünyanın dört bir yanında da kimliklerini yaşatmalıdır" diyen Ayaz, federasyonun öncelikli çalışma alanlarından birinin Kürtçenin muhafazası, yaygınlaştırılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik projeler olduğunu kaydetti.
"Kürtçeyi yaşatmak, geleceğimizi korumaktır"
Uluslararası Kürt Dili Federasyonu Birinci Kongresi'nde öne çıkan isimlerden biri, Kürt Diasporası Konfederasyonu Genel Temsilcisi Şifa Barzani oldu. Kongrenin yalnızca bir organizasyon olmadığını vurgulayan Barzani, asıl hedefin diasporada yaşayan milyonlarca Kürdü bütünleşik bir dil politikası etrafında buluşturacak kalıcı bir yapı oluşturmak olduğunu söyledi.
Barzani'ye göre federasyon, dünyanın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren Kürt okullarını, öğretim kurumlarını ve sivil toplum kuruluşlarını bütünleşik bir vizyon etrafında bir araya getirmeyi amaçlıyor. Son yıllarda yürütülen çalışmaların bireysel girişimlerin ötesine geçerek bilimsel yöntemlere dayalı kurumsal bir modele dönüştüğünü belirten Barzani, bu dönüşümün uzun vadeli sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Kürtçenin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını dile getiren Barzani, dilin aynı zamanda hafızanın, kültürel mirasın ve ulusal kimliğin temel taşı olduğunu söyledi. Ana dilin muhafazasının sadece öğretim politikalarının değil, toplumsal sorumluluğun da ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Barzani, ailelerin bu süreçte üstleneceği rolün hayati önem taşıdığını vurguladı.
IKB Hükümeti'nin desteğiyle geliştirilen dijital programların bugün Kurmancî, Soranî, Zazakî ve diğer lehçelerde ders verebilecek kapasiteye ulaştığını aktaran Barzani, bu yılın başından itibaren yaklaşık 2 bin 500 öğrencinin internet aracılığıyla Kürtçe öğrenmeye başladığını söyledi.
Özellikle diasporada yaşayan ailelere çağrıda bulunan Barzani, çocukların Kürtçeyi yalnızca kurslarda değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak öğrenmesi gerektiğini ifade etti. Bir dilin ancak evde, aile içinde ve sosyal yaşamda kullanıldığı ölçüde yaşayabileceğini belirten Barzani, ebeveynlerin çocuklarıyla düzenli olarak
Kürtçe konuşmasının dilin geleceği açısından belirleyici olacağını dile getirdi.
Barzani, dünyadaki tüm dillerin muhafazasının insanlığın sorumluluğu olduğunu belirtirken, Kürtçe söz konusu olduğunda bunun aynı zamanda tarihsel ve toplumsal bir varlık meselesi olduğunu söyledi. Geçmişte asimilasyon politikalarının ilk hedeflerinden birinin dil olduğunu hatırlatan Barzani, bu nedenle Kürtçenin muhafazasının yalnızca kültürel değil, aynı zamanda kimliğin korunması anlamına geldiğini ifade etti.
Akademisyenlerden mesaj: Anadil öğretimi kimliği güçlendirir
Kongrede hazır bulunan akademisyenler ve kurum temsilcileri, Kürtçenin muhafazasının yalnızca kültürel bir sorumluluk değil; aynı zamanda öğretim bilimleri, toplumsal uyum ve gelecek kuşakların kimlik gelişimi açısından stratejik bir konu olduğunu vurguladı. İsveç'ten Almanya'ya, İsviçre'den Avrupa Birliği kurumlarına kadar farklı alanlarda görev yapan konuşmacılar, çok dilliliğin bilimsel olarak kanıtlanmış yararlarına dikkat çekerken, diasporada yürütülen çalışmaların artık bütünleşik bir uluslararası çatı altında sürdürülmesinin önemine işaret etti.
Salih Akın, Paris Kürt Enstitüsü Dil ve Edebiyat Bölümü Başkanı ve Rouen Normandy Üniversitesi öğretim görevlisi olarak yaptığı konuşmada, ana dil öğretiminin çocukların akademik gelişimi üzerindeki etkisini bilimsel veriler ışığında değerlendirdi.
İsveç'te bugün yaklaşık 8 bin 500 Kürt öğrencinin okullarda Kürtçe dersi aldığını belirten Akın, bu sonucun uzun yıllara yayılan planlı çalışmaların ürünü olduğunu söyledi. Bugüne kadar 235 Kürtçe öğretmeninin yetiştirildiğini ifade eden Akın, öğretmen yetiştirme programlarının sürdürülebilir bir dil politikasının temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi.
Akın, İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinde yapılan araştırmaların bütünleşik bir sonuca ulaştığını belirterek, ana dilini güçlü biçimde öğrenen çocukların ikinci dili daha hızlı edindiğini, akademik başarılarının arttığını ve yaşadıkları topluma daha sağlıklı uyum sağladıklarını söyledi. Ana dil öğretiminin entegrasyona engel değil, tam tersine onu destekleyen bir unsur olduğunun altını çizen Akın, ailelerin çocuklarını ana dil derslerine yönlendirmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Konuşmasında Türkiye ile Avrupa'daki uygulamaları da karşılaştıran Akın, Türkiye'nin yurt dışındaki Türk çocukları için her yıl çok sayıda öğretmen görevlendirdiğini hatırlatarak, buna karşın milyonlarca Kürt nüfusa rağmen Kürtçe öğretmeni sayısının son derece sınırlı olmasını eleştirdi. Bu nedenle IKB'nin son yıllarda dil öğretimi alanında geliştirdiği kurumsal destek mekanizmalarının diaspora açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu söyledi.
Kongrede konuşan önemli bir isim de Mostapha Boukllouâ oldu. Almanya Eyaletleri Eğitim Bakanları Konferansı göç ve entegrasyon raportörü, aynı zamanda Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Okul ve Eğitim Bakanlığı Eğitim Yoluyla Entegrasyon Dairesi Başkanı olarak görev yapan Boukllouâ, çok dilliliğin çağdaş öğretim sistemlerinin temel ilkelerinden biri hâline geldiğini vurguladı.
Boukllouâ, Almanya'da yaşayan Kürtlerin artık ülkenin önemli toplumsal bileşenlerinden biri olduğunu belirterek, Kürtçenin öğretim politikalarında daha görünür hâle gelmesinin doğal bir gelişme olduğunu söyledi.
Ana dilin muhafazasının çocukların yaşadıkları topluma uyum sağlamasını zorlaştırmadığını, aksine özgüvenlerini artırarak öğretim süreçlerini olumlu yönde etkilediğini belirten Boukllouâ, farklı kültürlerin ve dillerin muhafazasının demokratik toplumların temel değerlerinden biri olduğunu ifade etti.
Görev yaptığı kurumun farklı ana dillerde yürütülen projeleri desteklediğini hatırlatan Boukllouâ, çok dilliliğin yalnızca kültürel çeşitliliği değil, aynı zamanda öğretimde fırsat eşitliğini de güçlendirdiğini dile getirdi.
Lozan Kürt Enstitüsü Başkanı Necat Zanyar da Independent Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, federasyonun kuruluşunu diasporadaki Kürt kurumları açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
Kendi kurumlarının da federasyonun kuruluş sürecine katıldığını belirten Zanyar, bugüne kadar yürütülen hazırlık çalışmalarının profesyonel bir organizasyon anlayışıyla ilerlediğini söyledi.
Federasyonun önümüzdeki dönemde farklı ülkelerde temsilcilikler ve ofisler açmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Zanyar, kurumsal yapının sahada görünür hâle gelmesinin yeni dönemin temel hedeflerinden biri olduğunu belirtti.
Diasporada yaşayan Kürt toplulukları arasında dil kullanımında belirgin farklılıklar bulunduğunu söyleyen Zanyar, özellikle Irak, İran ve Suriye kökenli ailelerde Kürtçenin günlük yaşamın doğal bir parçası olmayı sürdürdüğünü, buna karşılık Türkiye kökenli ailelerde uzun yıllar uygulanan asimilasyon politikalarının etkisinin daha belirgin hissedildiğini ifade etti.
Entegrasyon kavramının zaman zaman yanlış yorumlandığını belirten Zanyar, çocukların yaşadıkları ülkenin dilini öğrenmeleriyle ana dillerini korumalarının birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan süreçler olduğunu söyledi.
Lehçe ve alfabe farklılıklarının akademik çalışmalar sayesinde zamanla aşılabileceğini belirten Zanyar, müfredat ve projelerin bu süreçte önemli rol oynayacağını ifade etti.
IKB'nin Avrupa Birliği Temsilcisi Dilawer Ajgeyi ile yapılan görüşmede ise anadilin halkların geleceği açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.
Ajgeyi, dili yalnızca bir iletişim aracı olarak görmenin eksik bir yaklaşım olduğunu belirterek, dilin aynı zamanda tarih, kültür, kolektif hafıza ve toplumsal kimliğin taşıyıcısı olduğunu söyledi.
Özellikle devleti olmayan halklar açısından ana dilin muhafazasının çok daha büyük önem taşıdığını ifade eden Ajgeyi, Avrupa'da doğup büyüyen yeni kuşakların Kürtçeyle bağlarını güçlendirecek projelerin geleceğe yapılmış en değerli yatırımlardan biri olduğunu dile getirdi.
Avrupa Birliği kurumlarıyla yürüttüğü çalışmalar sırasında çok dilliliğin demokratik toplumların değerlerinden biri olarak kabul edildiğini gözlemlediğini belirten Ajgeyi, kendi dilini öğrenen çocukların hem ulusal kimliklerini daha güçlü koruduklarını hem de yaşadıkları toplumlarda daha özgüvenli bireyler olarak yetiştiklerini söyledi.
Tüzük kabul edildi, yeni yönetim belirlendi
Uluslararası Kürt Dili Federasyonu Birinci Kongresi'nde alınan kararlardan biri, federasyonun 20 maddelik iç tüzüğünün kabul edilmesi ve yeni yönetim organlarının oluşturulması oldu. Tüzük, yalnızca organizasyonun idari yapısını değil, önümüzdeki yıllarda izlenecek öğretim, bilim, uluslararası ilişkiler ve dil politikalarının temel çerçevesini de belirledi.
Katılımcıların onayına sunulan tüzükte federasyonun temel amacı; Kürtçenin muhafazası, geliştirilmesi, bilimsel çalışmalarla desteklenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması olarak tanımlandı. Bunun yanında, diasporada yaşayan Kürt çocuklarının ana dillerine erişimini kolaylaştıracak modellerin geliştirilmesi, öğretmen yetiştirilmesi, dijital materyallerin hazırlanması ve uluslararası düzeyde akademik iş birliklerinin güçlendirilmesi de temel hedefler arasında yer aldı.
Kabul edilen tüzüğe göre federasyon yalnızca dönemsel kongrelerden oluşan bir yapı olmayacak. Üç yılda bir toplanacak genel kongrenin yanı sıra sürekli görev yapacak yönetim organları ve uzmanlık komiteleri oluşturulacak.
Yeni yapılanma kapsamında yönetim kurulu, başkanlık makamı ve farklı alanlarda görev yapacak komisyonlar federasyonun çalışmalarını yürütecek. Mali işler, hukuk ve örgütlenme, medya ve iletişim, bilim ve akademik çalışmalar ile bölgesel koordinasyondan sorumlu komitelerin birbirini tamamlayan bir sistem içinde faaliyet göstermesi öngörülüyor.
Bu model sayesinde öğretim projeleri, akademik araştırmalar ve uluslararası ilişkilerin tek merkezden planlanması, farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların standartlar doğrultusunda yürütülmesi hedefleniyor.
Kongrenin sonunda federasyonun yeni yönetim organları da belirlendi. Yapılan seçimlerle, farklı ülkelerde faaliyet gösteren kurumları temsil eden isimlerden oluşan 11 kişilik yönetim komitesi göreve getirildi. Yönetimde Kafkasya Kürtlerini temsil eden üyelerin de yer alması, federasyonun farklı coğrafyalardaki Kürt topluluklarını kapsayan uluslararası niteliğinin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.
Yeni yönetimin öncelikli görevleri arasında öğretim projelerinin koordinasyonu, uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, yeni temsilciliklerin açılması ve federasyonun kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi yer alıyor.
Akademik iş birliği öncelikler arasında
Kongre boyunca yalnızca öğretim politikaları değil, akademik çalışmaların geleceği de ele alındı. Fransa, Almanya, İsveç, Norveç, İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen akademisyenler, yürüttükleri araştırmalar hakkında bilgi verirken üniversiteler arasında daha güçlü bir koordinasyon sağlanması gerektiği konusunda görüş bildirdi.
Hazırlanmakta olan sözlük çalışmaları, dijital arşivler, bilimsel yayınlar, öğretmen eğitim programları ve araştırma projelerinin federasyon çatısı altında daha sistemli biçimde yürütülmesi hedefleniyor.
Katılımcılar, Kürtçenin yalnızca kültürel mirasın dili değil, aynı zamanda akademik üretimin, bilimsel araştırmaların ve çağdaş öğretimin de dili hâline gelmesi gerektiğini vurguladı.
Diasporada yeni bir dönemin başlangıcı
Uluslararası Kürt Dili Federasyonu'nun Birinci Kongresi, yalnızca yeni bir kurumun kuruluş toplantısı olmanın ötesinde, diasporada Kürtçenin geleceğine ilişkin kapsamlı bir yol haritasının ortaya konulduğu uluslararası bir platform niteliği taşıdı.
Kongrede tanıtılan 35 ülkeyi kapsayan dijital öğretim projesi, kabul edilen tüzük, oluşturulan yönetim modeli ve akademik iş birliği kararları, dil politikalarının daha kurumsal bir zemine taşınmasını hedefleyen bütüncül bir yaklaşım ortaya koydu.
Konuşmacılar, ana dilin muhafazasının yalnızca kültürel kimliğin sürdürülmesi açısından değil; öğretim, toplumsal aidiyet ve kuşaklar arası bağların güçlendirilmesi bakımından da stratejik önem taşıdığı konusunda görüş bildirdi.
Kongre boyunca sıkça dile getirilen "Bê ziman nîştiman bê deng e" ("Dilsiz vatan sessizdir") sözü ise organizasyonun temel yaklaşımını özetleyen mesaj olarak öne çıktı.
Kabul edilen kararlar ve açıklanan projeler doğrultusunda Uluslararası Kürt Dili Federasyonu, önümüzdeki dönemde diasporadaki Kürt dili çalışmalarının koordinasyonunu üstlenen başlıca kurumlardan biri olmayı hedefliyor. Öğretimden akademiye, dijital içerik üretiminden uluslararası iş birliklerine uzanan bu yeni yapılanmanın, Kürtçenin gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik uzun vadeli çalışmalara kurumsal bir zemin oluşturması bekleniyor.
Gerek kongrede gerekse bire bir yapılan görüşmelerde; konuşmaların ortak noktası, "diasporada Kürtçenin muhafazasının artık bireysel çabalarla sürdürülemeyeceği" yönündeydi. Akademisyenler, öğretim yöneticileri ve kurum temsilcileri; öğretmen yetiştirme, dijital öğretim, müfredat geliştirme, bilimsel araştırmalar ve uluslararası iş birliklerinin bütünleşik strateji doğrultusunda yürütülmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.
Katılımcılara göre Uluslararası Kürt Dili Federasyonu, bu çalışmaların koordinasyonunu üstlenerek farklı ülkelerde yürütülen girişimleri bütünleşik bir kurumsal çatı altında birleştirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımın yalnızca Kürtçenin muhafazasına değil, diasporada yaşayan yeni kuşakların ana dilleriyle bağlarını güçlendirecek kalıcı bir öğretim altyapısının oluşturulmasına da katkı sağlaması bekleniyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish