Hamaney'in cenazesi ve yeni güç dengesi

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı

Tahran'da düzenlenen cenaze töreninde, Ali Hamaney ve aile üyelerinin tabutları tören alanında yan yana sergilendi, 3 Temmuz 2026 / Fotoğraf: Reuters

Tahran son günlerde İran tarihinin en büyük devlet organizasyonlarından birine sahne oluyor. Ayetullah Ali Hamaney için düzenlenen cenaze törenleri, başkentin günlük hayatını büyük ölçüde değiştirdi. Belediye milyonlarca kişinin katılması beklenen törenler için toplu ulaşımı ücretsiz hale getirdi.

Okullar, spor salonları ve kamu binaları ziyaretçilerin kullanımına açıldı. Şehrin ana arterleri güvenlik gerekçesiyle kapatıldı. Devrim Muhafızları ile emniyet güçleri tören güzergâhını olağanüstü tedbirler altında tuttu.

Savaşın ardından düzenlenen bu organizasyon, İran yönetimi açısından devletin ayakta kaldığını gösteren büyük bir vitrin niteliği taşıyor.

Ancak Tahran’daki asıl hikâye cenaze kortejinde değil, yabancı devlet heyetlerinde saklı.

Büyük devlet adamlarının cenazeleri çoğu zaman uluslararası sistemin sessiz zirvelerine dönüşür. 1953’te Stalin’in cenazesi, Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında güç merkezlerinin Moskova ile ilişkisini göstermişti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

1970’te Nasır’ın cenazesi Arap dünyasının yeni liderlik arayışını ortaya koydu. 1980’de Tito’nun cenazesi, Doğu ile Batı bloklarını aynı törende buluşturan ender diplomatik anlardan biri oldu. 2022’de Kraliçe II. Elizabeth’in cenazesi ise Batı ittifakının dayanışmasını sembolleştirdi.

Tarih bize cenazelerin çoğu zaman yas törenlerinden daha fazlası olduğunu gösteriyor. Devletler bazen yeni güç dengelerini zirve toplantılarından önce cenaze törenlerinde görünür hâle getiriyor.

Bugün Tahran’da oluşan tablo da benzer bir okumayı hak ediyor.

Şu ana kadar açıklanan katılımlar incelendiğinde ilk dikkat çeken unsur Batılı devletlerin neredeyse tamamen görünmemesi. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın önde gelen ülkeleri üst düzey temsilci göndermedi.

Bu tercih şaşırtıcı sayılmaz. Son yıllarda derinleşen yaptırımlar, savaş ve diplomatik kopuş düşünüldüğünde farklı bir tablo zaten beklenmiyordu. Bununla birlikte bugünkü değerlendirmenin mevcut katılım listelerine dayandığını hatırlatmak gerekir.

Cenaze törenleri devam ediyor. Önümüzdeki günlerde yeni heyetlerin katılması veya temsil düzeylerinde değişiklik yaşanması ihtimal dışı değildir.

Buna karşılık Asya, Avrasya ve Küresel Güney’den gelen heyetler daha dikkat çekici bir diplomatik tablo oluşturuyor. Fakat burada yapılan en büyük hata, bu katılımı doğrudan İran rejimine verilmiş siyasi destek olarak yorumlamak olur.

Bana göre devletlerin büyük bölümü çok daha hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Çünkü İran devletiyle ilişkileri sürdürmek başka, mevcut rejimin yanında saf tutuyor görüntüsü vermek başka bir anlam taşıyor.
Rusya’nın tercihi bunun ilk örneğini oluşturuyor.

Moskova, Devlet Başkanı Vladimir Putin yerine Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev’i gönderdi. Bu tercih, stratejik ortaklığın sürdüğünü gösteriyor. Aynı zamanda Kremlin’in sembolik mesajın dozunu dikkatle ayarladığını da ortaya koyuyor. Rusya, İran’ı yalnız bırakmıyor. Fakat ilişkide önceliği güvenlik boyutuna verdiğini gösteriyor.

Çin’in yaklaşımı da benzer bir ihtiyat içeriyor. Pekin, Ulusal Halk Kongresi Başkan Yardımcısı düzeyinde temsil edildi. Çin açısından öncelik İran rejiminden çok bölgesel istikrar, enerji güvenliği ve ticaret yollarının korunması.

Bu nedenle temsil düzeyi, Pekin’in uzun süredir benimsediği temkinli dış politika anlayışıyla uyumlu görünüyor.
Pakistan ise farklı bir mesaj verdi. Başbakan Şahbaz Şerif’in yanında Kara Kuvvetleri Komutanı Asim Munir’in de heyette yer alması tesadüf değildi.

Savaş boyunca yürüttüğü arabuluculuk girişimleri nedeniyle İslamabad, Hamaney sonrasında da İran’ın güvenlik mekanizmasıyla doğrudan temasını sürdürmek istediğini gösterdi. Pakistan’ın heyeti, cenazeye katılan en güçlü delegasyonlardan biri olarak öne çıktı.

En dikkat çekici örnek Hindistan oldu. Yeni Delhi, bir yandan resmî heyet gönderirken diğer yandan Şii kimliğiyle bilinen üst düzey kamu görevlilerine ve siyasi isimlere de delegasyonda yer verdi. Böylece İran ile tarihi ve kültürel bağlarını koruyan bir mesaj verdi.

Fakat aynı gün Keşmirli önemli bir Şii din adamının yurt dışına çıkışına izin verilmemesi, Hindistan’ın kendi iç dengelerini de gözettiğini gösterdi. Bu iki karar birlikte okunduğunda Yeni Delhi’nin çok katmanlı bir diplomasi yürüttüğü görülüyor.

Ermenistan’ın katılımı da ayrı bir başlık olarak değerlendirilmeli. Başbakan Nikol Paşinyan’ın Tahran’da bulunması, Güney Kafkasya’daki jeopolitiğin hâlâ İran faktörünü dikkate aldığını gösteriyor.

Son yıllarda Batı ile ilişkilerini geliştiren ve dış politikasını çeşitlendirmeye çalışan Erivan yönetimi, buna rağmen İran’ı bölgesel güvenlik denkleminden çıkarabilecek bir politika izlemediğini ortaya koydu.

Özellikle Zengezur Koridoru ve sınır güvenliği tartışmaları düşünüldüğünde bu ziyaretin sembolik değeri, diplomatik nezaketin ötesine geçiyor.

Türkiye de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki heyetle cenaze töreninde yer aldı. TBMM’de temsil edilen farklı siyasi partilerden isimlerin heyete katılması da ABD karşısında İran’a Türkiye’nin toplumsal desteğini göstermek açısından önemli.

Ortaya çıkan tablo, yeni uluslararası sistemin temel karakterini yansıtıyor. Dünya artık kesin bloklara ayrılmış bir yapıya sahip değil. Devletler, aynı anda farklı güç merkezleriyle ilişki kurabiliyor.

Bu nedenle Tahran’a gelen heyetleri tek bir siyasi eksenin parçası olarak değerlendirmek yanıltıcı olur. Her ülke kendi güvenlik önceliklerini, ekonomik çıkarlarını ve bölgesel hesaplarını dikkate alarak temsil düzeyini belirliyor.

Hamaney’in cenazesi bu nedenle İran’ın iç siyasetini aşan bir anlam taşıyor. Tahran’da verilen fotoğraf, savaş sonrası uluslararası sistemin nasıl şekillenmeye başladığını gösteren ilk diplomatik karelerden biri olma özelliğini taşıyor.

Yıllar sonra bu törene dönüp baktığımızda, yeni güç dengesinin ilk işaretlerinden birinin burada ortaya çıktığını daha net göreceğiz.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU