Tarihçiler ve medya: Akademik tarihçilik ile popüler tarihçilik

Prof. Dr. Mesut Uyar Independent Türkçe için yazdı

Görsel: ChatGPT/Independent Türkçe 

Türkiye'de son dönemde tarihçilerin görsel ve sosyal medya ile ilişkileri yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Profesör İlber Ortaylı'nın vefatı bu tartışmayı alevlendirdi. Tartışmanın odak noktası bazı tarihçilerin daha geniş kitlelere ulaşmak için görsel ve sosyal medyayı yoğun şekilde kullanmalarının yanı sıra ilgi çekmek için çarpıcı iddialarda bulunmaları ve polemik yaratmalarıdır.

Akademik tarihçilerin büyük kısmı ve toplumun bir kesimi bundan duydukları rahatsızlığı dile getirirken izlenme ve etkileşim rakamlarına bakacak olursak çoğunluk bundan memnun gözükmektedir.

Aslında tarihin geniş kitlelere ulaşmak için popüler hale getirilmesi yeni bir gelişme değildir. Tam tersine akademik tarihçilik yeni bir olgudur. Tarihin kurucu babası kabul edilen Heredot'un eseri sessiz bir şekilde okunmak için değil grup önünde seslice söylenmek için yazılmıştır.

İşin ilginci Heredot'u fazla popülist olarak eleştiren ve kendini çok daha ciddi bir tarihçi olarak gören Tükidides'in Pelopones Savaşları isimli dil ve üslup olarak ağır eseri de aynı özellikledir. Yüksek sesle okunup tartışılmak için kaleme alınmıştır.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Daha büyük bir kitleye ulaşmak için eser verildiğinde kaçınılmaz bir şekilde okurun (dinleyicinin) ilgisini çekmek önem kazanmaktadır. Bunu yapmanın en kolay yöntemi metnin içine dikkat çekici ve çarpıcı hikayeler koymaktır. Heredot, Mısırlı ve Babillilerin cinsel hayatını bu yüzden anlatma ihtiyacı hissederken Tükidides ise savaşın en can alıcı kısımlarını ilgi çekici diyaloglar şeklinde aktarmıştır. Yani ilk tarih eserlerinde tarihi vakalarla cazip hikayeler bir arada yazılmıştır.

Tarih, asırlar sonra 19. yüzyılda üniversitelerde eğitimi verilen akademik bir disiplini haline geldiğinde de halkın talep ve ilgisi çerçevesinde hikâye anlatımıyla tarihi birleştiren popüler tarihçilik varlığını sürdürmeye devam etti. Üstelik popüler tarihçilik kitlelere daha iyi ulaşmak için gelişen teknolojinin imkânlarından çok daha iyi istifade etti. 

İlk sürekli gazete ve dergiler ortaya çıktığında bunların bir köşesi veya sayfası tarihin garip ve ilgi çekici kişi ve olaylarına ayrılmıştı. Okuma yazma bilen ve güzel konuşma yeteneği olanlar bu gazeteleri çarşı ve kahvehanelerde yüksek sesle okuyarak bir nevi Heredot'un geleneğini devam ettirdiler.

Gazeteciler tarih kitaplarından boş sayfaları dolduracak ve satış rakamlarını yükseltecek yazılar türetirken tiyatronun yaygınlaşmasıyla oyun yazarları tarihten senaryoları için ham madde olarak faydalandı. 

Modern tiyatronun kurucu Shakespeare'i meşhur eden tarihi oyunlarıdır. Shakespeare, çoktan unutulmuş tarihi hadise ve şahısları o kadar ilgi çekici bir şekilde sahneye taşımıştır ki geniş kitleler tarihi tarihçilerden değil Shakespeare'den öğrenmiştir.

Okuma yazma oranının artışı, önce radyo ardından sinema ve televizyonun hayatımıza girmesi popüler tarihçiliğe yeni alan açtı ve dolayısıyla tarihi roman, oyun ve filmlere talebi arttırdı. İşin ilginci bu yeni imkânlar bazı akademik tarihçileri yeni teknolojiden istifade etmeye teşvik etti. Ayrıca 2. Dünya Savaşı esnasında Amerika ve İngiltere'de savaş propagandası için tarihçilere görev verilmesi savaştan sonra radyo ve televizyon programlarına katılmalarının yolunu açtı.

Ancak tarihin popülerleştirilmesi ve farklı vasıtalarla geniş kitlelere ulaşması her dönemde akademik tarihçilerin çoğunu rahatsız etmiş ve sert bir şekilde eleştirmelerine neden olmuştur. 

Akademik tarihçiler, her dönemde ilgi çekmek için tarihin hikâyeye dönüştürülmesine tepki göstermişlerdir. Bunu tarihin değiştirilmesi, çarpıtılması ve tahrif edilmesi olarak görmektedirler. Gerçekten de başta tarihi roman ve filmler olmak üzere popüler tarih ürünlerinde ciddi sorunlar bulunmaktadır.

Fakat ilginç bir şekilde akademik tarihçilerin tepkisi eleştirdikleri eserlerin çoğunu yaratan edebiyatçı, oyun yazarı ve film yapımcıları yerine daha az sayıdaki meslekten tarihçileri hedef almaktadır. Onları mesleklerinin temel esas ve kurallarına uymamakla suçlayarak bir bakıma tarihe disiplinine ihanet etmişler gibi algılamaktadırlar. 


Peki, bazı tarihçilerin II. Dünya Savaşı'ndan bu yana geniş kitlelere ulaşmak için yazılı ve görsel teknolojiden istifade etmesine rağmen neden şimdi daha çok tartışılmaya başlandı?

Bunun cevabı internet ve sosyal medyanın akıllı telefonlar vasıtasıyla hayatımızın bir parçası haline gelmesinde yatmaktadır. Sosyal medya siteleri bir paylaşım veya videoyla milyonlara kolayca ulaşma fırsatını sağlamaktadır. Üstelik televizyon, radyo ve sinemadan farklı olarak özel şirket veya kuruluşlar aracılığıyla yapma mecburiyeti bulunmamaktadır. 

Bunlara ilave olarak düzenli olarak akıllı telefon kullananlar merak ettikleri konuları artık kitap, ansiklopedi veya ciddi web sitelerinde aramak yerine kolaya kaçıp sosyal medyadan öğrenmek istemektedirler. Aniden ortaya çıkan bu talebi başlangıçta tarih eğitim ve altyapısı olmayan girişimciler karşıladı. Şöhret ve para kazandılar. 

Akademik tarihçilerin bir kısmı bu fırsattan istifade yavaş yavaş sosyal medyada kendilerini göstermeye başladı. Hatta bazı üniversite ve kurumlar bünyelerindeki tarihçileri sosyal medya hesapları açmaları ve akademik çalışmalarını paylaşmaları konusunda teşvik etti. Sosyal medya kısa sürede tarihçilerin birbirleriyle haberleşmek için alternatif bir kanal haline geldiği de unutulmamalıdır.

Sonuçta çoğu tarihçi paylaşım yapmak ve gelişmeleri takip etmek farklı sosyal medya sitelerinden istifade etmektedir. Eleştirilen tarihçilerin mesleki açıdan sosyal medyayı kullanması değil bazı akademik tarihçilerin popüler tarihçiliğe kayarak bu sitelerde milyonlara hitap etmesidir.

Bence sorun tarihçilerin farklı teknolojik vasıtalardan istifade ederek daha geniş kitlelere ulaşmaya çalışması değildir. Asıl sorun daha çok ilgi ve takipçi çekmek için tarihin tahrif edilmesi, aşırı basitleştirilmesi ve bir bakıma sloganlaştırılmasıdır. Eleştirilmesi gereken siyasi ve mali kazanç için tarihi tahrif ederek sunanlardır.
Akademik tarihçilerin eserleri isteseler de istemeseler de farklı maksatlarla dönüştürülerek kullanılacaktır.

Çünkü akademik tarih eserlerinin halk tarafından anlaşılması zordur ve güncel taleplere cevap vermemektedirler. İçerikleri çarpıtılmadan ve tahrif edilmeden teknolojiden de istifadeyle daha anlaşılır ve ilgi çekici hale getirilmeleri aslında iyi bir hizmettir. Aynı şekilde bazı akademik tarihçilerin tamamen veya kısmen popüler tarihe yönelmeleri kötü bir gelişme değildir. Talep ve teknolojinin hayatın her alanını etkilerken tarihi etkilememesi mümkün değildir.

Heredot sözlü anlatımı yazılı hale getirirken canlı hikayeleri kuru bir anlatıma çeviriyor diye halk tarafından eleştirilmişti. Ama yazması sayesinde eseri günümüze ulaştı. Teknoloji tarih araştırma ve yazımını kolaylaştırırken daha geniş halk kesimine ulaşmak için yeni imkânlar tanımaktadır. 

Doğru kullanıldığı sürece tarih disiplinine katkı sağladığı sürece yeni teknolojiden istifade etmek gerekir. Bazı tarihçilerin akademik kariyerlerini bırakıp popüler tarihçiliğe geçmesi onların tercihidir ve kötü bir şey değildir. Hatta daha geniş kitlelere tarihi sevdirdikleri için iyi bir şeyler yaptıklarını söyleyebiliriz. 

Sağlıklı popüler tarihçilik nihayetinde akademik tarihçiliğe ihtiyaç ve ilgiyi arttırmaktadır. Popüler tarihçilik ürünlerini tüketen gençlerin bir kısmı daha kapsamlı ve ciddi tarih eserlerini okuma ihtiyacı duyduğu gibi bunların bir kısmı da tarihçi olmaya karar vermektedir.

Çocukluğunda savaş romanları ve popüler tarih kitapları okuyarak önce askerliği ardından da askeri tarihçiliği meslek olarak seçen bir kişi olarak tarihçinin yeni teknolojiden istifadeyle geniş kitlelere ulaşmasının faydalı ve gerekli bir iş olduğunu düşünüyorum.

 

 

Not: Popüler tarihçilik konusunu merak edenlere Prof. Dr. Ahmet Özcan'ın Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan “Türkiye'de Popüler Tarihçilik, 1908-1960” isimli eserini okumalarını tavsiye ederim.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU