NATO 3.0 ve Ankara Zirvesi (1): Türkiye'nin küresel güvenlik mimarisindeki yeni stratejik rolü ve jeopolitik vizyonu

Umut Berhan Şen Independent Türkçe için yazdı

Küresel jeopolitiğin fay hatları yeniden şekillenirken, Ankara’nın 1 hafta sonra ev sahipliği yapacağı kritik NATO Liderler Zirvesi, ittifakın Soğuk Savaş’tan bu yana geçirdiği en büyük yapısal dönüşümün miladı olmaya aday görünüyor.

Zira uluslararası sistemin çok kutuplu, kaotik ve gri bölge tehditleriyle örülü yeni gerçekliği içinde askeri-stratejik literatüre giren "NATO 3.0" kavramı, sadece bir strateji yenilenmesini değil, küresel güvenlik mimarisinde radikal bir vizyon değişimini ifade ediyor.

Jeostratejik açıdan bakıldığında, ittifakın 1949-1991 yılları arasındaki Sovyet çevreleme odaklı NATO 1.0 dönemi ile Berlin Duvarı’nın yıkılışından Ukrayna krizine kadar uzanan alan dışı operasyonlar dönemi olan NATO 2.0 artık resmen geride kaldı.

Dolayısıyla bugün Ankara Zirvesi eşiğinde masada olan NATO 3.0, Washington’ın küresel yükü paylaşma çağrıları ve Avrupa kanadının kendi konvansiyonel savunma sorumluluğunu artırma zorunluluğu üzerine inşa edilen yeni bir külfet paylaşımı ve askeri mobilizasyon düzeni olarak okumak durumunda.

Bu yeni konseptin jeopolitik derinliği, küresel güç dengelerinin ve stratejik ağırlık merkezlerinin yer değiştirdiği bir dönemde, ittifakın hem bölgesel hem de küresel ölçekte yeni bir adaptasyon sürecine girmesinde gizli.

Çünkü NATO 3.0, batı cenahındaki geleneksel savunma hatlarını tahkim ederken, bir yandan da küresel ortaklıklar ağı üzerinden Asya-Pasifik’e uzanan yeni iş birliği zeminlerini arıyor.

Tam da bu devasa küresel denklem içinde, zirvenin Ankara’da yapılıyor oluşu, Türkiye’nin proaktif, dengeli ve merkez aktör konumunu pekiştiren dış politika vizyonunun doğrudan bir sonucu.

Doğrusu, somutlaşan küresel sistem eleştirileri ve çözüm odaklı diplomasi trafiği, Türkiye'yi ittifak içinde sadece talimat alan bir kanat ülkesi olmaktan çıkararak, stratejik yön tayin eden bir ülke konumuna yükseltti.

Dolayısıyla Ankara, coğrafyanın getirdiği kadim sorumlulukla hem ittifakın doğu sınırlarını koruyan en büyük güç çarpanı oldu; hem de bölgesel krizlerde tarafları bir araya getirebilen yegane güvenilir diplomatik merkez haline geldi.

Üstelik Türkiye’nin dış siyasetteki stratejik özerklik hamlesi ve milli savunma sanayisinde yaşanan devrim, NATO 3.0 doktrininin en somut ve başarıya ulaşmış örnek modellerinden birini teşkil ediyor. Bunu kimse inkar edemez.

Tabii NATO 3.0, asimetrik savaşların, gri bölge tehditlerinin ve siber risklerin öne çıktığı yeni nesil bir askeri strateji öngörürken; Türkiye, terörle mücadelede edindiği benzersiz saha tecrübesi ve kendi ürettiği yüksek teknolojiye dayalı savunma enstrümanlarıyla ittifaka en somut ve nitelikli katkıyı sunan aktörlerin başında geliyor.

Hükümetin rasyonel ve ulusal menfaatleri merkeze alan bu duruşu, Türkiye’nin ittifak içindeki vazgeçilmez yerini tescillerken, batılı müttefiklerin de Ankara’nın güvenlik endişelerine ve stratejik önceliklerine daha rasyonel yaklaşmasını zorunlu kılmakta.

Ankara Zirvesi, ittifak üyeleri arasında yeni dönemin yükümlülüklerinin, savunma sanayisi iş birliklerinin ve ambargoların kaldırılması gibi kritik başlıkların devletler hukuku çerçevesinde rasyonel bir zeminde müzakere edileceği bir platform olacak diye düşünüyorum.

Kuşkusuz, Türk hariciyesi, bir yandan NATO’nun kurumsal yapısını ve kolektif savunma iradesini güçlendirecek adımları desteklerken, diğer yandan bölgesel barış ve istikrarın korunması adına Ankara'nın çok boyutlu dış politika dengelerini koruma başarısını da sergileyecektir.

NATO 3.0 süreci, Türkiye için savunma sanayisindeki başarılarını küresel ölçekte tescillemek ve ittifak içindeki ağırlığını pekiştirmek adına önemli bir diplomatik kazanım zemini sunuyor.

Önümüzdeki günlerde Ankara’da gerçekleştirilecek zirvede alınacak kararlar, hükümetin güçlü devlet, güçlü ordu anlayışının küresel düzlemdeki yansımalarını tahkim edecek ve önümüzdeki dönemde uluslararası güvenlik mimarisinin inşasında Türkiye’nin imzasının çok daha belirgin olacağını tüm dünyaya bir kez daha gösterecektir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU