Pedro Sánchez Pérez-Castejón (d. 29 Şubat 1972, Madrid), 2018'den bu yana İspanya Başbakanı olarak görev yapan bir siyasetçi ve ekonomisttir.
Temmuz 2017'den itibaren İspanyol Sosyalist İşçi Partisi'nin genel sekreterliğini yapmaktadır. Bu görevi 2014-2016 yılları arasında da yürüten Sánchez, 2022'den bu yana Sosyalist Enternasyonal'in 9. başkanı olarak da görev yapmaktadır.
Siyasi serüveni
Siyasi kariyerine Ağustos 2004'te Madrid'de belediye meclis üyesi olarak başlayan Sánchez, 2009'da Temsilciler Kongresi'ne seçildi. 2014 yılında İspanyol Sosyalist İşçi Partisi Genel Sekreteri seçilerek ana muhalefet partisinin lideri oldu.
Partisini sonuçsuz kalan 2015 ve 2016 genel seçimlerine götürdü. İkinci seçimin ardından parti yönetimiyle yaşadığı ve kamuoyuna da yansıyan anlaşmazlıklar nedeniyle genel sekreterlik görevinden istifa etti. 8 ay sonra yapılan liderlik seçiminde parti içindeki rakiplerini yenerek yeniden genel sekreter seçildi.
1 Haziran 2018'de İspanyol Sosyalist İşçi Partisi, sağcı Başbakan Mariano Rajoy hakkında gensoru önergesi verdi. Sánchez, Unidas Podemos ile çeşitli bölgeselci ve milliyetçi partilerin desteğini alarak önergenin kabul edilmesini sağladı.
Ertesi gün de başbakan olarak atandı. İspanya Anayasası'na bağlılık yemini ederken modern İspanya tarihinde ilk kez tören sırasında herhangi bir dinî simge, İncil veya haç kullanılmadı. Bu uygulama, onun ateist olmasından kaynaklanıyordu.
Nisan 2019 genel seçimlerinde Sánchez, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi'ne 38 sandalye kazandırarak partisinin 2008'den bu yana ilk ulusal seçim zaferini elde etmesini sağladı.
Ancak meclis çoğunluğu sağlanamadı. Kasım 2019'da yenilenen genel seçimlerde partisi yine en fazla oyu aldı; Unidas Podemos ile ülkenin demokrasiye dönüşünden bu yana kurulan ilk ulusal koalisyon olan azınlık hükûmetini oluşturdu.
Partisinin Mayıs 2023'teki bölgesel seçimlerde önemli kayıplar yaşamasının ardından Sánchez, erken genel seçim kararı aldı. Seçimlerde parti tüm sandalyelerini korudu. Halk Partisi'nin gerisinde 2. sırada yer almasına rağmen Sánchez, yeni bir koalisyon hükûmeti kurmayı başardı ve 17 Kasım 2023'te 3. kez başbakan olarak atandı.
Ahlâk eksenli sosyal demokrat politika
Sánchez'in siyasi çizgisi; sosyal demokrasi, ilerici vergi politikaları ve Avrupa Birliği yanlısı tutumla tanımlanmaktadır.
Dış politikada çok taraflı ve ahlâk eksenli bir diplomasi vurgusu yapmış; başbakanlığı süresince asgari ücret artışları, sosyal harcamaların genişletilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarına öncelik vermiştir.
2024'te Sánchez hükûmeti döneminde İspanya, Filistin devletini resmen tanıdı. Avrupa Birliği içinde Filistin halkına en güçlü desteği veren ve İsrail'in politikalarını en açık şekilde eleştiren siyasetçilerden biri olarak öne çıktı. Gazze Savaşı sırasında ateşkes çağrısında bulundu; Gazze Soykırımı'nı açıkça kınadı.
Türkiye'de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını eleştirdi; hukukun üstünlüğünün ve demokratik standartların korunması gerektiğini belirtti. 2026 İran Savaşı'nda ise diğer Avrupa liderlerinden farklı olarak operasyonlara karşı olduğunu belirterek ABD ve İsrail'in karşısında yer aldı. 1
Savaş karşıtı siyasi ve vicdani tutum
İspanyol Başbakanı, savaşları "yasa dışı", "büyük hata" ve "insanlık onuruna yönelik bir başarısızlık" olarak tanımlamaktadır.
Sánchez, küresel çatışmalarda sivillerin hedef alınmasını, uluslararası hukukun hiçe sayılmasını ve savaşın yıkıcı insani bedelini en sert şekilde eleştiren Avrupalı liderlerin başında gelmektedir.
Özellikle ABD ve İsrail'in İran'la yaşadığı çatışmalar benzeri krizlerde Sánchez, uluslararası hukukun ihlal edilmesinin tüm dünya barışını tehdit ettiğini vurgulamıştır.
Savaşların siviller üzerinde yarattığı yıkımı ve masum insanların hayatlarını kaybetmesini insanlığın ortak bir başarısızlığı olarak nitelendirmiştir. Liderin bu konudaki başlıca duruşu şöyle özetlenebilir:
Çatışma ve saldırılar tamamen yasa dışı ve uluslararası hukuka aykırıdır. Çözümün biricik yolu diyalog ve diplomasidir. ABD halkına hayranlığım, ABD başkanlığına da saygım var. Bizim pozisyonumuz çok açık. Uluslararası yasallığı savunuyoruz. Müttefik ülkeler arasından biri hata veya yanlış yapmışsa diğerinin bunu göstermesi iyidir.
Bu savaş olağanüstü bir hatadır. Savaş da büyük bir hatadır ve sonuçları olacaktır. Şimdiden petrol ve gaz fiyatlarının yükselmesi, bölgedeki halkın acıları ve ölenler ortadadır. Neden Ukrayna'dayız? Çünkü uluslararası hukuk ihlal edilmiştir. Bir ülkenin toprağı işgal edilmiştir. Neden Filistin'in yanındayız? Neden Gazze'deki soykırıma karşıyız? Çünkü uluslararası hukukla aynı anlama gelen insan hakları çok açık bir şekilde ihlal edilmiştir.
İspanya uluslararası hukukun yanındadır. Sadece bu da değil. Bugün birçok basın organında yayımlanan anketlerde de görüldüğü gibi (her 3 İspanyol'dan 2'si savaşa karşı çıkıyor), İspanya hükûmeti büyük bir çoğunluğun da yanındadır.
Sánchez'in Gazze politikası da benzer insani, vicdani ve ahlaki temelde şekillenmektedir.
Kendisi, İsrail'in Filistin topraklarındaki askerî operasyonlarında yaşanan sivil kayıplara karşı çıkan Avrupa çapındaki en net seslerden biri olmuş, uluslararası hukukun ve insan haklarının her koşulda korunması gerektiğini savunmuştur.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, ateşkesle ilgili değerlendirmesinde İran'a açılan savaşın bilançosunu şöyle ortaya koyuyordu:
Çoğu sivil olmak üzere 7 bin 400'den fazla ölü, yakılıp yıkılan yüzlerce ev, okul ve hastane... Avrupa da dâhil olmak üzere yaygın fiyat artışları ve milyarlarca avroluk kayıplar... İran'daki çatışmanın bedeli işte bu!
Açıklanan barış anlaşmasının bu anlamsızlığa son vereceğine, tüm taraflarca saygı duyulacağına ve Orta Doğu'da yeni bir dönemin başlangıcı olacağına inanıyoruz.
Kutlayalım ama unutmayalım. Bir kez daha ve sonsuza dek savaşın başarısızlık olduğunu öğrenelim. Diyalog ve diplomasi tek yoldur! İran savaşına hayır dediğimiz gibi aynı kararlılıkla, bu çatışmanın mağduru olan bir Avrupa Birliği (AB) ülkesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne de yardım eli uzatmakta ve dayanışma göstermekte kararlıyız.
Burada mesele İran rejiminden yana olup olmamak değil. Temel konu, uluslararası hukuka bağlı olup olmamaktır. Biz her zaman İran rejimine karşı olduk. Bu yüzden İspanya hükûmetinin tutumu tutarlı ve uyumludur. Bu savaş sadece acı, ıstırap ve ekonomik sıkıntı getirecektir. 2
Dikkat çekici iki beğeni: "Yalnız değil, ilk olmak!"
İspanya Başbakanı'nın görüşlerine ilişkin sosyal medyada dolaşıma sokulan 2 kısa anlatım oldukça dikkat çekiciydi. Paylaşıyoruz:
Vicdandan doğan hakiki aktivizmin o müstağni, soylu ve cesur tavrı budur. Her türlü bedeli göze alan lider, yapayalnızlığı. 3
Bugün dünyanın birçok yerindeki insanlar, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in cesur sözlerini konuşuyor. Genç bir lider olarak savaşın tarafı olmayı reddeden, Amerika ve İsrail politikalarına karşı kendi ülkesinin bağımsız duruşunu savunan bir tavır sergiliyor. Dünya savaşının payandası olmayı kabul etmeyeceğini söylüyor. Bu tavır birçok insanın dikkatini çekiyor; alkışlanıyor, takdir ediliyor. 4
Pedro Sánchez'in şu sözleri ise sanki isimleri anılan 2 paylaşımcıya dolaylı bir cevap teşkil ediyor:
İspanya'nın yalnız olduğunu duymuş olabilirsiniz. Filistin'i tanıdığımızda da bize bunu söylemişlerdi. Ama sonra diğerleri de bizi izledi. Biz yalnız değiliz, ilkiz! Sonunda yalnız kalacak olanlar, savunulmayacak olanı savunanlardır.
"Akışkan modernlik" ve hukuk kıskacındaki Sánchez
Gazeteci Özge Mumcu Aybars ise Sánchez'in çelişkili tutumları ile siyasi ve hukuki sıkıntılarını şöyle ele alıyor:
Türkiye'de 'Avrupa'nın vicdanı' gibi görülen Sánchez, kendi ülkesinde neden bu kadar sıkışmış durumda? Pedro Sánchez bugün Avrupa siyasetinin en popüler ve en ilginç liderlerinden biri. Madrid'de siyasi geleceği tartışılıyor, hükûmeti yolsuzluk soruşturmalarının gölgesinde kalıyor. Brüksel'de, Latin Amerika'da ve Türkiye'de ise uluslararası hukuku savunan, Gazze konusunda Avrupa'nın en net seslerinden biri olarak görülüyor.
Aynı kişi, aynı dönem ve aynı siyasi kariyer için bu kadar farklı 2 algının oluşması, sadece Sánchez'in değil, günümüz siyasetinin doğasını anlamak açısından da önemli. (Polonyalı sosyolog ve filozof) Zygmunt Bauman'ın 'akışkan modernlik' dediği çağda siyasi itibar da akışkan hâle geliyor. Bu akışkanlık içinde bakarsak, bir lider uluslararası arenada insan haklarının ve uluslararası hukukun sesi gibi görülürken, kendi ülkesinde yolsuzluk kaynaklı bir meşruiyet krizinin merkezine yerleşebiliyor.
İspanya'da son birkaç yıldır yaşananlara bakınca, Sánchez hükûmeti üzerindeki baskının giderek arttığı görülüyor. Muhalefetteki İspanyol sağının iddiası sadece Sánchez'e yakın bazı isimlerin hata yaptığı ya da bireysel suç işlediği yönünde değil. Daha geniş bir tablo çiziliyor. Bu tabloya göre iktidar çevresinde bir nüfuz ağı oluşmuş durumda ve bu ağ kamu kaynaklarıyla ilişkili. Dolayısıyla tartışma artık sadece siyasi rekabet konusu olmaktan çıkıyor ve Sánchez hükûmetinin ahlaki meşruiyeti sorgulanıyor. Pedro Sánchez hukuk kıskacında.
Sánchez bir yandan Erdoğan hükûmetiyle devletler arası ilişkiler çerçevesinde stratejik iş birliğini sürdürüyor. Diğer şapkasıyla, yani kardeş parti ilişkisi bulunan PSOE-CHP hattı üzerinden de Sosyalist Enternasyonal aracılığıyla CHP ile yakın temasını koruyor. Öyle ki Sosyalist Enternasyonal, yaptığı açıklamada CHP'deki "mutlak butlan" yönetimini tanımayacağını ifade ediyor.
Özetle Sánchez, Türkiye'de hem Ankara ile iyi ilişki kuran bir Avrupa lideri hem de CHP açısından sosyal demokrat dayanışma kanallarını açık tutan bir figür. Tam da bu yüzden imajı güçlü ama çelişkili!
Sánchez ve çocukları "dijital vahşi batıdan" korumak!
Başbakan'ın yeni bir yüzüne ve politikasına tanık oluyoruz: Pedro Sánchez, sosyal medyayı yasaklıyor.
AFP ajansı tarafından servis edilen, Sarah Shamim imzalı ve 6 Şubat 2026 tarihli aşağıdaki yazıdaki ayrıntılar, kamu yararı açısından faydalı ve hatta örnek bir değerlendirme olarak kabul edilebilir:
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, ülkede 16 yaş altı çocukların sosyal medyayı kullanmasını yasaklama planları nedeniyle sosyal medya platformu sahipleriyle anlaşmazlığa düştü. Sosyal medya platformlarını 'Vahşi Batı' olarak nitelendiren Sánchez, platform yöneticilerini suç teşkil eden veya zararlı içeriklerden sorumlu tutma planlarını açıkladı.
Teknoloji milyarderi ve X'in sahibi Elon Musk ile Rus Telegram kurucusu Pavel Durov da dâhil olmak üzere sosyal medya yöneticileri, Sánchez'in bu hafta önerdiği önlemlere sert tepki gösterdi. Musk, Sánchez'i 'gerçek bir faşist totaliter' olarak nitelendirdi.
Ardından, İspanya'daki tüm kullanıcılara gönderdiği açık bir Telegram mesajında Durov, Sánchez hükûmetini "internet özgürlüklerinizi tehdit eden tehlikeli yeni düzenlemeler getirmekle" suçladı ve söz konusu önlemlerin İspanya'yı "koruma" kisvesi altında bir gözetim devletine dönüştüreceğini iddia etti. Bunun üzerine adı açıklanmayan hükûmet kaynakları ise medyaya şunları söyledi:
'Telegram'ın kurucusu Pavel Durov, uygulamayı sınırsız bir şekilde kontrol etme yetkisini kullanarak İspanya'daki tüm kullanıcılara toplu bir mesaj gönderdi, çeşitli yalanlar yaydı ve hükûmete karşı gayrimeşru saldırılarda bulundu. Bu, ülkemizin tarihinde ilk kez oluyor. İspanyollar, hükûmetin çocukları korumak ve yasaları uygulamak için önlemler açıkladığı gerekçesiyle, yabancı teknoloji oligarklarının istedikleri zaman telefonlarımızı propaganda mesajlarıyla doldurabildiği bir dünyada yaşayamazlar.'
Peki, tartışmanın konusu neydi ve neden bu kadar kızışmıştı?Sánchez'in Dubai'deki Dünya Hükûmetleri Zirvesi'nde yaptığı konuşmayı hatırlayalım. Orada şunları söylemişti:
'İspanya'nın 16 yaş altı çocukları için sosyal medyayı yasaklayarak onları 'dijital vahşi batıdan korumayı' amaçlıyoruz. Çocuklarımız asla tek başlarına gezinmemeleri gereken bir ortama maruz kalıyorlar… Bunu artık kabul etmeyeceğiz.
İspanya, sosyal medya şirketlerinin yöneticilerini platformlarındaki yasa dışı, nefret dolu veya zararlı içeriklerden sorumlu tutacak bir yasa da hazırlayacaktır. Devletin gücü, demokrasileri maruz kaldıkları saldırılardan korumak; aynı zamanda çocukları ve gençleri, sosyal medyanın ne yazık ki dönüştüğü o zehirli, cezasız dünyadan korumak için vardır.
Bizi alt edemezler, çünkü aklın sesi... bu teknoloji oligarkları tarafından susturulamaz.'
'Biliyoruz ki bu, herhangi bir ülkenin sınırlarını çok aşan bir mücadele' diyen Sánchez, İspanya'nın, sosyal medyanın sınır ötesi düzenlenmesini görüşmek üzere 'Dijitalleşmeye İstekli Ülkeler Koalisyonu' adını verdiği 5 Avrupa ülkesinden oluşan bir gruba katıldığını da duyurmuştu.
İspanya kamuoyunun talebi ve dünyadaki tedbirler
İspanya ne istiyor? Ağustos 2025'in sonlarında yayımlanan Ipsos Eğitim İzleme Raporu 2025'e göre, İspanya'da insanların yüzde 82'si 14 yaş altındaki çocuklar için sosyal medyanın yasaklanmasını destekliyor. 4-Bu oran 2024'te yüzde 73'tü.
- Anket 30 ülkede gerçekleştirildi ve 30 ülkenin tamamındaki katılımcıların çoğunluğu, 14 yaş altı çocuklar için sosyal medyanın yasaklanmasını destekledi.
- Almanya'da 13-16 yaş aralığındaki çocukların sosyal medya platformlarını kullanabilmesi için ebeveyn izni gerekmektedir. İtalya'da ise 14 yaş altı çocukların sosyal medya hesabı açabilmeleri için ebeveyn iznine ihtiyaçları vardır.
- Çin internet düzenleyicisi Siber Alan İdaresi (CAC), yaşa göre ekran süresini sınırlamak için cihaz düzeyinde kontroller ve uygulamaya özgü kurallar uygulayan bir "küçükler modu" tanıtmıştır.
- Danimarka, Kasım 2025'te 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya platformlarına yasak getireceğini açıkladığında çoğu parti, parlamentoda yapılacak oylamada bu adımı destekleyeceğini belirtti.
- Aynı ay içinde Malezya, 2026'dan itibaren 16 yaşın altındaki kişilerin sosyal medyayı kullanmasını yasaklayacağını açıkladı.
- Ocak ayında İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesinin Avustralya'dakine benzer bir yasağı değerlendirdiğini duyurdu.
- Reuters'ın isimsiz üst düzey bir hükûmet kaynağına göre Yunanistan da benzer şekilde 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya yasağı ilan edecektir.
Tedbirlerin doğruluk payı
Sánchez'in sosyal medyanın çocuklar için zararlı olduğu yönündeki görüşleri doğru mudur?
Uzmanlar, sosyal medyanın uzun zamandır denetimsiz grafik içeriklere, yanlış bilgilere ve nefret söylemine kolay erişim sağladığını; yapay zekâ tarafından üretilen materyallerde son dönemde yaşanan patlamanın ise çocukların ve gençlerin refahı için yeni riskler oluşturduğunu söylüyor.
Amerikan Psikoloji Birliği geçen yıl, üretken yapay zekâ sistemlerinin şiddet veya cinsel içerikli videolar gibi zararlı içerikleri güçlendirebileceği konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayımladı. Ayrıca, ergenlerin yapay zekâ tarafından üretilen içeriğin doğruluğunu sorgulama olasılıklarının yetişkinlere göre daha düşük olduğunu belirtti.
Açıklamada, "Yapay zekâ sisteminin tavsiyesinin veya önyargısının altında yatan ikna edici niyetin farkında olmayabilirler" denildi.
ABD merkezli ırkçılık karşıtı hareket Black Lives Matter'ın kurucu ortaklarından Ayo Tometi'ye göre, yapay zekâ aynı zamanda önceden var olan toplumsal önyargıları da güçlendirebilecektir.
UNICEF'in Ekim 2025'te yayımladığı, çocukların bakış açısı ve yapay zekâ üzerine yaptığı araştırmaya göre dünya genelindeki çocuklar, yapay zekânın çevrim içi çocuk cinsel istismarı ve "deepfake" amaçlı kötüye kullanılmasından da endişe duymaktadır. 6
İspanya Başbakanı'nın 2 aykırı girişimine daha değinerek konuyu sonlandıracağız.
NATO anlaşmazlığı
Pedro Sánchez'in, ülkesinin NATO'nun savunma harcamalarına katkısı konusunda ABD ve NATO ile süregelen bir anlaşmazlığı bulunmaktadır.
Tartışma, NATO üyelerinin savunma harcamalarını gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'i seviyesine çıkarması yönündeki beklenti etrafında şekillenmektedir.
Ekim 2025'te bu konu nedeniyle İspanya'nın NATO'dan çıkarılmasının gündeme gelebileceği yönünde yorumlar yapıldı.
Sánchez, bu oranın İspanya için fazla yüksek olduğunu, sağlık ve eğitim gibi temel kamu hizmetlerine zarar verebileceğini savunarak ülkesi için gerçekçi seviyenin yaklaşık yüzde 2,1 olduğunu belirtti.
Her şeye rağmen İspanya'nın NATO'ya bağlılığını sürdürdüğünü de vurguladı. Tartışmalar sosyal medyada ve basında geniş yankı uyandırdı ve bazı yorumlarda "İspanya değil, Sánchez gönderilsin!" sloganı kullanıldı.
Bazı alternatif tezler ve girişimler
Sánchez, 2014 yılında İspanyol Sosyalist İşçi Partisi'nin (PSOE) genel sekreterliği için "merkezci" ve "sosyal liberal" olarak tanımlanan bir programla aday olmuştu.
2017'de parti liderliğine geri dönmek için yürüttüğü ve başarıyla sonuçlanan kampanyada ise daha sol bir çizgi benimsedi ve bu süreçte "sosyal demokrasinin yeniden kurulması" gerektiğini savundu.
"Neoliberal kapitalizmi" sona erdirecek ve "kapitalizm sonrası bir topluma" geçişi hedefleyen bir dönüşüm çağrısında bulundu.
Sánchez'in 2019 yılında yayımlanan *Manual de Resistencia" adlı kitabında öne çıkan temel düşüncelerden biri de "sosyal demokrasi" ile "Avrupa" arasındaki ayrılmaz bağ oldu.
Başbakanlığı döneminde ilerici toplumsal politikaları destekleyen bir siyasetçi olarak öne çıkan Sánchez, LGBT haklarının genişletilmesini savundu ve bu alandaki yasal çerçevenin güçlendirilmesini destekledi.
Hükûmeti döneminde kabul edilen ve cinsiyet kimliğinin hukuken tanınmasını kolaylaştıran "trans yasası" ile reşit bireylerin kendi beyanlarına dayalı olarak yasal cinsiyet değişikliği yapabilmelerine imkân sağladı.
Kendisi, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsiyete dayalı şiddetle mücadele ve feminist politikaların güçlendirilmesi yönünde adımlar atılmasını desteklemektedir.
İklim değişikliğiyle mücadele, enerji dönüşümü ve Avrupa Birliği içinde daha güçlü bir entegrasyon gibi konularda da ilerici ve Avrupa yanlısı bir çizgi benimsemektedir. Ayrıca fuhşa karşı güçlü bir muhalif olup bu uygulamanın tamamen kaldırılmasını savunmaktadır.
Şimdi de Londra merkezli, Arapça ve İngilizce yayımlanan Al Majalla dergisinde Pedro Sánchez'in kişisel özellikleri ve siyasi yeteneklerine ilişkin birkaç noktayı okuyucuyla paylaşacağız:
Pedro Sánchez'in esas özelliği arınmış bir ideolojiden kaynaklanmıyor. O, parti içi hiziplerin oyunlarını boşa çıkarmak, seçim yenilgileriyle başa çıkmak, koalisyon sıkıntılarını gidermek ve İspanya sağcılarının sürekli saldırılarını göğüslemek gibi becerisini şu niteliklere borçlu: Sahip olduğu güçlü sezgi ve içgüdü, şartlara ve ortama uyma kabiliyeti ve en kırılgan anda bile bir iktidar çıkarma feraseti.
Mesela Sánchez, sağcı Halk Partisi lideri ve 2011'den 2018'e kadar İspanya Başbakanı olarak görev yapan Mariano Rajoy Brey'e güvensizlik oyu verdiğinde, başında bulunduğu İşçi Partisi yönetimi onun bu kararına karşı çıkıp istifa etmesini istemişti. Bunun üzerine kendisinin bir daha siyasete giremeyeceği düşünülmüştü. Tahminler doğru çıkmamış; 2017'de tekrar başkan seçilmiş ve hükûmete karşı demokrasiyi kararlı bir şekilde savunarak 1 yıl sonra başbakanlık makamına da oturabilmişti.
Ondaki ferasetin arka planında şu olgu yatmaktadır: 1993 yılında İspanya Sosyalist İşçi Partisi üyeliğiyle, ekonomist unvanıyla başladığı siyaset serüveninde parti başkanlığına ve Haziran 2018'de başbakanlığa kadar yükselmesi.
Sosyal demokrat ilkeleri benimsemiş olan İşçi Partisi seçimleri kazandığında parti lideri Sánchez, bu kez sosyal demokrat bir koalisyon hükûmeti kurmayı planladı. Koalisyon hükûmetinde küçük sol partinin yanı sıra bağımsızlık isteyen etnik ve kültürel bölge partileri de (Katalonya ve Bask bölgesindekiler vb.) vardı.
2023 yılında iktidara geldiğinde "ayrılıkçı ve bağımsızlıkçı" iddiaları olanlar için af çıkarması hayli tepki topladıysa da o bildiğini okudu. "Anayasa hükümlerine aykırıdır!" itirazlarına rağmen taktiksel sabır yöntemiyle ilerlemeyi düstur edinerek "Sánchezizm" denilebilecek ideolojik-siyasi sentezini uygulamada başarılı kılmayı da bildi.
Aslında mutlaka bir çerçeve çizilmesi gerekiyorsa buna Avrupa sosyal demokrasisi denilebilir: Sosyal devlet anlayışı, emekçilerin korunup kollanması, herkesin haklarının tanınması, cinsler arasında eşitlik, çevreci dönüşüm ve bu hususlarda kamuya, yani devletin girişimine öncelik verme.
Sánchez'in dış politikada esas aldığı kural, diplomatik ahlaktır. Kendisi bunu, İsrail'in Filistin halkına yönelik imha operasyonlarını şiddetle eleştirerek, genel anlamda savaşlara karşı çıkarak ve bilhassa İran'a yönelik saldırıların kötülüğüne değinerek defalarca doğrulamıştır. 7
1. Bkz. https://tr.wikipedia.org/wiki/Pedro_Sánchez
2. https://www.indyturk.com/node/773844/, 6 Mart 2026
3. Zeynep Merdan, Instagram hesabı
4. Pınar Ayhan, 5 Mart 2026
5. https://kisadalga.net/yazar/turkiyenin-tanidigi-senaryo-ispanyada-pedro-sanchez-hukuk-kiskacinda-138872, 25 Haziran 2026
6. https://www.aljazeera.com/news/2026/2/6/, 6 Şubat 2026
7. https://www.majalla.com/node/330977/, 9 Mayıs 2026
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish