Suriye’de dönüm noktası: Terörün sonu ve üniter devletin zaferi

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Suriye’deki gelişmeler, son bir haftada (13-20 Ocak 2026) dramatik bir ivme kazandı. 18 Ocak’ta imzalanan ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması, SDG/YPG/PKK ile Ahmed el-Şara liderliğindeki merkezi hükümet arasında tarihi bir dönüm noktası oluşturdu. Bu anlaşma, SDG’nin bireysel entegrasyonunu, DEAŞ kamplarının ve altyapısının (petrol sahaları, barajlar, sınır geçişleri) Suriye devletine devredilmesini, PKK unsurlarının sınır dışı edilmesini ve üniter Suriye yapısının güçlenmesini öngörüyor. 

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamaları, bu süreci doğrudan doğruluyor ve yıllardır savunduğum tezleri teyit ediyor.

Tom Barrack’ın Açıklamaları ve ABD’nin Değişen Tutumu

Barrack, X hesabından yaptığı detaylı paylaşımda, Suriye’deki Kürtler için en büyük fırsatın Ahmed el-Şara yönetimindeki üniter devlete tam entegrasyon olduğunu vurguladı. 

Esad döneminde Kürtlerin karşılaştığı vatansızlık, dil kısıtlamaları ve ayrımcılık gibi sorunlara dikkat çekerek, yeni dönemde vatandaşlık hakları, Kürtçe eğitim, Nevruz’un ulusal bayram olarak tanınması ve siyasi katılım gibi güvencelerin sunulduğunu belirtti. 

 (Yeri gelmişken vurgulamak isterim, bu konuda makale de yazdım: “Yeni Doğum” tüm Orta Asya ve bu coğrafyada ortak bayramdır, Türk Destanları ile bağlantılıdır, Türkiye’de bayram olmalıdır, Etnik Kürtçüler sadece doğal kültürü siyasileştirmekteler. Bütün coğrafyadaki doğal kültürü neden bölücülüğe dahil ediyorlar?)

ABD’nin SDG’yi “birincil ortak” olmaktan çıkardığını, DEAŞ karşıtı mücadelenin artık merkezi hükümetle sürdürüleceğini ifade etti. 

Anlaşmanın detayları arasında SDG militanlarının bireysel olarak Suriye ordusuna entegrasyonu, altyapı devri ve PKK unsurlarının sınır dışı edilmesi yer alıyor.

Bu açıklamalar, ABD’nin uzun süredir SDG’ye sağladığı askeri, lojistik ve siyasi desteği artık kesme yönünde ilerlediğini gösteriyor. Barrack’ın “ABD’nin uzun vadeli askeri varlığı yok, ulusal birlik ve DEAŞ kalıntılarının yenilgisi öncelik” vurgusu, Trump yönetiminin “teröre değil, Suriye devletine destek” politikasını yansıtıyor. 

Bu, benim yıllardır tekrarladığım “ABD desteği kesilirse terör biter” tezinin somutlaşmasıdır; terör örgütü PKK/YPG/SDG’nin varlığı, ABD’nin askeri, lojistik, mali ve siyasi desteğine bağlıydı, ki şöyle; oksijen kesilince terör biter.

PKK/YPG/SDG: Terörist Yapı ve Maşa Rolü

PKK/YPG/SDG’yi yıllardır “terörist”, “bölücü”, “işgalci” ve “ABD/İsrail maşası” olarak tanımladım. Öyleydi… Mazlum Abdi (Şahin Cilo) gibi unsurların ABD tarafından “general” diye anılmasına karşı çıktım; West Point subaylarına bile bu rezaleti yüzlerine söyledim. 

Suriye ordusunun Halep doğusu, Rakka, Tabka, Deyr Hafir gibi bölgelerdeki hızlı ilerlemesi ve enerji sahalarının ele geçirilmesi, terörün ekonomik ve askeri omurgasını kırdı. Entegrasyon anlaşması, bu yapının sonunu getiriyor: Ateşkes, bireysel entegrasyon, PKK unsurlarının sınır dışı edilmesi ve DEAŞ kamplarının devriyle “buraya kadar” deniliyor.

Terörden beslenenler, fırsatçılar, etnikçiler ve maşa olanlar kaybediyor. 

Bu coğrafyada ya barış ve istikrardan yana olursunuz ya da terörist kalırsınız. 

Ahmed el-Şara’nın sunduğu haklar (vatandaşlık, kültürel koruma, katılım) Esad dönemindeki baskıdan kurtuluş anlamına geliyor; yetmiyorsa sorun teröristliktedir.

Trump maşayı çöpe attı! Bu biraz da “kullan-at” modeli bir durum…

Artık Trump’ın Müttefiki Suriye Hükümeti

NYT şöyle yazdı: ABD Başkanı Donald Trump: “Harika bir iş çıkardım. Ne yaptığımı biliyor musunuz? Bir hapishane firarını durdurdum. Suriye'de iyi iş çıkardık. Bir hapishane firarı olmuştu. Avrupalı ​​mahkumlar firar ediyordu ve ben bunu durdurdum. Bu dün oldu. Avrupalı ​​teröristler hapisteydi. Bir hapishane firarı oldu. Suriye hükümeti ve Suriye'nin yeni lideriyle işbirliği yaparak tüm tutsakları yakaladılar, tekrar hapse attılar ve bunlar dünyanın en kötü teröristleriydi, hepsi Avrupa'dandı."

Bakın, Trump “Suriye’deki müttefiklerimiz, SDG…” demiyor, “Suriye hükümeti” diyor!

Ne oldu o ABD “müttefiki” terörden bozma SDG’ye, “general” Abdi’ye? Güvenilmez oldukları anlaşıldı herhalde… Yapay bir güçtü, şişirilen tarafı çoktu ve artık anlaşılıyor; Trump gerçeği herkesin yüzüne vurdu, Amerika’daki tarafların bile!

Türkiye’de Etnik Bölücülük ve Şimdi: Ders Çıkarma Zamanı

Suriye’deki bu gelişmeler, Türkiye’de etnik bölücülük yapan terör ve siyaset olarak birbirlerine çıkar sağlayan kesimler için net bir uyarıdır. PKK terör örgütüyle yıllardır iç içe geçen, bölücülük üzerinden siyaset yapan, terörden beslenerek kendine yer edinmeye çalışan fırsatçılar, işbirlikçiler ve etnikçiler artık bu gerçekle yüzleşmelidir: Terörün sonu geldi, maşa olmakla kazanılacak hiçbir şey yok. 

Yıllardır televizyon konuşmalarımda, kitaplarımda ve paylaşımlarımda “Hepimiz vatandaşız, Türkiye hepimizin ülkesi” dedim; Kürt kökenli cumhurbaşkanımız, generalimiz oldu, folklorik kültürler devlet sahibi olamaz ama kültürel ve siyasi katılım değerli ve mümkündür vurgusunu yaptım. 

Terörden beslenerek insanlık düşmanlığı yapanlar, işgalciler, bölücüler, etnikçiler: Buraya kadar! 

Gerçekçi olun, vatandaş olun, hak-hukuk bilin. Terörü yeneceğiz, öyle veya böyle; sessiz kalmak, geçiştirmek, pardonculuk oynamak olmaz. 

Bu coğrafya terörden bıktı usandı, terörün her türünü gördük, maşa kullananları da gördük. 

Şimdi ders çıkarma zamanı: Ya barış ve istikrardan yana olun ya da terörist kalın!

Üniter Suriye ve Halkların Birlikte Yaşaması

Anlaşma, üniter devleti (13. Kararname gibi adımlarla) güçlendiriyor. Suriye’deki Kürtlerin hakları kültürel ve siyasi katılımda garanti altına alınıyor, ancak etnik özerklik veya federalizm yok. 

Bu, Esad’ın baskısından kurtuluş; aynı zamanda Türkiye’deki “Hepimiz vatandaşız, Türkiye hepimizin ülkesi” vurgusunu doğruluyor.

Türkiye’nin Rolü ve Bölgesel İstikrar

Türkiye’nin caydırıcı gücü, terörle mücadeledeki ısrarı ve Suriye operasyonlarına dolaylı desteği bu süreçte kritik. ABD’ye “teröristlere değil, Suriye devletine destek verin” çağrım, Trump’ın vizyonuyla örtüşüyor. 

Barış ve istikrardan yana olanlar kazanır; teröristler kaybeder. 

Bu coğrafya artık buna hazır: Terör bitecek, üniter devlet zafer kazanacak, bölgesel barış kapısı açılacak.

Gerçek Kürtler, kardeşlerimiz kazanır, Kürtçülük yapan sapkın kimseler, kime hizmet ettikleri anlaşılamayanlar, grilikleri ve karanlıkları seçenler kaybeder!

Sonuç: Doğrunun Zaferi

ABD ile Türkiye, özellikle bu Trump döneminde, bölgesel politikalarda en uyumlu çalışma içinde. Bunun somut göstergelerinden biri Suriye ve “terör” konusunda görüldü.

Her fırsatta vurguladım: PKK/YPG/SDG’nin varlığı ABD desteğine bağlıydı: Oksijen kesilirse terör biter. 

Realizm işte böyle bakıyor!

Bugün Barrack’ın açıklamaları, entegrasyon anlaşması ve Suriye ordusunun ilerleyişi bunu kanıtlıyor. 

Teröristler, bölücüler, maşa olanlar: Dünyaya doğru bakın, gerçekçi olun, vatandaş olun. 

Türkiye hepimizin ülkesi; Kürt’ü, Türk’ü, Arap’ı, hepsi ile bir bütün. 

Terörün sonu geldi; barış ve istikrar kazanıyor. Bu, yıllardır savunduğum tezlerin zaferidir.

“Terörsüz Türkiye” hedefi, sadece iç güvenlik değil; Suriye, Irak ve İran’la ilişkilerde de barışın anahtarıdır. 

Bu süreçte fırsatçı yaklaşımlara prim vermeden, ulusal çıkarlarımızı merkeze alarak izlemeye devam edeceğiz.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU