NATO’nun 7 ve 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen zirvesinde açıklanan kararlar ilk bakışta birbirinden kopuk görünüyor. Bir tarafta erken ihbar uçakları var. Diğer tarafta insansız hava araçları, füze üretim tesisleri, yakıt boru hatları ve güvenli veri ağları bulunuyor.
Peki, gerçekten öyle mi?
Sonuç bildirgesinin üçüncü maddesi bu tabloyu tek bir çerçevede topluyor. NATO, ilk kez geleceğin savaş modelini açık biçimde tanımlıyor. Derin hassas vuruş sistemleri, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat kabiliyetleri, yapay zekâ ve birlikte çalışabilir Transatlantik Muharebe Bulutu aynı dönüşümün parçaları olarak gösteriliyor.
Bu ne anlama geliyor?
Son yıllarda ABD ordusu Joint All Domain Command and Control, JADC2 adı verilen yeni bir harekât anlayışı geliştiriyor. Avrupa’da Airbus da benzer bir yaklaşımı Multi Domain Combat Cloud başlığı altında olgunlaştırıyor.
Her iki yaklaşımın ortak hedefi aynı. Kara, hava, deniz, uzay ve siber alandan gelen veriler tek bir dijital ağda birleşiyor. Sensörlerden gelen bilgi doğrudan karar sistemlerine aktarılıyor. Yapay zekâ tehditleri önceliklendiriyor. En uygun silah sistemi birkaç dakika içinde hedefe yönlendiriliyor.
Ankara Bildirgesi’nde yer alan Transatlantik Muharebe Bulutu ifadesi, bu yaklaşımın NATO ölçeğinde uygulanmaya başlayacağını gösteriyor.
Bu model klasik komuta anlayışından farklı çalışıyor.
Geçmişte bir radar hedefi tespit ederdi. Bilgi karargâha ulaşırdı. Komutan karar verirdi. Emir birliklere gönderilirdi.
Bugün aynı hedefi erken ihbar uçağı, insansız hava aracı, uydu ve elektronik istihbarat sistemleri aynı anda görebiliyor. Sorun artık bilgi eksikliği değil. Asıl mesele, bu verilerin saniyeler içinde işlenmesi. Muharebe Bulutu da tam bu ihtiyaca cevap vermeyi amaçlıyor.
Ankara’da açıklanan projeler bu yapının farklı bileşenlerini oluşturuyor.
İlk halka gözlem ve erken ihbar kapasitesi.
NATO’nun yaşlanan E 3 AWACS filosunun yerini alması planlanan Saab GlobalEye uçakları, hava hedeflerinin yanında deniz ve kara unsurlarını da aynı anda takip edebiliyor. Yaklaşık 4,5 milyar dolarlık program kapsamında on adede kadar uçağın tedarik edilmesi planlanıyor.
GlobalEye yalnız yeni bir radar platformu değil. Muharebe Bulutu’nun temel sensörlerinden biri olacak.
Denizde de benzer bir yapı kuruluyor.
Almanya, Danimarka, Finlandiya ve Norveç ortak MQ 4C Triton tedariki için niyet mektubu imzaladı. Bu yüksek irtifa insansız hava araçları günlerce havada kalabiliyor. Kuzey Denizi, Baltık ve Arktik bölgesi kesintisiz izlenebiliyor. Rus denizaltılarının hareketleri, kritik deniz ulaştırma hatları ve su altı altyapısı gerçek zamanlı takip edilebiliyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Peki, sistemin vurucu gücü nasıl oluşturuluyor?
Birleşik Krallık’ın uzun menzilli Precision Strike Missile alımı, NATO’nun sonuç bildirgesinde öne çıkan derin hassas vuruş hedefinin ilk somut adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
Aynı zirvede Lockheed Martin ile Alman Rheinmetall arasında da bir mutabakat imzalandı. Bu anlaşmayla ATACMS füzeleri ilk kez ABD dışında Almanya’da üretilecek. Karar, Avrupa’nın uzun menzilli mühimmat üretim kapasitesini artırıyor. Aynı zamanda savaş döneminde Amerikan üretim hatlarına bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Bu yapının sürdürülebilmesi güçlü bir lojistik altyapıya bağlı.
Belçika, Fransa, Hırvatistan, Polonya, İspanya, Türkiye ve Birleşik Krallık Airbus A400M ortak operasyon programını başlattı. Finlandiya da A330 MRTT tanker filosuna katıldı.
Amaç daha fazla nakliye uçağına sahip olmakla sınırlı değil. Ortak filolar sayesinde birliklerin, mühimmatın ve yakıtın Avrupa’nın herhangi bir noktasına daha kısa sürede ulaştırılması hedefleniyor.
Lojistik bununla da bitmiyor.
Zirvede NATO Yakıt Boru Hattı Sistemi’nin genişletilmesi kararı da alındı. Ukrayna Savaşı, yakıt tankerlerinin en kırılgan lojistik unsurlardan biri olduğunu gösterdi. Boru hatlarının genişletilmesiyle doğu kanadındaki hava üsleri ile kara birliklerinin yakıt ikmalinin kesintisiz sürdürülmesi amaçlanıyor.
Bu yatırım, son yıllarda Polonya ve Baltık ülkelerinde yürütülen doğu kanadını güçlendirme çalışmalarının devamı niteliğinde.
Peki, bütün bu yapı nasıl ayakta kalacak?
Muharebe Bulutu’nun çalışabilmesi için güvenli veri akışı gerekiyor. İtalyan Leonardo ile Accenture arasında imzalanan sözleşme NATO’nun yeni güvenli iletişim altyapısını kurmayı hedefliyor.
Benzer şekilde Patriot PAC 3 füzeleri için Avrupa’da kurulacak ortak bakım merkezi de hava savunmasının sürekliliğini destekleyecek. Modern savaşta bakım ve lojistik, yeni silah sistemleri kadar belirleyici hâle geliyor.
Ankara Zirvesi’nin asıl önemi tek tek açıklanan projelerde değil.
Asıl değişim, bu projelerin ilk kez ortak bir mimarinin parçaları olarak tasarlanması.
GlobalEye ve Triton görecek. Muharebe Bulutu bütün verileri bir araya getirecek. Yapay zekâ karar sürecini hızlandıracak. PrSM ve ATACMS hedefi vuracak. Patriot hava savunmasını sürdürecek. A400M filoları ile yakıt boru hatları ise bu yapının kesintisiz işlemesini sağlayacak.
Soğuk Savaş boyunca NATO’nun gücü tank, savaş uçağı ve asker sayısıyla ölçülüyordu.
Ankara Zirvesi farklı bir dönemin başladığını gösteriyor.
Artık belirleyici olan tek tek platformlar değil. Belirleyici olan, bu platformları aynı dijital ağ içinde çalıştırabilen mimari. NATO’nun yeni caydırıcılığı da büyük ölçüde bu mimarinin ne kadar hızlı çalışacağına bağlı olacak.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independent
© The Independentturkish