Türkiye, sıklıkla İsrail'in gündemine geliyor. Hatta gündeminden hiç düşmüyor da diyebiliriz.
Ankara'da, 7-8 Temmuz 2026'da yapılan NATO Zirvesi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki sözleri, İsrail'de gündemin en önemli maddelerinden biri oldu.
Özellikle Trump'ın, Türkiye'ye F-35'lerin ve KAAN savaş uçağı için motorların verilmesine, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına sıcak baktığına dair açıklamaları İsrail'de büyük yankı uyandırdı.
F-35'lerin ve uçak motorlarının Türkiye'ye verilmesine karşı çıkan Başbakan Netanyahu, Trump'a seslenerek, "Bu, Ortadoğu'da güç dengesini yok eder çünkü Türkiye'nin agresif emelleri olduğunu düşünüyorum. Onlara bu gücü verdiğinizde, bunun ardından bir saldırganlık göreceksiniz" dedi.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
İşi sağlama almaya çalışan Netanyahu, önümüzdeki günlerde Washington'a giderek Trump'ı kararından vazgeçirmeyi planlıyor.
İsrail medyası, gerek NATO Zirvesi gerekse Trump'ın, "NATO Zirvesi'ne Erdoğan ev sahipliği yapmasaydı katılmayacaktım. Çoğu insan için gitmezdim. Başkan Erdoğan'a duyduğum saygıdan dolayı gidiyorum" sözlerinden hareketle Türkiye ile İsrail'i mukayese eden bir analiz yayımladı.
Türkiye'ye İsrail'den nasıl bakıldığının daha iyi anlaşılmasını sağlayacağını düşündüğüm söz konusu analizi özetleyerek, maddeler hâlinde veriyorum:
1. Türkiye, 2026 İran Savaşı'nı bölgedeki konumunu daha da sağlamlaştırmak için kullanmayı başardı.
2. NATO Zirvesi, Türkiye'nin 2010'lu yıllarda Batı ve bazı bölge ülkeleriyle bozulan ilişkilerini yeniden kurma konusunda ne kadar ilerleme kaydettiğinin son kanıtıdır.
3. Ukrayna'daki savaş, Türkiye'yi Avrupa için de vazgeçilmez kıldı.
4. Avrupa, Rusya'ya karşı güvenilir bir caydırıcılık sağlamak için ABD'den sonra NATO'nun en büyük 2. ordusu olan Türk ordusuna ihtiyaç duyuyor.
5. Avrupa ülkeleri yeniden silahlanmaya yönelirken, Türkiye'nin savunma sanayisi hayati bir silah kaynağı oluşturuyor.
6. Trump'ın NATO'ya sarsılmaz bağlılığı, Avrupa ülkelerine Türk askerî teçhizatına ne kadar ihtiyaç duyduklarını bir kez daha gösteriyor.
7. NATO Zirvesi sırasında 3 binden fazla katılımcının yer aldığı devasa bir Türk savunma fuarı, Ankara'nın önüne çıkan fırsatı tam olarak kavradığını gösteriyor.
8. Türkiye diplomatik alanda bir dizi başarı elde ederken, İsrail bir durgunluk döneminden geçiyor.
9. Mevcut eğilimlerin devam edeceği görülüyor. Türkiye bölgesel süreçlerin merkezinde yer alırken, İsrail sesini duyurmakta zorlanacak.
10. Trump ve Trump yönetimi şu anda Türkiye'yi istikrarlı bir unsur olarak görürken, İsrail'i istikrarsızlaştırıcı bir unsur olarak görüyor.
11. Trump'ın F-35 satışına açıkça destek vermesiyle birlikte, yasal ve Kongre engellerinin henüz tam olarak aşılmamış olmasına rağmen, bu durum Türkiye için yakında meyve verecek gibi görünüyor.
12. Trump, ilk döneminde olduğu gibi Erdoğan'ı çalkantılı Ortadoğu'da güvenilir bir ortak olarak görüyor.
13. Türkiye, İran ve ABD arasında mesaj iletme konusunda Trump için güvenilir bir kanal olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Analizde, İsrail'in Türkiye karşısında 2 konuda başarılı olduğu belirtildi.
"İsrail, Türkiye'nin düşmanca tutumunun bedelini ödemesini sağlamayı başardı" başlığı altında, şu vurgu yapıldı:
Türk temsilcilerin Gazze ateşkesini denetleyen Sivil-Askerî Koordinasyon Merkezi'ne katılmalarına, Gazze Şeridi'ne girmesi planlanan uluslararası barış gücüne asker göndermelerine izin verilmedi.
"İsrail, Lübnan ile yürüttüğü barış görüşmelerinde rol oynama niyeti olan Türkiye'yi bu sürecin dışında bırakmayı başardı" ifadeleriyle de ikinci bir başarıdan söz ediliyor.
İsrail medyasındaki analizde son olarak, Türkiye ile İsrail arasındaki mevcut ilişkilere yönelik bazı iddia içerikli bilgiler de aktarılıyor.
Buna göre Ankara ve Kudüs, çok büyük gerginlikler yaşasalar da ilişkilerini sürdürüyor ve aralarında bir yumuşama olabileceğine dair işaretler bulunuyor.
İşaretler de şöyle özetleniyor:
İstihbarat koordinasyonu devam ediyor.
Suriye'de gerginliğin tırmanmasını önlemek için kurulan koordinasyon mekanizması iyi çalışıyor gibi görünüyor. On yıllardır süregelen derin ticari ilişkiler, ülkeler arasındaki birçok kanalın, kamuoyunun dikkatinden uzak olsa da açık kalmasını sağlamıştır.
İsrail'in Türkiye'ye bakışını özetleyen bir ifadeyi daha önceki yazılarda kullanmıştık.
Tekrar etmek gerekirse, "İsrail, Türkiye'yi resmen olmasa da çoktan düşman ilan etti" demiştik.
İsrail, düşmanlarını yakından tanıyor.
İran'ı, Filistinlileri ve Arap ülkelerini çok rahatlıkla tarif edebiliyor ve onları nereye koyacağını biliyor.
Ama Türkiye için aynı durum söz konusu değil.
Türkiye'yi bir türlü tarif edemiyor, nereye koyacağını bilemiyor, kesin bir tavır alamıyor.
Türkiye yanı başında, tam karşısında, ama ona ulaşamıyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish