"İran’dan sonra sıra Türkiye'ye gelecek."
Bu cümleyi İran savaşı sırasında duymaya başladık.
Bugün de aynı sözleri duymaya devam ediyoruz.
Açık söylemek gerekirse, daha çok duyacağız.
Özellikle İsrailli yetkililerin en büyük derdi Türkiye olmuş gibi görünüyor.
Bunu anlamak için yaptıkları açıklamalara bakmak yeterli.
Eski Başbakan Neftali Bennett, 14 Şubat 2026’da şöyle diyor:
Türkiye’yi düşman olarak görüyorum. Türkiye yeni İran’dır.
Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, 19 Mayıs 2026’da "İsrail, Türkiye’ye düşman devlet muamelesi yapmalıdır" ifadelerini kullanıyor.
Likud Milletvekili Ariel Kellner, 3 Haziran 2026’da "Türkiye düşman devlet ilan edilmeli." çağrısını yapıyor.
İsrail gazetesi Maariv, 22 Haziran 2026’da yayımladığı yazıda, "Türkiye artık İsrail için İran’dan daha büyük ve uzun vadeli tehdit oluşturuyor" yorumunu paylaşıyor.
Maariv’in yazısı şöyle devam ediyor:
NATO’nun 2. büyük ordusuna sahip, savunma sektöründe yüzde 80 oranında kendi kendine yeterli Türkiye, bölgedeki stratejik konumunu da önemli ölçüde güçlendirdi. İsrailli yöneticiler, Türkiye’nin ne büyük bir tehdit olduğunun farkında.
Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli, 24 Haziran 2026’da "Türkiye, İran’dan daha tehlikeli" diyor ve ekliyor:
Er ya da geç Türkiye ile savaşa girilecek.
Chikli konuyu biraz daha genişletiyor:
İran'ın Şii ekseni dönemi bitti. Yeni eksen Erdoğan'ın Türkiye'si, Suriye ve Katar'ın Müslüman Kardeşler, yani Sünni eksenidir. Uyanıp gözlerinizi açın.
Aynı bakan, 5 Ocak 2026’da yaptığı açıklamada, "Türkiye düşman devlettir. İlişkiler kesilmelidir" demişti.
İsrail bir yandan da Türkiye’ye karşı tüm tuşlara basmaya devam ediyor.
Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, 1915 olaylarının Ermeni soykırımı olarak resmen tanınması için harekete geçti.
Buna göre Sa’ar, "1,5 milyon Ermeni, Osmanlı Devleti tarafından yapılan soykırımda öldürüldü" iddiasını Bakanlar Kuruluna getirecek.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Teklif, Kabinede onaylandıktan sonra İsrail Meclisi Knesset’e gönderilecek.
Aslında İsrail bu adımıyla çok komik duruma düşüyor.
Uzun yıllar ABD’deki Yahudi lobilerini seferber edip, Kongre’den sözde Ermeni soykırımını tanıma kararı çıkmaması için Türkiye’yi destekleyen, Ermeni iddialarına karşı çıkan İsrail, şimdi tam tersini yapıyor.
Üstelik konunun muhatabı Ermenistan’da, Başbakan Paşinyan’ın "1939’da Ermeni Soykırımı gündemi yoktu da neden 1950’de Ermeni Soykırımı gündemi ortaya çıktı?" sözleriyle soykırım iddialarını sorgulamasına rağmen, İsrail’in resmen tanıma adımı atması ayrı bir komiklik olarak duruyor.
Belli ki İsrail, "Türkiye Gazze’de olanlara soykırım diyorsa ben de 1915 olaylarını soykırım olarak tanırım" hesabıyla hareket ediyor.
Sadece bakanlar, siyasetçiler değil, İsrail halkı da Türkiye’yi tehlike olarak görüyor.
İsrail merkezli düşünce kuruluşu Jewish People Policy Institute tarafından yapılan bir kamuoyu araştırmasının sonuçları, 24 Aralık 2025 tarihinde açıklandı.
Ankette, "İsrail’e en büyük tehdit hangi ülkelerden geliyor?" sorusuna yanıt arandı.
İran, İsrail’in varlığına yönelik en büyük tehdit olarak gösteriliyordu.
İsrailliler, en büyük ikinci tehdidin ise Türkiye olduğunu söyledi.
Türkiye’nin ikinci sıraya yükselmesinin nedenleri de aktarıldı.
Buna göre Türkiye’nin savunma sanayiinde kaydettiği büyük aşama, Suriye’nin kuzeyine düzenlediği operasyonlar, Afrika’da artan faaliyetleri ve nüfuz alanını genişletmesi, İsraillileri rahatsız ediyor.
Ayrıca Türkiye’nin Gazze savaşı sırasındaki duruşu, Filistinliler ve Mescid-i Aksa konularındaki tutumu da İsrail kamuoyunda tedirginlik yaratmış.
Son dönemde yapılmış bir anket yok.
Ancak İsrailli bakanların, siyasetçilerin ve medyanın söylemlerine baktığımızda, tehdit sıralamasında Türkiye’nin İran’ın önüne geçtiği anlaşılıyor.
Türkiye’ye karşı vekil güçler oluşturmaya çalışan İsrail, terör örgütü PKK ve Suriye’deki uzantısı YPG’yi uzun süre kullandı.
Bu stratejide şimdilik başarılı olamayan İsrail durmayacak, yeni fırsatlar kollayacaktır.
Diğer yandan İsrail, Türkiye’nin etkili olduğu bölgelere sızmayı sürdürüyor.
İsrail, Suriye’nin güneyi ve Kıbrıs Rum Kesimi’nden sonra Somaliland’a da askerî olarak yerleşti.
Türk askerinin bulunduğu Somali’den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland’a bir birlik yerleştiren İsrail, ayrıca uçakların ineceği pistler de inşa etti.
İsrail, Somaliland’a yerleştirdiği askerlerini, yerli halkın dikkatini çekmemesi için "Falaşalar" olarak bilinen Etiyopya kökenli siyahi Yahudilerden seçti.
İsrail daha önce de hiçbir ülkenin tanımadığı Somaliland’a büyükelçilik açmıştı.
Somaliland, İsrail’e saldırılar düzenleyen Yemenli Husilere de çok yakın.
İsrail, Kızıldeniz’in girişindeki Babülmendeb Boğazı’nı kontrol eden Husilere, Somaliland’dan daha kolay operasyon düzenlemeyi de planlıyor.
Bu nedenle İsrail’in bir sonraki adımı, Somaliland’ın Kızıldeniz kıyılarında deniz üssü kurmak olacak.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish