Bir kez daha diplomasi, savaşın maliyetleri ve dehşeti karşısında daha iyi bir çözüm olarak öne çıkıyor. İran’da Donald Trump, müttefiklerinin İran’a yönelik bir saldırı vizyonuna ikna olmuşken; Grönland’da ise küçük Danimarka Krallığı ABD Başkanı’na, kutup adasının kendi egemen toprağı olduğunu ve bunun ABD tarafından da yüz yıl önce tanındığını hatırlattı. Ada hükümetinin başbakanı da Beyaz Saray’a, kendisini seçen halkın kendilerini ABD'nin değil, Danimarka'nın bir parçası olarak gördüklerini bildirdi.
Avrupa, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmelerine dayanarak İskandinav ortağının tutumunu hızla benimsedi. Avrupa’da hiç kimse bu büyüklükte bir emsale onay veremez; çünkü bu, Avrupa’nın yeniden parçalanmasının önünü açar. Nitekim Avrupa, iki dünya savaşından sonra barışı ve diplomasiyi alternatif olarak keşfetmeden önce, tarih boyunca birbirleriyle savaşan krallıklar, dükalıklar ve derebeyliklerden oluşuyordu. Trump’ın karşı karşıya kaldığı iki taraf arasındaki fark son derece büyük: Her yöne lav püsküren volkanik bir İran ile, Avrupa’dan Kuzey Kutbu’na uzanan donmuş denizler üzerinde sessizce uyuyan Danimarka.
Diplomasi, insanlığı yok oluşun barbarlığından korumak ve savaşların son çare olmasını sağlamak için icat edilmiştir. Savaşın sonuçları ise çağlar boyunca, silahlar ne kadar değişir ya da gelişirse gelişsin, hep aynıdır. İran’ın daha en başından her yerde düşmanlık siyaseti benimsemiş olması ne yazık ki üzücüdür. Bu tutum, bütün çevresine bir çatışma ve gerilim iklimi dayatmış; Arapların geçmişte kendi iç çekişmelerinde kullandıkları, İsrail’le olan gerçek çatışmanın dışında kalan ‘Kudüs yolu’ söyleminde kendine bir gerekçe bulmuştur.
Bazı Arap ülkelerinin girişimleri, bir darbe ya da patlama yaşanmadan önce diplomasiye bir şans daha tanınmasını sağladı. İran ile Grönland durumunu kıyaslayanların gözden kaçırdığı en büyük fark ise coğrafya. Latin komşuluk başka bir şeydir; Ortadoğu’nun gizli ama yakıcı ateşi bambaşka bir şey. Her iki durumda da yangın ihtimali vardır: biri sınırlı bir alevlenme, diğeri ise ABD’yi dünyanın yarısıyla birlikte sürükleyebilecek ölçekte bir felaket olabilir.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Şarku'l Avsat
© The Independentturkish