Düşük ücretler işten ayrılmaları, yüksek maliyetlerin işten çıkarmaları tetiklemesi bekleniyor

Canan Duman Independent Türkçe için yazdı

Görsel: GritPH

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜK), mayıs ayı enflasyon verilerini açıkladı. TÜİK'e göre tüketici fiyatları (TÜFE) mayıs ayında yüzde 2,98 arttı. Nisan ayında yüzde 69,97 olan yıllık enflasyon ise yüzde 73,50'ye ulaştı.

Bu oran 2002'den bu yana kaydedilen en yüksek enflasyon olarak kayda geçti.

Enflasyon Araştırma Grubu'na (ENAG) göre ise enflasyon mayıs ayında yüzde 5,46 artarken, bir yıllık artış yüzde 160,76 oldu. 

Özel sektörde 2022 yılı için ortalama ücret artış oranı yüzde 30-40 oranında gerçekleşti.

Pandemi sonrasında yaşanan ekonomik belirsizlikler, kur dalgalanmaları, asgari ücret zammı ve yüksek enflasyon, çalışan tarafında ücret artışı beklentilerini yükseltmişti. Ancak zamlı maaşlar enflasyon karşısında kısa sürede eridi.

Daha yüksek enflasyon oranı, daha düşük satın alma gücü anlamına geliyor. Düşük satın alma gücü, daha düşük satış anlamına geliyor.

Düşük satışlar daha az gelir demek. Daha az gelir, şirketin maliyetini düşürmesi gerektiği anlamına geliyor.

İş yapmanın en büyük maliyetini işçilik maliyeti oluşturuyor. Uzun süredir devam eden olumsuz etkiler, işten çıkarma dalgası yaratıyor. 


Bazı sektörlerde işten çıkarmalar yaşanıyor 

Yazılım, dünya genelindeki bazı startuplar, çağrı merkezi, rafineri, halı, tekstil gibi işlerde yüksek enflansyonit baskı ya da işlerin durgunluğu öne sürülerek işten çıkarmalar yaşanıyor.

Nakliye ve yolcu taşımacılığı sektörleri de zorlanıyor. Bazı sektörlerde kapasite düşürmenin yanı sıra, Kurban Bayramı'nda üretime ara verip çalışanlara izin kullandırma eğilimi öne çıkıyor.

Ne yazık ki asgari ücrete her zam yapıldığında da bir işten çıkarma dalgası oluşuyor. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)


Düşük ücretin işten ayrılmaları tetiklemesi bekleniyor 

Enflasyon yükselmeye devam ettikçe, çalışanların maaş artışı beklentileri artıyor.

Herkesin (işverenlerin) piyasada ayarlamalar yapacağına dair bir beklentisi olsa da bu tam olarak gerçekleşmiyor.

Enflasyonla orantılı maaş artışları sunamayan veya teklif etmeyen işverenlerin yeni iş aramaya zaten yatkın olanları kaybetme riski bulunuyor.

Düşük ücret iş bırakma nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Çalışanlar zam almazlarsa daha yüksek ücret sunan bir işveren için işini bırakmayı düşünüyor.

Çünkü işini bırakan ve başka bir yerde çalışanların çoğu, mevcut çalışma durumlarının son işlerine göre daha iyi olduğunu belirtiyor.  

Ara zam alamayanların işverenlerinden ücret artışını tekrar gözden geçirmeleri, daha yüksek ücretli yeni bir iş aramaları, daha fazla ek hak talep etmeleri bekleniyor.

Aynı şekilde enflasyona göre revize maaş talep eden çalışanların ilk kesintiye uğrayacak kesim olduğunu görmek de mümkün.  


Kilit alanlardaki mevcut çalışanlar elde tutulmak isteniyor 

Microsoft ve Apple'ın geçen ay, çalışanların maaş artışı sağlamasının nedenleri arasında çalışanları elde tutmak ve enflasyonla başa çıkmalarına yardımcı olmak bulunuyor.

Firmalar kilit alanlarda mevcut çalışanları elinde tutmak için mücadele ediyor.

Çünkü yeni bir çalışanın işe alınması ve eğitilmesi daha da yüksek maliyete neden oluyor.

Bu da kritik pozisyonlara ve yüksek performans gösterenlere ek ücretin hedeflenmesi anlamına geliyor. 


Baskı artacak 

Çalışanların mevcut ücretlerinin artan maliyetlere ayak uydurmak için yeterli olmayacağını daha yüksek sesle söylemesi, yıl içinde daha fazla ödeme için yapacakları baskının artması bekleniyor.

Hatta ikramiyeler daha uygun maliyetli daha çekici olsa bile, birçok şirketin maaş artışlarını seçeceğini görmeyi bekliyoruz. 

Sıcak bir işgücü piyasasında enflasyonla mücadele için rekabetçi bir yaklaşım benimsemeyen işverenlerin talep beklendiği gibi devam ederse, özellikle diğer işverenler daha yüksek maaş teklif ettiğinde, kendilerini önemli bir stratejik ve operasyonel dezavantajda bulacağını göz ardı etmememiz gerekiyor. 


Şirketin performansı önemli 

Maaş artışı olmamasından ya da düşük maaş artışından şikayet etmeden önce şirketin geçen mali yılda ne kadar iyi performans gösterdiğinin incelenmesini yararlı buluyorum.

Çünkü kötü bir dönem geçiren işveren istese de büyük artışlar yapamıyor.

Bunun nedenlerini ve nasıl telafi edileceğini de çalışanlara anlatmak, bu konuda şeffaf olmak gerekiyor.  


Şirketler büyüdü, çalışan maaşları eridi! 

Türkiye ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 7,3 büyürken büyümenin kapsayıcılığındaki değişim dikkat çekti.

GSYH'daki 7,3 büyümeye rağmen ücretlilerin milli gelirdeki payı 4 puan azaldı.

TÜİK verilerine göre, güçlü büyüme sağlansa da işgücünün bu hızlı büyümenin yarattığı katma değerden aldığı payda gerilemenin devam etmesi dikkat çekti.

İşgücü ödemelerinin Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı bu yıl ilk çeyrekte yüzde 31,5 oldu.


İşsizlik arttı 

TÜİK'in Nisan 2022 dönemine ilişkin işgücü istatistiklerine göre de Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 11,3 olarak gerçekleşirken, işsiz sayısı 65 bin kişi artarak 3 milyon 853 bin kişi oldu. 

Bugün çoğu işveren, ücretleri piyasaya göre belirliyor. Ancak işverenler enflasyonu ücretlere dahil etmeye alışkın değil.  

Enflasyonun kalıcı olmayacağını düşünenler ücret artışına mesafeli. Çünkü bunu yaptıklarında, çalışanlar aynı ücretleri sürdürmelerini bekleyecek.

Her durumda işveren ve işgücü arasında enflasyon nedeniyle oluşacak beklentileri, gelişmeleri doğru okumak gerekiyor. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU