Çin komünist oligarklar yönetimine karşı ücretli köle Cu Yüencangların isyanına zemin hazırlanması

Prof. Dr. Ali Arslan Independent Türkçe için yazdı

Günümüzde dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü haline gelmesine rağmen, Çin Halk Cumhuriyeti'nde (ÇHC) yaşayanlar arasındaki gelir dağılımının bozukluğunu dikkate alarak, bu problemin nelere yol açabileceğini, Çin tarihindeki köylü isyanlarını nazara vererek incelemek istiyoruz.

Öncelikli olarak dünyadaki her rejimin bir gün çökme ihtimali vardır. Hele insanların mutlu etmeyen, fıtri olmayan, özgürlükleri kısıtlayan, güce dayanan rejimlerin kaim olamadıklarını, tarih laboratuvarında dikkatlice çalışanlar kolayca kavrayacaklardır.

Çin tarihinden ÇHC'ne miras kalan ve bugün ÇHC'nin en büyük zaafını haline gelen refahın vatandaşlar arasında paylaşılamaması meselesidir.

Gittikçe derinleşen bu hususun, ÇHC'ni de çökertebilecek esas bir problem olup olmadığını ele alacağız. 


Çin'deki köylü isyanları

Çok eski tarihlerden beri Çin'de irili-ufaklı birçok köylü isyanı meydana gelmiştir. Ancak biz sadece hanedan ve rejim değişmesine neden olan en önemlilerini kısaca anlatarak, ÇHC'nin bugünkü durumunu analiz etmeye çalışacağız.
 

1.jpg
Görsel: Sohu

 

Cu Yüencang / Zhu Yuanzhang (21 Ekim 1328-24 Haziran 1398) köylü isyanı ve Ming Hanedanlığının kurulması

Moğollar, 13'üncü yüzyılın başında, Cengiz Han (1162-1227) liderliğinde büyük bir devlet olarak ortaya çıkmışlardı.

1260-1294 tarihleri arasında Büyük Han olan Kubilay, 1279 yılında neredeyse bütün Çin'de Moğol hâkimiyetini kurmuştu.

Hatta bugünkü Vietnam, Filipinlere ve Malezya doğru seferler düzenlemişti. Kubilay Han'ın ordusu daha da ileri gitmiş ve 1292 tarihinde Endonezya'nın Cava adasına da bir sefer düzenlemişti.

Çin'deki Moğol Devleti (Yuan Devleti), özellikle Han Çinlilerine yönelik bir baskı ve sömürü düzeni oluşturmuştu.

Bundan en fazla etkilenen köylüler arasında, gün geçtikçe büyüyen Moğol yönetimine karşı büyük bir nefret oluşmaya başlamıştı.

Moğollara karış dinî ve mahalli örgütlenmelerin her tarafa yayıldığı bir sırada, en büyük ayaklanma Sarı Irmak'taki ıslahat çalışmalarına karşı duran köylülerin Kırmızı Başörtülü Ordu denilen teşkilat tarafından gerçekleştirilmişti.

"Moğolları kovarak Çin'i yeniden kuralım" sloganıyla hareket eden Cu Yüencang liderliğindeki köylülere, neredeyse bütün Çin'de, büyük bir katılım olmuştu.

Böylece Çin'deki Moğol Devleti, Hanbalık'ın (Pekin) düşmesi ile 1368'de sona ermişti. Köylülerin lideri Cu Yüencang da Çin tahtına çıkmış ve Ming Hanedanlığını kurmuştu. 
 

 

Li Zicheng liderliğindeki köylü isyanı ve Ming Hanedanlığının yıkılması (1644)

Köylülerin isyanı neticesinde kurulan Ming Hanedanlığı döneminde arzuladıkları refahı elde edemeyen köylülerde isyan meyli gün geçtikçe tekrar artmaya başlamıştı.

Zhu Di'nin imparatorluğu döneminde başkent 1621'de tekrar Pekin'e taşınmış ve vergiler de günden güne artırılmıştı.

Bardağı taşıran olay, 1627 yılında, Şansi'de, başlayan afete rağmen yöneticilerin zorla vergi toplamaya acımasız bir şekilde devam etmeleri olmuştu.

Devam eden yıllarda isyan büyümüş ve yüzbinleri bulan köylüler 1644 yılında başkent Pekin'e girmişlerdi.

İsyancı köylülerin elinde linç edilme tehlikesine karşı Cong Zhen intihar etmiş, köylülerin isyanı ile kurulan Ming Hanedanı köylülerin isyanı ile sona ermişti.

Köylülerin lideri Li Zicheng imparator olmuş ancak bir yıl sonra 1965'te yapılan Jiugong Dağı'ndaki savaşta ölünce bir yıllık Shun Hanedanlığı da sona ermişti.
 

 

Taiping köylü ayaklanması ve Çin Cumhuriyeti'nin kurulmasının önü açılması

Mingler karşı 1644 yılında Pekin'deki başlayan ayaklanmayı bastırmak için Mançular yardıma çağrılmış ancak ayaklanmayı bastıran Mançuryalılar, Mançu Kralının oğlu Şunci'yi imparator seçmişlerdi.

Daha sonra 1659'da Şunci bütün Çin tarafından tanınmış, Mançuryalı Çing Hanedanı (1644-1911) dönemini başlamıştı.

1830'larda İngilizler Çin'e müdahale etmeye başlamış ve 1842'de Nankin Anlaşması ile Çin'in kapıları İngiliz tüccarlarına açılmıştı.  

Fransız ve ABD'liler de 1844'te bu hakları kazanmışlardı. İngiliz ve Fransızlarla yapılan savaşlardan sonra Çin 1860'da kapılarını tamamen Batılılara açmış ve ağır bir kapitülasyon sistemi kurulmuştu. 


İktisadî olarak bir sömürge haline gelen Çin'de, köylülerin yaşam şartları gün geçtikçe kötüleşmekte ve yer yer isyanlar ortaya çıkmaktaydı.

Bu isyanların en büyüğü olup Çing hanedanın yıkılış ve Çin'de cumhuriyete geçilmesine sağlayan Taiping Köylü Ayaklanmasıdır.

Şöyle ki, Çin'deki Hristiyan misyonerler, Guangxi'nin yoksul köylüleri etkileyerek, Tanrıya Tapanlar Birliği'ni (Bai Shangdi Hui) kurmuşlardı.

1847'de bu birliğe katılan yoksul bir köylü olan Hong Xiuquan, 1 Ocak 1851'de Tanrısal Büyük Barış Krallığı'nı (Taiping Tianguo) kurduğunu ilan etmişti.

Tanrısal Kral (Tianwang) unvanını alan Hong köylülerin isyanın lideri haline gelmiş ve başlattığı isyan bütün Çin'e yayılmıştı.

Toprağa bağımlı köle usulünün yürürlükte olduğu Çin'de kurulan bu yeni dinin sloganı "mülkiyette ortaklık" olması başta köylüler olmak üzere işçi ve madencilerin desteğini kazanmasına sebep olmuştu.


Çing yönetimine karşı bin kişilik düzensiz çetelerle başlanan köylü ayaklanması, kısa süre içinde 1 milyon civarında örgütlü ordu ile devam etmişti.

İdealist askerlerden oluşan, kadın ve erkekler olarak teşkilatlandırılan köylüler ordusu, 10 Mart 1853'de, Nanjing'i ele geçirmişlerdi.

Burasının adı Tianjin (İlahi başkent) olarak değiştirilmiş ve köylü isyanın neticesinde kurulan Taiping Gök Krallığı'nın başkenti yapılmıştı.

Pekin'i alarak Mançu Çing Hanedanına son vermek isteyen köylülerin devleti, Pekin üzerine bir ordu göndermişti.

Taiping Köylü Devleti, ancak İngilizlerin meşhur komutanlarından Charles George Gordon'un yönettiği, Avrupaî silahlarla donatılmış paralı Çinli askerler tarafından ortadan kaldırılabilmişti.

Köylülerin başarısızlığının sebebi Çin'i iktisadî sömürge haline getirin İngilizler yanında, toprak sahiplerinin Mançu Hanedanlığı sarayından Zeng Guofan tarafından örgütlenen silahlı birlikleri olmuştu.

En az 20 milyon insanın öldüğü Taiping Köylü Ayaklanması bir devlet halinde gelip, Çin'in önemli bir kısmını kontrol etmesine rağmen İngilizler ve zengin toprak sahiplerinin birleşmesi neticesinde 1864 yılında sona ermişti.

Ancak Taiping köylü ayaklanması, her Çinlinin zenginlik ve refahtan pay alması fikrinin kuvvetlenmesine neden olmuş ve Çin'de cumhuriyete giden yolu açmıştır. 
 

 

Çin Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkeleri ve Çinlilerin refah arzusu

Çin'de refahtan pay alamayan ve çoğunluğu köylü olan insanların mücadelesi sona ermemişti. Çin'in bu problemi aydınlar tarafından ele alanmış ve içlerinden "Ulusun Babası" unvanını hak eden Sun Yat-sen (1866-1925), 1912'de cumhuriyetin ilanında büyük rol oynamış, geçici olarak kısa bir süre başkanlık görevi de yapmıştı.

Çin'de bir filozof olarak kabul edilen, ÇHC'de gelir dağılımının her geçen gün daha fazla bozulmaya devam ettiği sürece adının daha fazla anılacağı, belki de ÇHC yönetimi tarafından "ulusal" tehdit görülerek bahsedilmesinin yasaklanacağı Sun'ın üç ilkesinden bahsetmek elzemdir:

  1. İktisadî alan dâhil yabancıların egemenliğinden kurtulmak için bağımsızlık.
  2. Bireysel özgürlük ve demokrasi.
  3. Bütün hakkın insanca yaşaması için refah seviyesinin düzeltilmesi.

ÇHC'nin dünyanın ikinci ekonomik gücü haline gelmesi ve sahil bölgelerinde ücretli köle gibi çalıştırılan vatandaşların durumunu Sun'un üç ilkesine göre değerlendirmek, ÇHC'nde gelecekte yaşanacakları anlamak açısından da hayatî öneme haizdir.
 

r.jpg
Fotoğraf: Reuters

 

ÇHÇ'nin dünyanın ikinci ekonomik gücü haline gelme süreci

1912 yılında Çin'de cumhuriyet rejimi kurulmasına rağmen, sömürgeci güçlerin etkisinin devamı ve Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması dolayısıyla Çinliler cumhuriyetten fazla bir fayda temin edememişlerdi.

1894'ten beri Tayvan'ı işgalinde bulunduran Japonlar, Almanların elindeki Cuaoccou körfezi ile Çingdao limanını da 1914'te işgal etmişlerdi.

1915'te de Çin, Japon protektorasını kabul etmek zorunda kalmıştı. Çin'deki işgal ettikleri toprakları elde tutmaya devam eden Japonlar, 1931 tarihinde Mançurya'yı tamamen işgal etmişlerdi.

Japonlar, 1934 yılında Mançurya'yı himayelerine alınmışlar ve sırasıyla Çin Sınır Seddi'nin kuzeyindeki bugün ÇHC'nin sınırlarında olan "İç Moğolistan" denilen Güney Moğolistan'ın doğu kısmı 1936'da; Pekin, Nankin ve civarlarını da 1937'de işgal etmişlerdi.

Hatta kısa bir süre sonra, 21 Ekim 1938'de, Japonlar, Çin'in Kanton şehrini de işgal etmişlerdi. Japonlar durmamış, 18 Aralık 1941'de, Hong Kong'u işgal ederek Çin'in sahillerini doğrudan işgal altına almışlardı.

Japonların bu hâkimiyetine karşı Çin'de birbirleri ile savaşan Çan Kay Şek liderliğindeki Milliyetçiler ve Mao Zedong önderliğindeki komünistler, Japon işgaline karşı beraber savaşmalarına rağmen, başarı elde edememişlerdi.

Ancak II. Dünya Savaşı sonunda Japonlar, 14 Ağustos 1945'te, teslim olmaları Çin'in önünü açmıştı.

Kendi aralarında yaptıkları savaşları Mao liderliğindeki komünistler kazanmış ve 1 Ekim 1949'da da Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuştu.

ABD'nin desteklediği Milliyetçilerin lideri Çankayşek de, 8 Aralık'ta, Tayvan adasını sığınmış ve Çin Cumhuriyeti'ni burada devam ettirmeye çalışmıştı.
 


14 Şubat 1950'de, ÇHC ile SSCB arasında kurulan ittifak 1960 yılında bozulması, 25 Ekim 1971'de, ÇHC'nin BM'ye daimî üyeliğine seçilmesi ve buna ABD müsaade etmesi ile ÇHC'de yeni bir dönemi başlatmıştı.

Mao'nun 9 Eylül 1976'da ölümü üzerine, iki yıllık bir mücadeleden sonra, ekonomik ve siyasi gelişmelerde ideolojik yaklaşımı reddeden Deng Xiaoping iktidarı ele geçirmişti.

ÇHC'inde pazar ekonomisi ilkelerine göre 1978 reformlarının başlatılmıştı.

"Çin değerleri ile sosyalizmi" yani ekonominin büyük kısmı devletin elinde bulunduran bir modeli benimseyen ÇHC, faydacı bir yaklaşım ile Kapitalist sistemin bazı yönlerini uygulamaya yönelmişti.

Sahil şeridinde Komünist Partili yöneticilerin elinde gerçekleşmeye başlayan ekonomik gelişme bireysel özgürlük ve demokrasi taleplerini ortaya çıkarmıştı. 

1989'da Pekin Tiananmen Meydanı'da başlayan gösterileri ateşleyen Çin Komünist Partisi eski sekreteri Hu Yaobang'ın ölümü/öldürülmesi olsa da, esas sebep ÇHC'nde siyasal sistemde gerekli olan reformların yapılmamış olası ve refahın belli kesimlerin inhisarında olmasıydı.

15 Nisan-4 Haziran 1989 tarihleri arasında Şangay ve bütün şehirlere yayılan kitlesel gösteriler kanlı bir şekilde bastırılmıştı.

Öğrenci ve Aydınların başını çektiği bu harekette dile getirilen 4 Mayıs (1919)'ın devamı oldukları söylemi ÇHC yönetimini korkutmuştu.

Çünkü 4 Mayısçılar; ekonomik, kültürel ve siyasal alanda yabancı nüfuzuna ve Çin'de büyük haksızlıklara neden olan despotik, feodal ve gelenekse yapıların kaldırılmasını hedefliyorlardı.

Diğer bir ifade ile  "Ulusun Babası" Sun Yat-sen (1866-1925)'in üç ilkesinin Çin Komünist Partisi yönetiminden istenmesiydi. 

SSCB 1991'de dağılırken, ucuz işgücü temin eden ÇHC gayri-insanî bir üretim merkezine dönüşmüştü.

Bu arada küresel şirketler ÇHC'nin güçlenmesine katkı sağladıkları gibi, İngiltere'nin 1997'de Hong Kong'u, Portekiz'in de 1999'da Makao'yu ÇHC'ne iade etmişlerdi.

ABD karşıtlarının desteğini alan ÇHC, ekonomik bir güç haline gelirken,  siyasi ve askerî bir güç olmak için de harekete geçmişti. 15 Kasım 1912'de devlet başkanlığına gelen Şi Cinping (Xi Jinping), 2013 yılında, "Bir Yol Bir Kuşak" olarak kısaltılan projelerini açıklaması ile ÇHC, ABD'nin düşmanı haline gelmişti. 
 

aa.jpg
Fotoğraf: AA

 

Günümüzdeki ÇHC'nin ekonomik gücü

2020 yılında 1 milyar 411 milyon 778 bin 744 kişinin yaşadığı ÇHC'nin 2021 yılındaki GSYH'nın IMF'e göre 16.862,979 dolarıdır.

ÇHC, 2020 yılında nüfusu 329,5 milyon ve GSYH 22.939,580 olan ABD'nin arkasından dünyanın ikinci büyük ekonomik gücüdür.

Ancak bu durumu nüfusa göre üretime göre kıyaslarsak, 1,411 milyonluk ÇHC'nin 330 milyonluk ABD'yi gerçekten yakalayabilmesi için 98 trilyonluk gelir elde etmesi gerekmektedir.

Zira yine IMF'nin hesaplamasına göre ABD'de kişi başını düşen gelir 69,375 dolar iken ÇHC'deki bu oran 11,891 dolardır.

ÇHC'ndeki diğer bir problem de gelir dağılımı ile ilgilidir. Bazı şehirlerde yıllık kişi başına düşen gelirleri 1500 Dolar iken bazı şehirlerde 20.000 Doların üzerine çıkmaktadır.

Mesela sahil şeridinde 143 milyon kişinin yaşadığı 14 şehrinde yaşayanların kişi başına yıllık gelirleri 20 bin doların üzerindedir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, bazı semtlerde ve mekânlarda bulunan şahısların kişi başına yıllık gelirleri ise 1 milyona ulaşmaktadır.

Bu duruma göre, ÇHC'nde kimlerin zenginleştiğini bilmek, hem ÇHC hem de dünyanın geleceği açısından büyük öneme haizdir.

Zira gelirden payını alamayan Çinlilerin tarihte kaç defa iktidar değiştirdiği nazara alınırsa bu konunun ciddiyeti daha kolay kavranacaktır. 


ÇHC mi, yoksa Çin Komüsit Partisi'nin oligarkları mı zenginleşti?

Bu soruyu izah etmek için ÇHC'deki yönetim sisteminden kısaca bahsetmek gerekir.

ÇHC'nde yönetimin esasını Komünist Partisi oluşturmaktadır. 1982 Çin Anayasasına göre, Ulusal Halk Kongresi devletin en güçlü organı olduğu yazılsa da, bu kongrenin esas işlevi Komünist Parti'nin organları tarafından alınan kararları onaylamaktan ibarettir.

ÇHC ordusu, ülke sınırları yanında Komünist Parti'nin de koruyucusudur. Komünist Parti'nin silahlı kuvvetler ve nükleer silahları denetimi Merkezî Askeri Komisyon tarafından sağlanmaktadır.

Subaylar, Komünist Partisi üyesi olup ordu içindeki subayları şekillendirmek ve kontrol etmek için ayrıca bir parti mekanizması da oluşturulmuştur.

ÇHC'de subayların Komünist Partisi emrinde olmasına çok önem verilmektedir. Subayların ve astlarının devamlı parti sadakatlerini beyan etmeleri, parti öğretileri ve liderlerinin açıklamalarını takip etmeleri şarttır.


90 milyon civarındaki üyesi ile dünyanın ikici büyük siyasi partisi olan Çin Komünist Partisi'nin üyelerinin büyük kısmı devlet memuru, ordu mensubu, işçi ve çiftçilerdir.

Bu partiye üye olmak için, iki üyenin kefil olması, diğer soruşturmalar yanında yerel parti şubelerinin yetkililerinin de sıkı denetiminden geçilmesi gerekmektedir.

Partiye üye olmak önemli ayrıcalıklar kazandırmakta, üyelerine iyi iş imkânları temin etmekte, çocuklarının da daha iyi eğitim fırsatlarına kavuşmasını sağlamaktadır.

Parti üyeleri aleyhine mahkemelerin karar vermeleri neredeyse imkânsız olduğundan; parti mensuplarını, ailelerini ve yandaşlarını eleştirmenin bile önünü kapatmaktadır.

Zira her şey parti mensupları tarafından soruşturulduğu için, kendi mensupları aleyhine bir karar vermesinin önü kapatılmaktadır.

Ayrıca hem yerel hem de merkezin parti mensupları lehine müdahalelerinin önünde hiçbir engel bulunmamaktadır.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Komünist Partisi üyesi olmak maddi gelir ve refaha ulaşmak için bir vasıta halin geldiğinden neredeyse Çin Komünist Partisi'nin her kademesinde servet sahiplerinin öne çıktığı görülmektedir.

Mesela Pekin, Şanghay ve Guangdong gibi zengin bölgelerin parti sekreterleri de genellikle Komünist Partisi Politbüro üyeleri tarafından işgal edilmektedir.

Komünist Partisi'nin hükmü altında bulunan ÇHC'nde, diğer vatandaşlardan ayrı bir sınıf oluşturan bu partinin mensupları da servet elde etmek için her türlü vasıtayı kullanmaktan çekinmemektedir.

Komünist Partililerin tek korkusu kendi partilerindeki rakipleri olmaktadır.


Merkezden taşranın en küçük birimine kadar Komünist Parti mensupları, büyüklü küçüklü birer oligark haline dönüşmüş veya dönüşme fırsatı kollayan konumda bulunmaktadırlar.

Mesela demiryollarından sorumlu Bakan Liu Zhijun'un 121 milyon doları zimmetine geçirdiği için istifaya zorlandığı ve hakkında soruşturmanın devam ettiği basında bile yer almıştı.

2021 yılında Çin Komünist Partisi disiplin kurulları yolsuzluk ve görevi kötüye kullanın 36'sı üst düzey yönetici olmak üzere 627 bin mensubuna ceza vermişti.

2020 yılında ceza alan parti mensubu sayısının 604 bin kişi olduğu dikkate alınırsa devamlı bir artış vardır.

Yolsuzlukların farkında olan Başkan Şi Cinping de yolsuzlukla mücadele için önlemlerin arttırılacağını açıklamıştı.

Ancak 1,4 milyar insanın ücretli köle statüsünde çalıştırıldığı bu sistem değişmeden bir çare bulunması pek ihtimal dâhilinde gözükmemektedir.


ÇHC'nde gelir dağılımı ve ücretli kölelik rejimi

ÇHC'ndeki gelir dağılımındaki bölgesel farklar çok önemli olup, bunu çözmek için Komünist Partili yöneticilerin de beyanlarına sık sık rastlamaktayız.

Ancak ÇHC'ndeki rejimi tehdit eden esas problem aynı bölgelerde ve şehirlerde yaşayan insanların arasındaki ücretli kölelik düzenini ortaya koyan uçurumdur.  

Ne demek istediğimizi anlatmanın en iyi yolu rakamlar net bir şekilde ortaya koymaktır.


ÇHC'nin yüzde 40'nı oluşturan 560 milyon insanın aylık geliri 155 doların altındadır. 100 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 672 milyar dolardır.

ÇHC'nin yüzde 22'nı oluşturan 310 milyon insanın aylık geliri 155-310 doların arasındadır. Aylık olarak 233 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 867 milyar dolardır.

ÇHC'nin yüzde 27'nı oluşturan 380 milyon insanın aylık geliri 310-775 dolar arasındadır. Aylık olarak 543 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 2,477 milyar dolardır.

ÇHC'nin yüzde 6'sını oluşturan 80 milyon insanın aylık geliri 775-1,550 dolar arasındadır. Aylık olarak 1,163 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 1.117 milyar dolardır.

ÇHC'nin yüzde 3'sını oluşturan 40 milyon insanın aylık geliri 1,550-15,500 dolar arasındadır.  Aylık olarak 8525 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 341 milyar dolardır

ÇHC'nin yüzde 2'sini oluşturan 25 milyon insanın aylık geliri 15,500-77,500 dolar arasındadır.  Aylık olarak 47000 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 14,100 milyar dolardır.

ÇHC'nin yüzde 0,4'nü oluşturan 5 milyon insanın aylık geliri 77,500-155,000 dolar arasındadır.  Aylık olarak 117,000 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 7,020 milyar dolardır.

ÇHC'nin yüzde 0.07'sini oluşturan 1 milyon insanın aylık geliri 155,000-775,000 dolar arasındadır.  Aylık olarak 465,000 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 5,580 milyar dolardır.

ÇHC'nin yüzde 0,007'sini oluşturan 100 bin insanın aylık geliri 775,000 dolar üzerindedir. Aylık olarak 1,000,000 dolardan hesap edersek bu grubun yıllık gelirden aldıkları pay; 930 milyar dolardır.

Bu hesaplamalara dayanırsak, ÇHC'nin 2022 yılı geliri, satın alma paritesine göre, 33 trilyonu aşmaktadır.  

Bu daha önce belirttiğimiz, ÇHC'nin 2021 yılındaki GSYH'nın 16.862,979 dolar ile bir çelişkisi yoktur. Zira buradaki hesaplamalar ÇHC'nin satan alma paritesine göre yapılmıştır.

Ülke nüfusunun gelir düzeyine göre verilen yüzdelikler dikkate alınarak tarafımızdan yapılan hesapla ÇHC'nin toplam geliri 33,104 milyar dolar olacağı ortaya çıkmaktadır.

2022'de ÇHC'nin satınalma paritesine göre gelirinin 30 trilyona yaklaşacağı zaten genel bir kabuldür.

3 trilyon fazlalık ise neticelerin tartışmasız olması için, bizim aylık gelirleri yüksek seviyeden hesaplamalarımızdan kaynaklanmaktadır.

ÇHC'nideki gelir dağılımının ne kadar korkunç olduğunun gösteren en net veri; en zengin 100 bin kişinin yılık geliri 930 milyar dolar iken, köylü ve ücretlilerden oluşan en fakir 560 milyon insanın geliri 672 milyar dolardır.

Aynı ülkede bu kadar farkın olduğu bir tabloyu dünyada tesbit etmek imkânsızdır. Bu ülke nüfusunun en az yüzde 40'nın ücretli mutlak köle statüsünde bulunduğunun bariz bir göstergesidir.

ÇHC'nde gelir dağılımının korkunç vaziyeti, nüfusun yüzde 40 ile de sınırlı değildir. Zira ülke nüfusunun yüzde 95'in oluşturan 1,330 milyonun geliri 5,133 milyar dolar iken, yüzde 5'in geliri ise 27,971 milyar dolardır.

Daha açık bir ifade ille 1,330 milyon insan 5 trilyon dolarlık harcama yapabilirken, 70-80 milyon insan ise 28 trilyon gelir ile sefa sürmektedir. Bu 80 milyon da Çin Komünist Partisi üye sayısına yakın bir rakamdır.

ÇHC'indeki 80 milyon insan 330 milyonluk ABD'nin toplamından bile fazla harcama imkânına sahiptir. Zira ABD'nin satın alma paritesine göre harcama kapasitesi 23 trilyon dolar civarındadır.

Bu açıdan Komünist Partisi idaresindeki ÇHC'ndeki ücretli kölelik ile ABD'deki ücretli köleliği kıyasladığımızda ÇHC'deki durumu kötülüğünü izah etmeye kelime bulmak imkânsızdır.


Sonuç

ÇHC'nde nüfusunun yüzde 95'inin ülke gelirinin yüzde 15'ine sahip olurken, nüfusun yüzde 5'nin toplam gelirin yüzde 85'ini elde etmesi, ÇHC için hayatî bir tehlikedir.

Hele bu yüzde 5'in, yeni üyeler hariç, Çin Komünist Partisi'nin üye sayısına eşit olması, ÇHC'nde ülke gelirlerinin imtiyazlı Komünist Oligarklar ve ortakları tarafından kontrol edildiğinin de bir delilidir.

Ülkede Çin Komünist Partisi tarafından oluşturulan totaliter rejim kendi efendi ve kölelerini oluşturmuştur.

İmtiyazlı Çin Komünist Parti mensupları her geçen gün zenginleşirken ülke nüfusunun ücretli köle statülerinde yüzde 95 için ciddi bir iyileşme sağlanamamaktadır.

Kapitalizmdeki gelir dağılımının kötülüğüne ifade etmek için sık sık kullanılın "1 kişiye 9, 9 kişiye 1 pul" söylemini, ÇHC için, yaklaşık olarak, 1 kişiye 85, 16 kişiye 15 pul olarak ifade edebiliriz.

Bu hesaba göre de ÇHC'deki ücretli köleliğe dayanın kapitalizm, ABD'den daha vahşi bir tablo ortaya koymaktadır.


Tarihte bütün Çin'i etkileyen, gelir dağılımındaki bozukluktan kaynaklanan köylü isyanlarının, iki defa hanedan bir kez de cumhuriyete geçişi sağladığını dikkate aldığımızda, ÇHC'nde kurulan ücretli kölelik sistemi ile felaket derecesine varan gelir adaletsizliğinin büyük bir isyana sebep olacağını tahmin etmek zor olmazsa gerektir.

Ücretli kölelerin büyük çoğunluğu şehirlerde yaşadığına göre bu defaki isyanın köylerde değil şehirlerde gerçekleşmesi de tabiidir.

1,330 milyon insanı dijital ve yüz tarama sistemleri ile kontrol etmek te imkânsızdır. Bundan dolayı Çin komünist olgarkları bekleyen en büyük tehlike, zemini hazır olan, şehirli ücretli köle Cu Yüencangların isyanıdır.

Cu Yüencangların "Moğolları kovarak Çin'i yeniden kuralım" sloganı yerine "Komünist Oligarkları kovarak Çin'i yeniden kuralım" sloganıyla hareket eden ücretli kölelerin başarılı olması için ihtiyaç duyacakları zemin bizzat Çin Komünist Partisi tarafından hazırlanmaktadır.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU