Türkiye’de son yıllarda gündemde çok fazla yer alan kara para aklama suçu, sadece ülkemiz açısından değil, tüm dünya ülkelerinde çok ciddi bir sorun olarak mevcudiyetini korumaktadır.
Dünyanın ve teknolojinin sürekli olarak değişmesi, hiç şüphesiz suçu ve suç araçlarını değiştirmekte; bu durum devletleri yeni önlemler almaya itmektedir.
Devletlerin ekonomisi açısından kara para, sisteme sokulan bir virüs gibidir. Bu virüs, yasal ekonomik düzene zarar vermekle kalmayıp başkaca suçların işlenmesine de olanak ve imkân sağlamaktadır.
Devletler, bu suç tipi ile mücadele ederken ceza kanunlarında suç olarak saymakla yetinmeyip gerekli düzenleyici ve denetleyici tedbirleri de almışlardır.
Bu kapsamda özellikle uluslararası iş birlikleri yapılmış ve topyekûn mücadele için tavsiye niteliğinde tedbir kararları alınmıştır.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
FATF neden kuruldu, Türkiye kara para mevzuatını nasıl oluşturdu?
1989 yılında G7 ülkeleri tarafından FATF (Financial Action Task Force-Mali Eylem Görev Grubu) kurulmuştur.
Türkiye de bu gruba 1991 yılında üye olarak tedbir kararlarını hayata geçirmiş ve ilk olarak 1996 yılında 4208 sayılı Kara paranın Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun düzenlenerek kara para aklama bir suç tipi olarak sayılmıştır.
Bu düzenleme, mülga olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda "Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu" başlığıyla düzenlenmiştir.
Kara paranın aklanmasıyla mücadele kapsamında ulusal mevzuatımızda da önemli düzenlemeler yapılmış; özellikle 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ile birlikte çeşitli önleyici mekanizmalar hukuk sistemine kazandırılmıştır.
Bu çerçevede kimlik tespiti, şüpheli işlem bildirimi, nakit işlem bildirimi ve bilgi verme yükümlülüğü gibi uygulamalar düzenlenmiş, ayrıca yükümlülüklere aykırılık hâlinde uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir.
Kanunla birlikte mali istihbarat birimlerinin yapısı güçlendirilmiş ve bu alandaki en temel kurumlardan biri olarak Mali Suçları Araştırma Kurulu hayata geçirilmiştir.
"Kara para" kavramı nasıl ortaya çıktı, Al Capone gerçekten çamaşırhaneleri mi kullandı?
Kara para; hukuka aykırı faaliyetler sonucunda elde edilen para, mal, kıymetli evrak, maden, eşya ve benzeri ekonomik değerlerin yanı sıra bu malvarlığı unsurlarından doğan tüm yasa dışı gelir ve kazançları ifade etmektedir.
Kara para kavramının tarihsel olarak ilk kez 1920’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıktığı kabul edilmektedir.
Bu kavramın doğuşuna ilişkin en yaygın anlatım, Al Capone’un faaliyetlerine dayandırılmaktadır. İddiaya göre Capone, nakit akışının yoğun olduğu çamaşırhane işletmelerini kullanarak yasa dışı faaliyetlerden elde ettiği gelirleri bu işletmelerin yasal kazancıymış gibi muhasebeleştirmiştir.
Böylece suç gelirleri, resmî kayıtlarda meşru ticari kazanç görünümü kazanmış ve ekonomik sisteme fark edilmeden aktarılmıştır.
Bavullarla taşınan paralar ve "şirinler yöntemi" nasıl işliyor?
Kara para aklamak için her geçen gün yeni yöntemler uygulanmakta ve özellikle bu yöntemler, alanlarında uzman, iyi yetişmiş bireyler tarafından kullanılmaktadır.
Özellikle bankacı, muhasebeci, hukukçu kimliğe sahip kişiler, bu suçta komisyon karşılığında aracı olarak kullanılmaktadır.
Peki, dünya üzerinde yaygın olarak kullanılan kara para aklama yöntemleri nelerdir?
Bunlardan ilki ve en geleneksel olanı, fonların fiziki olarak yurt dışına çıkarılmasıdır.
Bu yöntemde suçlular, fonları bavullara yerleştirerek kuryeler aracılığıyla yurt dışına çıkarmaktadır.
Ancak bu yöntem riskli bir yöntem olmakla beraber, kuryelere güven esasının önemli olması açısından suçlular bakımından tehdide açık bir yöntemdir.
Bir diğer yöntem ise "şirinler yöntemi" olarak adlandırılan yöntemdir. Bu yöntemde suçlular, ülkelerin incelemelerine takılmamak adına yasal işlem sınırının altında olacak şekilde suç gelirlerini birden fazla kişiye dağıtarak kara paranın aklanmasını sağlamaktadır.
Offshore hesaplar ve sahte faturalarla kara para nasıl sisteme sokuluyor?
Yaygın olarak kullanılan bir başka yöntem ise vergi cennetleri yahut kıyı bankacılığı yöntemidir.
Bu yöntem, suçtan elde edilen gelirlerin kaynağının gizlenmesi ve yasal finans sistemi içerisine sokulması amacıyla kullanılan yöntemlerden biridir.
Vergi cenneti olarak nitelendirilen ülkelerde uygulanan düşük vergi oranları, sıkı banka gizliliği ve sınırlı denetim mekanizmaları, suç gelirlerinin izinin sürülmesini zorlaştırmaktadır.
Kıyı bankacılığı (offshore banking) sistemi aracılığıyla ise yasa dışı gelirler, farklı hesaplar ve şirketler üzerinden transfer edilerek meşru bir görünüm kazandırılabilmekte, böylece paranın gerçek kaynağı saklanarak uluslararası finans sistemi içinde dolaşıma sokulabilmektedir.
Kara para aklama süreçlerinde kullanılan yöntemlerden biri de sahte veya gerçeğe aykırı şekilde yüksek tutarlı faturalar düzenlenmesidir.
Bu yöntemde suçlular, paranın transfer edileceği ülkedeki bir şirketten mal veya hizmet satın almış gibi hareket ederek gerçeği yansıtmayan ya da bedeli olduğundan fazla gösterilmiş faturalar temin etmektedir.
Ardından söz konusu ödeme, ticari işlem gerçekleştiriliyormuş izlenimi altında ilgili ülkeye aktarılmaktadır. Değerli taş veya sanat eseri satın alımı da bu yöntemlerden biridir.
Nitekim bedeller nakit olarak ödenmektedir. Böylelikle bir yandan zengin ve gösterişli bir yaşam sürülürken diğer yandan kara paranın dikkat çekmeden aklanması sağlanır ve suçtan elde edilen kazanç temizlenmiş hâle gelebilir.
Döviz büroları ve sahte kimlikler kara para aklamada nasıl kullanılıyor?
Döviz bürolarının da bu amaçla kullanıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu bürolarda oldukça fazla nakit akışı ve işlem hacmi söz konusudur.
Ayrıca değişim ya da döviz alım satım işlemleri çoğunlukla katı kurallara ve denetime tabi değilken, kurulmaları ise bankalara oranla oldukça kolaydır.
Aynı zamanda işlem ayrıntılarını kayıt altına almak da gerekmemektedir. Bu sebeple bu bürolar, aklama alanı olarak karşımıza çıkabilmektedir.
Her ne kadar ülkeler, bankalar üzerinde denetim mekanizmaları kurarak çeşitli önleyici tedbirler uygulamaya çalışsa da suçlular, mantarlama yöntemi kullanarak gerçekte olmayan kişilerin adlarını kullanmak suretiyle kara para aklamaya çalışmaktadır.
Bununla beraber sigorta şirketleri üzerinden, özellikle düzmece hasarlar varmış gibi gösterilerek de aklama yoluna gidilebilmektedir.
Kumarhanelerde oyun fişleri kara parayı nasıl "temizliyor"?
Kara paranın kumarhanede aklanması yöntemi ise hâlâ en önemli yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu yöntemde suçlular, ellerindeki nakit para ile kumarhanelerden oyun fişleri satın almakta; ancak fişler çoğu zaman ya hiç kullanılmamakta ya da çok düşük miktarlı oyunlarda değerlendirilmektedir.
Daha sonra bu fişler, kumar kazancı elde edilmiş izlenimi oluşturacak şekilde kumarhane çeklerine çevrilmektedir.
Düzenlenen çekler bankalara yatırılarak paranın başka ülkelere transfer edilmesi veya taşınmaz ediniminde kullanılması mümkün hâle gelmektedir.
Futbol transferleri ve sponsorluklar nasıl kullanılıyor?
Son zamanlarda medyada oldukça geniş yer tutan futbol kulüpleri üzerinden kara para aklama da oldukça sinsi yöntemlerden biridir.
Özellikle futbol gibi yüksek bütçeli spor organizasyonlarında gerçekleştirilen transfer ücretleri, sponsorluk anlaşmaları, menajerlik komisyonları ve reklam gelirleri; suçtan elde edilen gelirlerin sisteme dâhil edilmesi için uygun bir zemin oluşturabilmektedir.
Gerçek piyasa değerinin üzerinde gösterilen transfer bedelleri veya gerçekte var olmayan sponsorluk ödemeleri aracılığıyla yasa dışı kaynaklardan elde edilen paralar kulüp hesaplarına aktarılabilmekte, ardından bu gelirler meşru ticari faaliyetlerden doğmuş gibi gösterilerek ekonomik sisteme sokulabilmektedir.
Kripto paralar suç gelirlerinin izini nasıl kaybettiriyor?
Son olarak ise kripto para birimleri, sundukları anonimlik ve hızlı transfer imkânı nedeniyle kara para aklama faaliyetlerinde kullanılabilen araçlardan biri hâline gelmiştir. Suçtan elde edilen gelirler, çeşitli kripto varlık platformları aracılığıyla dijital paralara dönüştürülmekte ve farklı cüzdanlar arasında çok sayıda transfer gerçekleştirilerek paranın kaynağının tespit edilmesini zorlaştırmaktadır. Bu sebeple yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kara para ile mücadelede uluslararası iş birliği neden hayati önem taşıyor?
Ez cümle, kara para aklama yalnızca ekonomik düzeni değil, mali sistemi ve toplumsal güveni de tehdit eden uluslararası boyutlu bir suçtur.
Suçtan elde edilen gelirlerin aklanması; vergi kayıplarına, haksız rekabete ve organize suç yapılarının güçlenmesine yol açmaktadır.
Yukarıda ifade ettiğimiz üzere günümüzde dijital bankacılık sistemi, kumarhaneler, spor kulüpleri ve kripto para birimleri gibi farklı yöntemlerin kullanılması, kara para aklama faaliyetlerinin teknolojik ve ekonomik gelişmelere paralel olarak çeşitlendiğini göstermektedir.
Bu nedenle yalnızca cezai yaptırımların artırılması yeterli olmayıp; etkin denetim mekanizmalarının kurulması, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve mali istihbarat birimlerinin etkin çalışması gerekmektedir.
Önümüzdeki haftaki yazımda kara para aklama konusuna devam edip, kanuni düzenlemelerde yer alan bu suç tipinin özelliklerini detaylıca ele alacağım.
Kaynaklar:
Önder Yücebaş, Suç Ekonomisi ve Terörün Finansmanı, Turhan Yayıncılık, Ankara, 2011.
Emre Demiryürek, "Türk Ceza Kanunu Kapsamında Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu (TCK m. 282)." Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, 2022.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish