Dünyanın Hürmüz Boğazı ve ABD-İran anlaşmasına odaklandığı bir sırada, ABD, yeni stratejisine göre, ÇHC’nin Bir Yol Projesi’nin önünü kesmekte hayati öneme sahip Malay Stratejik Hedef Alanı ve Malaka, Sunda, Arafura gibi kilitmekânlarını kontrolde söz sahibi olan Endonezya ile 13 Nisan 2026’da Endonezya Askerî İşbirliğinin Derinleştirilmesi Anlaşması’nı imzalamıştı. Bu, Doğu Asya’da 1975 yılında biten Sovyet Rus destekli ÇHC-ABD rekabetini hatırlatmaktadır. Zira 1965 Mayıs’ında ÇHC ve Sovyet Rusların Endonezya’da darbe ile iktidarı ele geçirme teşebbüsü ABD tarafından engellenmiş, çatışmalar Vietnam ve civarına hapsedilmiş ve ÇHC’nin nüfuzu da burada kesilmişti. Soğuk Savaş sırasında ABD’nin bu stratejisinin esas dayanağı Endonezya olmuş ve 8 Ağustos 1967’de de ÇHC’ye karşı Endonezya, Filipinler, Malezya, Tayland ve Singapur’dan oluşan ASEAN kurulmuştu.
Günümüz küresel rekabetinde ABD’nin, ÇHC’nin Bir Yol Projesi’nin geçiş güzergâhını kontrolde ve ÇHC’yi çevrelemede vazgeçilmez olan bu coğrafya, çoğunluğu adalar ülkesi olan ve sahip olduğu denizlerle beraber Endonezya’nın kontrolündedir. Endonezya; doğu-batı arası 5000, kuzey-güney arası 1900 km, kara yüzölçümü 1.904.569 km², denizlerle beraber 5.000.000 km² olan devasa bir coğrafyadır. Küresel bir güç olmak için harekete geçen ÇHC ise özellikle Malaka ve Sunda kilitmekânını kullanmak mecburiyetinde olup Bir Yol Projesi için Güney Çin Denizi adlandırmasından faydalanmaktadır. Ancak bu durum yani Münhasır Deniz Alanları haritaları dikkate alındığında, ÇHC’nin deniz alanı Vietnam ile Filipinlerin münhasır deniz alanı dolayısıyla çok küçülmekte olup ÇHC için bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. Zira Güney Çin Denizi adı, tarihî ve reel bir adlandırma olmayıp 16. yüzyılda Avrupalı sömürgeci devletlerden Portekiz’in bir adlandırması olup daha sonra Fransız, Hollandalı ve İngilizler tarafından kullanılarak yaygınlaştırılmıştır. 16. yüzyıldan önce bu denizin adı Champa/Cham Denizi ve Natuna Denizi gibi adlarla anılmıştı. Günümüzde bölge ülkeleri de Güney Çin Denizi yerine Natuna Denizi, Doğu Denizi, Luzon Denizi, Batı Filipin Denizi gibi adlar kullanmaktadırlar.
Günümüzdeki rekabeti tam kavrayabilmek ve gerçeklere uygun olarak bir adlandırma yapılacaksa, buranın adının Malay Alanı olarak anılması yerinde olacaktır. Özellikle Endonezya, Malezya, Singapur, Bruney ve Güneydoğu Asya takımadalarında yaşayan ve bugün büyük kısmı Müslüman olan Malayların yaşadıkları stratejik coğrafyayı bir bütün olarak en iyi tarif edecek kavram da Malay Alanı’dır. Bu Malay Alanı; kuzeyde Filipinler, Vietnam, Kamboçya, Tayland’a; güneyde ise Avustralya ile bitişik konumdadır.
Dünya ticaret yolu için büyük öneme sahip, özellikle Malaka/Karanlık ve Sunda Boğazları ile Hint Okyanusu-Büyük Okyanus arasında birçok ikincil geçidin bulunduğu bu alan, devamlı bir şekilde stratejik ve küresel devletlerin rekabet alanı olmuştur.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Güneyde Avustralya ile kuzeyde Endonezya ve Papua Yeni Gine’nin çevrelediği, ortasında Arafura Denizi’nin olduğu Arafura Alanı; doğuda Büyük Okyanus’taki Mercan Denizi’ne, batıda ise Hint Okyanusu’na açılan Timor Denizi ile kavuşmaktadır. Diğer bir ifade ile Büyük Okyanus-Hint Okyanusu arasındaki önemli bir su yolu buradan geçmektedir. Arafura Alanı’nın kilitmekânı ise Torres Boğazı’dır. Arafura Alanı ve Torres Boğazı kilitmekânının da Malay Alanı ile sıkı ilişkisi vardır.
Malay Stratejik Hedef Alanı’nı daha iyi anlamak için sadece Endonezya ve Malezya’yı dikkate almamak gerekir. Zira kültürün en önemli göstergesi olan dil grubunu da dikkate almak gerekir. Malaycanın da dâhil olduğu Malayo-Polinezya dilleri çok geniş bir alana yayılmış ve 400 milyon civarı insan tarafından kullanılmaktadır. Malayo-Polinezya dilleri; Malezya, Endonezya, Filipinler ve Pasifik Okyanusu’nda Avustronezya halkları tarafından konuşulmaktadır. Ayrıca Kamboçya, Vietnam ve ÇHC’nin Hainan Adası’nda bu dilleri kullananlar vardır. Hatta Hint Okyanusu’nun batı kıyısındaki Madagaskar Adası’nda konuşulan Malgaşça, Malayo-Polinezya dillerinin en batıdaki temsilcisi kabul edilmektedir.
Dünya ticaret yolu için büyük öneme sahip, özellikle Malaka/Karanlık ve Sunda Boğazları ile Hint Okyanusu-Büyük Okyanus arasında birçok ikincil geçidin bulunduğu bu alan, devamlı bir şekilde stratejik ve küresel devletlerin rekabet alanı olmuştur.
1- Malayların Güneydoğu Asya hâkimiyeti
Güneydoğu Asya’nın ilk dönemleri ile ilgili yapılan çalışmalar, Malayların Filipinlerden Doğu Afrika kıyılarına kadar büyük bir devlet kurdukları kanaatini güçlendirmektedir. Malayların, bütün Malay adaları ile Madagaskar dâhil bütün Hint Okyanusu adalarını ele geçirmiş büyük deniz devletlerine sahip oldukları varsayılmaktadır. Güneydoğu Asya’daki neredeyse bütün su yollarına hâkim olan Malayların böyle bir güç olması normal karşılanmalıdır. Konumları itibarıyla bir güç olmaya müsait olan Malayları, Güney Asya’nın Fenikelileri olarak adlandırmamız gerektiğini düşünüyorum. Malay Alanı’nın kuzeyinde yani Birmanya, Tayland, Kamboçya ve Vietnam’da kurulan devletlerin bu bölgeye nüfuzu mümkün olmamıştı. MÖ dönemlerden itibaren Çinlilerin de Malaylarla ticaret yaptıkları veya Malay Alanı’ndaki su yollarını kullandıkları bilinmekle beraber, bu coğrafyada siyasi bir nüfuzları olmamıştı. İrili ufaklı birçok devlet kuran Malaylar, kendi coğrafyalarında 13. yüzyıldan itibaren bölge dışından gelen küresel güçlerle karşılaşacaklardı. Moğollar ve Portekizliler Malay Alanı’na girdiklerinde karşılarındaki en büyük devlet Cava Macapahit İmparatorluğu idi. Doğu-batı, kuzey-güney su yollarını kontrol eden Malay Alanı’nın büyük devletlerin hedefi hâline gelmesi de sürpriz değildir.
2- Moğolların Malay Alanı’na girişi
13. yüzyılın başında Cengiz Han’ın kurduğu Moğol İmparatorluğu Asya ve Avrupa’nın büyük kısmını ele geçirmişti. Cengiz Han’ın sahip olduğu toprakları kendi oğulları arasında paylaştırması üzerine Çin toprakları da Kubilay Han’a kalmıştı. Çin’deki hâkimiyetini güneye doğru genişleten Kubilay Han (1227-1294), bugünkü Vietnam, Laos, Kamboçya ve Tayland’ı nüfuzuna almaya çalışmıştı. 1277-1287 tarihleri arasında Birmanya/Myanmar’a dört sefer düzenleyerek Malaka Boğazı’na yerleşmeye çalışmış, hatta Hint Okyanusu’ndaki bazı adaları hâkimiyetine almıştı. Malay Alanı’nı ele geçirmek isteyen Kubilay Han, 1292’de deniz filosu ile Cava seferine çıkmıştı. Cava Adası’na çıkan Kubilay Han burada kalıcı olamamış ve 1294’te Hanbalık (Pekin)’de ölmüştü. Cava Macapahit İmparatorluğu işgale karşı koyarak Moğolları etkisiz hâle getirmede önemli rol oynamıştı. Kubilay Han’dan sonra çöküş dönemine giren Moğol İmparatorluğu, Malay Alanı’ndan çekilmişti. Malay Hedef Alanı’na bölge dışından girmeye çalışan ilk devlet olan Moğollar, özellikle Malaka ve Sunda kilitmekânlarını ele geçirmek istemişlerdi. Çin’e hâkim olan Kubilay Hanlığı (1280-1368), Çinlilerin ifadesiyle Yuan Hanedanlığı’nın yerini alan Ming Hanedanlığı (1368-1644) döneminde de Malay Alanı’na ilgi devam ettirilmişti. İmparator Yongle döneminde Özbek kökenli Müslüman amiral Zheng He (1371-1433) vasıtasıyla bazı seferler yapılmış, ancak onun ölümüyle bu tür faaliyetler sona ermişti.
3- Portekizlilerin Malay alanı işgaline başlaması ve Osmanlıların karşı müdahalesi
Ticari ilişkiler dolayısıyla İslamiyet’i tanıyan bazı Malaylar Müslüman olmaya başlamışlardı. Bu arada Malay Alanı’nın en önemli Kilitmekânı olan Karanlık Boğazı üzerindeki Cavalı bir prensin 1403’te Malaka Limanı’nı yaptırması ticaretin daha güvenli olarak gerçekleşmesini sağlamıştı. Bahsi geçen prensin Müslüman olarak Sultan unvanını alması İslamiyet’in daha fazla yayılmasına katkı sağlamıştı. 15. yüzyılda doğu dünyasının zayıflaması sürecinde güçlenen Avrupalıların, 16. yüzyılda sömürgecilik faaliyetine başlaması ile Malay Alanı da hedef haline gelmişti. Bu dönemde Portekizliler, Güney Afrika’daki Ümit Burnu'nu 1478’de dolaşarak Hint Okyanusu’nda işgale başlamışlar, Müslüman Babür Devleti’nin elinde veya nüfuzundaki Kaliküt (1498), Koçin (1503), Seylan’ı (1505) işgal etmiş ve Hindistan sahillerine sağlam bir şekilde yerleşmişlerdi. Stratejik açıdan küresel güçlerin dikkatini çeken Malaka Kilitmekânı’nı 1511’de işgal eden Portekizliler, Malay Alanı’na girmişlerdi. Fakat Malayların Portekizlilere karşı koyacak güçleri yoktu.
Önasya’da Memluk ve Hindistan’daki Babür devletlerinin Portekizlilere karşı koyamadığı dönemde, Portekizlilerin Hint Okyanusu’nda ve İspanyolların Akdeniz’deki üstünlüğü Osmanlı Devleti’ni rahatsız etmişti. 1517’de Mısır’ı topraklarına katan Osmanlı Devleti, Memlukluların varisi olarak sınırları Hint Okyanusu’na ulaştırmıştı. Portekizlilerin Hint Okyanusu kıyılarındaki faaliyetleri buraların sakinleri tarafından tepkiyle karşılanmış ve o dönemin en büyük doğulu gücü olan Osmanlı Devleti’nden yardım istemişlerdi. Hindistan'daki Gucerat ve Kalikut Müslümanları da Portekizlilere karşı Osmanlı’dan yardım talep ettikleri gibi, stratejik Karanlık Boğazı’nın kontrolünde önemli bir mekân olan Açe Sultanlığı da iş birliği için çalışmalara başlamıştı. Bugünkü Endonezya’nın kuzeybatısındaki Açeliler ile Osmanlılar arasındaki münasebetler 1517’de başlamış, hatta 1539’da bazı Osmanlı askerleri Portekizlilerle yapılan savaşta hazır bulunmuşlardı. Osmanlılar, Malay Alanı’nda Portekizlilerin gücünü kırmaya çalışan Açelileri silah ve mühimmatla da desteklemişti. Açe Sultanı Alaaddin Bey, Portekizlilere karşı savaş için bir donanma ve silahlar gönderilmesini talep etmiş ve Osmanlı Halifeliği’ne bağlılıklarını bildirmişti. Osmanlı Padişahı II. Selim döneminde Hint Okyanusu’nda Portekizlilere karşı hareketi destekleyen Veziriazam Sokollu Mehmet Paşa’nın da etkisiyle Açe’ye olumlu cevap verilmiş, elçilik heyeti ve içinde Meriam Lada Sicupak adlı bir topun da bulunduğu gemi ve silahlar 20 Eylül 1567’de Açe’ye ulaşmıştı. Osmanlıların katkılarının da yardımı ile 16. yüzyıl sonunda ve 17. yüzyılın başlarında Açe Sultanlığı ciddi bir güç haline gelmişti. Ancak 16. yüzyılın sonlarında zayıflamaya başlayan Osmanlıların Hint Okyanusu ile ilgilerini kesmeye başlamaları üzerine Malay Alanı diğer Avrupalı sömürgecilerin de hedefi haline gelecekti.
4-Malay hedef alanını Fransız, Hollanda ve İngilizlerin işgali
Doğulu son süper güç olan Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve Avrupa’daki mücadelede de Portekizlilerin kaybetmesi üzerine Fransızlar ve Hollandalılar Malay Alanı’nda faaliyete başlayacaklardı. Portekiz’in güçten düşmesi döneminde, Doğu Afrika kıyılarındaki Reunion ve Madagaskar adalarını 1642’de ele geçiren Fransızlar, 1664’te Doğu Hindistan Şirketi’ni (Compagnie des Indes Orientales) kurarak Hint Okyanusu etrafında sömürgeciliklerine hız vermişlerdi. Bu şirket sayesinde Fransızlar Güney Hindistan’da Pondiçeri, Karikal, Yahaon, Masulipatam, Çandernagor ve Surat’a yerleşmişler ancak Malay Alanı’na girişte pek başarılı olamamışlardı.
Portekizlilerin Malay Alanı’ndaki takipçileri ise Hollandalılar olmuştu. 1600’de Maldivleri işgal eden Hollandalılar, 1602’de Batı Hindistan ve 1621’de de Doğu Hindistan şirketlerini kurarak sömürgecilik faaliyetlerine başlamışlardı. Batı Hindistan Şirketi’nin faaliyet alanı bugünkü Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Seylan ve civarı olurken, Doğu Hindistan Şirketi ise Endonezya, Malezya, Avustralya ve civarlarını kapsamaktaydı. 1619’da Cava Denizi’ne yerleşen Hollandalılar, Cava Adası’nın batı kısmında olan Banten’i işgal etmişler, Sunda Boğazı’nı kontrole almışlar ve Batavia’yı (Jakarta) kurmuşlardı. Sumatra Adası’nın kuzeyinde bulunan Açe Sultanlığı, Osmanlıların yardımları sayesinde Hollandalıların işgaline direnmiş ancak Hollandalılar, Portekizlilerin elindeki Malaka’yı 1641’de ele geçirmişler ve 1795’e kadar ellerinde tutmuşlardı. 1665’te de Borneo Adası’na kuzeyden girmeye başlamışlardı. Malay Alanı’nı işgal ve nüfuzu altına alan Hollandalılar, Batı ve Kuzey Avustralya’yı da işgal etmişlerdi. Jakarta’yı kendilerine merkez yapan Hollandalılar, bütün Malay Alanı’na hâkim olmaya çalışmışlardı. Malay Alanı’nı merkez alarak etrafında da gittikçe güçlenen Hollandalıların bu mutlak üstünlüğüne İngilizler son vereceklerdi.
XVII. yüzyılın başlarında Portekizlilerin zayıflaması üzerine Hint Okyanusu’na adım atan İngiltere, 1600’de Doğu Hindistan Şirketi’ni kurmuş, 1612 yılında Hint Okyanusu’na girmişti. İngilizler, İngiliz-Fransız rekabeti neticesinde 1763’te imzalanan Paris Antlaşması ile Hint Okyanusu ve çevresindeki üstünlüklerini tescillemişlerdi. Bir numaralı küresel güç haline gelen İngilizler, Malay Alanı’na yönelmişler ve Malaka Boğazı’nın Hint Okyanusu çıkışındaki bugünkü Malezya’daki Penang’ı 1786’da işgal etmişlerdi. İngilizler, 1818’de Hollandalıların elindeki Malaka’yı ve 1824’te Malaka Boğazı’nın doğu ucundaki Singapur’u işgal etmişlerdi. Singapur’a ayrı bir önem veren İngilizler, 1826’da burada bir Boğazlar Hükümeti kurmuşlar ve bugünkü Malezya’nın tamamını nüfuzları altına almışlardı. Böylece doğu-batı ticaret yolunu kontrol altına almış olan İngilizler, burayı bir askerî karargâh olarak da kullanmışlardı. Oluşan bu statüye göre, Malay Alanı’nın kuzeyini yani Malezya, Singapur ve Brunei’yi İngilizler, güneyini yani bugünkü Endonezya’yı ise Hollandalılar kendilerine sömürge yapmışlardı. Malaka Boğazı Kilitmekânı’nın batı çıkışının kontrolünde büyük öneme sahip Nikobar ve Andaman Adaları’nı kendi sömürgesi olan Hindistan’a bağlayan İngilizler, bu kilitmekânı denizden de sağlama almaya çalışmıştı. Sunda ve ikinci derecedeki diğer kilitmekânlar ise Hollandalıların elinde kalmıştı. Bu durum İkinci Dünya Savaşı’na kadar devam etmişti.
5- İkinci Dünya Savaşı sürecinde Japonların Malay Hedef Alanı’nı işgali
Birinci Dünya Savaşı sonunda elde ettikleri ile memnun olmayan Japonlar, 1927’den itibaren Doğu Asya’da yayılma siyasetine başlamışlardı. Çin’in sahil topraklarını ele geçiren Japonlar, Malaka Boğazı’ndaki Kuala Lumpur ve Singapur’u işgal etmişlerdi. Malay Alanı’nın en önemli kilitmekânı Malaka Boğazı’nı ele geçiren Japonlar, İngilizleri de bölgeden uzaklaştırmışlardı. Malay Alanı’na tamamen hâkim olmak isteyen Japonlar, 8 Mart 1942’de bugün Endonezya sınırları içinde olan Cava Adası’nı Hollandalılardan alarak Malay Alanı’na iyice yerleşmişlerdi. Sunda Kilitmekânı’na hâkim olan Japonlar hem Avustralya hem de Hint Okyanusu istikametinde yayılmaya devam etmişlerdi. İngiliz ve Hollandalılara büyük darbe indiren Japonlar, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına kadar Malay Alanı’nın en büyük gücü olmuşlardı. Kısacası Japonlar, Çin’in Turani milletlerden oluşan kuzey kısmının işgali ile başlamış, Çin’in sahil şeridinin bir kısmını tamamen işgal etmiş, bir kısmının da limanlarında kontrolü sağlamış ve Malay Stratejik Hedef Alanı’na girmişlerdi. Hem Malay Alanı’nı hem de bunun kuzeyindeki Filipinler, Vietnam, Kamboçya, Laos, Tayland ve Myanmar’ı kontrol altına almışlar ve 1942’de en geniş sınırlarına ulaşmışlardı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD, Malay Alanı’na yerleşecek, daha sonra da rekabet SSCB ile ABD arasında yaşanacaktı.
6- Malay Alanı’nın ABD nüfuzuna girmesi
II. Dünya Savaşı sırasında, Japonların 8 Aralık 1941’de Pearl Harbor saldırısından sonra harekete geçen ABD, Midway Adası Muharebesi’nde 4-7 Haziran 1942’de Japonları yendikten sonra Japonya’ya saldırmadan önce 19-20 Haziran 1944’te gerçekleşen Filipin Denizi Muharebesi’nde zafer kazanarak Malay Alanı’nda Japonya’nın zayıflamasını sağlamıştı. Bundan sonra ABD, Büyük Okyanus'ta, Guam Adası'nın güneybatısında, Japonya ve Endonezya arasında, iki ülkeye de aşağı yukarı eşit uzaklıkta yer alan Mariana Çukuru’na yönelmişti. ABD, Haziran-Kasım 1944 tarihleri arasında Japonlara karşı Mariana ve Palau Adaları’na yönelik stratejik bir harekât gerçekleştirmişti. Arkasından da Japonya’nın güney adalarından Okinawa’ya 1 Nisan 1945 - 23 Haziran 1945 arasında başarılı çıkarma ile II. Dünya Savaşı’nın bitiş aşamasını sağlamıştı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1945’te Endonezya ve 1946’da Filipinler’in bağımsız olması Malay Alanı’nda yeni bir dönemi başlatmıştı. Malezya 1963’e ve Singapur ise 1965’e kadar İngiliz sömürgesi olarak kalmıştı. Bu arada savaş sonrasında ABD-Sovyet Rus rekabetinin tamamen ortaya çıkmasını sağlayan Kore Yarımadası’nın ikiye ayrılması ve Mao önderliğinde kurulan Çin Halk Cumhuriyeti’nin 14 Şubat 1950’de SSCB ile bir İttifak ve Dostluk Anlaşması imzalaması, Doğu Asya’da bütün dengeleri değiştirmişti. Küresel rekabetin en büyük aktörleri olan ABD ve Sovyet Rusya’nın çatışma alanlarından birisi de Malay Hedef Alanı olacaktı. Komünistlere karşı Malay Alanı’na iyice yerleşmek isteyen ABD, İngiliz sömürgesi olan Malezya sayesinde Malaka Boğazı’nı kontrol etmekte zorlanmamış ancak Endonezya’da etkin olması daha uzun süre almıştı. İkinci Dünya Savaşı sonunda, Hollanda’dan bağımsızlık kazanma aşamasında ABD ve İngiltere Endonezya’nın bağımsızlığını desteklemiş ancak 1949’da bağımsızlığı kabul edilen Endonezya’nın Çin Halk Cumhuriyeti ve Bağlantısızlar ile iş birliğine yönelmesi, ABD’yi zor durumda bırakmıştı. Zira tam bu sırada Komünist Çin ve Sovyet Rusya, Güneydoğu Asya’yı ele geçirmek için harekete geçmişlerdi. Böylece ABD ile SSCB ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında Vietnam veya daha geniş manada Çinhindi Savaşı (1 Kasım 1955 – 30 Nisan 1975) başlamıştı. Malay Alanı’nda büyük bir nüfuz mücadelesi yaşanmış ve belirleyici ülke olan Endonezya’ya ABD ayrı bir önem vermişti. 1966’da ABD’nin desteklediği Suharto’nun Endonezya’da iktidara gelmesi Malay Alanı’nda ABD nüfuzunun yerleşmesi ile neticelenmişti. Bu tarihten itibaren ABD, Malay Alanı’nı merkez kabul ederek 1967’de ASEAN’ı (Association of Southeast Asian Nations / Güneydoğu Asya Milletleri Teşkilatı) kurdurmuştu. Bangkok’ta kurulan bu teşkilatın üyeleri; Endonezya, Malezya, Filipinler, Tayland ve Singapur’dan oluşmaktaydı. ASEAN’ın kuruluş amacı, Vietnam Savaşı döneminde komünist olmayan Güneydoğu Asya ülkeleri arasında iş birliğini güçlendirmekti. Böylece ABD, her ne kadar Vietnam Savaşı’nda başarı sağlayamasa da ASEAN sayesinde Malay Alanı ile Malaka ve Sunda Kilitmekânları’nı kontrol altına almıştı. ÇHC’nin Sovyet Rusya’dan uzaklaşması ile Malay Alanı’ndaki Sovyet ve Çin müdahalesi de sona ermiş, tek küresel güç olarak ABD kalmıştı.
7- Malay Alanı’nda ABD kontrolü ve ÇHC’nin Malay Alanı’na giriş teşebbüsleri
ABD, 1960’larda Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkileri yumuşatmış, 25 Ekim 1971’de de ÇHC’nin BM’ye kabul edilmesini benimsemişti. Ancak 1978’den itibaren iktisadi alanda gelişme gösteren ÇHC, Doğu Asya’da ABD’yi rahatsız etmeye başlamıştı. ÇHC’nin Güney Çin Denizi’ne suni adalar yaparak askerî olarak da yerleşmeye başlaması, aynı zamanda Malay Alanı’na yerleşme hedefini de ortaya koymuştu. Doğu-Batı denizyolunun geçtiği Malay Alanı esas itibariyle ABD’nin nüfuz ve kontrolü altında bulunmaktadır. ÇHC, ABD’nin üstünlüğünü yıkmak için iktisadi alanda hamleler ortaya koymaya başlamıştır. Bunlardan biri de ÇHC Devlet Başkanı Şi Cinping’in Kazakistan ve Endonezya’ya yaptığı seyahatler sırasında ilan ettiği Bir Kuşak Bir Yol projesidir. Bu projenin deniz ayağı; Çin - Güney Çin Denizi - Malaka Boğazı (Endonezya/Malezya) - Aden (Yemen) - Süveyş (Mısır) - Venedik (İtalya) hattını ifade eden “21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu”dur. ÇHC Başkanı Şi’nin bu projeyi Malay Alanı’nda ve Güneydoğu Asya’da, ayrıca Avustralya’da en belirleyici ülke olan Endonezya’da açıklaması büyük öneme haizdir. İngiliz ve Hollandalıların Malay Alanı’nda zenginleştirdikleri Çinlilerden de faydalandığı görülen ÇHC’ye karşı ABD’nin her alanda ciddi tedbirlere yönelmemesine imkân yoktur. ASEAN ülkeleri ile de iyi ilişkileri bulunan ABD, Doğu Asya’daki Çin Denizi’nin güneyinde 2012’den itibaren yapay ada oluşturarak Güneydoğu Asya’ya nüfuz etmeye çalışan ÇHC’ye karşı askerî güç kullanmaktan bile çekinmeyeceğini belirtmektedir. ÇHC’nin bu hamlesi, buradaki haklarını kaybetmek istemeyen Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan tarafından tepkiyle karşılanmaktadır. ABD de ÇHC’ye karşı bu ülkeleri desteklemektedir. Malay Alanı ve Doğu-Batı deniz yolunu da hedef alan ÇHC’nin bu teşebbüsüne ilişkin olarak ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, 29 Mayıs 2018’de, “Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki adaları askerîleştirmesine karşı koyacaklarını” açıklayarak ABD’nin tavrını netleştirmişti. ABD’nin Çin’e karşı başlattığı iktisadi savaşın, Malay Alanı’nda faaliyet gösteren şirketlere de yansıdığı dikkate alınmalıdır. Malay Hedef Alanı’nın; ABD ile küresel güç olmak isteyen ÇHC arasında şiddetli rekabete sahne olacağı anlaşılmaktadır. Zaten ABD yönetimi de bunu açıktan ifade etmeye başlamıştır. Mesela 24-25 Şubat 2020’de Hindistan’a yaptığı ziyarette Başkan Trump, “ABD, Hindistan, Avustralya ve Japonya’nın ortak güvenlik girişimini yeniden canlandırdığını” belirterek iş birliğinin “terörle mücadele, siber güvenlik ve deniz güvenliği konularında genişletileceğini” söylemişti. Ayrıca Trump, “Birlikte egemenliğimizi, güvenliğimizi koruyacağız, çocuklar ve gelecek nesiller için özgür ve açık bir Hint-Pasifik bölgesi oluşturacağız” demiştir. Trump’ın bahsettiği ülkeleri bir çizgi ile birleştirdiğimizde tam ortada kalan coğrafya da Malay Hedef Alanı’dır.
ÇHC’nin Malay Stratejik Hedef Alanı’na girme teşebbüslerine karşı ABD’nin çok ciddi olduğunu askerî alanda yaptığı düzenlemelerden de anlamaktayız. ÇHC’ye karşı yeni bir strateji uygulamaya koyan ABD, Müşterek Muharip Komutanlıklarında yeni düzenlemeler yaparken, 1 Ocak 1947’de kurulmuş olan Pasifik Komutanlığı’nın faaliyet alanını değiştirmişti. ABD, 30 Mayıs 2018’de Pasifik Komutanlığı’nı Hint-Pasifik Komutanlığı olarak yeniden düzenlemişti. Merkezi Hawaii’de bulunan Hint-Pasifik Komutanlığı, ÇHC’yi doğu ve güneyden çevrelediği gibi Hint ve Pasifik okyanusları arasında kalan Malay Alanı’nı da faaliyet sahası içine almıştı. Esasında iki okyanusta birden askerî faaliyet yapmak isteyen ABD için Endonezya tam merkezi bir konumda bulunmaktadır.
Hint-Pasifik Komutanlığı esas itibariyle ÇHC’ye karşı hazırlıklar yaparken Malay Alanı’na ayrı bir önem vermektedir. Bunun en son göstergesi de 13 Nisan 2026’da imzalanan ABD-Endonezya Askerî İşbirliğinin Derinleştirilmesi Anlaşması olmuştu. Bu anlaşma ile askerî kapasitelerin modernizasyonu, seçkin birliklerin ortak eğitimi, denizcilik ve otonom alanlarda yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesine odaklanılması kararlaştırılmıştı. ABD’nin Endonezya üzerinden askerî uçuşlarına izin verilmesine ilişkin önerisi, Endonezya tarafından egemenliğe aykırı görülerek anlaşmaya dâhil edilmemişti. Ancak askerî kapasitenin modernizasyonu ve denizcilik alanında iş birliği üzerinden Endonezya’nın ABD ile askerî iş birliğini kabul ettiği görülmektedir. Zaten ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin’in, bu anlaşma ile ikili ilişkilerin kapsamının “savunma iş birliği ortaklığı” düzeyine yükseltildiğini açıklamaları da bunun ispatı niteliğindedir. Endonezya’nın kuzey ve güneyinde bulunan Filipinler ve Avustralya’nın ABD ile resmî anlaşmalara dayalı karşılıklı savunma yükümlülüğü olan müttefikler olduğu nazara alınırsa, ABD-Endonezya Savunma İşbirliği Ortaklığı’nın önemi daha iyi kavranacaktır. Her ne kadar Endonezya’nın yeni kapsamlı savunma iş birliği ortaklığı statüsü karşılıklı savunma yükümlülüğü içermese de, Endonezya’nın Hint ve Pasifik okyanusları arasında Filipinler-Endonezya-Avustralya blokunun inşasına hizmet edeceği anlaşılmaktadır. Bu da ABD’nin Hint-Pasifik Müşterek Muharip Komutanlığı için hayati öneme sahiptir.
Sonuç
Doğu-Batı ticaret yolları üzerinde önemli bir mevkiye sahip olan Malay Hedef Alanı, 13. yüzyıldan itibaren küresel güçlerin hedefi haline gelmeye başlamıştır. Doğu-Batı ticaret yolunun geçtiği Malaka ve Sunda Kilitmekânları’nın bulunduğu bu alana ilk Batılı sömürgeci küresel güç olan Portekizlilerin işgallerine karşı Müslüman kimlikleriyle Açeliler direnmiş ve o dönemde doğunun son küresel gücü olan Osmanlılardan da yardım istemişlerdi. Daha sonra Hollandalılar ve İngilizlerin sömürgesi haline getirilen Malay Hedef Alanı, İkinci Dünya Savaşı akabinde ABD’nin kontrolü altında bulunmaktadır. Bu alan günümüzde ABD ile ABD karşıtlarının desteklediği ÇHC arasında kıyasıya bir rekabete sahne olmaktadır. Doğu-Batı ticaret yolunun, günümüzde ÇHC’nin Bir Yol Projesi’nin geçtiği Malaka ve Sunda gibi iki önemli kilitmekânın bulunduğu Malay Alanı’nı büyük ölçüde kontrol eden ABD, küresel hâkimiyet için bunu sürdürmek mecburiyetindedir. Zira ABD’nin, ÇHC’nin yolunu daha fazla ilerlemeden keseceği en uygun yer Malaka ve Sunda kilitmekânlarıdır. Bu çerçevede ABD’nin 2018 yılından itibaren uygulamaya koyduğu yeni stratejinin bir yansıması olarak Pasifik Müşterek Muharip Komutanlığı, Hint-Pasifik Müşterek Muharip Komutanlığı haline getirilmiştir. ABD, Filipinler ve Avustralya’dan sonra Endonezya ile de savunma iş birliği anlaşması imzalayarak ÇHC’ye karşı askerî alanda da Malay Alanı’ndaki nüfuzunu kuvvetlendirmiştir. ABD’nin, en kalabalık Müslüman ülke olan Endonezya ile bu yeni ilişkisi, ÇHC’yi çevreleme konusunda Soğuk Savaş döneminde Sovyet Rusya’ya karşı başarıyla uyguladığı gibi Asya Müslüman Hilali üzerine yoğunlaşacağının bir göstergesi olmalıdır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish