28 Şubat’ta başlayan savaşın neredeyse 3. ayına gelindi. Bir-iki haftada biter diye hesaplanmış bir savaş şimdi çok boyutlu ve küresel nitelikli etkileriyle dünya gündeminde; ama en çok ABD içinde tartışılıyor.
Bu 2026 İran Savaşı’na bütüncül olarak ABD içinde bakmak istedim; yasal konular, sektörlere ve halka etkileri, politik yaklaşımlar ve sonuçta Trump iktidarının bu şartlarda hangi seçeneklere sahip olduğu hususu.
ABD yasalarına göre İran ile tam kapsamlı bir savaş (savaş ilanı veya uzun süreli askeri operasyon) genel olarak yasal değildir ve Kongre onayı olmadan "uygun" sayılmaz. Ancak pratikte başkanlar geniş yorumlarla hareket edebiliyor ve bu tartışmalı bir konu.
Yasal dayanaklar açısından savaş
Savaş Kongre'nin yetkisindedir. ABD Anayasası'nın 1. Maddesi, 8. Bölümü'ne göre sadece Kongre savaş ilan edebilir. Bu, savaş kararını tek bir kişiye (başkan) bırakmamak için tasarlanmış bir fren mekanizması. Başkan'ın yetkisi ne kadar? 2. Madde ile başkan "Başkomutan" olarak acil savunma durumlarında (ani saldırı veya yakın tehdit) sınırlı askeri eylem başlatabilir. Ancak uzun süreli veya geniş çaplı operasyonlar için Kongre onayı gerekir.
Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail operasyonları (nükleer tesislere vuruşlar vb.) Kongre onayı olmadan başlatıldı. Birçok hukukçu bunu Anayasa'ya aykırı buluyor, çünkü İran'dan ABD'ye doğrudan "yakın silahlı saldırı" kanıtı yoktu. Bu, "saldırgan savaş" olarak nitelendiriliyor.
Bir ayrıntı: Yasalar için “zafer” elbette gerekli bir retorik. Burada ifade ettiğim zafer söylemi aldatmasın, politikacılar ve yasa koyucular için bu aranan bir söylemdir, her ne kadar sübjektif de olsa. Muhasebeyi kapatmak için bu retorik kullanışlıdır.
Savaş Yetkileri Düzenlemesi (WPR, 1973) açısından durum nasıl? Başkan, askeri güçleri "düşmanlık" bağlamında bir çatışmaya soktuğunda 48 saat içinde Kongre'ye bildirmek zorunda. 60 gün (gerekirse 30 gün daha uzatma) içinde Kongre onayı almazsa güçleri geri çekmek zorunda. Onay yoksa savaş bitmeli.
2026 İran Savaşı durumu nasıl? Operasyonlar başladıktan sonra bildirim yapıldı, ama Kongre onayı yok. 60 gün geçtiğinde (Mayıs 2026 civarı) ateşkes argümanıyla "düşmanlık bitti" denildi, ancak eleştirmenler bunu "zorlama yorum" olarak görüyor. Demokratlar, Savaş Yetkileri Düzenlemesi ile operasyonları durdurmaya çalıştı, ama Cumhuriyetçi çoğunluk engelledi. Bazı Cumhuriyetçiler bile sınırlı Askeri Güç Kullanımına İzin Verilmesi önerdi.
Askeri Güç Kullanım Yetkisi (AUMF) önemli bir yasal düzenleme. 2001 (9/11 sonrası) ve 2002 (Irak) AUMF'leri İran için doğrudan geçerli değil; bunlar El Kaide ve Saddam'a odaklanıyor. Geniş yorumlarla kullanılsa da hukukçular İran'a uymadığını söylüyor. Yeni bir AUMF (örneğin 2026 önerileri) olmadan tam savaş yasal değil. Kongre'de sınırlı yetki veren tasarılar tartışılıyor ama genel onay yok.
ABD yasaları uluslararası anlaşmaları (örneğin BM Şartı Madde 2-4: Kuvvet kullanımı yasağı) da dikkate alır. BM Şartı'na göre sadece “meşru müdafaa” veya BM Güvenlik Konseyi onayı ile savaş yasal olur. İran'ın doğrudan saldırmadığı durumda "önleyici" vuruşlar çoğu uzmana göre yasadışı.
İran Savaşı yasal mı? Yasallık olarak uygun değil, Kongre onayı olmadan büyük ölçekli savaş Anayasa ve Savaş Yetkileri Düzenlemesi’ne aykırı. Birçok hukukçu bunu "açıkça yasadışı" buluyor. Ama pratikte işler değişir. Başkanlar (Trump dahil) Madde-II yetkisini geniş yorumluyor ve Kongre nadiren engelliyor (siyasi bölünme yüzünden). Mahkemeler genellikle "politik soru" diyerek karışmıyor.
2026 bağlamında operasyonlar devam ediyor ama tam "savaş" tanımı tartışmalı; ateşkes ve sınırlı eylemlerle yasal gri alanda tutulmaya çalışılıyor. ABD yasalarına göre Kongre olmaksızın İran savaşı uygun değil. Bu, kurucu babaların tasarladığı dengeye aykırı.
Savaşın uzaması açısından inceleme
Eğer İran Savaşı uzarsa (yani ateşkes bozulur veya düşük yoğunluklu çatışmalar devam ederse), Trump ve Cumhuriyetçi Kongre’nin muhtemel planı şu şekilde şekilleniyor (Mayıs 2026 itibarıyla güncel gelişmelere göre):
Sınırlı AUMF (Askeri Güç Kullanım Yetkisi) ile yasal dayanak yaratmak nasıl olur? Trump, Savaş Yetkileri Düzenlemesi’nin 60 günlük süresini (Mayıs 2026 başı) “ateşkesle düşmanlık bitti” diye geçiştirmeye çalışıyor. Ancak savaş uzarsa, bazı Cumhuriyetçi senatörler (Murkowski, Collins, Curtis, Tillis vb.) sınırlı ve zamanlı bir Askeri Güç Kullanım Yetkisi talep ediyor. Örneğin, Temsilci Tom Barrett’in önerdiği Askeri Güç Kullanım Yetkisi: 90 günlük yetki, nükleer program ve vekilleri hedefleme odaklı, kara kuvveti yasağı, ulus inşası yok, kesin bitiş tarihi (Temmuz 2026 gibi). Amaç belli, Kongre’nin Anayasa’daki rolünü “geri alma” görüntüsü verip, savaşı yasal gri alandan çıkarıp Trump’a esneklik sağlamak. Tam savaş ilanı değil, dar kapsamlı yetki.
Çoğunluk bir çıkış stratejisi ve diplomasi odaklı “anlaşma” arayışı üzerinde mutabık. Trump’ın önceliği İran’la müzakere (konular; nükleer anlaşma, füze programı, vekillerin durdurulması). Savaş uzarsa baskıyı artırıp “iyi bir anlaşma” için zorlama. Maliyetler (milyarlarca dolar), petrol fiyatları, borsa dalgalanması ve 2026 ara seçimleri baskısı nedeniyle “hızlı bitiş” isteniyor. “Kısa ve ezici zafer” retoriği devam eder, ama pratikte “yavaş yavaş azaltma”. Hedefler ne? İran’ın nükleer tesislerini daha fazla etkisizleştirmek, donanma/füze yeteneklerini yok etmek, vekilleri zayıflatmak. Rejim değişikliği retoriği var, ama gerçekçi planı yok; daha çok “davranış değişikliği” için baskı söz konusu.
Kongre dinamiği belli. Cumhuriyetçiler bakımından, çoğunluk Trump’ı destekliyor ama sabır azalıyor. Savaş uzarsa ek fon onayı tartışmalı olur; bazıları kısıtlı Askeri Güç Kullanım Yetkisi ile “kontrollü devam” ister. Ara seçim zamanı yaklaşırken “sonsuz savaş” istemiyorlar. Demokratlar ise sürekli Savaş Yetkileri Düzenlemesi ile oy zorluyor (haftalık denemeler), savaşı “illegal” ilan ediyor. Uzarsa mahkeme yolu bile tartışılıyor ama Cumhuriyetçi çoğunluk engelliyor. Genel olarak Kongre denetimi zayıf kalıyor; Trump Madde-II yetkisini geniş yorumlamaya devam eder.
Savaş uzarsa gerçekçi senaryo ne olur? Kısa vadede daha fazla hava/deniz taarruzları ve diplomatik baskı (Çin, Avrupa üzerinden) olur. Orta vadede, Sınırlı Askeri Güç Kullanım Yetkisi geçerse yasal koruma ve “başarı” ilan edip çekilme düşünülür. Uzarsa maliyet ve siyasi bedel artar, ateşkes arayışı hızlanır. Risk ne? Tam yetki almadan devam etmek Anayasa’ya aykırı eleştirileri büyütür; ancak mahkemeler genellikle karışmıyor (“politik soru”).
Sonuçta şöyle, Trump-Kongre ikilisi sınırlı, zamanlı yetki ve diplomasi kombinasyonuyla savaşı kontrol altına almayı planlıyor. Tam ölçekli uzun savaş yerine “kazanıp çıkma” stratejisi ağır basıyor, çünkü siyasi ve ekonomik maliyetler yüksek.
Olası senaryolar
Trump’ın önceliği “zafer ve hızlı çıkış” ile “iyi bir anlaşma”. Savaşın uzaması siyasi/maliyet riski taşıyor (ara seçimler, petrol fiyatları, borsa). En muhtemel ve Trump’a fayda sağlayabilecek alternatif senaryolar şunlar:
1. Kısa ve yoğun ek vuruş ile iran’ın taviz vermesi (en favori senaryo)
Trump’ın şu anki stratejisi bu olsa gerek. “Saat işliyor, anlaşma olmazsa hiçbir şey kalmaz” tehdidi var. Pentagon’un hazırladığı yeni taarruz planları (nükleer tesisler, enerji altyapısı, köprüler, güç santralleri) devreye sokulabilir. Neden Trump’a uyar? “Son darbe” ile nükleer programı daha fazla geriletir, Hürmüz’ü açtırır, İran’ı masaya “yenik” oturtur. Sonra “ezici zafer” ilan edip anlaşma yapar. Bu, Savaş Yetkileri Düzenlemesi gri alanını kapatır ve “barış getiren başkan” imajı verir. Risk ne? İran misilleme yaparsa uzar, ama Trump bunu “onların hatası” diye kullanır.
2. Zayıf/istikrarsız ateşkes ve “zafer” ilanı
Mevcut ateşkes “hayatta kalma desteği”nde. Trump zaten Kongre’ye “çatışma bitti” dedi. Savaş düşük seviyede sürse bile “hedeflerimize ulaştık” diyebilir. Avantajı ne? Tam anlaşma olmadan da “kazandık” retoriği. Rejim değişimi retoriğini canlı tutar, ama kara harekâtı veya uzun işgal olmadan çıkar. Kongre’den ek yetki almadan devam eder. Raporlara göre bu, maliyetleri düşürür ve Trump’a “sorun çözüldü” görüntüsü verir.
3. Rejim zayıflaması veya iç çöküş
Trump ve Netanyahu daha önce rejim değişikliği sinyali verdi (liderlere çağrı, muhalefete destek). Kürt gruplar veya iç protestolar üzerinden dolaylı baskı beklentisi dile getirildi, onlara silah verildi. Bunun Trump’a yararı olur mu? İran’ı uzun vadede “tehdit olmaktan” çıkarır. Uzun vade, uzun çalışma… Ama doğrudan desteklemez; “İran halkı kendi kararını verdi” der. Riskli çünkü kaos çıkabilir (vekiller güçlenir).
4. Çin/arabulucular aracılığıyla “yüzünü kurtaran” anlaşma
Trump, Çin ziyareti sonrası baskı yapıyor. Çin’in İran’a “anlaş” demesiyle Hürmüz açılır, nükleer sınırlama ve yaptırımlar gevşetme karşılığı anlaşma. Neden iyi? “En iyi anlaşma” diye pazarlar, ekonomik yükü paylaşır. Tam teslimiyet değil, “karşılıklı kazanç” görüntüsü.
Trump’ın genel tercihi ne? Uzun savaş değil, “kısa, ezici operasyon ve anlaşma veya zafer ilanı”. Savaş uzarsa Cumhuriyetçi Kongre’de sabır azalır (bazı senatörler Askeri Güç Kullanım Yetkisi veya çekilme baskısı yapıyor), ekonomik maliyetler (petrol, savaş harcamaları) artar.
Son bir saldırı mümkün mü?
18 Mayıs 2026 itibarıyla yeni bir ABD saldırısı olasılığı oldukça yüksek ve somut. Ateşkes “hayatta kalma desteği”nde ve her an bozulabilir.
7 Mayıs 2026’da ABD zaten vurdu. Güney İran ve Tahran’daki askeri hedeflere hava saldırıları düzenlendi (Hürmüz Boğazı civarı çatışmalar sonrası “meşru müdafaa” gerekçesiyle). Trump “ateşkes hâlâ geçerli” dedi, ama İran ihlal olarak nitelendiriyor. Trump’ın tutumu nasıl? İran’ın son barış teklifini “çöp” ve “tamamen kabul edilemez” diye reddetti.
“Saat işliyor”, “nükleer saat tik tak ediyor” ve “anlaşma olmazsa tam yıkım gelecek” tehditleri savuruyor. Yeni vuruş planları masada (köprüler, enerji santralleri, nükleer kalıntılar). Hürmüz krizi devam ediyor. İran, bu boğazı büyük ölçüde kapalı tutuyor, ABD deniz ablukası uyguluyor. Son günlerde tankerlere ateş açıldı, karşılıklı uyarılar var. Bu düşük yoğunluklu çatışma her an genişleyebilir.
Yüksek risk durumu var. Trump’ın ültimatomları ve Pentagon’un hazırlıkları nedeniyle “son büyük vuruş” veya sınırlı yeni hava/deniz operasyonları bekleniyor. Netanyahu da “savaş bitmedi, zenginleştirilmiş uranyum çıkarılmalı” diyor.
Tetikleyiciler neler? İran’ın nükleer faaliyetlerine devam etmesi veya yeni misilleme. Hürmüz’de yeni bir tanker/kaza. Diplomatik yolda ilerleme olmaması (Pakistan/Umman arabuluculuğu tıkanmış). Bu durumda Trump’ın tercihi açıklanabiliyor: “Ezici havadan taarruz ve anlaşma”. Ama uzarsa yeni yasal baskılar artar.
Sonuçta ateşkes çok kırılgan; bugünlerde veya çok yakın zamanda yeni ABD saldırısı olasılığı gerçek ve yüksek. Trump “diplomasiye şans veriyoruz” dese de askeri seçenek masada ve “saat işliyor” diyor. Trump’a en çok “son vuruş ve anlaşma” veya “zafer ilan edip ateşkes” yarar. Bunlar yasal gri alanı kapatır, mirasını güçlendirir ve “sonsuz savaş” eleştirisini önler.
Ekonomik gerekçeler
ABD ekonomisi ve sektörler açısından İran savaşı mümkün olduğunca kısa sürede (haftalar içinde), Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam açılması ve sınırlı bir anlaşma ile bitmeli. Uzun sürmesi (aylar veya 2026 sonuna kadar) enflasyon, tüketici harcamaları ve büyüme üzerinde kalıcı hasar yaratır.
Yakıt ve enerji ilk sıradaki mesele. Brent ham petrol yaklaşık 105-107 dolar/varil (savaş öncesine göre %44 artış). Ulusal ortalama benzin yaklaşık 4.48-4.50 dolar/galon (savaş öncesinde yaklaşık 2.98 dolar idi, %50 artış). Dizel yaklaşık 5.50 dolar/galon. Jet yakıtı ve nakliye maliyetleri de sert yükseldi. Bu, tüketici harcamalarını doğrudan vuruyor (seyahat, günlük ulaşım).
Enflasyon düşündürücü. Enerji maliyetleri nedeniyle Nisan’da tüketici fiyatları sıçradı; yıllık enflasyon 2-3 yılda en yüksek seviyede. Başlık enflasyonu 0.6-1.1 puan arttı, çekirdek enflasyon 0.2-0.3 puandan fazla artabilir (Hürmüz kapalı kalırsa). Dallas Fed ve diğer modeller, 2026 boyunca kalıcı etki öngörüyor.
Tarım ve gıda alanında zil sesi duryuluyor. Dizel ve gübre (özellikle üre/amonyak) maliyetleri arttı. Hürmüz üzerinden gelen gübre arzı kesintiye uğradı; çiftçiler için girdi maliyetleri %20-30 fazlası yükseldi. Nakliye (kamyon, gemi) pahalandığı için market fiyatları (et, süt, sebze) önümüzdeki aylarda yükselecek. ABD çiftçileri zaten marj baskısı altında.
Değişik sektörler kıvranmaya başladı. Örneğin nakliye/lojistik; Amazon, FedEx gibi firmalar yakıt ek ücret ekledi; mal taşıma maliyetleri arttı. İnşaat ve üretim ileriye bakmak istiyor; çelik, alüminyum, çimento gibi enerji-yoğun girdiler etkilendi. Tüketici ve büyüme hesapları düşündürücü; harcama azalıyor, mortgage ve borç maliyetleri dolaylı etkileniyor.
GSYİH büyümesi 2026’da 0.3 puan yavaşlayabilir; resesyon riski artıyor. Savaşın maliyeti çok yönlü: Pentagon’a göre şimdiye kadar yaklaşık 25-29 milyar dolar; ek bütçe talepleri 200 milyar dolar fazlası seviyesinde. Bu, savunma harcamalarını şişiriyor.
Ekonomik Açıdan En İyisi ne? Elbette hızlı çıkış ve Hürmüz’ün açılması ilk akla gelen. En kritik nokta. Boğaz’ın tam açılması petrol arzını normale döndürür ve fiyatları hızla aşağı çeker (Trump’ın “zafer ve anlaşma” senaryosu). Kısa süreli (1-3 ay) kapanıklık bile 2026 boyunca yüksek fiyatlara yol açıyor; 3 aydan fazlası felaket olur.
Sınırlı anlaşma hala mümkün, ama masaya bağlı. Nükleer/askeri tavizler ve yaptırımların kısmi gevşetilmesi. Tam rejim değişikliği veya uzun işgal yerine “davranış değişikliği” odaklı anlaşma. Bu, belirsizliği azaltır ve piyasaları rahatlatır.
Bunlar ne zaman sonuç vermeli? Mümkünse Mayıs-Haziran 2026 içinde, en geç yaz ortası. Etkiler (özellikle gıda ve nakliye) 3-6 ay gecikmeli yansır; yani erken bitiş, 2026 sonu/2027’deki acıyı minimize eder. Uzarsa ara seçimler öncesi Cumhuriyetçilere siyasi maliyet artar.
Sonuç
Savaş ABD’yi doğrudan vurmasa da (iç üretim tamponu var), yakıt şoku bütün ekonomiyi (tarım, gıda, ulaşım, enflasyon) domino etkisiyle etkiliyor. En iyi senaryo: Kısa, ezici operasyon ve Hürmüz açan anlaşma ile hemen bitiş. Uzun savaş “geçici” değil, kalıcı hasar bırakır. Ekonomistler (Moody’s, Dallas Fed vb.) “ne kadar erken biterse o kadar iyi” diyor; Trump da “bitince petrol fiyatı düşer” vurgusu yapıyor.
Son bir vuruşu beklemek yerine herkes anlaşma olsun der. Ama sorun büyük, üstelik yarıda bırakılacak gibi değil: Bu İran’ın nükleer kapasitesi olsun mu? Ve Hürmüz bu İran’ın egemenliğinde mi kalsın? “Bu” dediğim ise gayet açık! İran bu mu olmalı, diye de sormadan geçmemek gerekir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish