Çin'in sino-sentrik diplomatik dominasyonu

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

Şi Cinping ile Donald Trump Pekin’deki Zhongnanhai bahçesindeki görüşme sırasında / Fotoğraf: Evan Vucci-Reuters

Şi Cinping’in Pekin’deki “çay masası” diplomasisi, 2026 Mayıs’ında çarpıcı bir gösteriye dönüştü. Donald Trump’ın ziyaretinin hemen ardından Vladimir Putin’in ağırlanması, tesadüf değildi.

Bu ardışık zirveler, Çin’in hem “rakip” hem “ortak” güçlerle aynı anda masaya oturarak pivot (merkez) rolünü pekiştirdiği yeni bir diplomatik tarzı ortaya koydu.

Trump ile ticaret ve istikrar görüşmeleri yapan Şi, Putin ile stratejik “limitsiz” ortaklıkları tazeledi. Mesaj nettir: ABD ve Rusya “savaşta” (Ukrayna ve İran bağlamında), ancak asıl büyük abi Pekin’dedir; yaramazlıklarınızı biliyorum, çayımı içmeye devam edin.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu gösteri, Çin’in uzun vadeli 2049 vizyonunun (Çin Halk Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yılı) somut bir yansımasıdır.

Uzun yıllar “ekonomik ve teknolojik gelişim” odaklı “gizli güç biriktirme” stratejisi (Deng Şiaoping dönemi), Şi altında politik bir hedefe dönüştü:

Kapsamlı ulusal güç (Comprehensive National Power, CNP) ile “büyük modern sosyalist ülke” olmak.

Ekonomi, teknoloji, politika, askeri ve kültürel unsurların füzyonu bu vizyonun motorudur.


Diplomatik dominasyonun mekanizması

Çin, klasik “haraç sistemi”nin modern versiyonunu uyguluyor. Sadakat ve ekonomik entegrasyon karşılığında fırsat, güvenlik ve kalkınma vaadi sunuyor. Rusya enerji tedarikçisi ve Batı’ya karşı tampon rolünde iken, ABD ile pragmatik “anlaşma yapıcı” rol konuşuluyor. Her iki ülke de Çin’e muhtaç: Rusya yaptırımlar nedeniyle, ABD ise ticaret ve istikrar için. Şi, Trump’a “Putin Ukrayna’da pişman olabilir” sinyalleri verirken Putin’e de “endişelenme, bağlarımız devam ediyor” güvencesi veriyor. Bu asimetrik ortaklık, Çin’i vazgeçilmez kılıyor.

Sonuçta ortaya çıkan hiyerarşik “çok merkezli” bir yapı ki bunda tam eşitlik yok. Burada çok kutuplu demiyorum. Bu kutup konusunu son gelişmeler ışığında ayrıca yazacağım. Buradaki tabloda durum ne? Çin kendi çekim alanındakilere dominasyon sağlarken, bu küresel ölçekli politikasıyla da ABD ve Rusya gibi diğer başat güçleri domine ediyor.

Çin kendi alanındaki ülkeler içinde üstte duruyor. Rusya-İran gibi aktörler ikincil halkada. Küresel Güney üçüncü halkada (BRI bağımlılığıyla). BRICS+, Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO), Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) gibi paralel kurumlar üzerinden de-dolarizasyon ve alternatif düzen inşa ediliyor.


2049 vizyonunun füzyonu

Şi’nin vizyonu, “İnsanlığın Ortak Kader Topluluğu” söylemiyle desteklenmekte ve şu küresel inisiyatiflerle somutlaşmaktadır:

  • Küresel Kalkınma Girişimi (GDI): Kalkınma odaklı işbirliği,
  • Küresel Güvenlik Girişimi (GSI): Egemenlik ve müdahale etmeme temelli güvenlik,
  • Küresel Medeniyet Girişimi (GCI): Kültürel normların Çin standartlarında yeniden tanımlanması.

15'inci Beş Yıllık Plan (2026-2030) bu füzyonu hızlandırıyor: Yüksek kaliteli büyüme, teknolojik özgüven (AI, yeşil enerji, nadir topraklar vb.), Komünist Parti liderliğinde ulusal güvenlik ve askeri modernizasyon. 2035’te “temel modernizasyon”, 2049’da küresel liderlik hedefleniyor. Füzyon içeride etkili: Ekonomik dayanıklılık artıyor, Parti kontrolü güçleniyor.


Dünyaya yeterince güven veriyor mu?

Füzyon Çin için yeterli; CNP’yi yükseltiyor ve 2049 yolunu döşüyor. Ancak küresel güven için kısmen yetersiz kalıyor.

  • Güven veren yönler: Küresel Güney’de artan cazibe (altyapı, müdahale etmeme, kalkınma odaklı yaklaşım). Uzun vadeli öngörülebilirlik (Batı’daki seçim kaosuna karşı 5 yıllık planlar). Ekonomik ve teknolojik çekim gücü.
  • Güven erozyonu yaratanlar: Otoriter model ve değer uyuşmazlığı (insan hakları, gözetim, hukuk vb.). Zorlayıcı diplomasi (ekonomik baskı, Güney Çin Denizi, Tayvan gerilimi). Borç tuzağı eleştirileri ve “revizyonist” algısı.

Pew araştırmalarına göre Batı’da olumluluk düşük kalırken, Küresel Güney’de Çin’in imajı daha olumlu. Füzyon “kazan-kazan” diye pazarlansa da pratikte hiyerarşik ve Çin-odaklı görünüyor.


Geleceğin dünya kurgusu: Pax Sinica mı?

Bu dominasyon, sino-sentrik hiyerarşik bir hibrit dünya getiriyor. Tam hegemonya değil; Çin’in etrafında dönen, ekonomik kaldıraçla yönetilen bir sistem var ve gelişiyor. Kısa-orta vadede (2030-2035) en muhtemel senaryo: Asya’da bölgesel hakimiyet, küresel ekonomide ve teknolojide liderlik, kontrollü ABD rekabeti, Rusya’nın “küçük ortak” rolü.

Riskler de var: Tayvan krizi, sert ayrıştırma, iç ekonomik sorunlar (nüfus yaşlanması, emlak krizi) veya Batı ittifaklarının güçlenmesi füzyonu yavaşlatabilir. Çin “barışçıl yükseliş” imajını korursa kabul görür; zorlayıcı yaklaşımlar direnci artırır.


Sonuç 

Pekin’in çay masası, sadece bir gösteri değil; 21'inci yüzyılın güç mimarisini yeniden şekillendiriyor. Rusya ve ABD “yaramaz çocuklar” olarak kalırken, Şi kuralları koyuyor. Bu düzen bazıları için fırsat (Küresel Güney), diğerleri için meydan okuma (Batı). 2049’a giden yolda asıl soru şu: Çin, ekonomik-teknolojik-politik füzyonunu “güven verici” bir küresel liderliğe dönüştürebilecek mi, yoksa hiyerarşik dominasyon direnç mi doğuracak? Tarih, cevabı verecek. Ama bugünden görülen tablo, 21'inci yüzyılın merkezinin Pekin’e kaydığını işaret ediyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU