Geçen günlerde İstanbul'a resmi bir ziyarette bulunan Ermenistan Meclis Başkanı Alen Simonyan, Türkiye'deki Ermeni basınına dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Simonyan, Türkiye–Ermenistan sınırının açılma süreciyle ilgili olarak Ankara'nın dış politika otonomisini hedef alan şu iddiaları dile getirdi:
Yakın gelecekte sınırın açıldığını ve diplomatik ilişkilerin kurulduğunu göreceğimize inanıyorum. Bizim ve Türkiye tarafında her şey yapıldı... Yineliyorum, mevcut durum Azerbaycan'ın lobi etkisinden kaynaklanıyor. Türkiye bu etkinin altında.
Simonyan, kendince belirlediği bu "hassas" noktaya şu sözlerle daha fazla vurgu yaptı:
Azerbaycan, kendi lobisini kullanarak şu anda süreci engelliyor... Türkiye, bu ilişkilerin etkisi altında kalmış gibi görünüyor.
İşte Simonyan'ın asıl amacını ele veren anahtar cümle budur:
Türkiye, Azerbaycan'ın vesayeti altında.
Şüphesiz bu söylem; Ermeni düşünce kuruluşlarınca hazırlanan ve Türk kamuoyunun bilinçaltına "Azerbaycan'dan bağımsız politika izleyemeyen bir Türkiye" imajı yerleştirmeyi hedefleyen suni ve nifak odaklı bir tezdir.
Önce şu hususu netleştirelim: Azerbaycan ve Türkiye birbirinin "esiri" değil, stratejik müttefiki ve öz kardeşidir. İki ülke arasında, özellikle bölgesel güvenliği ilgilendiren konularda sarsılmaz bir koordinasyon mevcuttur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da 5. Antalya Diplomasi Forumu'nda belirttiği gibi:
Azerbaycan'la eş güdüm içerisinde komşumuz Ermenistan'la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz.
Anlaşılan Erivan, sürecin rasyonel bir diplomasiyle, adım adım değil, "koşar adım" ilerlemesini temenni ediyor.
Bu mümkün mü?
Evet!
Ancak önce Ermenistan'ın revizyonist yaklaşımlardan vazgeçerek elini taşın altına koyması ve somut adımlar atması gerekir.
Çözüm için Erivan'ın önünde duran temel eşikler şunlardır:
- Anayasal reform: Anayasa metninde yer alan, komşularının toprak bütünlüğüne yönelik irredentist (yayılmacı) atıfların temizlenmesi.
- Zihniyet dönüşümü: Radikal diasporanın güdümündeki "düşmanlık" odaklı eğitim sisteminin ve şovenist propaganda dilinin terk edilmesi.
"Esir" konusuna gelince... Birlikte yaşamak zorunda olduğumuz bu coğrafyada bir "esir" arayacaksak, onu bulmakta zorlanmayız: Ermeni toplumu.
Evet, Ermeni toplumu bizzat kendi anakronik ve travmatik zihniyetinin esiridir!
1991'de bağımsızlığını kazandığında onu tanıyan ilk ülkelerden biri Türkiye olmasına rağmen, bugün bile Ermenistan devlet armasında Ağrı Dağı'nın resmi bulunmaktadır.
3 milyonluk nüfusuyla bölgenin iki büyük gücüne karşı toprak iddiasında bulunmak, sözde soykırım iddialarını her yıl siyasi bir malzeme olarak kullanmak ve bölgede yalnızlaştıkça dış güçlerin piyonuna dönüşmek...
Tüm bunlarda ısrar etmek, reelpolitik gerçeklerden kopuk bir düşüncenin esiri olmak değil de nedir?
Simonyan'ın da parlamento başkanlığı yaptığı Erivan hükümeti, barış ve kalkınma niyetinde samimiyse; zaman zaman müşahede ve takdir ettiğimiz yapıcı söylemlerinde kararlıysa, toplumun zihnindeki bu gibi zararlı siyasi prangaları söküp atmalıdır.
Ancak o zaman kalıcı bir barış anlaşması imzalanabilir ve bölge huzura kavuşabilir.
Yazımı bitirirken haber sitelerine düşen görüntüler ise bu zihniyet esaretinin acı bir kanıtıydı: Erivan'daki sözde soykırım etkinliklerinde yine Türk bayrakları yakılmış. Neredeyse her sene bu gibi barbarca görüntülere tanıklık ediyoruz.
Ermeni siyasiler ve toplum şu gerçeği idrak etmeliler: Ne kadar ki gölgesinde huzur bulacağın bayrağı yakmaya devam ediyor ve sorunu kendinde değil, iki kardeş ülkenin sarsılmaz dayanışmasında arıyorsun; işte o zaman bu yanlışlardan doğan yalnızlığa ve hezimete mahkûmsun!
Sonuç olarak belirtmeliyim ki; barış yalnızca masada imzalanan bir belge değildir. Barış, önce zihinlerde başlar. Zihinsel maniler aşılmadan, tahrif olunmuş tarihsel anlatılar düzeltilmeden ve söylem ile pratik arasındaki uyumsuzluk giderilmeden, ülkeler arasında kalıcı bir normalleşmeden söz etmek mümkün olmayacaktır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish