Sudan savaşı neden bitmiyor: Kufra koridoru, paralı askerler ve bozulan Körfez hesabı

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

Sudan’ın başkenti Hartum şehir merkezinde, bir asker mankeninin bulunduğu boş bir kontrol noktasının yanından bir minibüs geçiyor, 19 Nisan 2026 / Fotoğraf: Bernat Armangue-AP

Sudan’daki savaş, cephede olduğu kadar sınır ötesinde de sürüyor. Libya’daki gizli lojistik hatlar, paralı asker trafiği ve Körfez’de değişen hesaplar çatışmanın neden bir türlü sona ermediğini yeniden gündeme taşıyor


20 Nisan 2026’da İslamabad’dan sızan bir bilgi, Sudan savaşının neden hâlâ bitmediğini anlatan en net işaretlerden biri oldu. Pakistan, Suudi Arabistan’ın itirazı ve mali desteğini çekmesi üzerine Hartum yönetimine yapılması planlanan satışı durdurdu.

Ertesi gün yayımlanan başka bir bulgu ise savaşın Batı’dan nasıl beslendiğini açığa çıkardı. Bunun yanı sıra Libya’nın güneyindeki Kufra hattı üzerinden RSF’ye savaşçı, silah ve yakıt taşındığı daha açık biçimde ortaya kondu. 

Bu iki gelişmeyi yan yana koyup okuduğumuzda, Sudan’daki savaşın artık Hartum üzerindeki iktidar kavgası başlığını çoktan aştığını söyleyebiliriz. Bugün sahada konuşulan durum, iç dengeler kadar dış lojistik, üçüncü ülke havaalanları, sponsorların cüzdanı ve vekil ağlarının dayanıklılığı. Bu yüzden savaşın gidişatını anlamak için cephe hattına bakmak yetmiyor. Bununla beraber çöl yollarına, finansman kanallarına ve sınır ötesi arka bölgelere de bakmak gerekiyor. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Sudan dosyası bu yüzden uzak bir Afrika haberi gibi okunmamalı. Kızıldeniz’e açılan bu ülke, altın akışı, Körfez rekabeti ve Kuzeydoğu Afrika’daki güç dengeleri bakımından bölgesel güvenliğin sert ve önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Burada uzayan her çatışma, Sudan ile birlikte onu çevreleyen bütün siyasî hattı ve bölgeyi de yoruyor. 

Bir başka önemli ve dikkate değer gelişme de 20 Nisan’da yaşandı. RSF’nin üst düzey bir komutanı, beraberindeki savaşçılar ve ekipmanla Sudan ordusuna katıldı. Bu kopuş tek başına savaşı bitirmez elbette ama örgüt içindeki gerilimin, merkezî komuta gücünün ve ganimet paylaşımının artık daha fazla tartışıldığını düşündürüyor. 


Kufra koridoru neden bu kadar önemli?

Sudan savaşını uzatan unsurlar arasında en belirleyici olanlardan biri de Darfur’un batısından gelişme Libya’nın güneyine uzanan arka hat oldu. Son bulgular, Libya’daki silahlı bir yapının RSF için eski Kolombiyalı askerlerin transferini kolaylaştırdığını, silah ve yakıt akışına kapı açtığını, hatta araçların modifiye edildiği geçiş noktaları sağladığını ortaya koyuyor. Bu durum, savaşın lojistik damarının artık sınır çizgileriyle açıklanamayacağını gösteriyor. 

Kufra’nın stratejik değeri de burada başlıyor. Burası Libya, Sudan, Çad ve Mısır’a yakınlığıyla çölün içinde görünmez bir askeri istasyon gibi işliyor. Ayrıca havaalanı, üs benzeri alanları ve yerel silahlı ağlarıyla RSF’ye nefes aldıran bir arka bölge sağlıyor. Sudan ordusunun son aylarda bu güzergahtan gelen konvoyları vurmak için hava saldırılarına yönelmesi de bundan kaynaklanıyor. 

Bu koridor yalnızca mühimmat taşımıyor; savaşın coğrafyasını da değiştiriyor. RSF, başkentte baskı gördüğü an batıdaki derinliğine yaslanarak insan kaynağını tazeliyor ve kaybettiği alanları çölden beslenen yeni hamlelerle telafi etmeye çalışıyor. Dolayısıyla Sudan’daki çatışmayı çözmek isteyen herhangi bir girişimin Darfur’u konuşup Libya ayağını görmezden gelmesi sonuç vermez. 

Nitekim savaşın kökleri de uzun süredir dış bağlantılarla örülü. Çatışma, 2023’te ordu ile RSF arasında patlak vermesinden kısa süre sonra yerel milisleri ve dış aktörleri de içine çekti. Sudan ordusu çeşitli düzeylerde Mısır, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’ye yakın dururken, RSF’ye komşu ülkeler üzerinden kritik destek sağlandığı yönündeki iddialar da ortaya çıktı. 

Bu yüzden savaşın haritası kâğıt üzerinde Sudan sınırlarıyla çizilse de gerçek hareket alanı çok daha geniş. Sare Şanlı da 16 Nisan tarihli analizinde bu hatların alternatif güzergahlarla yeniden kurulma kapasitesine dikkat çekiyor; bu da RSF’nin dış tedarik zincirinin kısa vadede çözülmesinin son derece güç olduğunu gösteriyor.

Birleşmiş Milletler kaynaklı son tespitlerde dikkat çeken başka bir nokta daha var. Libya tarafındaki destek tek seferlik bir kaçakçılık ağı görünümü vermiyor; aynı zamanda bir arka üs, geçiş noktaları ve sahadaki operasyonlara uyarlanmış araç düzenlemeleriyle süreklilik kazanan bir yapıdan söz ediliyor. Başka bir ifadeyle, RSF zorlandığı an geri çekilip yeniden toparlanabileceği çöl derinliğini uzun süredir kullanıyor. 
 

Sudan’ın Hartum kentinde, savaşta hasar görmüş bir binanın üzerinde Sudan bayraklarının kalıntıları rüzgârda dalgalanıyor,  21 Nisan 2026  / Fotoğraf: Bernat Armangue-AP
Sudan’ın Hartum kentinde, savaşta hasar görmüş bir binanın üzerinde Sudan bayraklarının kalıntıları rüzgârda dalgalanıyor, 21 Nisan 2026 / Fotoğraf: Bernat Armangue-AP

 

RSF içindeki kopuş ne anlatıyor?

20 Nisan’daki yüksek profilli ayrılık bu bakımdan küçümsenmemeli. Ordu safına geçen isim, RSF içinde etkili bir askerî figür olarak biliniyordu ve yanında savaşçıların yanı sıra ekipman da getirdi. Bu ayrıntı önemli çünkü saf değiştirme hamlesi bazen siyasî bir mesaj taşır, bazen de sahadaki emir komuta zincirinin zayıfladığını gösterir. 

RSF uzun süre hızlı hareket kabiliyeti, yerel ittifakları ve dış destek kanalları sayesinde esnek bir savaş makinesi görüntüsü verdi. Ancak böyle yapılarda ganimet paylaşımı, bölgesel nüfuz, terfi beklentisi ve aşiret dengesi bozulduğunda çözülme sessiz başlar, sonra birden görünür hale gelir. Darfur hattında son dönemde yaşanan gerilimler de bu kırılganlığı artırmış görünüyor. 

Buradan hemen “RSF dağılıyor” sonucunu çıkarmak acelecilik olur. Örgüt hâlâ geniş bir hareket alanına, sert bir savaş tecrübesine ve dış destekten beslenen tedarik kanallarına sahip. Yine de üst düzey bir ismin kaçışı bize şunu söylüyor: Savaş uzadıkça milis yapılarının iç bütünlüğü korunmuyor, sahadaki başarı anlatısı zayıfladıkça kişisel çıkar hesapları öne çıkıyor. 

Bu durum Sudan ordusuna bir zafer getirmese de biraz zaman kazandırabilir. Daha da önemlisi, dış sponsorlar için de bir uyarı işlevi görür. Zira sahada yatırım yaptıkları yapı artık ilk günkü kadar disiplinli, öngörülebilir ve tek merkezden yönetilebilir görünmüyorsa destek maliyeti artar. Vekil savaşların en kırılgan tarafı da aslında bu. Sponsorlar, destekledikleri yapının bir süre sonra kendi savaş ekonomisini ürettiğini geç fark eder.

Sahadaki kopuşların psikolojik etkisi de küçümsenemez. Milis yapılarında prestij, korku ve liderliğe duyulan güven çoğu zaman fiilî ateş gücü kadar önemli. Bu yüzden üst kademeden gelen her ayrılık, cephedeki adam kaybından daha geniş bir sarsıntı üretir; çünkü emirlerin bağlayıcılığı kadar geleceğe dair inanç da aşınmaya başlar. 


Bozulan Körfez hesabı

Pakistan dosyası bu yüzden çok daha büyük bir hikâyeye açılıyor. Riyad, daha önce aracılık ettiği 1,5 milyar dolarlık silah ve savaş uçağı paketinin finansmanından çekildi ve İslamabad’a anlaşmanın sonlandırılması yönünde mesaj verdi. Üstelik bu kararın arkasında, Afrika’daki vekil savaşlardan uzak durulması yönündeki dış telkinlerin de etkili olduğu belirtiliyor. 

Bu değişim birkaç açıdan önemli:

  • İlk olarak, Sudan ordusuna diplomatik yakınlık duyan bir Körfez başkentinin bile savaşın daha da derinleşmesini üstlenmek istemediği anlaşılıyor.
  • İkinci olarak, Riyad ile Abu Dabi’nin Sudan’a bakışı arasındaki fark daha belirgin hale geliyor. Biri mali frene basarken diğeri hakkında lojistik destek suçlamaları dolaşmaya devam ediyor. 

Aslında burada bozulan şey tek bir silah anlaşması değil. Körfez ülkeleri son yıllarda Sudan’da nüfuz kurarken finansman, arabuluculuk ve askerî etkiyi aynı anda kullanabileceklerini varsaymıştı. Fakat savaş uzadıkça bu üç aracın birbirini tamamlamadığı, hatta kimi zaman birbiriyle çeliştiği ortaya çıktı. Para akışı diplomatik hedefe hizmet etmediğinde, sponsorun elindeki araç onun ağırlığını artırmak yerine riskini artırıyor. 

İşte başlığımızdaki “bozulan Körfez hesabı” tam burada karşımıza çıkıyor. Uzun süre Sudan dosyasında para, nüfuz ve arabuluculuk kapasitesinin aynı elde toplanabileceği düşünüldü. Hâlbuki bugün para verenle sahayı yönlendiren, diplomasi isteyenle vekil güç kullanan, istikrar arayanla nüfuz peşinde koşan aktörlerin farklı yönlere savrulduğunu görüyoruz. 

Savaşın bitmemesinin bir nedeni de bu dağınıklık. Sudan’da ne ordu kesin üstünlük kurabiliyor ne de RSF. Çünkü her iki tarafın arkasındaki dış destek modeli, bir zafer üretmeye yetmeyecek kadar parçalı, savaşı sürdürmeye yetecek kadar da esnek işliyor. Bu yüzden cephede patlayan her roketin arkasında çoğu zaman bir yerel komutandan fazlası var; çöl rotası, finansman hesabı ve bölgesel rekabet o merminin bir parçası haline geliyor. 

Üstelik insanî maliyet de giderek ağırlaşıyor. 13 Nisan tarihli verilere göre Sudan nüfusunun 61,7’si, yani 28,9 milyon kişi akut gıda güvensizliği altında yaşıyor. Ayrıca savaştaki can kaybı da ne yazık ki 59 bini aştı; gerçek sayı muhtemelen daha yüksek. 

Buradan, sonraki dönemde iki ihtimalin öne çıkacağını söyleyebiliriz. Eğer Libya’nın güneyindeki lojistik hat daha sert biçimde baskılanır, Körfez kaynaklı finansman daha fazla daralır ve RSF içindeki kopuşlar sürerse örgütün operasyonel derinliği aşınabilir. Ancak bu, hemen barış getirmeyecektir. Aksine, Sudan’ı daha parçalı, daha yerel ve daha denetlenemez bir savaş düzenine de sürükleyebilir. 

Dolayısıyla soru artık “Sudan savaşı ne zaman bitecek?” sorusu değil. Daha gerçekçi soru şu:

Dış sponsorlar vekil ağlarını ne zaman taşıyamaz hale gelecek ve sahadaki silahlı yapılar ne zaman bu savaşın kazanç üretmediğini anlayacak?

O gün gelmeden Hartum’da kurulacak her masa eksik kalır; zira Sudan’daki savaşın kaderi bugün başkentten çok Kufra yolunda, sponsorların kasasında ve yıpranan vekil ağlarının içinde yazılıyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU