Nicholas Mulder’ün IMF “Finance & Development” dergisindeki makalesi (“The New Wave of Nationalization”, Haziran 2026), devlet mülkiyetinin ve ulusallaştırmaların tarihsel dalgalarını ustaca özetliyor. Üç önceki dalgayı (1930’lar Buhran, II. Dünya Savaşı sonrası, 1970’ler enerji şokları) parasal rejimler, enflasyon, ticaret eğilimleri ve sektörel odaklarla karşılaştırması değerli bir çerçeve sunuyor. 1
Ancak dördüncü dalga (2020’ler) analizi, günümüz küresel dönüşümünün temel itici güçlerini yeterince derinleştirmiyor. Makale, Dördüncü Sanayi Devrimi’nin (4IR) dönüştürücü yapısını, kritik mineraller ve enerji bağımlılığını, Çin’in hibrit kapitalist-milliyetçi modelini ve 2008’den beri biriken yapısal gerilimleri tam entegre edemiyor. Bu eksiklik, liberalizmin neoliberalizmden uzaklaşmasının nedenlerini ve milliyetçiliğin yükselişini tam açıklamayı engelliyor. 2
Bu yazıda Mulder’ün tarihsel çerçevesini temel alarak kendi polemolojik çalışmalarım (Polemoloji: Savaş Bilimi ile Küresel Güvenlik Analizi, Politik Uyanış: Stratejik Güç Birikimi ve Akılcılık Üzerine, İran Savaşı ve Tezlerim serileri) ile sentezleyerek dördüncü dalgayı daha kapsamlı tarif ediyorum. Independent Türkçe’de yayımlanan “Çin İzlenimlerim” (Nisan 2025) ve Polemoloji kitabımla ilgili analizlerim bu senteze önemli katkı sağlıyor. Amaç, “durum değişikliği” kavramı ışığında küreselleşmenin kaçınılmaz dinamikleri ile ulusal kontrollerin gerilimini aydınlatmaktır.
Tarihsel dalgalar ve dördüncü dalganın farkı
Mulder’ün belirttiği gibi ulusallaştırmalar siyasi aciliyet, parasal koşullar ve sermaye hareketliliğinin ürünüdür. İlk üç dalga genellikle krizlere acil yanıtlar olarak şekillenmiş ve bir kısmı tersine çevrilebilmiştir.
Dördüncü dalga ise “yapısal ve teknolojik” bir dönüşümün parçasıdır: Dördüncü Sanayi Devrimi (4IR).
4IR, fiziksel, dijital ve biyolojik sistemlerin füzyonu (yapay zekâ, IoT, biyoteknoloji, kuantum hesaplama) ile karakterize edilir. Bu devrim, yüksek finansman, yüksek fikirlerin hızla ürüne dönüşümü, muazzam enerji ihtiyacı ve kritik mineraller (lityum, nadir toprak elementleri, kobalt, nikel, bakır, grafit, uranyum vb.) gerektirir. 3
Tedarik zincirleri küresel ölçekte entegre olduğundan küreselleşmeye açık bir yapı taşır; ancak stratejik bağımlılıklar hükümetleri ulusal kontrol arayışına iter. Klasik para hareketleri analizi burada yetersiz kalır; çünkü 4IR, ekonomileri “cephesiz harp” (Beşinci Nesil Harp / 5GW) dinamiklerine sokar: Bilişsel, ekonomik, siber ve tedarik zinciri savaşları ön plandadır. 4
Somut verilerle bakıldığında: Çin, kritik minerallerin rafinasyonunda ezici üstünlüğe sahiptir; kobaltın %70’ini, nadir toprak elementlerinin %85’ini, lityumun yaklaşık %60’ını ve grafitin büyük kısmını kontrol eder. Bu dominasyon, 4IR’in batarya, yenilenebilir enerji, yarı iletken ve savunma teknolojilerindeki ihtiyaçlarını doğrudan şekillendirir. ABD ve müttefikleri ise CHIPS and Science Act ile IRA (Inflation Reduction Act) gibi yasalarla “dost desteği” ve yerli üretimi teşvik ederek karşılık vermektedir. Bu hamleler, klasik neoliberal küreselleşmeden uzaklaşmanın somut kanıtlarıdır. 5
2008 mali krizi ve sonrası: Yapısal dönüşümün başlangıcı
2008 küresel finans krizi, neoliberal küreselleşmenin kırılganlığını ortaya koydu. Aşırı finansallaşma, deregülasyon ve eşitsizlik, sistemik riskleri patlattı. Hükümetler bankaları kurtararak (bazı ulusallaştırmalarla) müdahale etti; ancak bunlar geçiciydi. Kriz sonrası toparlanma yavaş ve eşitsiz oldu; gelişmiş ekonomilerde çıktı kayıpları kalıcı iz bıraktı. Bu ortam, “güvenli liman” arayışını tetikledi: Devletler stratejik sektörleri (enerji, teknoloji, altyapı) korumaya yöneldi. 6
COVID-19 pandemisi (2020-2022) tedarik zinciri kırılmalarıyla “kendi kendine yeterlilik” refleksini güçlendirdi. Pandemi, milliyetçi refleksleri tetikleyen “evde hapsolma” deneyimiyle de unutulmaz bir ders oldu.
Savaşlar ve stratejik kontrol: Ukrayna ve İran örnekleri
Ukrayna-Rusya ve İran (2026) savaşları, ulusallaştırma dalgasını besleyen kritik unsurlardır. Savaşlar, silahlanma, mühimmat, enerji ve kritik minerallere talebi patlattı. Hükümetler bu maddeler üzerindeki kontrolü millileştirerek ulusal güvenliği önceliklendirdi. Milliyetçilik burada muhafazakâr akımlarla beslenir: Toplumsal dayanışma, kaynak güvencesi ve “kendi kendine yeterlilik” vurgusu artar. Bu, 5GW’ın tezahürüdür; savaşlar sadece cephede değil, ekonomi ve teknoloji alanında kazanılır. 7
Çin'in hibrit modeli: İki sömürü ve stratejik hazırlık
Dördüncü dalganın en belirleyici aktörü Çin’dir. Independant Türkçe’de yayımlanan “Çin İzlenimlerim” yazımda da belirttiğim gibi, Çin “devletçi-milliyetçi hibrit kapitalizm” ile 4IR’in ihtiyaçlarını domine eder. Kendi halkını iç sömürü (düşük ücretli emek, devlet kontrolü) ve liberalizmi dış sömürü (açık pazarlara erişim, teknoloji transferi) yoluyla kullanan bu model, Batı’nın küreselleşme vaadini kendi lehine çevirmiştir. Çin’in büyümesi, küresel aktörlerin toplamından fazla çıktı üretmiştir; bu da “gösteri etkisi” yaratmıştır.
Batı ise “risk azaltma” politikalarıyla yanıt vermektedir. ABD’nin CHIPS Act ve IRA’sı, müttefiklerle kritik mineral anlaşmaları bu bloklaşmanın somut örnekleridir. Sonuçta jeoekonomik bloklaşma hızlanmakta, tarafsız devletler ise aracı konumlanarak fayda sağlamaktadır.
Liberalizmden uzaklaşma: Nedenler ve sonuçlar
1970'lerden bugüne liberalizmin seyri, neoliberalizmin (özelleştirme, deregülasyon) vaatlerini tüketmesiyle değişti. Dördüncü Sanayi Devrimi'nin yüksek sermaye ve teknoloji yoğunluğu, devlet müdahalesini zorunlu kılıyor: Özel sektör tek başına kritik altyapı yatırımlarını kaldıramıyor. Enflasyonist ortamlar (tazminat maliyetlerini düşürmesi) ve jeopolitik rekabet, ulusallaştırmayı cazip hale getiriyor.
Güncellenmiş Tablo (1): Ulusallaştırma Dalgaları (Mulder + Tokmakoğlu’nun Ek Analizi)
- Dalga I (1930'lar): Deflasyon / Korumacılık / Bankacılık-sanayi
- Dalga II (1945-50'ler): Sabit kur / Enflasyon / Sanayi-kamu hizmetleri
- Dalga III (1970'ler): Kur dalgalanması / Enerji şokları / Emtia
- Dalga IV (2020'ler): 4IR + Hibrit Savaşlar / Kritik Mineraller-Enerji-Teknoloji / Jeoekonomik Bloklaşma + Milliyetçi Devletçilik
Bu tablo, Nicholas Mulder’ün orijinal çerçevesini Dördüncü Sanayi Devrimi’nin teknolojik ve enerji yoğun yapısı, hibrit savaş dinamikleri ve jeoekonomik bloklaşma unsurlarıyla zenginleştirerek güncellemektedir. Dördüncü dalga, önceki dalgalardan farklı olarak yapısal ve uzun vadeli bir “durum değişikliği” yaratmaktadır.
Sonuç: Doğru soru ve gelecek
Dördüncü Sanayi Devrimi henüz kendini yeni hissettiriyor olabilir, ama gerçeğin ta kendisi, dönüşümlerin özü. İkinci nokta, Çin’in bu denli gelişmemesi ve dünya sistemine her yönüyle değiştirici katkı vermemesi üzerine tartışıyor olsaydık belki 2020’lerdeki tablo başka çıkardı, ancak “milliyetçi-devletçi” Çin faktörü hep önümüzde! Hatta Çin dünyada planlı bir biçimde kendi ekosistemini yaratmak istiyor; ekonomik, politik, askeri, teknolojik vb. Bütün bunlar hibrit her tür yapının gelişimini doğuruyor; “hibrit kapitalizm” dahil.
Mulder’ün makalesi tarihsel deseni veriyor, ancak Dördüncü Sanayi Devrimi’nin dönüştürücü gücünü, Çin modelinin stratejik üstünlüğünü ve 2008-sonrası yapısal değişimleri tam entegre edemiyor. Günümüzü tarif edemezsek soruları doğru soramayız. Polemolojik bakışla (Polemoloji kitabım ve Independant Türkçe analizlerimde vurguladığım üzere): Ulusallaştırmalar, Beşinci Nesil Savaş çağında devletlerin “stratejik baskı” yöntemidir, sonucudur.
Referanslar:
1. https://www.imf.org/en/publications/fandd/issues/2026/06/the-new-wave-of-nationalization-nicholas-mulder
2. https://www.indyturk.com/article-author/gürsel-tokmakoğlu
3. https://www.imf.org/en/publications/fandd/issues/2026/06/the-new-wave-of-nationalization-nicholas-mulder
4. https://www.indyturk.com/node/763595
5. https://www.indyturk.com/node/757405
6. https://www.elibrary.imf.org/view/journals/001/2019/083/article-A001-en.xml
7. https://www.youtube.com/watch?v=6huEkR2kTOo
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish