Diplomasi çoğu zaman kapalı kapılar ardında yürütülen, sınırlı sayıda aktörün dahil olduğu bir alan olarak düşünülür.
Oysa bugün, belirsizliklerin arttığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dünyada diplomasinin doğası da dönüşüyor. Liderler arası temasların yerine, toplumların ve özellikle genç kuşakların bu sürece nasıl dahil edildiği de ülkelerin küresel konumunu belirleyen önemli bir unsur haline geliyor.
Antalya Diplomasi Forumu her sene beklenen, gerçekleştirildiği dönemde de gündemin en çok konuşulanı olan uluslararası bir etkinlik haline geldi. ADF 2026 kapsamında düzenlenen ADF Youth programında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın gençlerle bir araya geldiği buluşma bu dönüşümün sahadaki en somut örneklerinden biri olarak öne çıktı.
Forum gençleri tali bir konuma almanın, izleyici olarak konumlandırmanın çok daha ötesindeydi. 3 gün boyunca gençler, liderler, bakanlar, diplomatlar, akademisyenler ile birlikte tüm dünyanın izlediği bu programı yerinde takip etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin dört bir yanından gelen uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ve ilgili alanlarda okuyan veya mezun gençlerin katılımıyla gerçekleştirilen ADF Youth etkinliğinde iki saatten fazla süreyi gençlere ayırdı, sorularını cevapladı.
Diplomaside yeni katman: Gençlik
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayelerinde ve Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen ve 150 ülkeden 6 bin 400 katılımcı ağırlayan bir etkinlikte gençlik oturumu düzenlenmesinin anlamı çok büyük.
Küresel krizlerin konuşulduğu bir platformda gençliğe alan açmak bir tercih meselesidir. ADF 2026 gibi 150 ülkeden binlerce katılımcının yer aldığı, devlet başkanlarının, bakanların ve karar vericilerin bir araya geldiği bir zeminde gençlik oturumu konumlandırmak diplomasi mimarisine bilinçli bir “ikinci katman” eklemek anlamına gelir.
Bu katman, klasik diplomasinin görünmeyen ama belirleyici boyutunu temsil ediyor diyebiliriz. Dış politikanın yönetiminde en yetkili makam, “geleceğin karar vericilerini bugünün tartışmalarına entegre ediyor”.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinin bulunduğu ve dışişleri bakanlığının ev sahipliği yaptığı programda gençlere yer vermek bize önemli mesajlar veriyor.
Diplomasi çoğu zaman “bugünü” ve “şimdiyi” yönetmeye odaklanıyor. Savaşların, krizlerin, ülkeler arası ilişkilerin konuşulduğu bir platform ile gençlerin aynı çatı altında yer alması, Türkiye’nin gözünde diplomasinin anlık değil, 10-20 yıllık perspektifi kapsadığını gösteriyor. Bu şu demek, Türkiye, yaklaşım olarak, kısa vadeli kriz yönetimi yapmıyor, uzun vadeli bir sistem inşa etme sürecinde.
Küresel sistemde en büyük kırılmalardan biri, genç kuşakların karar alma mekanizmalarına duyduğu mesafenin artması. Tüm dünya gençlerin belirleyiciliği hakkında konuşurken bir yandan da gençleri sistemin merkezine dahil etme çekincesi yaşıyor. Fakat, Türkiye’nin bu meseleye bakışının farklı olduğu açık. İçlerinden bazılarının devlet yönetiminde yer alacağı, geleceğin diplomatları, bürokratları olacak genç kitle bugün sistemin dışında kalmıyor; aksine merkezine çekiliyor. Gençler de sistem dışı kalmadıkça güven duymaya başlıyor.
Her tartışmada yer verdiğimiz “yumuşak güç”, sadece kültür ihraç etmek ya da medyada etkili olmak ile sınırlı değil. Erişilebilir olmak, diyalog zemini sağlamak, entelektüel açıklık oluşturmak da bu yumuşak gücün bileşenleri arasında. Böyle bir platforma gençlerin fiziksel ve zihinsel olarak dahil edilmesi bize Türkiye’nin kendini kapalı bir güç değil, etkileşime açık bir merkez olarak konumlandırdığını gösteriyor.
Bu açıdan bakıldığında, sormamız gereken yeni bir soru ortaya çıkıyor:
Bir ülke, geleceğin dünyasını konuşurken, o dünyada yaşayacak olanları masaya ne kadar dahil ediyor?
Gençlik davet ediliyor, ama dahil ediliyor mu?
Uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ve benzeri alanlarda eğitim alan gençler için bu tür programlar genellikle ilham verici ama yüzeysel temaslar olarak kalır. Kısa cevaplar, genel geçer tavsiyeler ve protokol sınırları…
Ancak bu kez tablo farklıydı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gençlerle bir devlet temsilcisi gibi değil, adeta bir muhatap, bir meslektaş gibi konuştu. Dünya siyasetindeki kırılmaları, bölgesel krizleri ve Türkiye’nin pozisyonunu sadeleştirmeden, “yumuşatmadan” anlattı. Bu yaklaşımının altında yatan mesaj net olduğuna inanıyorum:
Gençleri geleceğe hazırlanacak pasif aktörler olarak görmek yerine, bugünün karmaşık dünyasını anlayabilecek, tartışabilecek ve dünyaya bugünden dahil olabilecek özneler olarak görüyoruz.
Bu, alıştığımız klasik kamu diplomasisinin ötesine geçen bir yaklaşım. Çünkü görünen o ki ADF Youth ile amaç yalnızca dünyada neler olduğunu anlatmak değil, aynı zamanda Türkiye’de gençlerle bir kapasite inşa etmek.
Diplomasi bilgisinin en değerli hali, teknik verilerden çok perspektif aktarımıdır. Bir bakanın, özellikle MİT Başkanlığı yapmış ve bugün Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten bir bakanın, yıllar içinde sahada edindiği deneyimi, karar alma süreçlerinin arka planını ve kriz anlarında nasıl düşündüğünü doğrudan aktarması, akademik hiçbir kaynağın sağlayamayacağı bir derinlik sundu.
ADF Youth buluşmasında gençlerin kazandığı şey tam olarak buydu. Kitaplarda yazmayan bir diplomasi pratiği, resmi açıklamalarda yer almayan stratejik düşünme biçimleri ve belki de en önemlisi, karar verici zihnin nasıl çalıştığına dair içgörü kazanma fırsatı…
Küresel modeller ve ADF Youth’un stratejik ayrışması
Bugün dünyada gençlik katılımı çok çeşitli görünüyor olsa da temelde üç ana modelde karşımıza çıkıyor.
- Küresel Gençlik Zirveleri (Y7 Summit veya Y20 Summit gibi yapılar), gençlerin küresel meseleler üzerine politika önerileri geliştirdiği platformlar. Burada gençler genellikle iklim, ekonomi, güvenlik gibi başlıklarda tartışmalar yürütüp raporlar hazırlıyorlar. Hazırlanan bu raporlar liderlere sunuluyor.Dolayısıyla fark çok net. Gençler karar vericilerle aynı masada değil, sürecin çevresinde konumlandırılıyor. Tartışmayı kendi aralarında yürütüp finalde ortaya çıkan ürünü lidere sunuyorlar.
- İkincisi, devlet destekli gerçekleşen bazı gençlik forumları mevcut. Bunlar, temel olarak gençleri liderlerle buluşturmayı hedefleyen programlar. Gençler bir araya getirilir, bölgesel meseleler tartışılır, mentorluk sunulur. Ancak çoğu zaman bu tarz etkinliklerde gündemin kontrollü olduğu, sınırlı soru-cevap alanı sağladığı bir gerçek. Program öncesi gençlere lidere hangi sorunun sorulabileceğinin çerçevesi çiziliyor ve dışına çıkmasına müsaade edilmiyor.
- Liderlik ve networking odaklı gençlik programları ise Avrupa ve küresel ölçekte faaliyet gösteren yapılar (örneğin Young European Leadership gibi) olarak gençleri karar vericilerle buluşturur. Fakat burada networking ön planda, konuşmacıyı doğrudan sorgulama geri plandadır.
Yukarıdaki örneklerin hepsinin ortak bir özelliği var. Üçünde de gençler sürece dahil ediliyor evet, ancak çoğu zaman eşit aktör olarak konumlandırılmıyor. Soru sorabiliyorlar ancak sınırlı. Fikir sunabiliyorlar ancak iki yönlü değil, tek yönlü iletişim içinde. Tartışabiliyorlar, fakat gündem belli, tartışmaların çerçevesi çizilmiş.
Dolayısıyla küresel sistemde gençlik katılımı artıyor gibi görünse de entelektüel eşitlik çok nadir.
ADF, liderleri, bakanları ve küresel aktörleri aynı platformda bir araya getiren bir diplomasi merkezi. Gençlik programının bu yapının içine yerleştirilmesi şu anlama geliyor: Gençlik, diplomasi gündeminin dışında değil, doğrudan içinde. Bu hakikaten dünyadaki birçok gençlik platformunda olmayan bir konumlandırma.
ADF Youth’ta gençlerin Dışişleri Bakanına doğrudan soru sorması, uzun süreli etkileşim kurması ve Bakan tarafından cevapların sadeleştirilmeden verilmesi klasik “protokol iletişimi”nin dışına çıkan bir model ortaya koymuş oldu. Diğer örneklerle kıyaslandığında açıkça görüyoruz ki, bu küresel ölçekte nadir görülen bir şey.
Üstelik gençlerin diplomatik ve teknik soruların yanında samimi sorular sorması da eklendiğinde dünyanın hiçbir yerinde benzeri olmadığını söylemek mümkün.
ADF Youth’un en güçlü yönlerinden biri, küresel krizlerin konuşulduğu ana platformla eş zamanlı olması. Savaşlar konuşulurken gençler de orada, enerji politikaları tartışılırken gençler de dahil, çok taraflılık sorgulanırken gençler de sürecin içinde. Etkinlik salonunda tartışmaları alanında uzman isimlerle birlikte dinliyor, soru-cevap bölümünde sorularını liderlere, konuşmacılara sorabiliyorlar. Kısacası ADF’de gençlerin konumlandırması stratejik bir entegrasyon.
ADF Youth gibi temaslar, bir ülkenin “insan sermayesini” güçlendiren en büyük yatırımlardan biri.
Gençlere duymaya alışkın oldukları, hatta belki de biraz şikayetçi oldukları, “geleceğe hazırlamak”, “gençleri gelecekte söz sahibi yapmak” klişelerinin ötesinde geleceği birlikte kurduklarını somut bir şekilde gösteren bir modeldi gençlerin ADF entegrasyonu.
Global gençlik forumları ile kıyasladığımızda özet niteliğinde bir tespit yapmak mümkün.
Küresel sistem gençlere alan açmayı öğrendi, ama gençleri ciddiye almayı hala öğrenemedi. Antalya Diplomasi Forumu’nun farkı burada başlıyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish