Rusya tehdidinin NATO ülkelerine artan maliyeti

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı

NATO Zirvesi Washington’daki toplantıda, Kuzey Atlantik Konseyi’nin devlet ve hükümet başkanları; Hint-Pasifik ortakları ve Avrupa Birliği temsilcileri bir araya geldi / Fotoğraf: NATO

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, mart ayı içerisinde ittifak üyelerinin tamamının yüzde 2 savunma harcaması barajını aştığını beyan etmişti. Geçtiğimiz günlerde de NATO, ülkeler bazında 2025 askeri harcamalarını ve bu harcamaların hangi alanlara yöneltildiğine dair sonuçları yayınladı. 

Soğuk Savaş sonrası dönemde NATO için temel mesele, azalan tehdit ortamına nasıl uyum sağlanacağıydı. 2000’li yılların başında Avrupa ülkeleri savunma harcamalarını düşürmüş, askeri kapasiteyi küçültmüş ve güvenliği büyük ölçüde ABD’nin omuzlarına bırakmıştı. 2000 yılı itibarıyla NATO’nun toplam savunma harcaması yaklaşık 469 milyar dolar seviyesindeydi ve bunun üçte ikisinden fazlası ABD tarafından karşılanıyordu.

Ancak bu tablo, 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle birlikte köklü biçimde değişti. Bu tarih, NATO açısından yalnızca jeopolitik bir kırılma değil, aynı zamanda savunma ekonomisinin yeniden şekillendiği bir dönemin başlangıcı oldu.


2008-2014: "stratejik ihmal" dönemi

2008 küresel finans krizi, NATO ülkelerinde savunma bütçelerini doğrudan etkiledi. Avrupa’da birçok ülke, kamu harcamalarını dengelemek adına savunma bütçelerini kısma yoluna gitti. Bu dönemde savunma harcamalarının GSYH içindeki payı birçok ülkede yüzde 1,5’in altına geriledi, bazı ülkelerde ise yüzde 1’in altına düştü.

Bu süreçte NATO’nun askeri yapısı da değişti. Konvansiyonel savaş hazırlıkları geri plana itilmiş, ittifak daha çok Afganistan gibi dış operasyonlara odaklanmıştı. Avrupa güvenlik mimarisi, düşük yoğunluklu tehdit varsayımı üzerine kuruluydu.


2014: kırılma ve yeniden silahlanma kararı

Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, NATO içinde "stratejik uyanış" olarak tanımlanan bir süreci başlattı. Aynı yıl Galler Zirvesi’nde alınan kararlar, savunma harcamalarında yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Bu çerçevede NATO üyeleri:

  • GSYH’nin en az yüzde 2’sini savunmaya ayırmayı
  • Bu bütçenin en az yüzde 20’sini ekipman ve Ar-Ge’ye yönlendirmeyi taahhüt etti.

Ancak 2014 yılında bu hedefi karşılayan ülke sayısı sadece 3'tü. Bu durum, NATO içinde ciddi bir kapasite açığına işaret ediyordu.


2014-2022: kademeli artış, sınırlı dönüşüm

Kırım sonrası dönemde savunma harcamaları artmaya başladı, ancak bu artış başlangıçta sınırlı kaldı.

NATO Avrupa ve Kanada toplam harcamaları 2014’ten itibaren sürekli yükselse de artış hızı görece düşüktü.

Bu dönemin belirleyici unsurları:

  • ABD’nin "yük paylaşımı" baskısı
  • Rusya’nın Doğu Avrupa’daki askeri faaliyetleri
  • NATO’nun doğu kanadında güçlendirme adımlarıydı.

2021’e gelindiğinde yüzde 2 hedefini yakalayan ülke sayısı dokuz civarına yükseldi. Ancak bu tablo hâlâ dengesizdi.


2022 sonrası: Sıçrama ve zorunlu militarizasyon

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgali, NATO için ikinci ve daha derin bir kırılma yarattı. Savunma harcamaları artık siyasi tercih değil, güvenlik zorunluluğu haline geldi.

2025 itibarıyla ortaya çıkan tablo çarpıcı:

NATO savunma harcamaları (yaklaşık)
 

 

2025’te tüm NATO ülkelerinin yüzde 2 hedefini aşması, ittifak tarihinde ilk kez gerçekleşti. Bu durum, Rusya tehdidinin NATO içinde nasıl ortak bir algıya dönüştüğünü gösteriyor.


Coğrafyaya göre ayrışma: kim ne kadar arttırdı?

1. Doğu kanadı: sert ve hızlı artış

Rusya’ya en yakın ülkeler, harcama artışında açık ara öne çıktı.
 

 

Polonya’nın yüzde 4’ün üzerine çıkan harcaması, ülkeyi Avrupa’nın askeri merkezlerinden biri haline getirdi. Baltık ülkeleri ise NATO’nun ileri savunma hattına dönüştü.


2. Büyük Avrupa ekonomileri: gecikmeli dönüşüm

Almanya’nın "Zeitenwende" politikası bu grubun en önemli örneği oldu.
 

 

Berlin’in 2022 sonrası hızlı artışı, NATO’nun genel kapasitesini yukarı taşıyan kritik bir unsur oldu.


3. Uzak ülkeler: kademeli uyum

İspanya ve İtalya gibi ülkeler uzun süre yüzde 2 hedefinin altında kaldı, ancak 2025 itibarıyla bu eşik aşıldı.

Bu ülkelerde artış daha çok siyasi baskı ve ittifak yükümlülükleriyle şekillendi.


Harcamaların yapısı: personelden teknolojiye

Rusya’nın yarattığı tehdit, yalnızca bütçeleri büyütmedi; harcama kalemlerini de değiştirdi.


Ekipman harcamalarının yükselişi
 

 

2025 itibarıyla birçok ülke bu oranı yüzde 30’un üzerine çıkardı.

Bu dönüşümün arkasındaki nedenler:

  • Ukrayna savaşında mühimmat eksikliği
  • Yüksek teknolojiye dayalı savaşın yükselişi
  • NATO’nun "önleme yoluyla caydırıcılık" stratejisi

Personel sayısı sınırlı artarken, bütçeler hızla büyüdü. Bu da "daha az asker, daha fazla teknoloji" modeline geçiş anlamına geliyor.


Yeni paradigma: yüzde 2’den yüzde 5’e

2025 Lahey Zirvesi, NATO’nun savunma anlayışında yeni bir eşik oluşturdu.

Yüzde 2 hedefi artık taban kabul edilirken, 2035 için yüzde 5 hedefi belirlendi.

Bu yeni model iki katmandan oluşuyor:

  • Yüzde 3,5 çekirdek savunma
  • Yüzde 1,5 siber, altyapı ve sivil direnç

Bu yaklaşım, NATO’nun güvenlik kavramını askeri alanın dışına taşıdığını gösteriyor.


Sonuç: Maliyetin ötesinde yapısal dönüşüm

2000-2025 dönemi, NATO’nun savunma ekonomisinde üç aşamalı bir dönüşümü ortaya koyuyor:

  • 2000-2014: düşük tehdit, düşük harcama
  • 2014-2022: kademeli toparlanma
  • 2022 sonrası: hızlı militarizasyon

Rusya’nın yayılmacı politikaları, NATO’ya yalnızca daha yüksek bütçeler dayatmadı. Aynı zamanda ittifakı:

  • Doğu kanadına odaklanan
  • Teknoloji yoğun bir askeri yapıya yönelen
  • Toplumsal direnci güvenliğin parçası haline getiren bir güvenlik modeline dönüştürdü.

Bugün NATO’nun karşı karşıya olduğu gerçeklik, artık geçici bir kriz değil. 2025 itibarıyla ulaşılan seviyeler, savunma harcamalarının yeni normalini tanımlıyor. Bundan sonraki tartışma, ne kadar harcanacağı değil, bu harcamaların nasıl sürdürülebileceği olacak.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU