Küba Devrimci Silahlı Kuvvetleri’ni (Fuerzas Armadas Revolucionarias-FAR) sadece bir askerî teşkilat olarak ele almak, bu adanın varoluşsal kodlarını eksik okumak demektir.
Küba ordusu, 1959’un gerilla ruhuyla Sovyet askerî disiplininin sentezinden doğan, ancak 1991 sonrası "yalnızlık" döneminde tamamen kendine has bir "hayatta kalma mühendisliğine" evrilen hibrit bir yapı.
Esasen Küba Devrimci Silahlı Kuvvetleri sadece vatanı savunan bir güç değil; ekonomiyi yöneten, tarımı organize eden ve devletin ideolojik iskeletini ayakta tutan ana sütun.
Ancak benim bu bölümdeki odağım, bu yapının kinetik gücü, yani "Tüm Halkın Savaşı" (Guerra de Todo el Pueblo) doktrini çerçevesinde şekillenen kara ve deniz envanteri.
Zira, Küba askerî aklı, elindeki kısıtlı ve yaşlanan teknolojiyi, düşmanın teknolojik üstünlüğünü felç edecek bir "asimetrik deha" ile harmanlamıştır.
Küba Kara Kuvvetleri’nin kalbinde yatan ana muharebe tankı filosu, ilk bakışta bir askerî müze envanterini andırabilir.
Envanterin omurgasını oluşturan T-55 ve T-62 tankları, soğuk savaşın yorgun devleridir.
Ancak Küba, bu araçları sadece "eski tanklar" olarak görmez. Havana’daki askerî tersanelerde ve atölyelerde gerçekleştirilen modernizasyon çalışmaları, bu tankları modern sahanın "pusu silahlarına" dönüştürmüştür.
T-55’lerin üzerine monte edilen ek zırh paketleri, lazer mesafe ölçerler ve gece görüş sistemleri, adanın sarp arazisinde bu araçları hâlâ tehlikeli birer aktör yapmaktadır.
Dahası, Küba mühendisliğinin en çarpıcı örneği olan "hibrit araçlar" burada devreye girer. T-55 tank şasileri üzerine monte edilen 100 mm’likuçaksavar topları veya BTR-60 tekerlekli zırhlı araçların üzerine yerleştirilen tank kuleleri, dünyanın başka hiçbir ordusunda göremeyeceğiniz bir "uyarlama sanatı"dır.
Bu, lojistik imkansızlığın, taktiksel bir yaratıcılığa tahvil edilmesidir. 2026 yılı itibarıyla Küba, zırhlı birliklerini büyük çaplı meydan muharebeleri için değil, işgalci bir gücü şehir içlerinde ve ormanlık alanlarda bitirecek "hareketli ateş noktaları" olarak kurgulamıştır.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Piyade unsurları ise Küba’nın gerçek caydırıcılık unsurudur. Düzenli ordunun (yaklaşık 50.000 aktif personel) ötesinde, milyonlarca kişilik milis yapılanması, adanın her metrekaresini bir direniş odağına çevirmek üzere eğitilmiştir.
Küba piyadesinin elindeki AKM tüfekleri, adanın nemli iklimine uygun şekilde modifiye edilmiş, optik nişangah ve yerli üretim susturucularla donatılmıştır. Küba’nın keskin nişancı doktrini, özellikle Alejandro(7.62 mm) ve Mambi (14.5 mm) gibi yerli üretim tüfekler üzerine inşa edilmiştir.
Özellikle 14.5 mm’lik Mambi anti-materyal tüfeği, helikopterlere ve zırhlı araçlara karşı "fakir adamın hava savunması" ve "zırh delici yumruğu" görevini görür. Bu tüfek, Küba’nın askerî felsefesini özetler: Basit, etkili ve son derece ölümcül.
Deniz Kuvvetleri ise tam bir "kıyı savunma ve yıpratma" makinesidir. Küba’nın devasa fırkateynleri veya uçak gemileri yoktur. Zaten buna ihtiyacı da yoktur. Havana’nın deniz stratejisi, düşmanın büyük donanma gruplarını kıyıya yaklaştırmamak üzerine kuruludur.
Bu noktada, Küba’nın "asimetrik denizaltı" programı dünya askerî literatüründe özel bir yere sahiptir. "Delfin" sınıfı mini denizaltılar, yaklaşık 20 metre boyunda, son derece düşük akustik iz bırakan ve iki adet torpido taşıma kapasitesine sahip sinsi avcılardır.
Bu küçük denizaltılar, Florida Boğazı’nın sığ sularında dev uçak gemisi grupları için görünmez birer kâbustur.
Bunun yanı sıra, kıyı şeridine gizlenmiş olan "Bandera" tipi mobil gemisavar füze sistemleri (P-15 Termit füzelerinin yerli modifikasyonları), denizi işgalci için bir ateş çemberine dönüştürür. Küba donanması, açık denizde savaşmak için değil, kıyıya uzanan her eli kesmek için tasarlanmıştır.
Küba’nın topçu birlikleri de benzer bir "mobilizasyon" felsefesiyle hareket eder. Çekili obüslerin çoğu, sivil kamyon şasilerine veya eski zırhlı araçların üzerine monte edilerek "Kundağı Motorlu" hale getirilmiştir.
Bu, ateş ettikten hemen sonra mevzi değiştirme kabiliyeti sağlayarak, modern hava gücü karşısında hayatta kalma şansını artırır. 122 mm’likD-30 obüslerinin bu şekilde modernize edilmiş versiyonları, Küba’nın iç kesimlerindeki dağlık arazide saklanarak sahil şeridini ateş altına alabilecek bir kapasiteye sahiptir.
Ayrıca, yerli üretim çok namlulu roketatar sistemleri, düşmanın çıkarma plajlarını cehenneme çevirecek bir satürasyon ateşi[*] sağlar.
Askeri istihbarat ve özel kuvvetleri, FAR’ın en elit ve gizemli kısmıdır. Kara Arılar, özellikle tropikal orman savaşında ve sabotaj operasyonlarında uzmanlaşmış, dünya üzerindeki en dayanıklı özel birliklerden biri olarak kabul edilir.
Bu birlikler, bir işgal durumunda düşman hattının gerisine sızarak lojistik merkezleri, haberleşme kulelerini ve ikmal hatlarını felç etmek üzere programlanmıştır.
Onlar için savaş, cephede değil, düşmanın zihninde ve en zayıf noktalarında başlar. Küba devlet aklı, bu elit birlikleri sadece bir savunma aracı olarak değil, aynı zamanda dost rejimlere (Venezuela, Angola gibi tarihsel örnekler) askerî eğitim ve danışmanlık veren bir "jeopolitik enstrüman" olarak da kullanmaktadır.
Lojistik ve tahkimat noktasında Küba, adanın altını bir köstebek yuvası gibi kazan "Tünel ve Yeraltı Tesisleri" sistemine sahiptir. Nükleer saldırılara dahi dayanıklı olan bu devasa tüneller, uçak depolarından mühimmat fabrikalarına, hastanelerden komuta merkezlerine kadar her şeyi yerin altında saklar.
Bu, Küba’nın "pasif savunma" stratejisinin zirvesidir. Düşman hava hakimiyeti sağlasa bile, Küba ordusunun vurucu gücü yerin altında, operasyon emrini bekleyerek güven içinde kalır. Bu tüneller, 2026 yılının modern sensör teknolojilerine karşı termal ve elektronik gizleme yöntemleriyle sürekli güncellenmektedir.
Sonuç olarak, Küba Silahlı Kuvvetleri’nin ikinci bölümdeki bu anatomisi bize şunu göstermektedir: Modern bir ordu, sadece en yeni nesil uçaklara veya uydulara sahip olmakla değil, elindeki imkanları coğrafyanın ve doktrinin gereklerine göre ne kadar iyi uyarladığıyla ölçülür.
Küba, yoksulluğu bir taktik avantaja çevirmiştir. "Az ama öz" felsefesiyle, her paslı demiri bir silaha, her sivili bir askere, her tüneli bir kaleye dönüştürmeyi başarmıştır.
[*] Askeri satürasyon (doygunluk), düşman savunma sistemlerini veya personelini yoğun ateş gücü, füze veya İHA sürüleri ile boğarak etkisiz hale getirme taktiğidir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish