Bolivya'da jeopolitik kırılma ve gelecek senaryoları

Umut Berhan Şen Independent Türkçe için yazdı

Bolivya’da uzun süredir derinden hissedilen jeopolitik dip dalgası, bugün itibarıyla küresel güç mücadelesinin Latin Amerika sathındaki en sıcak kırılma hatlarından birini önümüze sermiş durumda.

Zira, yaklaşık 20 yıldır Sosyalizme Doğru Hareket çizgisinin ve Evo Morales’in ‘yerli sol hegemonyasının’ hüküm sürdüğü bu kritik coğrafyada, Rodrigo Paz Pereira liderliğindeki sağ yönetimin işbaşına gelmesi, basit bir iç siyasi makas değişiminin çok ötesinde anlamlar taşıyor.

Bu gelişme, ülkenin stratejik rotasının ve bölgesel ittifak mimarisinin Atlantik eksenine doğru radikal, keskin ve planlı bir şekilde bükülmesi hamlesi.

Nitekim Başkan Paz’ın koltuğa oturur oturmaz IMF endeksli kemer sıkma paketlerini devreye sokması, on yıllardır toplumsal barışın temeli sayılan yakıt sübvansiyonlarını bir gecede kaldırması ve özelleştirme süreçlerini başlatması, sokakları saran toplumsal öfkenin fitilini ateşledi.

Bugün La Paz sokaklarını dolduran işçi sendikalarının, yerli toplulukların ve madencilerin organize yol kesme eylemleri, görünürde ekonomik temelli bir halk reaksiyonu olarak okunsa da, esasen küresel hegemonya savaşlarının yerel dinamikler üzerinden yürüttüğü bir nüfuz mücadelesi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ülkenin 9 eyaletinden yedisinde hayatı tamamen durduran bu barikatlar ve madencilerin başkanlık sarayına doğru dinamit lokumları patlatarak ilerlemesi, Bolivya’yı modern asimetrik ve hibrit savaş senaryolarının açık bir laboratuvarı haline getirdi.

Washington yönetiminin, özellikle de Senato kanadındaki şahin aktörlerin Rodrigo Paz hükümetine verdiği koşulsuz ve agresif destek, bölgedeki jeopolitik mühendisliğin boyutlarını çok net şekilde gösteriyor.

Atlantik bloku, "seçilmiş sağ hükümeti uyuşturucu kaçakçılarından ve sol marjinallerden koruma" retoriği üzerinden Latin Amerika’daki geleneksel arka bahçesini yeniden konsolide etme iştahını açıkça sergiliyor.  

Dolayısıyla komşu Arjantin’deki Milei yönetiminin jet hızıyla lojistik ve askeri kargo uçaklarını Bolivya’ya yönlendirmesi, krizin bölgesel bir güvenlik ittifakına dönüştüğünün en somut kanıtıdır.

Muhalif sol kanadın bu askeri hareketliliği bir dış müdahale ve mühimmat sevkiyatı olarak nitelendirip meydan okuması ise bölgedeki istihbarat diplomasisinin ve örtülü operasyonların ne denli derinleştiğini tescillemektedir.

Lakin Bolivya’yı küresel kurtlar sofrasının ana menüsü haline getiren asıl unsur, ne sadece ideolojik kamplaşmalar ne de sokak eylemlerinin şiddetidir.

Gerçek kavga, yerkürenin en zengin rezervlerine ev sahipliği yapan Bolivya’nın lityum yatakları, yani geleceğin enerji jeopolitiğini, yeşil dönüşümünü ve yüksek teknoloji endüstrisini belirleyecek olan o "beyaz altın" üzerinde yaşanıyor. 

Aslında yıllardır bu stratejik rezervlere milyarlarca dolarlık yatırım yapan, ulaştırma ve altyapı projeleriyle ülkeyi Avrasya koridorlarına bağlamaya çalışan Çin ve Rusya gibi doğu devleri için Bolivya’nın tamamen Atlantik eksenine kayması kabul edilemez bir jeostratejik kayıptır.

Bu bağlamda, La Paz sokaklarındaki her bir barikat, aslında çok kutuplu bir dünya düzeni arayışındaki Avrasya ittifakı ile tek kutuplu küresel hegemonyasını ne pahasına olursa olsun korumak isteyen Atlantik cephesinin örtülü müsabaka alanıdır.

Krizin derinleşmesiyle birlikte tedarik zincirlerinin kopması, başkentin gıda ve yakıttan mahrum kalması ve günlük ekonomik kaybın devasa boyutlara ulaşması, ülkeyi yapısal bir çöküşün eşiğine getirdi. 

Başkan Rodrigo Paz’ın tansiyonu düşürmek amacıyla kabinede alelacele revizyonlara gitmesi, Çalışma Bakanı’nı görevden alarak yerine Williams Bascope'yi ataması ya da göstermelik bir Ekonomik ve Sosyal Konsey kurma vaatleri, kökleri çok daha derinlerde olan bu tektonik çatlamayı durdurmaya yetmeyecek gibi.

Çünkü sokaktaki öfke, sadece ekonomik yoksunluğun değil, aynı zamanda insanlık onurlarının, küresel sermayeye peşkeş çekileceği endişesini taşıyan geniş kitlelerin varoluşsal çığlığıdır.

Küresel güç mekanizmaları, Bolivya’daki bu istikrarsızlığı kendi büyük stratejilerinin birer enstrümanı olarak kullanmaya devam ettikçe, ülkede sular durulmayacak.

Önümüzdeki  süreçte, Bolivya’yı bekleyen üç temel senaryo ve jeopolitik kırılma olasılığı söz konusu.

İlk olarak, La Paz yönetiminin Kolombiya Büyükelçisini sınır dışı etmesiyle başlayan diplomatik krizin derinleşmesi, Latin Amerika’daki sol iktidarlar ile Atlantik eksenli sağ hükümetler arasında bölgesel bir bloklaşmayı ve bloklar arası örtülü gerilimi tırmandıracaktır.

İkinci olarak, her ne kadar hükümet kabine revizyonuyla "yumuşama" sinyali verse de, sokaktaki madenci ve sendika kitlelerinin parlamenter meşruiyeti reddeden tavrı nedeniyle asimetrik sokak çatışmalarının dozu artabilir.

Tabii bu durum ordunun sert bir şekilde sokağa inmesini ve ülkede geçici bir olağanüstü hal rejiminin ilanıyla sonuçlanabilecek bir askeri vesayet gölgesini beraberinde getirebilir.

Son ve en kritik projeksiyon ise, Rodrigo Paz hükümetinin Meclis çoğunluğuna sahip olmamasından kaynaklanan siyasi felç halinin sürmesi durumunda, Washington ve bölgesel müttefiklerinin "demokrasiyi koruma" kılıfı altında sahaya daha agresif lojistik destek sunması, buna mukabil Avrasya bloğunun ise ekonomik kartlar üzerinden Bolivya’yı tam bir yıpratma savaşı sarmalına sokmasıdır.

Artık Bolivya, satır aralarının çok dikkatli okunması gereken karmaşık bir denklemdir.

Gayet bariz ki, Bolivya sathında yaşananlar, uluslararası sistemdeki geçiş döneminin, güç boşluklarının ve yeni ittifak arayışlarının ne denli sancılı olduğunun en net vesikasıdır.

Lityum savaşlarının, asimetrik tehditlerin ve istihbarat örgütlerinin gölgesinde Bolivya, önümüzdeki yakın gelecekte de küresel güç dengelerinin en sert, en acımasız ve en belirleyici şekilde sınandığı ön cephelerden biri olmayı sürdürecek gibi.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU