İsrail ile çok yakın ilişkiler kuran tek Arap ülkesi olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tehlikesi büyüyor.
İsrail-ABD kirli ittifakının 28 Şubat’ta başlattığı İran savaşı sırasında yaşananlara ilişkin önemli olaylar ortaya çıkıyor.
İsrail Başbakanı Netanyahu, savaş sırasında gizli bir ziyaret için Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmiş.
Netanyahu’ya bu ziyaretinde Ulusal Güvenlik Danışmanı, Savunma Bakanı ve bazı generaller de eşlik etmiş.
BAE Başkanı Zayed ile Netanyahu’nun görüşmesinde, önemli askeri anlaşmalara imza atılmış.
Bu ziyaret ortaya çıkınca BAE’den hemen bir yalanlama geldi.
Ama söz konusu ziyaret İsrail’de farklı tartışmalara yol açtı.
Eski Başbakan Bennett, bu ziyareti sorgularken Netanyahu ile BAE konusunda rekabet içinde oldukları ortaya çıktı.
İsrail’in BAE’ye, İran’a karşı hava savunma sistemi kurması da iki ülke arasındaki ilişkilerde başka bir dönüm noktasıdır.
Halen 350 kadar İsrail asker ve subayı, BAE’nin hava savunma sistemini yönetiyor.
BAE, bunu da yalanladı, ama son günlerde İran’dan gelen hava araçlarını birdenbire başarıyla önlemesinin nedenlerini açıklayamadı.
Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail şimdi de İran’a karşı yeni silah sistemlerini ortaklaşa edinmek ve geliştirmek için bir fon kurdu.
Fonun ihtiyacı olan paranın üçte ikisini BAE karşılayacak.
Öncelik, insansız hava araçlarına karşı savunma sistemleri ve diğer hava savunma sistemlerini ortaklaşa edinmek ve geliştirmek olacak.
Bu ortaklık İsrail için çok önemli, çünkü BAE, Arap dünyasının en zengin ülkelerinden biri.
Ayrıca İran’a ve Hürmüz Boğazı’na yakınlığı da İsrail’in stratejik bir bölgede söz sahibi olmasını sağlıyor.
Bilindiği üzere Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail’in içinde olduğu Türkiye karşıtı tüm ittifaklarda yer alıyor.
Yani, BAE sadece İran değil Türkiye’ye de açıkça düşmanlık besliyor.
İsrail’in, BAE’ye yerleşmesini, giderek güçlenen bu müttefikliği açıklamak gerekirse, “İsrail’de teknoloji, BAE’de para var. İki taraf da bu ortaklıktan yararlanabilecek şekilde varlığını ortaya koyuyor.”
Birleşik Arap Emirlikleri 7 şeyhlikten oluşuyor.
Abu Dabi ise bunların arasında en zengin olanıdır.
Şeyhliklerin merkezi durumundaki Abu Dabi’nin şeyhi Muhammed Bin Zayed, aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkanıdır.
Varlık fonları sayesinde yaklaşık 2 milyar doları kontrol eden Abu Dabi, petrol kaynaklarının çoğuna da sahiptir.
BAE, 2020 yılında İsrail’le ilişkilerini normalleştiren İbrahim Anlaşmaları'nı imzalayan bir Arap ülkesi olarak yoluna devam ediyor.
Öyle ki, geçtiğimiz 2025 yılında, İsrail’in önde gelen savunma sanayii şirketi Thirdeye Systems’in yüzde 30 hissesi BAE tarafından satın alındı.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmesi nedeniyle petrol ihracında sıkıntılar yaşayan BAE, bu soruna da çözüm bulmuşa benziyor.
BAE, Umman Denizi’ne kıyısı olmasının avantajını kullanarak, daha önce inşa ettiği boru hattını kullanıma soktu.
Habshan-Fujairah hattıyla günlük yaklaşık 2 milyon varil petrolü Umman Denizi üzerinden ihraç edebiliyor.
Hürmüz Boğazı’nı tamamen bypass etmek için harekete geçen BAE, yeni bir boru hattının yapımına başladı.
Söz konusu hat da bitince BAE, her iki boru hattından günlük 3,6 milyon varil petrol ihraç edebilecek.
BAE, İsrail’in önerileri doğrultusunda Körfez İş birliği Konseyi’ni de harekete geçirmeye çalışıyor.
Son olarak, Konseye, İran’ın saldırılarına ortak yanıt verilmesi için yaptığı çağrı diğer ülkeler tarafından reddedildi.
Görünen o ki, BAE’nin Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC’den ayrılması da Körfez İş Birliği Konseyi’nin olumsuz yanıtında ayrıca bir rol oynamış.
Suudi Arabistan, BAE’nin politikalarından en çok rahatsız olan komşu ülke durumunda.
Öyle ki Suudi Arabistan, BAE-İsrail yakınlaşmasına tepki olarak Türkiye, Pakistan ve Mısır’la ilişkilerini derinleştirdi.
Hatta Pakistan, iş birliğinde dikkat çeken bir adım atarak, Suudi Arabistan’a 7 bin 800 asker ve 12 savaş uçağından oluşan filo konuşlandırdı.
Trump ve Netanyahu’ya güvenen BAE, çok tehlikeli adımlar atmaya devam ediyor.
Bu arada savaş, Birleşik Arap Emirlikleri ekonomisine ciddi darbeler vurmaya devam ediyor.
Dubai'deki binlerce emlak acentesi savaş nedeniyle önümüzdeki aylarda kapanma tehlikesiyle karşı karşıya.
Emlak sektörünün çok güçlü olduğu Dubai'de her 100 bin kişiye yaklaşık bin emlakçı düşüyor.
Bu rakamın büyüklüğünü anlamak için bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Londra'da 100 bin kişiye 176 emlakçı düşüyor.
BAE’yi bekleyen bir başka tehlike ise denizcilik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin bölgeden ayrılma planları.
Savaş nedeniyle Körfez’de mahsur kalan 1700 civarında gemi var.
Denizcilik sektörü şirketleri şimdiden BAE’ye alternatif olarak Atina ve Kıbrıs Rum Kesimini değerlendiriyor.
Yunanistan’ın bu süreci hızlandırmak için şirketler nezdinde yürüttüğü gizli diplomasi BAE’nin ciddi tepkisini çekiyor.
BAE yönetimi, Yunan Hükümetini fırsatçılıkla ve arkadan iş çevirmeyle suçluyor.
Son cümle, Birleşik Arap Emirlikleri bölgesel güç olma şansını yavaş yavaş kaybediyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish