Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nı iki kez savaşmıştır. Birincisi ve herkesin bildiği gibi, savaşın siyasi lideri ve askerî komutanı olarak 1919-22 arasında; ikincisi ve daha az bilineni ise 15-20 Ekim 1927'de Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2. Kongresi'nde verdiği, 6 gün süren Nutuk ile.
Nutuk, şekil itibarıyla iktidar partisinin kongresinde cumhurbaşkanının okuduğu siyasi bir metindir. Atatürk, savaştan 5 yıl sonra Türkiye'nin o zamana kadar gördüğü en kapsamlı reformlar icra edilirken, siyasi ve askerî rakipleriyle hesaplaşmak ve kendi icraatının haklılığını kanıtlamak için bu uzun metni yazdı ve okudu.
Rahatlıkla söyleyebiliriz ki Atatürk bu maksadında başarılı olmuştur. Fiilen muharebe meydanlarında ve siyaset arenasında yendiği rakiplerini fikirsel boyutta da yenilgiye uğratmış ve siyasi geleceğini garanti altına almıştır.
Ancak Nutuk sadece siyasi bir metin değildir. Aynı zamanda hem bir hatırat hem de muhteviyatında bol miktarda belgenin bulunduğu bir tarih metnidir. Öyle ki Atatürk, metin içinde belgelerden uzun alıntılar yapmakla yetinmeyip bir de belgeler cildi eklemiştir.
Yani Nutuk, bünyesinde 3 özelliği taşıyan çok yönlü ve kompleks bir metindir.
Çünkü Atatürk sadece geçmişle hesaplaşıp günün ve yakın gelecekteki siyaseti etkilemekle yetinmedi. Gelecekte Kurtuluş Savaşı ve cumhuriyetin ilk yıllarının tarihini yazacak tarihçileri de etkilemek istedi.
Kurtuluş Savaşı biter bitmez bazı siyasetçi ve askerler hemen savaşın tarihini anlatan eserler yayımlamaya başladı. Bunların çoğu broşür veya kitapçık ebadında olsa da bazıları, Albay Ayıcı Arif'in eseri gibi, orta kalınlıkta kitaplardı ve yoğun ilgi gördüler. 1. Ordu Komutanı Sakallı Nurettin Paşa'nın teşvik ve desteği ile yapılan yayınlar Atatürk'ü çok kızdırdı.
Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa, savaşın resmî askerî tarihinin yazılması ve katılanların hatıratlarının yayımlanması konusunda resmî girişimler başlatarak en azından askerlerin yayın taleplerini düzen altına alsa da aynı durum siviller için geçerli değildi.
Özellikle savaş esnasında veya yeni cumhuriyetin kurulmasında muhalefete katılan ve haklarının yendiğini düşünenlerin kitap yayımlama istek ve çabaları çok daha fazlaydı.
Avrupa kamuoyunda Türk zaferine büyük ilgi duyulmaktaydı. Başta gazeteciler olmak üzere girişimci yazarlar, talepten istifadeyle gazete ve dergilerde yazılar yayımlamaktaydı. Kısacası yurt içinde ve yurt dışında, Kurtuluş Savaşı tarihine yönelik ilgi ve talebi tatmin edecek kapsamlı bir esere ihtiyaç duyulmaktaydı.
Atatürk, Nutuk ile hem bu güncel talebi karşıladı hem de gelecek tarih yazımını etkiledi. Kurtuluş Savaşı'nın yerli ve yabancı tarihçileri Nutuk'tan sadece bir kaynak olarak istifade etmemiş, Atatürk'ün savaşla ilgili çizdiği çerçeve ve yazım planı eserlerini büyük ölçüde etkilemiştir. Hatta etkisi o kadar fazladır ki özellikle Türk tarihçileri, bilerek veya bilmeyerek onun tasvir ve cümlelerini kendi metinlerinde kullanmışlardır.
Atatürk, öğrencilik döneminden itibaren günlük tuttu ve düşüncelerini kaleme aldı. Çanakkale Muharebeleri esnasında Arıburnu ve Anafartalar muharebeleriyle ilgili kitap ebadında raporlar hazırladı. 1916'da Harp Tarihi Şubesi kurulup birlik komutanlarından muharebe deneyimleriyle ilgili bilgi istediğinde bu isteği hemen yerine getiren az sayıdaki subaydan biridir. Yani Atatürk, Nutuk'un çok öncesinde gelecekte yazılacak tarihçiler için belge ve metinler hazırlamaya başlamıştı.
Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Atatürk, önemli belgelerin kopyalarını şahsi arşivine dâhil ettiği gibi yaptığı konuşmalar ve yazdığı tamimlerle yavaş yavaş Nutuk'a temel teşkil edecek müsveddeleri de hazırladı. Yani Nutuk, kaynaklarda geçtiği gibi birkaç ayda hazırlanmamıştır. Hazırlık süreci çok daha uzun sürmüştür. Bu süreçte Atatürk, geleceğin tarihçilerini etkileyecek önemli konuşmalar yapmış ve metinler kaleme almıştır.
Nutuk, adı üstünde dinlenmek için kaleme alınmış bir metindir. Bu açıdan antik metinlerle benzer özellikler taşır. Örneğin Atatürk gibi hem tarih yaratan hem de tarih yazan Roma lideri Sezar'ın "Galya Savaşları" eseri de yüksek sesle bir kitle önünde okunmak için yazılmıştır. Zaten Atatürk, yazdığı veya dikte ettirdiği bölümleri her akşam küçük dost grupları önünde okuyup provasını yapmış ve gelen eleştiri ve katkılara göre metni tekâmül ettirmiştir.
Nutuk'un içine belgelerden alıntılar koyması ve belgeler cildi eklemesi ise iddialarına destek sağlamanın ötesinde tarihyazımını etkilemekle ilgilidir. Çünkü devlet arşivlerinin onlarca yıl sonra kademeler hâlinde açılacağını biliyordu. Bu zaman süreci içinde Nutuk'ta yer alan belgeler tarihçiler için büyük önem kazanacaktı.
Aslında belgeleri muhafaza eden sadece Atatürk değildi. Mesela Kazım Karabekir de ciddi bir arşiv teşkil etmişti ve Nutuk'a tepki olarak kendi hatıratını benzeri şekilde belgelerle destekleyerek yazdı. Ancak hatıratını yayımlamasına müsaade edilmeyecekti.
Atatürk, yazdığı eserin geniş kitlelere ulaşmasını istiyordu. Fakat ne yazık ki Nutuk'un Türkçe ve yabancı dillerde yayımlanması konusunda ciddi hatalar yapıldı. Satış yetkisi ve geliri Türk Hava Kurumu'na verilen Nutuk'un Türkçe orijinali Temmuz 1928'de yayımlandı. 5 farklı kalitede yayımlanan Nutuk'un en ucuz baskısının bile fiyatı yüksekti. Üstelik yayımlandıktan birkaç ay sonra Harf İnkılabı yapıldı ve Latin harflerine geçiş sürecinde Osmanlıca Nutuk birdenbire geri plana düştü.
Bir kitap koleksiyoneri olarak elimden geçen Osmanlıca Nutuk nüshalarının çoğunun, raflarda beklemekten kaynaklanan eskime dışında tertemiz olması, okunmadıklarının bir delilidir.
Latin harfli ilk baskı ise ancak 1934'te 3 cilt olarak yayımlanabildi. Genel okuyucu için metin içi belgelerin varlığının okuma ve anlamaya engel teşkil ettiği de çok sonraları anlaşıldı. Halkın geneline ve gençlere yönelik, okunması ve anlaşılması kolay baskılar ancak 1970'lerde hazırlanmaya başlanabildi. Ne yazık ki bu basitleştirilmiş/kısaltılmış metinlerde de hata ve tahrifat gibi sorunlar çıktı.
En ciddi hata ise Nutuk'un İngilizce, Fransızca ve Almanca tercümelerinin yayımlanması ve dağıtımı konusunda önemli yayınevleriyle anlaşma yapılmamasıdır. Oysa yabancı gazeteciler Atatürk'ün Nutuk'u okuma sürecini yakından takip etmiş ve bu konuda yazdıkları haber ve makaleler önemli gazetelerde yayımlanmıştı. Alman Koehler Matbaası İngilizce, Fransızca ve Almanca baskıları 1929'da basabildi. Gecikmeli basılan kitapların satış ve dağıtım sorumluluğu elçiliklere verildiği için süreç tam bir başarısızlıkla sonuçlandı.
Nutuk nüshaları bürokratik hatalar sonucunda uzun bir süre yurt içinde ve yurt dışında geniş kitlelere ulaşamasa da Atatürk'ün arzu ettiği gibi tarihçilerin temel kaynaklarından biri hâline geldi. Böylelikle Atatürk, devlet adamlığı, askerliği ve hatipliğiyle tarih yarattığı gibi bu tarihin nasıl yazılacağını da etkiledi ve şekillendirdi.
Günümüzde artık tarihçiler için önemli olan Atatürk'ün sadece yazdıkları değil, nasıl yazdığı ve yazmadıklarıdır. Artık Kurtuluş Savaşı ve cumhuriyetin ilk dönemine ait belgeler araştırmacılara açık olduğu için Nutuk'un sağladığı belgeler önemini kaybetmiştir. Şimdi önemli olan, belgelerin neye göre seçildiği, neyin paylaşılıp neyin paylaşılmadığıdır.
Nutuk, doğal olarak son 30 yıldır yapılan akademik ve popüler resmî tarih tartışmalarının odak noktasında yer almaktadır. Nutuk ve Atatürk'e yönelik ciddi eleştiriler getirildiği gibi onu savunan çok sayıda yeni çalışma da yapılmıştır. Fakat eksik olan, bunun dünya tarihi bütünü içine oturtulmadan yapılmasıdır.
Atatürk ilk ve tek tarihçi devlet adamı değildir. Sezar'dan Babür Şah'a, Cicero'dan Winston Churchill'e kadar uzanan yelpazede farklı dönem ve devletlerde farklı devlet adamları, tarih yapmakla yetinmeyip yazmaya da kalkışmışlardır.
Atatürk ve Nutuk'u dünyadaki farklı örnekler çerçevesinde mukayeseli incelemenin zamanı çoktan gelmiştir. Aksi takdirde kısır tartışmalar devam edip gidecektir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish