Brezilya sandığa giderken Lula da Silva'nın iktidar bilançosu da seçmenin önüne geliyor. Yoksullukla mücadeleden güvenliğe, ekonomik beklentilerden dış politikaya kadar birçok alanda verilen sözler ve elde edilen sonuçlar tartışılıyor. Ülkenin içerideki sorunlarıyla dünyada daha fazla söz sahibi olma arayışının iç içe geçtiği bu süreçte, sandıktan çıkacak siyasi yönelim Latin Amerika'daki dengeler açısından da önem taşıyor.
Sandığa giden Brezilya
Brezilya, 4 Ekim'de yapılacak genel seçimlere, solun adayı Devlet Başkanı Lula da Silva'nın yeniden seçilme arayışı ile Bolsonaro ailesinin iktidara dönüş hedefi arasında gidiyor. İşçi Partisi'nin adayı Lula'nın başlıca rakibi, eski devlet başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu, aşırı sağ çizgideki Liberal Parti adayı senatör Flávio Bolsonaro. Bu kez babasının değil oğlunun ön plana çıkmasında Jair Bolsonaro'nun seçilme yasağı belirleyici. Eski başkan ayrıca, 2022 seçim yenilgisinin ardından iktidarda kalmaya yönelik darbe girişimi nedeniyle 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve hâlen cezaevinde.
Brezilya'da devlet başkanı, Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi, ilk turda geçerli oyların yarısından fazlasını alarak seçiliyor. Hiçbir aday bu çoğunluğu sağlayamazsa en fazla oy alan iki aday ikinci turda yarışıyor. Federal bir yapıya sahip ülkede seçmenler aynı gün eyalet valilerini, eyalet meclisi üyelerini, ulusal parlamentonun Temsilciler Meclisi üyelerini ve bu seçimde yenilenecek senatörleri de belirliyor. Dolayısıyla başkanlığı kimin kazanacağı kadar, parlamentoda oluşacak siyasi denge de önem taşıyor.
Eylül ortasında yayımlanan kamuoyu araştırmaları, yarışın henüz kesin bir kazananı olmadığını gösteriyor. Lula bazı araştırmalarda ilk turda önde görünse de bu fark her ankette hata payını aşmıyor. İkinci tur senaryolarında da birçok araştırma iki aday arasında yakın bir yarışa işaret ediyor.
Bu tablo, yazının temel sorusunu ortaya çıkarıyor: Lula'nın sosyal ve ekonomik kazanımları neden daha belirgin bir seçmen desteğine dönüşmüyor?
Yanıtı, hükümetin bilançosuyla birlikte seçmenin gündelik yaşamında ve gelecek beklentilerinde aramak gerekiyor.
Lula döneminde neler değişti?
Lula'nın bugünkü siyasi ağırlığında, 2003-2010 arasındaki ilk iki başkanlık döneminin önemli bir yeri var. Önceki sosyal yardım programlarını birleştirip genişleten Bolsa Família, düşük gelirli ailelere çocukların okula devamı ve sağlık kontrolleri gibi koşullarla maddi destek sağladı. Programın yaygınlaşması, yoksulluğun gerilemesi ve gelirlerdeki iyileşme, Lula'nın sosyal politikalarla özdeşleşmesini sağlayan gelişmeler arasındaydı.
O yıllarda ekonomik koşullar da Brezilya'nın lehineydi. Tarım ürünleri ve madenler gibi ihraç mallarına yönelik güçlü küresel talep, ekonomik genişlemeyi desteklerken sosyal politikalar bu imkânların düşük gelirli kesimlere ulaşmasında rol oynadı. Buna karşılık, emtia ihracatından sağlanan gelirlere ve uluslararası fiyat hareketlerine bağlı kırılganlıklar devam etti.
2022 seçimlerini kazanarak Ocak 2023'te yeniden göreve başlayan Lula, Bolsa Família'yı yeniden düzenledi. Resmî verilere göre, 2023-2024 arasında yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısı yaklaşık 8,6 milyon azaldı. Brezilya'nın 2025'te Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün açlık haritasından yeniden çıkması da gıdaya erişimdeki ilerlemeyi gösterdi. Bu sonuçlar mevcut dönemin sosyal bilançosunda önemli bir yer tutuyor; ancak iyileşmenin tamamını tek bir programa bağlamak veya açlığın tamamen sona erdiğini söylemek mümkün değil.
Lula, 17 Eylül 2026'da Bolsa Família ödemelerine yaklaşık yüzde 15 artış açıkladı. Asgari aylık ödemenin 600 realden 691 reale yükselmesi ve yeni ödemelerin 19 Ekim'de başlaması öngörülüyor. Hükümetin 2023'ten beri oluşan enflasyon kaybını telafi etmekle gerekçelendirdiği bu karar, henüz aile bütçelerine yansımış bir sonuç değil. Seçime haftalar kala açıklanması ise sosyal politikanın seçim rekabetindeki yerini yeniden görünür kılıyor.
2026'da hane gelirlerini doğrudan ilgilendiren bir başka adım, gelir vergisindeki değişiklik oldu. Ocak ayından itibaren aylık 5 bin reale kadar gelirler için muafiyet, bunun üzerindeki belirli gelir dilimleri için de kademeli indirim uygulanmaya başladı.
Ekonomik büyüme 2026'da da sürdü, ancak hız kaybetti. Resmî hesaplamalara göre ekonomi, ilk çeyrekte önceki üç aya kıyasla yüzde 1,1 büyürken ikinci çeyrekte bu oran yüzde 0,5'e geriledi. İşgücü piyasasında ise temmuzda sona eren üç aylık dönemde işsizlik yüzde 5,3'e düştü. Bununla birlikte, istihdamdaki artışın güvenceli ve yeterli gelir sağlayan işlere ne ölçüde dayandığı da aynı bilançonun parçası.
Neler eksik kaldı?
Sosyal göstergelerdeki iyileşmeye rağmen, geçim meselesi Lula yönetiminin karşısındaki temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor. 2026'da başlayan faiz indirimlerine rağmen yüksek kredi maliyetleri ve borç ödemeleri, ailelerin günlük ihtiyaçlarına ayırabildikleri payı daraltıyor. Nitekim yılın ikinci çeyreğinde hanehalkı tüketimi önceki üç aya göre geriledi. Bu veri tek başına toplumun tamamının yoksullaştığını göstermiyor; ancak büyümenin sürdüğü bir ortamda da aile bütçelerinin baskı altında kalabildiğine işaret ediyor.
Güvenlik konusunda da tek yönlü bir tablo yok. Brezilya Kamu Güvenliği Forumu'nun 2026'da yayımladığı rapora göre, 2025'te kasıtlı şiddet sonucu ölümler azalırken kadın cinayetleri ve polis müdahalelerinde yaşanan ölümler arttı. Halkın korunması kadar, güvenlik güçlerinin hukuka uygun ve hesap verebilir biçimde hareket etmesi de bu bilançonun parçası.
Brezilya'nın federal yapısında kamu düzeninin sağlanmasında eyalet yönetimleri ve onlara bağlı polis teşkilatları önemli yetkilere sahip. Bu nedenle bütün sonuçları doğrudan devlet başkanına bağlamak eksik bir değerlendirme olur. Buna karşılık federal yönetimin eyaletler arasında koordinasyon sağlama, sınır aşan suçlarla mücadele ve suç örgütlerinin mali ağlarını hedef alma sorumluluğu sürüyor.
Latin Amerika'dan dünyaya Brezilya
Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi ve en kalabalık ülkesi olan Brezilya, geniş iç pazarı ve otomotivden havacılığa uzanan sanayi kapasitesiyle bölgenin başlıca güç merkezlerinden biri. Bu ağırlık Lula'yla başlamasa da Lula'nın ilk başkanlık dönemlerinde bölgesel bütünleşme ve gelişmekte olan ülkeler arasında iş birliği, Brezilya'nın uluslararası konumunu güçlendirme arayışında daha belirgin bir yer kazandı. Bugün de Brezilya'nın üretim, ticaret ve dış politika tercihleri, komşularının ekonomik olanaklarını ve Latin Amerika'nın dünya siyasetindeki yerini etkiliyor.
ABD ile ilişkilerde bu hareket alanının sınırları görülüyor. Trump yönetimi 2025'te Brezilya mallarına yüzde 50 gümrük vergisi uygularken bunu açıkça Bolsonaro'nun yargılanmasını "siyasi infaz" olarak nitelendirerek gerekçelendirdi ve davaya bakan Yüksek Mahkeme yargıcına yaptırım uyguladı. Ticari anlaşmazlıkların egemenlik tartışmasına dönüşmesinin somut örneklerinden biri, Brezilya Merkez Bankasının geliştirdiği anlık ödeme sistemi Pix. Amerikan yönetimi elektronik ödeme alanındaki uygulamaları kendi şirketlerinin rekabet koşulları açısından sorgularken, Lula Eylül 2026'da Pix'i dış baskılar karşısında savunulacak ulusal kazanımlar arasında saydı. Vatandaşların ve işletmelerin ödeme maliyetlerini düşüren bir sistemin Amerikan kart şirketlerine rakip olması, tek başına haksız rekabet sayılamaz. Brezilya'nın kamusal politika tercihlerini yabancı şirketlerin mevcut gelirlerini koruma beklentisine göre belirlemesi de beklenemez.
Çin'le ilişkilerde ise ticaretin sağladığı imkânlarla bağımlılık riski birlikte değerlendirilmeli. Çin pazarı Brezilyalı ihracatçılar için büyük önem taşırken, Çin'in ticaret politikası kararları üreticileri doğrudan etkileyebiliyor. Nitekim 2026'da Çin'in sığır eti ithalatına uyguladığı kotanın dolması, Brezilyalı ihracatçıları daha yüksek gümrük vergileriyle karşı karşıya bıraktı. Bu örnek, Pekin'le yakınlaşmanın yanında ihracat pazarlarını çeşitlendirmenin ve ülke içinde daha yüksek katma değer üretmenin önemini gösteriyor.
Brezilya'nın kurucu üyelerinden olduğu BRICS de bu arayışın bir parçası. Çin, Hindistan ve Rusya gibi güçleri bir araya getiren platformun Eylül 2026'daki Yeni Delhi Zirvesi'nde, yerel paralarla ticaret ve finansman ile ülkelerin ödeme sistemleri arasında bağlantı kurulması öne çıktı. Brezilya açısından bu girişimler, uluslararası işlemlerde dolar kullanımına bağımlılığı azaltabilecek seçenekler sunuyor.
Avrupa'yla ilişkiler de ortakları çeşitlendirme politikasına dayanıyor. Brezilya'nın üyesi olduğu Güney Ortak Pazarı MERCOSUR ile Avrupa Birliği arasındaki geçici ticaret anlaşmasının 1 Mayıs 2026'da uygulanmaya başlaması, bu açıdan önemli bir adım. Yeni pazarlara erişimin getirisi ise sektörlere göre değişecek; ihracat fırsatlarıyla birlikte yerli üreticinin karşılaşacağı rekabet de hesaba katılmalı.
Savunma sanayisi, Lula'nın bağımsız hareket edebilme söyleminin bir başka boyutunu oluşturuyor. Yeniden seçilmesi hâlinde savunma sanayisini güçlendireceğini açıklayan Lula, bunu ülkenin dışarıda saygı görmesi ve kendisini koruyabilmesiyle ilişkilendirdi. Mart 2026'da, İsveçli Saab ile teknoloji transferini içeren iş birliği kapsamında Brezilya'da üretilen ilk Gripen savaş uçağının tanıtılması da bu alandaki somut adımlardan biriydi.
Sandıktan sonra hangi Brezilya?
Lula'nın yeniden seçilmesi, sosyal politikalarda ve farklı güç merkezleriyle ilişkileri geliştirme arayışında devamlılık anlamına gelebilir. Lula'nın sınavı, sosyal kazanımları korurken geçim ve güvenlik konusunda daha somut karşılıklar üretebilmek olacak.
Flávio Bolsonaro'nun kazanması ise babasının etrafında şekillenen sağ hareketin yeniden iktidara taşınması anlamına gelecek. Flávio'nun 2026'daki açıklamalarında özelleştirmeler, şirketler üzerindeki düzenlemelerin azaltılması ve suç örgütlerine karşı daha sert politikalar öne çıkıyor. Bu tercihler, devletin ekonomideki rolü ve kamu güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusunda Lula yönetiminden farklı bir yönelime işaret ediyor. Ancak olası bir Flávio yönetimini babasının döneminin birebir tekrarı saymak yerine, kendi programı ve kuracağı ittifaklar üzerinden değerlendirmek gerekiyor.
İkinci tura kalınması hâlinde her iki adayın da kendi tabanının dışına ulaşması gerekecek. Lula açısından hükümetin kazanımlarından yeterince yararlanmadığını düşünen seçmeni ikna etmek; Flávio açısından ise hükümete yönelik hoşnutsuzluğu kendi adaylığına desteğe dönüştürmek önem taşıyacak. Diğer adaylara verilen oyların ikinci turda hangi yöne gideceği peşinen kesin kabul edilemez.
Her iki sonuçta da Kongre'de oluşacak denge, başkanın vaatlerini uygulama kapasitesini belirleyecek. Bütçe, reformlar ve kamu politikaları için gerekli desteğin sağlanması, seçim sonrasında da partiler arasında pazarlık gerektirecek. Bu nedenle sandıktan yalnızca bir başkan değil, o başkanın hareket alanını genişletecek veya sınırlayacak bir siyasi tablo çıkacak.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish