Fidan'ın Kiev ziyareti: Türkiye arabuluculuğun ötesine mi geçiyor?

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15-16 Temmuz'da Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ve Ukraynalı yetkililerle bir araya gelerek Karadeniz güvenliği, barış müzakereleri ve ikili işbirliğini görüştü / Fotoğraf: T.C. Dışişleri Bakanlığı 

Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın 15-16 Temmuz Kiev teması, Karadeniz güvenliği, serbest ticaret ve savunma sanayii dosyalarını aynı anda gündeme taşıdı. 

Ankara, Moskova ile Kiev arasında mesaj taşıyan bir aktör olmaktan çıkıp savaş sonrası düzenin kurucu ortaklarından birine mi dönüşüyor?


Hakan Fidan Kiev’e yalnızca yeni bir müzakere turunun ihtimalini konuşmak için gitmedi. İki günlük ziyaret, Ukrayna Parlamentosu’nun Türkiye ile serbest ticaret anlaşmasını onaylamasının hemen ardından Karadeniz’de mayın temizleme mekanizmasının genişletildiği haftada gerçekleşti.

Fidan, Kiev’de Zelenski, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sibiha ve başmüzakereci Rustem Umerov ile görüştü. Sibiha ile yapılan ortak basın toplantısında İstanbul formatının yeniden canlandırılması, Karadeniz’de enerji altyapısına yönelik saldırılara moratoryum ve deniz trafiği güvenliği konuşuldu.

Türkiye hâlâ masaya ev sahipliği yapan ülke mi, yoksa o masada kurulacak yeni düzenin ortaklarından biri mi olmak istiyor? Fidan’ın Kiev’de söyledikleri ve ziyaretin zamanlaması, Ankara’nın bu iki rolü birlikte yürütmeye çalıştığını gösteriyor.


Ziyaretin zamanlaması tesadüf değil

Fidan’ın Kiev’e gitmesinden bir gün önce Ukrayna Parlamentosu Şubat 2022’de imzalanan serbest ticaret anlaşmasını onayladı. Bu adım, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için gereken son büyük adımlardan biriydi ve savaşın dördüncü yılında ticari bir kararın alınması kendi başına anlamlıydı.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, anlaşmanın karşılıklı ticaretin yaklaşık yüzde 90’ını serbestleştireceğini ve iki ülkenin ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma hedefine yaklaştıracağını söyledi. 2025’te 6,6 milyar dolara çıkan hacim, bu yılın ilk yarısında yüzde 10 artış gösterdi.

Ziyaret aynı zamanda Karadeniz’deki mayın karşı tedbirleri mekanizmasının genişletildiği bir haftaya denk geldi. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın 2024’te kurduğu MCM Black Sea görev grubu, temmuz ayı başında yeni bir aktivasyon evresine girdi.

Fidan’ın bir ay önce Moskova’da bulunmuş olması da göz ardı edilmemeli burada. Ankara, Kiev’e gitmeden önce Rusya ile temasını tazelemiş, böylece ziyaretin sadece Kiev’e değil Moskova’ya da bir mesaj taşıdığı görülüyor.

Peki Ankara neden şimdi bu kadar çok dosyayı aynı haftaya sıkıştırdı?

Açıkçası bunun tek bir cevabı yok. Ticaret anlaşmasının onayı, mayın mekanizmasının genişlemesi ve Kiev ziyareti birbirinden bağımsız planlanmış olabilir. 

Ama üç gelişmenin aynı haftada buluşması, Türkiye’nin Ukrayna ile ilişkisini artık tek bir diplomatik ziyaretten ziyade birden fazla kanaldan aynı anda ilerlettiğini gösteriyor.


Karadeniz’de arabuluculuk yetmiyor

Fidan, Sibiha ile yaptığı basın toplantısında Karadeniz güvenliğinin “kıyıdaş bütün ülkeler için büyük önem taşıdığını” söyledi ve savaşın durdurulamadığı durumlarda bile enerji altyapısına yönelik saldırılara ve deniz güvenliğine ilişkin bir moratoryumun mümkün olduğunu belirtti. Bu durum, Ankara’nın savaşı bitirmekten çok savaşın Karadeniz’e taşan etkilerini sınırlamaya odaklandığını gösteriyor.

Bu söylemin arkasında somut bir yapı var. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın kurduğu mayın karşı tedbirleri görev grubu sürüklenen mayınları temizlemek ve ticari gemi trafiğini güvenceye almak için düzenli rotasyonlarla çalışıyor. 

Bu aslında Ankara’nın klasik arabuluculuktan operasyonel güvenlik sağlayıcılığına geçişinin en somut örneği.

Montrö Sözleşmesi bu tablonun arka planında yer alıyor. Türkiye savaş boyunca sözleşmeyi uygulayarak savaş gemilerinin Boğazlardan geçişini sınırladı, bu da Karadeniz’in sınırsız bir askeri yığınak alanına dönüşmesini önledi. Aynı sözleşme, Ankara’nın bölgedeki dengeyi tek başına belirleyemese de düzenleyebildiği bir konum vermesini sağlıyor.

Daha çarpıcı olan gelişme ise Fidan’ın Kiev ziyareti sırasında Ankara’nın Ukrayna için kurulacak güvenlik garantilerinin deniz ayağını üstlenmeye hazır olduğunu doğrulaması. 

Türk yetkililer, olası bir garanti sisteminin kara, hava ve deniz bileşenlerinden oluşacağını, deniz unsurunun planlamasının müttefik donanmalarla birlikte sürdüğünü söyledi. Bu, yıl başında Paris’te yapılan Gönüllüler Koalisyonu zirvesinden sonra da dile getirilmiş bir pozisyon.

Bunun ne anlama geldiğini netleştirmek gerekiyor. Türkiye’nin üstleneceği rol askeri birlik göndermek değil, mayın temizleme, deniz trafiğinin gözetimi ve ticari güzergâhların korunması gibi görevler üzerinden şekilleniyor. Karadeniz’e kıyıdaş olması, bölgedeki en büyük donanmaya sahip olması ve Rusya ile doğrudan temasını sürdürebilmesi bu rolü Ankara için hem mantıklı hem de zorlu kılıyor.


Savunmadan yeniden yapılanmaya uzanan bağ

Türkiye ile Ukrayna arasındaki savunma sanayii ilişkisi savaştan önce başlamıştı. Baykar’ın Kiev yakınında kurmaya başladığı üretim tesisi, yılda yaklaşık 120 TB2 veya TB3 üretebilecek kapasiteyle planlandı ve bir Rus saldırısında hasar görmesine rağmen şirket tesisi yeniden inşa etme kararlılığını sürdürdü.

Bu ortaklığın iki taraf için anlamı farklı. Kiev açısından mesele güvenilir bir tedarik hattına ve üretim teknolojisine erişim; Ankara açısından ise ihracat pazarı, ortak üretim deneyimi ve stratejik özerklik güçleniyor. 

Türkiye bu işbirliğini sürdürürken Rusya’ya yönelik Batı yaptırımlarına katılmamayı da aynı anda koruyor, bu da Ankara’yı benzer bir pozisyondaki başka hiçbir NATO üyesinin bulunmadığı bir yere taşıyor.

Serbest ticaret anlaşması bu duruma ekonomik bir katman ekliyor. Anlaşma sanayi, tarım ve lojistik alanlarında karşılıklı erişimi kolaylaştırırken, Ukrayna’nın Türk malzeme ve bileşenlerini kullanarak AB’ye ihracatta tercihli menşe statüsünü koruyabilmesini de sağlıyor. Bu teknik ayrıntı aslında savaş sırasında bile iki ülkenin ekonomik geleceğine yatırım yaptığının bir göstergesi niteliğinde.

Yeniden yapılanma dosyası ise henüz olgunlaşmamış bir alan konumunda. Türk müteahhitlik şirketlerinin savaş öncesi Ukrayna’daki deneyimi ve savaş sırasında sürdürdükleri projeler bilinen bir gerçek olsa da bu tecrübenin büyük ölçekli bir yeniden inşa sürecine nasıl dönüşeceği finansman, güvenlik ve Avrupa Birliği standartlarına uyum gibi belirsizliklere bağlı. 

Türk şirketlerinin bu sürece erken katılması Ankara’ya ekonomik kazancın yanında bir görünürlük sağlayabilir, ama bu doğrudan bir sonuç değil.
Serbest ticaret, savunma ortaklığı ve yeniden yapılanma potansiyeli birbirinden kopuk üç başlık değil. Üçü birlikte okunduğunda, Ankara’nın diplomatik sürecin nasıl sonuçlanacağını beklemeden Ukrayna ile kalıcı bir ekonomik ve endüstriyel bağ kurmaya çalıştığı görülüyor.


Moskova bu yakınlaşmayı nasıl okuyacak?

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Fidan’ın Kiev ziyaretinin ardından Türkiye’nin arabuluculuk çabasına teşekkür ettiğini, ancak müzakerelerin yeniden başlaması için yakın bir olasılık görmediklerini söyledi. Bu açıklama, Moskova’nın Ankara’yı hâlâ konuşabileceği bir kanal olarak gördüğünü, fakat sürecin hızını kendi belirlemek istediğini gösteriyor.

Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklemesi, Kırım’ın ilhakını tanımaması ve Kiev’le savunma sanayii işbirliğini derinleştirmesi, geçmişte de Rusya’yı rahatsız eden unsurlardı. Ankara’nın şimdi bu üçlüye bir de olası güvenlik garantilerinin deniz ayağını üstlenme niyetini eklemesi, Moskova’nın bunu sıradan arabuluculuğun ötesinde bir konumlanma olarak okumasına yol açabilir.

Buna karşılık Rusya’nın elinde de Türkiye’yi dengeleyecek kaldıraçlar var. Enerji ticareti, turizm gelirleri, Suriye’deki ortak dosyalar ve Karadeniz’deki askeri denge, Ankara’nın Moskova ile ilişkisini bozmadan hareket etmek zorunda olduğu başlıca alanlar. 

Türkiye de Boğazlar üzerindeki düzenleyici konumu ve diplomatik temas kapasitesiyle Rusya açısından kolayca göz ardı edilebilecek bir taraf değil.

Bu ilişki ne Ankara’nın sürekli taviz verdiği tek yönlü bir bağımlılık ne de Türkiye’nin Rusya’yı kolayca yönettiği kusursuz bir başarı hikâyesi. İki ülke aynı anda hem rekabet ediyor hem işbirliği yapıyor ve Fidan’ın Kiev’deki her adımı bu ikili denklemi biraz daha karmaşıklaştırıyor.

Türkiye arabuluculuğun ötesine geçmeye başlamış olabilir. Bunun gerçek bir stratejik role dönüşmesi, Ankara’nın diplomatik erişimini Karadeniz güvenliği, savunma üretimi, ticaret ve uygulanabilir güvenlik mekanizmalarıyla destekleyebilmesine bağlı.

Ankara hem Kiev’in güvenini artırmak hem de Moskova’yla konuşma kapasitesini korumak zorunda. Bu iki hedef arasındaki alan giderek daralırsa Türkiye’nin politikası daha maliyetli hâle gelebilir.

Türkiye’nin yeni müzakere sürecinde somut sonuç üretebilmesi, Karadeniz’de gerçek bir operasyonel güvenlik rolü üstlenmesi ve savunma-ticaret-yeniden yapılanma başlıklarının kalıcı bir kurumsal ortaklığa dönüşmesi, önümüzdeki dönemin üç gerçek ölçütü olacak. 

Ankara’nın Ukrayna savaşındaki ağırlığını, kurduğu masaların sayısından çok savaş sonrasında üstleneceği sorumluluk belirleyecek.

 

 

Kaynaklar:

https://www.mfa.gov.tr/sayin-bakanimizin-ukrayna-yi-ziyareti--15-16-temmuz-2026--kiev.en.mfa 
https://www.hurriyetdailynews.com/turkiye-pushes-for-resumption-of-ukraine-talks-in-istanbul-224449 
https://gmk.center/en/news/the-verkhovna-rada-has-ratified-the-agreement-on-a-free-trade-area-with-turkey/ 
https://fineco.az/en/news/208588/ukrainian-parliament-approved-free-trade-agreement-with-turkey 
https://eurasia.ro/2026/01/14/turkey-edges-closer-to-leading-black-sea-mission-under-ukraine-security-guarantees/ 
https://ua.news/en/ukraine/turechchina-gotova-ocholiti-morskii-komponent-garantii-bezpeki-dlia-ukrayini 
https://mind.ua/en/news/20269184-bayraktar-manufacturer-tells-reuters-it-is-building-a-plant-near-kyiv 
https://www.pravda.com.ua/eng/news/2026/07/17/8044535/ 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU