İran’da gravite alanlarının yeniden dağılımı: 1979 öncesi ve sonrası iç güç dengelerinin Emergia perspektifinden analizi

Hasan Köse Independent Türkçe için yazdı

İran’da Şah’a karşı bir gösteri, 1978, Tahran’daki College Bridge. Fotoğraf, GFDL lisansı altında yayımlanmış olan sajed.ir sitesinden alınmıştır

İran’da 1979 Devrimi yalnızca bir rejim değişimi değil, toplumsal gücün üretildiği gravite alanlarının yeniden merkezileşmesi sürecidir. Bu nedenle İran siyasal yapısını monarşi–cumhuriyet ayrımı üzerinden değil, anlam gravitesi, epistemik gravite, ekonomik gravite ve askerî gravitenin hangi merkezde yoğunlaştığı üzerinden okumak gerekir. Emergia teorisi açısından İran örneği, siyasal sistemlerin dayanıklılığının kurumsal modernleşmeden çok koordinasyon yoğunluğu üretme kapasitesine bağlı olduğunu gösteren en önemli tarihsel modellerden biridir.

Pehlevî dönemi İran’da modernleşme temelli merkezi devlet inşasıyla karakterize edilmiştir. Ancak bu modernleşme gravite alanları arasında dengeli bir dağılım üretmemiştir. Özellikle anlam gravitesinin siyasal sistem dışına itilmesi modernleşme sürecinin toplumsal meşruiyet üretmesini sınırlayan temel faktör olmuştur. Pehlevî rejimi ulema sınıfını sistem dışına itmiş, geleneksel otoriteyi zayıflatmış ve milliyetçi-seküler bir devlet kimliği kurmaya yönelmiştir. Ancak bu süreç anlam gravitesini ortadan kaldırmamış, yalnızca devlet merkezinden ulema ağlarına doğru yeniden konumlandırmıştır. Böylece siyasal sistem teknik kapasite üretmiş fakat toplumsal bağlanma kapasitesi üretmekte zorlanmıştır. Bu durum devrim öncesi dönemde meşruiyet açığının oluşmasına zemin hazırlamıştır.¹

Bu dönemde epistemik gravite modern üniversiteler, teknik eğitim kurumları ve planlama bürokrasisi aracılığıyla genişletilmiş olsa da bu genişleme toplumsallaşmamıştır. Modern bilgi üretimi daha çok şehirli elit kesim içinde yoğunlaşmış ve geleneksel eğitim ağlarıyla bütünleşememiştir. Bu nedenle Pehlevî modernleşmesi kurumsal kapasite üretmiş, ancak koordinasyon yoğunluğu üretememiştir. Bu tür yapılar Emergia perspektifinde yüksek bilgi üretimi ile düşük toplumsal entegrasyonun birlikte görüldüğü kırılgan modernleşme modelleri olarak değerlendirilir.²

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ekonomik gravitenin petrol gelirleri etrafında merkezileşmesi de benzer bir dengesizlik üretmiştir. Petrol gelirlerine dayalı ekonomik yapı devletin toplumsal sınıflardan görece bağımsız hareket etmesini sağlamış, ancak bu durum aynı zamanda toplumsal katılım mekanizmalarının zayıflamasına yol açmıştır. Rentier devlet yapıları ekonomik kapasite üretir fakat siyasal meşruiyet üretmekte zorlanır. İran’da da petrol gelirlerine dayanan ekonomik gravite toplum ile devlet arasındaki mesafeyi azaltmamış, aksine büyütmüştür.³

Askerî gravite Pehlevî rejiminin en güçlü koordinasyon aracını oluşturmuştur. Ordu modernleşmenin taşıyıcı kurumu hâline gelmiş ve güvenlik bürokrasisi rejim istikrarının temel dayanağı olarak konumlandırılmıştır. Ancak bu yapı toplumsal entegrasyon üretmekten çok siyasal kontrol üretmiştir. Özellikle güvenlik aygıtlarının baskı mekanizması olarak kullanılması koordinasyon maliyetini yükseltmiş ve sistemin sürdürülebilirliğini sınırlamıştır.⁴

1979 Devrimi bu dengesiz gravite dağılımının yeniden düzenlenmesi süreci olarak ortaya çıkmıştır. Devrim sonrasında İran’da gerçekleşen en önemli dönüşüm anlam gravitesinin devlet merkezine taşınmasıdır. Velayet-i Fakih modeli siyasal meşruiyet ile dinî otoriteyi aynı koordinasyon ekseninde birleştirerek anlam gravitesini siyasal sistemin merkezine yerleştirmiştir. Bu durum Pehlevî döneminden en temel kopuşu temsil etmektedir.⁵

Devrim sonrasında epistemik gravite hibrit bir yapıya dönüşmüştür. Dinî eğitim sistemi ile modern üniversite sistemi birlikte varlığını sürdürmüş ve çift merkezli bir epistemik yapı ortaya çıkmıştır. Bu yapı teknik kapasite ile ideolojik koordinasyon arasında denge kurabilmiş ve sistemin dayanıklılığını artırmıştır. Hibrit epistemik yapılar Emergia perspektifinde yüksek direnç üreten koordinasyon mimarileri olarak değerlendirilir.⁶

Ekonomik gravite devrim sonrasında petrol gelirleri, bonyad sistemi ve Devrim Muhafızları’nın ekonomik ağı arasında yeniden dağıtılmıştır. Bu çok katmanlı ekonomik yapı ekonomik kontrol kapasitesini artırmış ancak verimlilik ve şeffaflık açısından sınırlı bir performans üretmiştir. Buna rağmen sistem ideolojik yeniden dağıtım mekanizmaları aracılığıyla toplumsal dayanıklılık üretmeye devam etmiştir.⁷

Devrim sonrası dönemde askerî gravitenin çift katmanlı hâle gelmesi İran siyasal sisteminin en önemli kurumsal yeniliklerinden biridir. Geleneksel ordu yapısı korunmuş, buna paralel olarak Devrim Muhafızları ideolojik güvenlik aygıtı olarak oluşturulmuştur. Bu yapı yalnızca güvenlik üretmemiş, aynı zamanda ekonomik ve siyasal koordinasyon üretmiştir. Böylece rejim güvenliği kurumsal olarak çoğaltılmış ve sistemin dayanıklılığı artırılmıştır.⁸

İran’da koordinasyon yoğunluğu özellikle İran-Irak Savaşı sırasında zirveye ulaşmıştır. Savaş mobilizasyonu devrim ideolojisinin toplumsallaşmasını sağlamış ve anlam gravitesi ile askerî gravite arasında güçlü bir bağ kurulmasına yol açmıştır. Ancak savaş sonrası dönemde sistem kurumsallaşmış, yeni elit yapılar ortaya çıkmış ve zamanla koordinasyon esnekliği azalmaya başlamıştır. Bu süreç Emergia perspektifinde mobilizasyon sonrası rigidite aşamasına karşılık gelir.⁹

Bugün İran’da iç güç dağılımı ulema ağı, Devrim Muhafızları, yarı-kamusal ekonomik kurumlar ve seçilmiş siyasal yapılar arasında çok katmanlı bir denge üzerine kuruludur. Bu yapı klasik otoriter sistemlerden farklı olarak çok merkezli bir koordinasyon mimarisi üretmektedir. Günümüzde İran’da anlam gravitesi güçlü, askerî gravite kurumsal olarak sağlam ve epistemik gravite hibrit yapısını korumaktadır. Buna karşılık ekonomik gravitenin kırılganlaşması sistemin uzun vadeli koordinasyon kapasitesi açısından en önemli risk alanını oluşturmaktadır.¹⁰

Emergia teorisi açısından İran örneği, 1979’da çöken bir devletin değil gravite merkezini değiştiren bir devletin örneğidir. Pehlevî döneminde sistem dışına itilmiş olan anlam gravitesi devrim sonrasında devlet merkezine taşınmış, askerî gravite çoğaltılmış ve epistemik gravite hibrit bir yapıya dönüştürülmüştür. Bu nedenle İran siyasal sistemi ekonomik sınırlılıklarına rağmen yüksek dayanıklılık gösterebilmiş ve koordinasyon yoğunluğunu uzun süre koruyabilmiştir.

 

 

Dipnotlar:

1. Ervand Abrahamian, A History of Modern Iran(Cambridge University Press, 2008), s. 97–118. 
2. Nikki R. Keddie, Modern Iran: Roots and Results of Revolution (Yale University Press, 2006), s. 46–72. 
3. Hossein Mahdavy, “The Patterns and Problems of Economic Development in Rentier States,” içinde Studies in Economic History of the Middle East (Oxford University Press, 1970), s. 428–467. 
4. Mark J. Gasiorowski, “The 1953 Coup d'État in Iran,” International Journal of Middle East Studies, 19(3), 1987, s. 261–286. 
5. Ruhollah Khomeini, Islamic Government (Hokumat-e Islami), 1970, s. 27–48. 
6. Ray Takeyh, Guardians of the Revolution (Oxford University Press, 2009), s. 122–147. 
7. Suzanne Maloney, Iran’s Political Economy since the Revolution (Cambridge University Press, 2015), s. 61–92. 
8. Ali Alfoneh, Iran Unveiled (AEI Press, 2013), s. 45–78. 
9. Pierre Razoux, The Iran-Iraq War (Harvard University Press, 2015), s. 211–289. 
10. Said Amir Arjomand, After Khomeini (Oxford University Press, 2009), s. 33–67.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU